Dili Tutulmuş Gecelere Hapsettim Yüreğimi

Konu sahibi son olarak 2624 gün önce görüldü

Dili Tutulmuş Gecelere Hapsettim Yüreğimi

Yüreğine kustuğum metropol bir kentin merkezindeyim, anlıyamadığım ömrümün gelip geçen dökümüne yaslıyarak yüreğimi, bir hesap çıkarmaya çalışıyorum...

Biliyorum ihanet bir zaman diliminin ince çizgisinden gelip yuvalanır insanın yüreğine, yıkık duvarların sokağında tortu bırakarak ve kirleterek beyaz bulutları birer birer...

Buralarda sılaya da uzağım gurbete de, kendime de uzağım yalnızlığa da... Ağrılar dolanıp duruyor boynuma...

Soluk resimler gibi duruyor aynalarda yüzüm, gitgide yabancılaşıyorum kendime, yaşama, dünyaya.

İnsanların bu kadar onursuz davranışları, sahtekarlıkları, yalanları burkuyor içimi. Üşümüş çocuk gözlerinde ki ürperti gibi kalıyor bakışlarım...

Düşündükçe anlamsızlaşıyor gözümde dünya, hayat, sevgi, aşk ne varsa...

Bazen aklıma düştükçe geldiğim yerler, kanadı kırık sevgilere hapsoluyor özlemim. Oysa bilirim ki kanadı kırık hiç bir kuş uçamaz.

Kırgınlıklar kolay iyileşmeyen yaralardır biliyorum ve ben en çok kendime kırgınım...

Epeydir hiç resim yapmıyorum, şiir de yazmıyorum.

Kendime kızgınlığımı resimden ve şiirden alıyorum...

Acıyıp duruyor yüreğim, ömrümün susuz kalmış, solmuş ve rüzgarda savrulmuş gönül çiçeklerine...

Yaşamayı da bıraktım aslında, yaşıyor muyum ölü müyüm? Yoksa yaşayan ölü müyüm pek belirli değil, kapandım içime git gide...

İçimde çağlayan suların sesi duyulmuyor ne yapsam dışardan... Yanında geçtiğim bütün çiçekler kuruyor... Yerlere dökülen yapraklar savrulup gidiyor rüzgarla içimi acıtarak... Kırgın gülücüklerin kıyısında kar rengi bir susuş oluyor günler dudaklarımda...

Dışarısı zifirikaranlık rüzgar inliyor geceye, havalar sisli kaç gündür, bir kasvet gibi çökmüş yollara sis.

/......

Kiralar ucuz olduğu için Amsterdam genelevine yakın yan ve tenha bir caddesinde oturan bir arkadaşıma misafirim kaç gündür, her gece sabaha kadar oturup dertleşiyoruz, bu gece rahatsız olduğu için erken uyudu...

Sabahtan bu yana her gök gürlediğinde ardında bir sağanak yıkıyor kirlenmiş sokakları, keşke diyorum yüzyıllardır sonuna kadar kirlenmiş insan yüreklerini ve beyinlerini de yıkayıp temizlese yağmur.

Nerde olursam olayım sevmiyorum büyük kentlerin kışlarını, yazlarını, baharlarını ve yaşayış tarzını...

Bazen kuşlar mil çekip ağızlarına aylarca şarkısız bırakıyorlar buraları...

/......

Yağmur dindi pencerenin camına yaslıyorum yüzümü dalgın ve derin, dışarıya bakıyorum.

Arabaları pahalı, ipek gömlekli, kollarına ve boyunlarına altın zincirden tasmalar takan ucuz yürekli adamlar, uyuşturucu batağına düşürülmüş küçük ******ler arıyorlar atmak için arabalarına.

( bunlar genelde Türkiyeli, Faslı yada Afrikalı zencilerdir.) Doğaldır ki Türkiyeli dediğim için bana kızanlar, küfredenler de olacaktır ama ne farkeder ki işin gerçeği bu...

Benim dünyaya yüreğimden ve vicdanımdan bir bakışım var. Evlenmek vaadiyle nice masum ve insanın iğrençliğini henüz yeterince keşfedemeyen toy kızların kanına giren bu şerefsizler insanlığın yüzkaraları değil mi sizce de?...

Hollandaya ilk geldiğimiz yıllarda uyuşturucu be ********lik işini İtalyan mafyasının böcekleri yapardı, ordaki mafyanın etkisiz hale getirilmesiyle beraber bu işler Türk, arap, zenci ve Rus mafyasının zibidilerine kaldı... Aslında bunlara mafya demekte yanlış, bunlar olsa olsa ancak böcek olabilirler.

Günah Sokağı

Her durakta bir ah
her sokakta bir ******
her köşede bir günah
burası öyle lanet bir yerki
kirlenir her gece kaldırımlar
çöpçüler süpürür her sabah
 
Geri