Dinimizi doğrudan Kur'andan ve hadis-i şeriflerden öğrenmek

Konu sahibi son olarak 2803 gün önce görüldü
Allah dostlarını tanıyıp sevmek çok önemlidir
Eşrefoğlu Rûmî hazretlerine, bir talebesi
Efendim, evliyâ zatları tanıyıp sevmenin, ehemmiyeti nedir?
diye sordu.
Büyük zât cevâbında;
Bir kimse bin senelik ömrünü ibâdetle geçirse, lâkin bir Evliyâ zâtı sevmekle şereflenemese, bir başkası da bir Velî zâtı çok sevse ve hizmet edip duâsını alsa, bu ikinci kişinin kazandığı sevap, birincinin sevâbından, kat kat çoktur,
buyurdu.
NOT;
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki; Bir abid islamiyetin bütün ilimlerini öğrense, hergün oruç tutsa, her gece namaz kılsa son nefesinde imanla gitme ihtimali vardır. Bir kimse de, büyüklerden birini tanısa, sevse, ona uymağa çalışsa son nefesinde imansız gitme ihtimali yoktur.
 
Orta yol
İmam-ı Rabbani Mektubat'ından seçmeler;
Allahü teâlâ kaza ve kaderin ince bilgilerini, kullarından seçilmiş olanlara bildirdi, doğru yoldan sapmamaları için, cahillerden sakladı. Çünkü kaza ve kaderin esrârını, din cahilleri anlıyamayıp, doğru yoldan kayar. İnsanları işlerinde mecbûr, esîr veya hâkim, yaratıcı sanmak tehlükesine düşerler. Allahü teâlâ, Peygamberlerinin en üstünü ile, kullarına doğru yolu, doğru bilgiyi gösterdi. Yanlış düşünen cahillerin ve âsîlerin özür, bahâne etmelerine meydan bırakmadı. Kaza ve kader bilgisini, çok kimseler anlayamamış, doğru yoldan ayrılmıştır. Bu bilgi üzerinde akıl yürütenler, vehm ve hayallerine kapılmıştır. Bunlardan bir kısmı, insanların istiyerek yaptığı işlerinin cebir, zor ile olduğunu sanmış, çokları da, insanların her işi yaratarak yaptığını, istiyerek yapılan işlere, Allahü teâlânın karışmadığını söylemiştir. Üçüncü anlayış şekli de, doğru yolda gidenlerin, İslâmiyeti iyi anlıyanların sözüdür ki, bunlar, (Fırka-i nâciyye) ismi ile müjdelenmiş olan (Ehl-i sünnet vel-cemaat) dir. Allahü teâlâ, o yüksek âlimlerden ve onların yolunda gidenlerden râzı olsun! Bunlar, birinci ve ikinci kısımda olanlar gibi taşkınlık yapmamış, orta yolu seçmişlerdir. Ehl-i sünnetin reîsi olan imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe, imâm-ı Ca’fer-i Sâdıkdan “radıyallahü anh” sordu: - Allahü teâlâ, insanların istekli işlerini, onların arzûsuna bırakmış mıdır? - Allahü teâlâ, yaratmak ve her istediğini yapmak büyüklüğünü âciz kullarına bırakmaz, buyurdu. - Kullarına, işleri zor ile mi yaptırıyor? - Allahü teâlâ âdildir. Kullarına zor ile günâh işletip, sonra Cehenneme sokmak, Onun adâletine yakışmaz, buyurdu. - O hâlde, insanların, istekli hareketi, kimin arzûsu ile oluyor, kim yapıyor? - İşleri insanların arzûsuna bırakmamış ve kimseyi cebr etmemişdir. İkisi arası olagelmektedir. Yaratmağı kullarına bırakmadığı gibi, zor ile de yaptırmaz. İşte, Ehl-i sünnet âlimleri diyor ki, kulların ihtiyârî, istekli hareketlerini, işlerini Allahü teâlâ yaratmaktadır. Onun kudreti ile var oluyorlar. Fakat, insanın kudreti de karışmaktadır. İstekli hareketlerimiz, Allahü teâlânın kudreti ile (Yaratılır) ve bizim kudretimiz ile (Kesb edilmiş) olur.
 
