Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Yabancı DilDil Sınavları İçin En Önemli 1000 İngilizce Kelime
konuk vb) ağırlamak (= put up)
13. accompany = (1) eşlik etmek
arkadaşlık etmek (= escort) (2) beraber bulunmak ya da bir arada gözükmek (* Pain and fever accompany inflammatory diseases)
14. accomplish = başarmak (= achieve)
15. accumulate = (1) birikmek
çoğaltmak (2) biriktirmek
yığmak
16. accuracy = doğruluk
kesinlik
17. accurate = doğru
hatasız
eksiksiz bir şekilde (= precise
correct)
18. accurately = doğru
hatasız
eksiksiz bir şekilde (= precisely
correctly)
19. accuse (of) = birini bir şeyle suçlamak
itham etmek
20. achieve = başarmak
yerine getirmek
21. acknowledge as = (1) kabul etmek
--- olarak tanımak (2) (mektup
mesaj vb) aldığını gönderen kişiye bildirmek
22. acquainted with = aşina olmak
haberdar olmak (= familiar with)
23. acquire = (dil
miras
huy vb) edinmek
kazanmak (= obtain
attain) (*She acquired a huge fortune.) (* I acquired Turkish but I learned English in school.)
24. acquisition = edinim
25. activity = faaliyet
aktivite *** activist = bir fikrin aktif destekçisi (= supporter)
26. adapt = bir şeye uyarlamak
uydurmak ( = adjust)
27. addict = bağımlı
tiryaki *** drug addict = eroin bağımlısı
28. addiction to = bağımlılık
tiryakilik
29. addition = ilave
ek
30. additionally = ayrıca
bunun yanı sıra
buna ilaveten (= furthermore
moreover)
31. adequately = yeterli bir şekilde (= sufficiently)
32. adjust = (1) uyarlamak (= adapt) (2) alışmak (= get used to)
33. adjustment = düzeltme
intibak
uyma
34. administer = (1) idare etmek
yönetmek (2) (damardan ilaç vb) vermek
sağlamak
35. admire = hayran olmak
36. admit = kabullenmek
itiraf etmek
37. adopt = (1) evlat edinmek (= take up) (2) (önlem
tedbir vb) almak (adopt measure) (3) (başkasına ait bir şeyi) benimsemek (dil
din vb)
38. adore = çok sevmek
tapmak
39. adverse = zıt
kötü
40. advocate = (1) savunmak (= defend) (2) desteklemek (= support)
41. affect = etkilemek (= influence)
42. aggravate = gittikçe kötüye gitmek
fenalaşmak (= deteriorate
worsen)
43. aggressive = saldırgan
44. aid = yardım etmek (= help)
45. alien (to) = yabancı
46. alongside = yanında
bitişiğinde (beside
next to)
47. alter = değiştirmek (= change)
48. alteration = değişiklik
49. amazing = şaşırtıcı
hayran bırakıcı (= astonishing)
50. amend = değişiklik yapmak (kanunda düzenleme yapmak anlamındaki gibi)
51. amendment = değişiklik
(kanun vb) üzerinde değişiklik yapmak (= alteration)
52. amusing = eğlenceli
zevkli
53. announce = anons etmek
ilan etmek (= give out
declare)
54. anticipate = ummak
beklemek
55. apologize = özür dilemek (apologize to someone for something)
56. appalling = korkunç (= dreadful
horrendous)
57. appointment = (1) atama
tayin (2) randevu (= rendezvous)
58. appreciate = (1) takdir etmek
değerini bilmek (2) anlamak
farkına varmak
59. approach = (1) (zaman/ mesafe bakımından birine/bir şeye) yaklaşmak (* Do not approach with fire! (2) (bankaya/yüksek bir mevkiye vb) müracaatta bulunmak
ricada bulunmak (* She approached the bank for a loan)
60. appropriately = uygun olarak (= suitably)
61. approve of = onaylamak
uygun bulmak
tasvip etmek
62. arrange = düzenlemek
ayarlamak (toplantı
randevu vb)
63. artefact = insan eliyle yapılmış (sanat)
64. ascend = yukarı çıkmak
yükselmek
tırmanmak (= go up / climb up)
65. ask for = ricada bulunmak
bir şey istemek
66. aspire = şiddetle arzu etmek
çok istemek (* I’ve always aspired to be a singer)
67. assemble = (1) bir araya getirmek
toplamak (= gather) (2) monte etmek (= put up)
68. assess = değerlendirmek (= evaluate)
69. assign = atamak
tayin etmek
görevlendirmek (= appoint)
70. assist somebody in something = birine bir konuda yardım etmek
71. associate = (zihninde insanlar/eşyalar arasında) çağrışım yapmak
çağrıştırmak (* I always associate the smell of baking with my childhood.) (2) (kötü yolda olan veya kötü alışkanlıkları olan insanlarla) arkadaşlık yapmak
düşüp kalkmak (* Don’t associate with those glue-sniffers.)
