Din nereden öğrenilir?

Konu sahibi son olarak 2798 gün önce görüldü
Din nereden öğrenilir?
Sual: İslam’a ve Kur’ana uymak ve dinimizi öğrenmek için, meal ve tefsir mi okumak gerekir?
CEVAP
İslam’a, Kur’ana uymak, dini öğrenmek, meal ve tefsir okumakla değil, ancak hak olan bir mezhebe uymak ve bu mezhebe ait hükümleri öğrenmekle olur. Bir kimse, Kur’an-ı kerimden, tefsirden anladığına uyarsa, İslam’a uymuş olmaz. Kur’an-ı kerimde her hüküm var ise de, bunları doğru olarak Resulullah efendimiz açıklamıştır. Resulullaha uymak farzdır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(De ki, “Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana tâbi olun!”) [Al-i İmran 31]

(Ona tâbi olun ki, doğru yolu bulasınız.) [Araf 158]

(Resule itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]

İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
Cenab-ı Hak, Kur’an-ı kerimde, Muhammed aleyhisselama itaat etmenin, kendisine itaat etmek olduğunu bildiriyor. O halde, Onun Resulüne itaat edilmedikçe, Ona itaat edilmiş olmaz. Bunun pek kati ve kuvvetli olduğunu bildirmek için, (Elbette muhakkak böyledir)buyurup, doğru düşünmeyenlerin, bu iki itaati birbirinden ayrı görmelerine meydan bırakmadı. Yine Allahü teâlâ, (Kâfirler, Allahü teâlânın emirleri ile peygamberlerinin emirlerini birbirinden ayırmak istiyorlar. Bir kısmına inanırız, bir kısmına inanmayız diyorlar. İman ile küfür arasında bir yol açmak istiyorlar. Onların hepsi kâfirdir. Kâfirlerin hepsine Cehennem azabını, çok acı azapları hazırladık) buyuruyor. [152. mektup]

Hadis-i şeriflerin önemi
Peygamber efendimize uymanın önemi anlaşılınca, Kur’an-ı kerimin açıklaması olan hadis-i şeriflere de uymanın gereği anlaşılır. Sünnet, yani hadis-i şerifler olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu ve nasıl kılınacağı, zekât nisabı, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinemezdi. Yani hiçbir kimse, bunları Kur’an-ı kerimden çıkaramazdı. Şu halde Kur’an-ı kerimi anlamak için, onun açıklaması olan hadis-i şeriflere ihtiyaç vardır. Hadis-i şerifleri de anlamak için âlimlere ihtiyaç vardır. Bu bakımdan Peygamber efendimiz, İslam’a, Kur’ana tâbi olmak isteyenin bir âlime, bir mezhebe bağlanmasını emrediyor.(Âlimlere tâbi olun!) buyuruyor. (Deylemi)

Allahü teâlâ da, âlimlere uymayı emrediyor, (Âlimlere sorun!) ve(Peygamberin emrettiğini yapın, yasakladığından sakının!)buyuruyor. (Nahl 43, Haşr 7)

Ahmed Tahtavi hazretleri, (Kur’an-ı kerimdeki, (Allah’ın ipine sarılın!)emri, (Fıkıh âlimlerinin, bildirdiklerine uyun!) demektir) buyurdu. (Dürr-ül-Muhtar haşiyesi)

Kendi hastalığını ve kalbindeki hastalığın ilacını bilmeyen cahillerin hadis-i şeriflerden kendine uygun olanları seçip alması imkansız gibidir. İslam âlimleri, kalb, ruh mütehassısları olup, herkesin bünyesine uygun ruh ilaçlarını, hadis-i şeriflerden seçerek bildirmişlerdir. Peygamber efendimiz dünya eczanesine yüzbinlerce ilaç hazırlayan baş tabib olup, evliya ve âlimler de, bu hazır ilaçları, hastaların dertlerine göre dağıtan, yardımcı tabibler gibidir. Hastalığımızı bilmediğimiz, ilaçları tanımadığımız için, yüzbinlerce hadis-i şerif içinden, kendimize ilaç aramaya kalkarsak alerji hasıl olarak, cahilliğimizin cezasını çeker, fayda yerine zarar görürüz. Bunun için âlimlere uymamız gerekir. Âlimlere uymak, 4 mezhepten birine uymak demektir. Asırlardan beri bütün İslam âlimleri, dört mezhepten birine uymuşlar ve müslümanların da uymalarının gerektiğini bildirmişlerdir. Bunlara uymakta icma hasıl olmuştur. İcmadan, cemaatten, topluluktan ayrılan helak olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İki kişi, bir kişiden, üç kişi, iki kişiden iyidir. O halde cemaatle birlikte olun! Allah’ın rızası, rahmeti, yardımı cemaattedir. Cemaatten ayrılan Cehenneme düşer.) [İbni Asakir]

