Geçenlerde benim de başımdan böyle bir hadise geçti. Açıkçası ben de dilenciye para veren biri değilim. -2 derece havada esen rüzgarda Migros’un önünde, bir parça kartonun üstünde oturan 5-6 yaşlarında bir çocuktu. Eli yüzü oldukça temizdi. Paranın ne olduğunu tam idrak edemiyordu neredeyse, çünkü ona para verdiğimde ne yapması gerektiğini dahi bilmiyordu. Cebine atmadı, bana bakıyordu, heyecanlanmıştı. Kardeşim yanımdaydı. Neden verdiğimi sordu. Hatta vermeme de şaşırdı. Dilencilerin ihtiyaçtan değil mesleki olarak dilendiklerine dair bir ton hikaye anlattı bana. Sanki hiçbirini duymamış görmemiş ve okumamışım gibi. Anlamadığı şey ise o çocuğun benim oğlum yaşında olduğu ve o an ona bakarken farklı bir şey hissetmemdi. Yani her şeye mantık ve doğrular çerçevesinde bakmak, hayata dair çoğu yaşanmışlıkları yorumlamak için yeterli değildir.