Dindar ve dinci farkı
Aydınlanma, Dünya tarihinde Skolastik düşünce tarzından kurtulup sorgulayıcı ve septik düşünce tarzına geçmekle başlamıştır. Önce İngiltere’de sonra Fransa’da Reform ve Rönesans hareketleri ile kilise kendi sınırları içerisine çekilmiş ve toplumsal hayatın içinde düzenleyici görevini terk ederek insanla tanrı arasında kalmayı tercih etmiştir. Bunun doğal sonucu olarak yaratıcılık, sanat, felsefe ve bilim alanında büyük patlamalar yaşanmış ve batı uygarlığı dediğimiz bir uygarlık yeşermiştir.
Bizde Aydınlanma Mustafa Kemal Atatürk ile başlar. Daha sonra köy enstitüleri, Halk evleri ve klasiklerin Türkçeye çevrilmesi ile önemli bir aşama kazanır ama Batıdaki kadar etkileyici olamaz. Bunun başlıca nedenleri Türkiye’nin Avrupa’yı yaklaşık 50 yıl geriden takip etmesidir. Türkiye de hala din ve siyasette dini ögelerin kullanılması geçer akçedir ve kaldıraç görevi görür. Az yük sarf ederek çok yük kaldırmak için siyasetçiler hep dini ögeleri öne çıkarır ve kullanırlar.
Din kurallarının siyasette kullanılır olmasının bir diğer etkisi ise din ile aldatanların sürekli iktidar olması ya da iktidara yakın olması sonucunu doğurmasıdır.
Mayınlı ve tehlikeli bir alanda gerçeği ve doğruyu savunma erdemini taşımak kolay iş değildir. İslam’a Kurulan Pusu derken aslında İslam adına yapılan büyük yanlışlık ve hataların aslında yanlışlık ve hata olmadığını tam tersine sinsi bir pusunun buzlu sütre gerisi olduğunu anlatmaktır.
Dindarlar dini kendi başına yaşamak isteyen içten ve Anadolu Müslümanlığı dediğimiz, başkasının inancına, inanç şekline bakmaksızın kendi inancını yaşayan ve yayılmacılık içermeyen dindar bir kesimin hoşgörü sınırları içinde kalan ve nefret ve kin tohumlarından uzak olan kimselerdir. Dincilerin ise tam tersine dinin ticaretini ve siyasetini yaparak buradan büyük menfaatler elde etmek peşinde koşanlardır.
Dindar, dinsel kuralların zaman ve topluma göre bazı değişiklikler gösterebileceğine dair temel İslamî yaklaşımı içtenlikle benimseyip yenilenmenin kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu kabul eder. Dinci ise yenilik ve değişim sözünden neredeyse nefret eder. Yeni dinsel görüşleri dini tahrip etmek olarak değerlendirir. Dindar, dindarlığını bilgiye dayandırır. Dinci ise hikmet kavramından habersiz bir biçimde kör inançlarını sloganlarla ifade eder.