(Ümmetimin âlimleri, hiçbir zaman dalalette birleşmezler.) [İbni Mace]

Hadis-i şerifleri de, sahih veya bozuk olduğunu bilmeden söylemek, sahih olsa bile, günah olur. Böyle kimsenin hadis-i şerif okuması caiz olmaz. Hadis kitaplarından, hadis nakletmek için, hadis âlimlerinden icazet almış olmak gerekir. Hadis-i şeriflerin de sahih olup olmadığını bilmeden, sahih bir hadis-i şerifi bile söylemek günah olur. Hadis-i şerifte, (Bilmediği sözü hadis olarak söyleyen, Cehennemde azap görür) buyuruldu. Onun için âlim olmayan kimsenin, hadis okuyup anladığı ile amel etmesi caiz olmaz. (Berika)

Kur’an-ı kerimi ancak Resulullah efendimiz anlamış, hadis-i şeriflerle açıklamıştır. Bu hadis-i şerifleri de, ancak Eshab-ı kiram ve müctehid imamlar anlayabilmiş, müslümanlar da bu âlimlerin anladıklarına tâbi olmuşlardır.

Şu halde, Kur’andan, hadisten ve bunların tercümelerinden din öğrenmek mümkün olmaz. Her müslüman dinini Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından hazırlanan ilmihallerden öğrenmelidir!

Fıkıh kitapları varken
Sual: Dinimizi hangi tefsir ve hadis kitabından öğrenmem daha kolay olur?
CEVAP
En kıymetli tefsir, Beydavi tefsiridir. En kıymetli hadis kitapları Kütüb-i sitte denilen altı hadis kitabıdır. Fakat bizim gibilerin dinimizi bu kitaplardan öğrenmesi mümkün değildir. Muhammed Hadimi hazretleri buyuruyor ki:

Tefsir, kelam-ı ilahiden murad-ı ilahiyi anlamak demektir. Kendi görüşü ile tefsir caiz değildir. Hadis-i şerifte, (Kur’an-ı kerimi, kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa dahi, hata etmiştir) buyuruldu. Hadisleri de, hadis kitaplarından değil, İslam âlimlerinin fıkıh, ahlak kitaplarından naklederek söylemek veya yazmak gerekir. (Berika)

İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:
Hadis-i şerifler Kur’an-ı kerimi açıklar. Mezhep imamları hadis-i şerifleri açıklamıştır. Din âlimleri de, mezhep imamlarının sözlerini açıklamışlardır. Tahareti, namazların kaç rekat olduklarını, rüku ve secdelerde okunacak tesbihleri, bayram ve cenaze namazlarının nasıl kılınacağını, zekât nisabını, orucun ve haccın farzlarını Kur’an-ı kerimden çıkarmak mümkün değildir.

