Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Din bilimleri, dinle teolojik bakış açısıyla ve normatif yöntemlerle ve apolejetik (dini savunma) amaçla ilgilenen Teoloji veya ilâhiyat'ın aksine dinleri sosyal bilimler perspektifinden ve herhangi bir dini veya dinleri apolejetik (savunmacı) gaye gütmeden ve ideolojik muhalefet tavrı içine girmeden olgusal temelde araştıran ve analiz eden çeşitli sosyal bilim disiplinlerinin ortak adı.
Araştırma Yöntemleri ve metodolojileri farklı olduğundan din bilimleri (science of religion veya Almanca'daki tabirle Religionswissenschaft) ile teoloji (ilahiyat)birbirinden tümüyle olmasa da önemli ölçüde ayrılmaktadır. Bir teolog ile din bilimci arasındaki fark, birinin dini vahiy eksenli anlamaya diğerinin ise bilim perspektifi içinden bir dini veya tüm dinleri anlama ve açıklamaya çalışmasıdır.
Hristiyanlıkta üniversitelerin teoloji bölümlerindeki Kutsal Kitap çalışmaları, misyonoloji (misyon bilimi) İslamiyette ilahiyat fakültelerindeki fıkıh, hadis, tefsir, kelam gibi alanlarla, dinleri sosyoloji, psikoloji, antropoloji, tarih gibi sosyal ve beşeri bilimler perspektifinden ele alan Din Sosyolojisi, Din Psikolojisi, Din Antropolojisi Din Fenomenolojisi gibi çeşitli alanlar birbirlerinden önemli ölçüde ayrılmaktadır.
Din araştırmalarına duyulan ilginin tarihi Miletli Hecataeus'a (M.Ö. 550-476) ve Herodotus (M.Ö. 484-425) kadar geri götürülebilir. Daha sonra Ortaçağ'da İslam bilginleri İran, Yahudi, Hristiyan ve Hint inanç ve pratiklerini araştırmışlardır.
Dinler tarihi alanında ilk eser müslüman araştırmacı Muhammed Şehristani'nin kısaca El-Milel ve Nihal (Dini Felsefi Gruplar üzerine Risale) olarak bilinen eseridir.
12. yüzyılda Peter the Venerable İslamiyet'i araştırmış ve Kur'an'ı Latince'ye çevirmiştir.
Farklı dinlere olan bu ilginin tarihi eski de olsa akademik bir disiplin olarak Dini araştırmaların tarihi yenidir. Bir bilim olarak dini araştırmaların ondokuzuncu yüzyılda başladığı söylenebilir. Oxford Üniversitesinde Karşılaştırmalı dinler alanındaki ilk profesör Max Müller olmuştur. Müller'in bu alanın ilk önemli eserlerinden biri olan kitabının adı "Introduction to the Science of Religion" (Din Bilimine Giriş)tir.
18. ve 19. asırlardaki bilim, biyoloji, kültür ve tarih şeklinde ayrımlaşan bilgi dallarından kültür ve tarih daha sonra yine 19. yüzyılda "beşeri bilimler" adını almıştır. 18. yüzyılda Almanya'da irrasyonel'i yani duygu, arzu ve hayalin rolünü ön plana çıkaran Sturmund Drang hareketi ve J.G.Herder ile mitolojinin bir dünya görüşü olduğu ifade edilmeye başlanmıştı.
Fransız ihtilali sonrasında geçmişe uygarlıklara yönelik (Hindistan, Mısır, İran medeniyetleri) araştırmalar ile arkeoloji, filoloji, etnografi gibi tarihi bilimler doğmuş böylelikle mukayeseli dinler ve filoloji çalışmalarına yol açılmış oldu.
Bu gelişmeler sonucunda Hollanda'da C.P.Tiele (1830-1902) tarafından yönetilen düşünürler grubu, teoloji yerine dinler bilimini başlatmışlardır. İlk din bilimleri çalışmaları dini femonenin araştırmacının teolojik ve bilimsel yargılarını parantez içine almasını gerektirdiği fenomenoloji ile başladı.
Dini fenomen üzerine yoğunlaşan araştırmalar Fransa'ya da sıçradı ve orada College de France'da tesis edilen Dinler Tarihi kürsüsü Albert Reville'e (1826-1906) teslim edildi. Ernest Renan (1823-1892) bu harekete katıldı. Tiele ekolü çizgisinde bu hareket, dinin tarihi formlarından çok özü üzerine durdu.
18.yüzyıl sonu ve 19.yüzyıl başında Hollanda, Paris, Brüksel, Louvain'de dinler tarihi kürsüleri kurulmuş; Paris'te, Revue de l'Histoire des religions ve Revue des religions dergilerinin, Louvain'de de Meseon'un çıkmaya başlaması, 11-23 Eylül 1893'de Chicago'da World's Parliament of Religions'un toplanması gibi din bilimleri açısından önemli olaylar gerçekleştirilmiştir.
Doğmakta olan dinler bilimi, beşeri bilimlerin tarihi-kültürel ekseninde dokümanter bilgi ve teorik açılımlarla bugüne kadar gelişmiştir.
Farklı disiplinlere mensup bilim adamlarının dinlere getirdiği tanımlar bulunmaktadır. Din tanımlarını genel olarak teolojik, ahlaki, felsefi, psikolojik ve sosyolojik kategoriler altında ele alabiliriz.
Dinin Teolojik Tanımları: Teolojik tanıma göre din "Tanrı’ya inanma","manevi varlıklara inanç" yahut da "korkutucu hem de cezbedici olan bir gizem" şeklinde tanımlanabilmektedir.
