Borsa yatırımcısı
Bronz Üye
-
- Katılım
- Nisan 1, 2021
-
- Mesajlar
- 4,590
-
- Tepkime puanı
- 1,132
-
- Puanları
- 233
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
İnançsıza gsm vermiyorum ama sen bilirsin…………..Dini metinlerin okumasını yapabilmek için bile nitelikli bir okumanın nasıl yapılabileceğine dair bir okuma yapmak icap eder. Klasisizm dönemine kadar ortaya konmuş metinlerin kendilerine göre bir yazımsal şekli vardır. Örneğin bir İlyada ve Odessa şiirseldir ve metin içerisinde sık sık aynı dizeler yinelenir. Yahut bir Dede Korkut Hikâyeleri de bu şekildedir. Kutsal kitaplar ve dini metinler de bu şekildedir.
Dinin geldiği ve genel geçer kurallarının haiz olduğu dönemki dünya tasavvuru ile günümüzdeki dünya tasavvuru aynı değildir, olamaz da zaten. Bu yüzden din, gidip de insanları köleleştirin demez ama diğer yandan köleliğe de karşı çıkmaz. Köleye karşı adaletli ve inayetli davranılması gereğini öğütler. Aynı şekilde din, kadının toplumsal hayattaki ikincil statüsünü ve mülk kabul edilişini de ortadan kaldırmaz. O dönemin şartları gereği böyle bir durum söz konusu diye, kadına karşı aşırı bir şekilde olumsuz tutumlarda bulunulmaması gereğini emir verir.
İslâm dini adına ahkâm kesenlerin bir kesiminin kaçırdıkları nokta, söz konusu bu din öğretisi geldikten sonraki 1500 senede insanlığın kendi ahlâkını ve toplumsallığını daha nitelikli hâle getirecek bir takım edinimleri kazandıklarını, yani dini öğretinin de üzerine bir şeyler koyduklarını kabullenemiyor olmalarından ve/veya din kitabına hemen her alanla ilgili totaliter bir misyon yüklüyor olmalarından kaynaklı. Bu durum, dini metinleri okumaktan kaynaklı da olabiliyor, okumamaktan kaynaklı da olabiliyor. Hani kimine sorsan, dini metinlerin içinden motor yedek parçasının nasıl üretilebileceğinden üzümlü kekin tarifine kadar her şeyi çıkarabiliriz. Tam da bu yüzden buna "inanç" deniyor ya. İnanç da doğası gereği zaten irrasyonel bir şey ya...
Durum böyle olunca ne oluyor; Bir din görevlisi ya da dini vaaz vermeyi kendine misyon edinmiş bir kanaat önderi söylevde bulunurken dinin kadına mutlak bir özgürlük getirdiğinden, onun toplumsal ve hukuksal alanda ihtiyacı olan tüm haklarını garanti eden şartları sağladığından söz ediyor. İki hafta sonra başka bir vaazında aynı kişi, bu kez de kadının dini öğretiye göre nasıl dövülebileceğinden, daha doğrusu kadına uygulanabilir şiddetin ölçüsünden ve bunu yaparken aşırı uçlara nasıl kaçılmaması gereğinden bahsediyor.
Söz konusu din ise, herkes işine geldiği gibi. Teknik olarak mümkün olmamasına rağmen dinin içine turancılığını da karıştırıyorlar, komünizmini de karıştırıyorlar, onunu da karıştırıyorlar bununu da karıştırıyorlar. Oysa hümanizmanın doğuşundan itibaren her konu kendi alanında değerlendirilmektedir. Yani, sosyoloji sosyolojinin konusudur, felsefe felsefenin, bilim bilimin, mühendislik mühendisliğin, hukuk hukukun, vesaire. Mevlaları inananları inananlardan korusun, ne diyeyim. En güzeli inanmamak. Elhamdülillah müslüman değilim.
Bunu insta'ya yaz. En az 2K fav alır.İnançsıza gsm vermiyorum ama sen bilirsin…………..