İmran bin Husayn hazretleri, (bize yalnız Kur’andan söyle) diyene, (Ey ahmak, Kur’an-ı kerimde, namazların kaç rekat olduğunu bulabilir misin) buyurdu. Hazret-i Ömer’e de, farzların seferde kaç rekat kılınacağını Kur’an-ı kerimde bulamadık, dediklerinde buyurdu ki:

Allahü teâlâ, bize, Muhammed aleyhisselamı gönderdi. Biz, Kur’an-ı kerimde bulamadıklarımızı, Resulullahtan gördüğümüz gibi yapıyoruz. O, seferde dört rekatlık farzları iki rekat olarak kılardı. Biz de öyle yaparız. (Mizan-ül-kübra)

Abdülgani Nablüsi hazretleri buyuruyor ki:
Fıkıh bilgilerini derin âlimler, âyet-i kerimlerden ve hadis-i şeriflerden çıkarmışlardır. Bunlar ancak fıkıh kitaplarından öğrenilir. Fıkıh kitapları varken, din bilgilerini tefsirlerden öğrenmeye kalkışmak, nafile ibadet olur. Farz-ı ayn olan fıkıh kitaplarını okumayı bırakıp, nafile olan tefsir okumak caiz değildir. Zaten müctehid olmayanların tefsirden fıkıh bilgisi öğrenmesi imkansızdır.

Cehenneme gidecekleri bildirilen yetmiş iki fırkanın âlimleri tefsirlerden yanlış mana anladıkları için sapıttılar. Âlimler sapıtınca âlim olmayanların tefsir okuması felaket olur. Tefsir kitaplarını anlayabilmek için, kolları olan seksen ilimle birlikte yirmi ana ilmi öğrenmek gerekir.

Kur’an-ı kerimin hakiki manasını öğrenmek isteyen bir kimse, din âlimlerinin kelam, fıkıh ve ahlak kitaplarını okuması gerekir. (Hadika)

Nahl suresinin 44. âyetinde mealen, (İnsanlara indirdiğimi onlara beyan edesin) buyuruldu. Beyan etmek, Allahü teâlâdan gelen âyetleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. Ümmetin âlimleri de, âyetleri beyan edebilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamberine, sana vahy olunanları tebliğ et der, beyan etmesini emretmezdi.

Resulullah, Kur’an-ı kerimde mücmel olarak bildirilenleri açıklamasaydı ve mezhep imamları da kapalı olarak bildirilenleri açıklamasalardı, bunları hiçbirimiz anlayamazdık. Çok büyük âlim olan mezhep imamları da hadis-i şerifleri açıklamıştır. Bu âlimler, Resulullahın vârisleridir.

Resulullahın getirdiklerinin hepsine, hikmetlerini, delillerini anlamasak bile, iman ve tasdik etmemiz gerektiği gibi, mezhep imamlarımızdan gelen bilgilere de, delillerini anlamasak bile, iman ve tasdik etmemiz gerekir.

Peygamberlerin hepsinin dinlerinde amele ait birbirlerine zıt hükümler bulunduğu halde hepsine iman ve tasdik etmemiz gerekir. Mezhepler de, bunun gibidir.

Müctehid olmayanın, mezhepler arasında ayrılıklar bulunduğunu görse de, hepsine iman ve tasdik etmesi gerekir. Müctehid olmayan birinin, bir mezhebi hatalı görmesi, o mezhebin hatalı olduğunu göstermez. O kimsenin, kendisinin hatalı olduğunu, anlayışının kıt olduğunu gösterir. (Mizan-ül-kübra)
 
Kur'an yeterli. Kur'an ı okursun, Hz.Peygamber'in gösterdiğine bakarsın bunlar yeterli. Mezhepe üye olmak falan nedir yahu ? Halbuki Kur'an ''Fırkalara ayrılmayın'' diyerek bölünmeyi yasaklamıştır.

Ayrıca, Kur'an müslümanlığına ''Sapıklık'' diyen bazı et kafalılar var ki bu söylemin kendisi bizzat sapıklıktır !
 
Kur'an yeterli. Kur'an ı okursun, Hz.Peygamber'in gösterdiğine bakarsın bunlar yeterli. Mezhepe üye olmak falan nedir yahu ? Halbuki Kur'an ''Fırkalara ayrılmayın'' diyerek bölünmeyi yasaklamıştır.

Ayrıca, Kur'an müslümanlığına ''Sapıklık'' diyen bazı et kafalılar var ki bu söylemin kendisi bizzat sapıklıktır !
" Namaz kılın, zekat verin, Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin." (Nur /56.ayet)
2 rekat namazın 2.000 tane meselesi var, Kur'an'da emredilen zekatı ne kadar vereceksin??
bu meseleleri nereden öğreneceksin???
 