Dinin Ahlaki Tanımları: Buna göre din, "duyguyla karışık ahlak" ve görevlerimizi yerine getirme bilincidir.
Dinin Psikolojik Tanımları: Friedrich Schleirmacher'e göre din, "derin deruni tecrübenin bir türüdür"
Dinin Sosyolojik Tanımları: Alman felsefecisi Harald Hoffding’e atfedilen ancak Durkheim Bronislaw Malinowski gibi antropologlar tarafından da kabul edilen sosyolojik din tanımı dini "değerlerin muhafazasıdır" olarak görür. Karl Marx'a göre ise sosyal ve ekonomik gücü ellerinde bulunduranların kalabalıkları hakimiyetleri altına almakta kullandıkları bir güç olan din, "halkın afyonu"dur.
Dinin Felsefi Tanımları: Yirminci yüzyıl teologu Paul Tillich'e göre din, hususi özneler, semboller ya da kavramlarda ifade edilen soyut bir ideayı ifade eden manevi varlıkla ilişkiye yönelik "nihai bir ilgidir"
Din araştırmalarında kullanılan araştırma yöntemleri çeşitli başlıklar altında kategorileştirilmeye çalışılmıştır.
Peter Berger “işlevsel ve özsel” (functional and substantive); Robert Wuthnow “ikici ve bütüncü” (dualistic and wholistic); Robert Segal ise (diğer birçokları tarafından kullanılan) “indirgemeci ve indirgemeci olmayan” (reductionistic and nonreductionistic) biçiminde ayrımlar yapmıştır.
Bazı araştırmacılar ise Dilthey'den aldıkları terimlerle kullanılan metodolojiyi iki ana başlık altında toplamaktadırlar. Buna göre din araştırmalarında kullanılan yöntem Verstehen (anlama/understanding) ve Erklären (açıklama/explanation) şeklinde ikiye ayrılmaktadır.
Anlama yöntemi dini inananın bakış açısından "anlamaya" çalışırken "Açıklama" yönteminde tümdengelimsel mantık kurallarını takip eden tabii bilimler model alınmıştır.
Bu modelde inanan kişinin seçiminden bağımsız olarak dini eylemleri "beyin faaliyetleri" veya "organizmanın çevresine tepkileri" şeklinde daha ziyade niceliksel yaklaşımla analiz edilmeye çalışılmaktadır.
Marx, Freud, Ralph Burhoe, Radcliffe-Brown, Claude Levi Strauss araştırmalarında "açıklama" üzerine durmakta olan bilim adamlarından bazılarıdır.
Yukarıda kısaca ifade edilen iki metodolojik yaklaşım olmasına rağmen her iki yöntemi de kullanan bazı araştırmacılar bulunabilmektedir.
Örneğin Weber dinin kökenini ve tarihini açıklamaya çalışmakla birlikte karakteristik tipler ve fikri sistemleri de dinin anlaşılmasında kullanabilmektedir.
İslam ülkelerin tarihine bakıldığında farklı dinlere olan ilginin kaynağının oldukça eski tarihlere kadar geri gittiği görülmektedir. Özellikle Hindistandaki Türk-Moğol hakimiyeti sırasında Hint dinlerine geniş bir ilgi olmuştur.
Harezmli Biruni'nin gittiği Hindistan'da Sanskritçe öğrenip yazdığı Kitab'üt Tahkîk Mâli'l Hind Hind dini ve kültürü hakkında geniş bilgi veren dikkat çekici eserlerden biridir. Yine Ekber, Hint kutsal metinlerini çevirmiştir hatta Din-i İlahi adında farklı dinlerden unsurları biraraya getirdiği senkretik bir hareket ortaya çıkarmıştır.
Türkiye'ye gelince farklı dinlere duyulan araştırma merakının daha az olduğu görülmektedir. İslam diniyle ilgili ilk bilimsel çalışmaların tarihi de oldukça yenidir.
Başta Ziya Gökalp olmak üzere Hilmi Ziya Ülken, Erol Güngör gibi yazarlar İslamiyetin toplumsal yönü üzerine ilk öncü araştırmaları yapmışlar ancak genel olarak İslamiyet ve özelde de diğer dinler üzerine Batı'daki sosyal bilim disiplini içerisinden yapılan araştırmaların çok kısıtlı sayıda kaldığı görülmüştür.
Bunun başlıca iki ana sebebi olduğu söylenebilir:
1-Türkiye'de din bilimlerinin ilahiyat alanı içinde ve ona destek olmak üzere okutulması gerektiği şeklindeki inanç ve düşünce. Bu yaklaşım sebebiyle din bilimleri alanındaki çalışmaların bir kısmı temel yaklaşımları itibariyle hala ilahiyat çizgisinden ayrılabilmiş değildir.
2-Dinin ve dinlerin sosyal bilim mantığı içerisinde araştırılmasının önünde duran engellerden diğeri din veya dinlerin red veya kabul, iman ve inkar şeklindeki ideolojik ve siyasi seçimlerin çerçevesi içerisinden değerlendirilmeye çalışılmasıdır. Sözkonusu iki kutuplu yaklaşımın tarihsel, siyasal ve kültürel bazı gerekçeleri olsa bile günümüzün sosyal bilimlerinin ve din bilimlerinin temel mantığının dinlerin kökenlerini araştırmak, bir kökenbilim geneology çıkarmak değil dinlerin toplum, kültür ve birey ile ilişkisini olgular düzeyinde araştırmak olduğu unutulmamalıdır.