Ehli sünnet yolunu iyi araştır
Kitap peygamber icma kıyaS
gibi kıstasları olan
orta bir yoldur
Bu yolda aşırılık yok
Cihat yapıyorum diyerek, cinayet
işlemek yok, islam büyüklerinin
bir kısmına düşmanlık yok,
Ehli beyte saygı var
Sahabeyi kiramın tamamına
sevgi var
Daha neler neler var
 
kitap.jpg
 
Kısaca mekke müslumanlığı. Medinede işler değişiyor.
 
İçeriği okuyunca alaturka mı bu acaba dedim. baktım bi, hatta bi daha baktım. karesi beyliği beymiş.
Başkasının yorumuyla da başlık açabilmişsiniz, helal ossun valla.
 
İçeriği okuyunca alaturka mı bu acaba dedim. baktım bi, hatta bi daha baktım. karesi beyliği beymiş.
Başkasının yorumuyla da başlık açabilmişsiniz, helal ossun valla.

haber verdim izin aldım. bu sözler islam alimlerinin kitaplarından alınmışdır . herkes kullanabilir. doğru yazan söyleyen ve yaşayan herkese yaklaşırım . sözünü alırım .
 
İçeriği okuyunca alaturka mı bu acaba dedim. baktım bi, hatta bi daha baktım. karesi beyliği beymiş.
Başkasının yorumuyla da başlık açabilmişsiniz, helal ossun valla.
Son Düzenleyen karesi beyliği; Bugün at 10:46 Sebep: FORUM ÜYELERİNİN BİRİNİN YORUMUNU BEĞENDİM ALDIM
 
Dinimizi doğrudan Kur'andan ve hadis-i şeriflerden öğrenmek
Kalbin, rûhun hastalığı, herkeste başkadır ve herkesin (İdiosynkrasie=Überempfindlichkeit gegen bestimmte Reize) denilen hassasiyeti, istidadı ayrıdır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” yalnız kalbin hastalıklarını ve tedavisini bildirmekle kalmamış, fertlere, ailelere, cemiyetlere, harplere, miras hesaplarına, yani her çeşit dünya ve ahiret işlerine ait yüzbinlerle bilgiyi söylemiştir. Kendi hastalığını ve kalbinin ilâcını bilmeyen bizim gibi cahillerin, bu hadis-i şeriflerden kendine uygun olanları seçip alması imkânsız gibidir. İkinci cild, 54. cü mektûbda diyor ki, (Şimdi hadisler unutuldu. Bid’atler yayıldı. Doğru ve eğri kitaplar birbirine karıştı.) Evliyâ, kalb, rûh mütehassısları olup, herkesin bünyesine ve hastalığına ve zamanının zulmetine ve fesadına uygun rûh ilaçlarını, hadis-i şeriflerden seçerek söylemişler ve yazmışlardır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, dünya eczanesine yüzbinlerce ilaç hazırlayan baş tabip olup, Evliya da, bu hazır ilaçları, hastaların dertlerine göre dağıtan, emrindeki yardımcı tabipler gibidir. Hastalığımızı bilemediğimiz, ilaçları tanımadığımız için, yüzbinlerce hadis içinden, kendimize ilaç aramağa kalkarsak, (Allergie) aks-i tesir hâsıl olarak, cahilliğimizin cezasını çeker, fayda yerine zarar görürüz. İşte bunun için, hadis-i şerifte, (Kur’ân-ı kerimi kendi anladığına göre tefsir eden kâfir olur) buyuruldu. Mezhepsizler, bu inceliği anlayamadıkları için, (Herkes Kur’ân ve hadis okumalı, dinini bunlardan kendi anlamalı, mezhep kitaplarını okumamalıdır) diyerek, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarının okunmasını yasak ediyorlar. Bütün Müslümanları felâkete sürüklüyorlar. (Tam İlmihâl s. 1054)
 
Geri