Kutsal kitaplarından ve peygamber öğretilerinden.
 
Kutsal kitaplarından ve peygamber öğretilerinden.
Resulullah(sav) Muâz’a, “Sana bir dava getirildiğinde ne ile hüküm verirsin?” diye sordu. Muâz (r.a.), “Allah’ın Kitabı’yla.” dedi. Re*sû*lul*lah, “Onda bulamazsan ne ile hükmeder*sin?” diye tekrar sordu. Hz. Muâz, “Re*sû*lul*lah’ın sünnetiyle.” diye cevap verdi. Re*sû**lul*lah’ın (a.s.m.), “Ya orada da bulamazsan?...” demesi üzerine de Hz. Muâz şu cevabı verdi:
“O zaman kendi görüşüme göre içtihat eder, ona göre hüküm veririm.”
Onun bu cevabı Peygamberimizi çok sevindirdi. “Re*sû*lul*lah’ın elçisini Re*sû*lul*lah’ın hoşnut olacağı bir şeye muvaffak kılan Allah’a hamdolsun!” buyurdu." (Ebu Dâvud, Akdiye 11, (3592, 3593); Tirmizi, Ahkâm 3, (1327, 1328).)
Kutsal kitaplar değil, kutsal kitap Kur'an; peygamber öğretisi değil, Resulullah'ın(sav) sünneti; İcma-ı ümmet, Kıyas-ı Fukaha.
İslam'da delil kavramı ve deliller kaça ayrılır, araştırıver.
 
Resulullah(sav) Muâz’a, “Sana bir dava getirildiğinde ne ile hüküm verirsin?” diye sordu. Muâz (r.a.), “Allah’ın Kitabı’yla.” dedi. Re*sû*lul*lah, “Onda bulamazsan ne ile hükmeder*sin?” diye tekrar sordu. Hz. Muâz, “Re*sû*lul*lah’ın sünnetiyle.” diye cevap verdi. Re*sû**lul*lah’ın (a.s.m.), “Ya orada da bulamazsan?...” demesi üzerine de Hz. Muâz şu cevabı verdi:
“O zaman kendi görüşüme göre içtihat eder, ona göre hüküm veririm.”
Onun bu cevabı Peygamberimizi çok sevindirdi. “Re*sû*lul*lah’ın elçisini Re*sû*lul*lah’ın hoşnut olacağı bir şeye muvaffak kılan Allah’a hamdolsun!” buyurdu." (Ebu Dâvud, Akdiye 11, (3592, 3593); Tirmizi, Ahkâm 3, (1327, 1328).)
Kutsal kitaplar değil, kutsal kitap Kur'an; peygamber öğretisi değil, Resulullah'ın(sav) sünneti; İcma-ı ümmet, Kıyas-ı Fukaha.
İslam'da delil kavramı ve deliller kaça ayrılır, araştırıver.

Konu başlığı ''İslam nereden öğrenilir?'' değil, ''Din nereden öğrenilir?''

Sen, dinini Kur'an'dan,
Hristiyan İncil'den,
Yahudi Tevrat'tan öğrenir.

Bunların genel ismi Kutsal Kitaplardır.

Hristiyanlıkta ve Yahudilikte peygamber sünneti yoktur. Genel itibari ile peygamber öğretisi denir.

Daha fazla açıklama yapmama gerek var mı?
 


Konu başlığı ''İslam nereden öğrenilir?'' değil, ''Din nereden öğrenilir?''

Sen, dinini Kur'an'dan,
Hristiyan İncil'den,
Yahudi Tevrat'tan öğrenir.

Bunların genel ismi Kutsal Kitaplardır.

Hristiyanlıkta ve Yahudilikte peygamber sünneti yoktur. Genel itibari ile peygamber öğretisi denir.

Daha fazla açıklama yapmama gerek var mı?

Şu kapak izlerken benim bile canımı acıttı ALLAH aşkına daha fazla vurma Hatem ..
 
Herkesin din algısı ve bu konuya karşı yaklaşımı farklı. Isteyene Kur'an ve sünnet kafidir. Kim neyden tam olarak öğrenir bilinmez ama guzel dinimizi çıkarlarına alet ederek din adı altında yapılan türlü sarlatanliklardan sonra neyden ve kimlerden ogrenilmeyecegini cok iyi anladık artık.
 


Konu başlığı ''İslam nereden öğrenilir?'' değil, ''Din nereden öğrenilir?''

Sen, dinini Kur'an'dan,
Hristiyan İncil'den,
Yahudi Tevrat'tan öğrenir.

Bunların genel ismi Kutsal Kitaplardır.

Hristiyanlıkta ve Yahudilikte peygamber sünneti yoktur. Genel itibari ile peygamber öğretisi denir.

Daha fazla açıklama yapmama gerek var mı?
Konu başlığını açana bak, hangi dinden bahsediyor, hangi dinin kaynaklarını veriyor.
 
Konu başlığını açana bak, hangi dinden bahsediyor, hangi dinin kaynaklarını veriyor.

Konu başlığı din olunca, konu başlığına göre cevap verdim. Yorumlarda İslama göre cevaplayan üyeler var, onlarla münakaşaya gir.
 
kişilerden çok kaynağımız Kuran olmalıdır tabi ki insanlar kusurludur Kuran asla !

kişi derken tabi ki Peygamberimizi kastetmiyorum
 


Konu başlığı ''İslam nereden öğrenilir?'' değil, ''Din nereden öğrenilir?''

Sen, dinini Kur'an'dan,
Hristiyan İncil'den,
Yahudi Tevrat'tan öğrenir.

Bunların genel ismi Kutsal Kitaplardır.

Hristiyanlıkta ve Yahudilikte peygamber sünneti yoktur. Genel itibari ile peygamber öğretisi denir.

Daha fazla açıklama yapmama gerek var mı?
Hristiyan dört İncilinden hangisine müracaat etsin?
 


Konu başlığı ''İslam nereden öğrenilir?'' değil, ''Din nereden öğrenilir?''

Sen, dinini Kur'an'dan,
Hristiyan İncil'den,
Yahudi Tevrat'tan öğrenir.

Bunların genel ismi Kutsal Kitaplardır.

Hristiyanlıkta ve Yahudilikte peygamber sünneti yoktur. Genel itibari ile peygamber öğretisi denir.

Daha fazla açıklama yapmama gerek var mı?
Yahudi, rulo yapılmış Muharref Tevrata mı, Kabalaya mı yoksa Talmuda mı uysun? Of deyip bıktım bu ayrı ayrı kutsal kitaplarımdan, kutsal kitap bir tane olur diye Kur'an'a mı koşsun?
 
Her ne kadar başlık 'Din nereden öğrenilir' olsa da konu dönüp dolaşıp İslam Dini üzerinde yoğunlaşmış.
Öncelikle insan sözleri değişebilirken değişmeyen tek şey Allah'ın Kitabı'dır. Önceliğin ve tasdik edicinin kesinlikle Kur'an olması lazım gelir.
Hadislere gelince, Efendimiz kendi zamanında bile hadislerinin yazılmasına müsaade etmezken, kendisinden 300 hatta 400 sene sonra toparlanan hadislerinin, dönemin iktidarı tarafından özellikle 'sahih' ibaresiyle sanki Kur'an'ın yetersizliğine bir çözümmüş gibi ve Allah'tan gelen, dinin olmazsa olmazı bir amentüsü gibi, İslam Dini'nin ekseni haline getirilmesi belki de İslam'a yapılmış en büyük kötülüktür. Burada özellikle belirtmek isterim ki Hadislerin hepsini inkar etmek de ayrı bir aptallıktır lakin Allah'ın Kitabı'na, Allah'ın Sünneti'ne aykırı bütün hadisler uydurmadır. Keza Efendimiz de Allah'ın Kitabı'na da Sünneti'ne de aykırı şeyler söylemiş olamaz, bunu iddia etmek Efendimiz'e hakarettir.
Sözde hadis kitapları bu dinin sac ayağı değildir. Bu dinin en sağlam temeli Allah'ın Kitabı'dır. Ve onda anlamadıklarımızı bize anlatan Efendimiz'in Kur'an ve Allah'ın sünnetiyle bağdaşan hadisleridir.
Ben burada Efendimiz'in Sünneti'nin dinin değişmezlerinden ve olmazsa olmazlarından olduğunu iddia eden arkadaşlara şunu sormak istiyorum;
- Efendimiz zamanında Cuma Namazı'nın hutbesi namazdan sonrayken, Efendimiz'den sonra, Emeviler zamanında namazdan önceye alınmıştır. Eğer bu hadise gerçekse -ki gerçek olduğuna dair yığınla kaynak mecvut, günümüzde Efendimiz'in Sünneti üzerinden bu dine inananlar kimin sünneti üzerine bunu yapmaktadır, Efendimiz'in mi yoksa sonrasında gelen ve güzelim İslam Dini'ni kendi iktidarlarının çıkarları için Kur'an ekseninden Hadis eksenine oturtan zihniyetin sünneti üzerine mi?

Saygılar.
 
Hristiyan dört İncilinden hangisine müracaat etsin?

Yahudi, rulo yapılmış Muharref Tevrata mı, Kabalaya mı yoksa Talmuda mı uysun? Of deyip bıktım bu ayrı ayrı kutsal kitaplarımdan, kutsal kitap bir tane olur diye Kur'an'a mı koşsun?

Kabala, Tevrattan öncede var olan bir kitaptır. Kutsal kitap değil, Öğreti kitabıdır.

''Kabbala, Tevrat inmeden çok daha önceleri Yahudi ruhban sınıfının geliştirdiği bir öğretidir. Kabbala büyü ve şeytani güçlerle bağlantı sanatıdır.

“Negatif güçlerin öğretisi” olarak tanımlanan Kabalizm temelde şeytanın dinini tüm özelliklerini içerir. Masonluk tamamen kabalist öğretiye dayalıdır.''



Talmud ise yine kutsal kitap değil, Tevrat'ın açıklaması niteliğinde yazılmış olan bir kitaptır.

Talmud,Tevrat yorumunun (tefsirinin) ismidir.
Tevrat üzerinde yapılan bu yorum ve açıklamalar, asırlarca nesilden nesile aktarılmıştır.


Evet İncil'in 4 çeşidi var ve 4'ü de kutsal. Peki neden 4 İncil var?

Tanrı’nın Kutsal Kitap’ı oluştururken aynı olayların aktarımı için dört ayrı tanık seçmesinin belirli sebepleri vardır. Bu sebeplerden ilk olarak ele almamız gerekeni hukuki anlamdaki tanıklıktır. Kutsal Yasa’ya dayanan Yahudi hukuk sistemine göre bir olayın geçerliliğinin ispatı için tek kişinin tanıklığı geçersizdir. En az iki ya da üç kişinin tanıklılığı gerekir ki, Kutsal Kitap bu konuda net olarak dört tanık ortaya koymaktadır.

Matta, Markos, Luka ve Yuhanna kitapları dört müjde kitabını oluşturur. Bu kitaplar bizlere Mesih’in yaşamını, yaptıklarını, mucizelerini, öğretişlerini ve öğütlerini anlatır. Hepsinin ortak olarak anlattıkları olaylar olduğu gibi, farklı noktalara değinmişlikleri de vardır. Kitapların tümünde de Mesih’in yaptığı her şeye tam olarak değinilmez, ancak Ruh esiniyle yazılmış olan bu yazılarda bizlere yetecek, gerekli olan kadar her şey anlatılır. Dört müjde bize dört farklı müjde vermez. Hepsi aynı müjdeyi verir, aynı Mesih’i müjdelerler. Yazarlar dört farklı gözden olayları anlatırlar ancak temel nokta dördünde de aynıdır. Kitapların birbirleriyle aralarında bir anlaşmazlık, ayrım veya yorum farkı bulunmaz. Dolayısıyla dört müjde kitabı olsa da, verilen müjde mesajı tektir.

Dört incil kitabının amacı birbirleriyle aynı olan olayları anlatmak değildir. Eğer aynı olan olaylar anlatılacak olsaydı, tek bir kitap yazılır ve olaylara uzunca değinilirdi. Ancak dört müjdenin de yazıldığı hedef kitlesi açısından farklı anlatım şekilleri vardır. Örneğin Matta müjdesi bol bol Eski Antlaşma’dan alıntılar yaparak, Yahudi halkının anlayabileceği şekilde İsa Mesih’i müjdelemiştir. Bunun gibi Markos ise Romalıların anlayabileceği şekilde olayları anlatmıştır. Markos müjdesinde mucizelere çok yer vermiştir ancak benzetmelere az yer vermiştir. Luka’nın müjdesine baktığımızda Greklerin anlayabileceği şekilde olayları anlattığını görürüz. Yuhanna müjdesine baktığımızda ise daha genel bir anlatım, tüm diğer ulusların anlayabileceği türden evrensel bir dil kullanılmış olduğunu görürüz. Dolayısıyla bu kitaplar yazılış amaçlarıyla, Mesih’in müjdesini farklı uluslara, farklı ırklara anlatmak amacıyla yazılmıştır. Böylece her ulustan insan Mesih’in doğumunu, vaftiziyle görevine başlayışını, çarmıh yolundaki acılarını, günahlarımıza karşılık kurban oluşunu ve çarmıhtaki ölümünden üç gün sonra dirilişini duymuş olacaktır. Dört müjdenin verdiği en temel mesaj budur ve bu tüm Kutsal Kitap’ın en temel noktasıdır.

Dünyanın uçlarında,yaklaşık iki bin yıldır bir birinden olabildiğince farklı milyonlarca insan bu Kutsal Satırlar’ı okumuş ve aynı merkezi ışığı farklı kelimelerin yarattığı farklı kanallardan yüreğine almıştır.Kimisi Markos’un yalın anlatımı aracılığıyla Yeşua Mesih’in mucizevi işlerinden etkilenmiş,kimisi Yuhanna’nın sanatlı,harikulade anlatımıyla Mesih’in Tanrısallığı ile mest olmuş,Matta’nın anlatımıyla Mesih’le ilgili Eski Ahit peygamberliklerini keşfe çıkmış ve kimisi de Luka aracılığıyla tarihsel araştırma yapar ve binyıllardır el değmemiş tozlu parşömenleri aralarcasına Mesih’i bulmuş ve sevmiştir.
Bu bakış açıları ekseninde sadece yapmamız gereken Tanrı’ya yaptığı harika kurtuluş planı için,bizi öncesizlikten beri seçtiği ve kendine ayırdığı için,Oğlu Yeşua Mesih aracılığıyla bizi kurtardığı için ve Kutsal Kitap’ı aracılığıyla tüm bunları okumamızı ve yüreklerimize dokunarak anlamamızı sağladığı için teşekkür etmektir.

Yaşadığımız kültür içerisinde daha iyi anlaşılır şekilde bu kitaplara bakacak olursak, bunları dört ayrı bölüm olarak söylememiz yanlış olmaz. Kutsal Kitap toplam 66 bölümden oluşur. Bunların ilk 39 bölümünü Eski Antlaşma kitapları, diğer 27 bölümünü ise Yeni Antlaşma kitapları oluşturur. Tevrat ve Zebur olarak da bilinen Eski Antlaşma bölümü Mesih’in doğumundan önceki dönemi yaratılıştan itibaren anlatırken, Yeni Antlaşma bölümü Mesih’in doğumu ve sonrasında gelişen olayları anlatır. İncil adını verilen, dört müjde kitabı da Yeni Antlaşma bölümünün ilk dört kitabıdır. Dolayısıyla müjde kitapları, Tanrı’nın Kutsal Kitabının bir parçasıdır. Ancak ülkemizde İncil kelimesi, tüm Yeni Antlaşma bölümü için de kullanılmaktadır.


Bunlarda Kur'an'da yer alan İncil ve Tevrat ile ilgili ayetler;

3:3 - O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alır.

3:48 - Allah ona kitab (okuma ve yazmay)ı, hikmeti ve Tevrat ile İncil'i öğretir.

3:65 - Ey Kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?

4:47 - Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yanınızda bulunan (Tevrat)ı tasdik etmek üzere indirdiğimiz bu kitaba iman edin. Biz birtakım yüzleri silip de enselerine çevirmeden yahut cumartesi halkını (yahudileri) lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden önce iman edin. Yoksa Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir.

5:46 - O peygamberlerin ardından, yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryemoğlu İsa'yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur olan, kendinden önceki Tevrat'ı tasdik eden ve Allah'dan korkanlar için bir hidayet rehberi ve bir öğüt olan İncil'i verdik.

5:47 - İncil ehli de Allah'ın ona indirdikleriyle hükmetsinler. Kim, Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir.

5:66 - Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoğunun yaptıkları ne kadar kötüdür!

5:68 - De ki: "Ey kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. Şüphesiz ki, Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve inkârını artıracaktır. Şu halde kâfir olan bir toplum için üzülme!

5:110 - Allah şöyle diyecektir: "Ey Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu'l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrailoğulları'na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin: "Bu ancak apaçık bir sihirdir" dedikleri zaman seni, onlardan korumuştum.

7:157 - Onlar ki, o ümmî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır.

9:111 - Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alış-veriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur.

48:29 - Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.

57:27 - Sonra bunların izinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, ona İncil'i verdik ve ona uyanların yüreklerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu, biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.


Şimdi kaç tane ''kutsal kitap 1 tane olur ben Kur'an'a koşuyorum'' diyen yahudi yada hristiyan gördün?

Bir inanan olarak Yaradıcının emirleri sizler için kutsal değil mi? İncil ve Tevrat'ta da Yaradıcınızın emirleri yok mu? İncil ve Tevrat nasıl kutsal olmaz o zaman? Değiştirildiğini iddia ediyorsunuz. Tamamı mı değişti? İçerisinde Yaradıcınızdan bir tane bile mi emir kalmadı?

Kendi kutsal kitabını gerçekten okudun mu?

Din nereden öğrenilir? Sorusuna verilen ''Kutsal kitaplarından ve peygamber öğretilerinden'' cevabı sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Yoksa sizde mi dini Cübbeli Ahmet Hoca gibi kişilerden öğrenenlerdensiniz?
 
"DİN" ilk etapda insanın doğduğu aile tarafından empoze edilir (kulağa fısıldama)(vaftiz)(Brit Mila) gibi. Herhan gibi seçme hakkı yoktur zaten. Sonuçta küvezdeyken önüne menü gelmiyor anne kucağında mışıl mışıl uyurken.

E doğduğu gibi gözlerini açıp "aguuuu ben işyamı seçiyoyum , en şon bu geymiş babbaa" diyemicene göre. He sonradan islamı napıp edip bulması şart yoksa işi yaş annem.

Ayrıca konu başlığı "islam nerden öğrenilir" olmalıydı , başka öğrenilcek din varmı kayda değer bi din ? , üzerinde oynama yapılmamış ? incilmi okucak olm bu adam , tevratmı , yok yeaaaaaa oldu canım.

O yüzden öyle evrensel ve insanları öğrenmeye teşvik etcek başlıklar yazmayalım lütfen sonra gidip tevratı yada incili , kabala , tabletler okurlar falan "DİN" bir yerden öğrenilmez "İSLAM" öğrenilmelidir, bakın ÖĞRENİLMELİDİR diyorum sertap erener şarkısı misali KİME DİYORUM....
öğrenceksen gidip adamgibi "İSLAM" kur-an dan ÖĞRENİLECEK agacım bittiiiiiiiiiii......
 
doğar doğmaz kuranı hatim edip, peygamber sünnetlerini yapamadığımız için din olgusu aileden empoze edilir. çocuk büyükdükçe aile bireylerini taklit etmeye, daha çok onlar gibi olmaya çalışır ve ailenin sahip olduğu kültür gibi değerlere zamanla sahip olarak o kimliğe bürünür. din, kuran ve peygamber sünnetleri ile geliştirilir. bu diğer dinlerde de aynıdır.
 
Geri