72. assume = (1) elinde delil olmadan bir şeyin doğru olduğunu düşünmek veya kabul etmek
farz etmek (= conclude) (2) (sorumluluk/vebal vb) üstlenmek
üzerine almak (= take on) (* I temporarily assumed the responsibility for her)
73. assure = birine teminat vermek
emin kılmak
garanti vermek
74. astonishment = şaşırtmak
şaşırmak (= amazement
bewilderment)
75. attach = iliştirmek
eklemek (= enclose)
76. attack = saldırmak
saldırı
77. attain = elde etmek
erişmek (= gain
obtain)
78. attainment = ulaşmak
erişmek
79. attend = iştirak etmek
katılmak
80. attribute = (bir sebebe/nedene) dayandırmak (= base on/upon)
81. auditorium = dinlenme/izleme salonu
seyircilerin oturduğu bölüm
82. available = mevcut
var olan
83. avert = (1) olmasını önlemek (2) başka yöne çevirmek (trafik akışını vb)
84. avoidable = kaçınılabilir
engellenebilir
85. award = ödül
86. backward = geri kalmış
geriye doğru
87. badly in need of = bir şeye/birine çok muhtaç olmak
88. barely = (1) hemen hemen hiç
neredeyse hiç (2) güçlükle (= hardly
scarcely)
89. bargain = (1) pazarlık
anlaşma (2) pazarlık etmek (3) kelepir
ucuz eşya
90. barren = kurak
verimsiz (= infertile
arid)
91. basic = temel (= essential
fundamental)
92. bazaar = pazar
alışveriş yeri
93. behave = davranmak
94. believe = inanmak
95. belongings = birinin kişisel eşyaları (= possessions)
96. beloved = sevgili
hazret
97. bitingly satirical = aşırı alaycı
insafsızca eleştirme
98. bizarre = tuhaf
acayip (= strange
weird)
99. blanket = battaniye
100. blaze = (1) ateş
alev
yangın (2) parlamak
101. bolt = fırlayıp kaçmak
tabanları yağlamak
102. branch = dal
branş
103. break off = (nişan
nikah vb) bozmak
ayrılmak
104. breed = (1) (hayvan için) doğurmak
yavrulamak (2) hayvan yetiştirmek
105. bribery = rüşvet *** offer bribes = rüşvet teklif etmek
106. bride = gelin
107. brief = kısa
öz *** in brief = kısaca
öz olarak
108. bring up = (1) çocuk büyütmek (2) kusmak (3) ortaya (konu vb) atmak
109. broadcast = (radyo
televizyon
hava durumu için) yayın
110. Broadly speaking = Genel konuşmak gerekirse (= generally
hayvan pençesindeki kıvrık tırnak
144. clearance = (1) mağazayı boşaltma
malları elden çıkarma
tasfiye (2) izin
yeşil ışık
145. close = (sıfat) yakın
146. closed = kapalı
147. closure = (1) kapanış (2) iflas
148. coincide with = aynı zamana denk gelmek/tesadüf etmek (= fall on the same date)
149. collapse = (1) (bina vb için) çökmek (2) bayılmak
150. collapsible = katlanabilir (kanepe vb)
151. collar = (1) yaka (2) tasma
152. colleague = iş arkadaşı
153. collide with = çarpışmak (= crash into)
154. commence = başlamak (= start) *** commencement speech = açılış konuşması
155. comment on = yorum yapmak (= interpret)
156. commercial = ticari
157. commit = (1) (intihara vb) kalkışmak
yeltenmek *** commit suicide = intihar etmek
159. common = (1) ortak (2) sıradan
yaygın *** in common with = --- ile ortak nokta
160. commonplace = yaygın
sıradan (= ordinary
usual)
161. commuter = ev ile iş arasında mekik dokuyan/gidip gelen
162. companion = dost
arkadaş
163. company = (1) arkadaşlık
dostluk (2) şirket
164. compel = zorlamak
mecbur bırakmak (= force
oblige)
165. compensation for = (1) tazminat ödemek (2) telafi etmek
166. compete = rekabet etmek
yarışmak ***competition = müsbaka
yarış
167. compete against = başkasıyla yarışmak
rekabet etmek
168. compete with = başkasıyla aynı yerden beslenmek/geçim sağlamak (kangurular koyunların otlaklarından otlanan rakip hayvanlar olması gibi)
169. competition = (1) rekabet (2) müsabaka
171. complain to somebody about something = şikayet etmek
172. completely = tamamen
bütünüyle (= entirely)
173. comply (with) = --- e uymak
--- e itaat etmek (= abide by)
174. compose = oluşturmak
meydana getirmek *** be composed of = --- den oluşmak
175. compound = bir sürü binanın bulunduğu etrafı çevrili mekan
176. comprise = içermek (= include)
177. compute = hesap yapmak
bir notu bilgisayara girmek(= calculate )
178. conceal = gizlemek
saklamak (= hide)
179. conceive as = (1) --- olarak algılamak/düşünmek (2) conceive of = bir şeyi ilk kendisi akıl etmek (= senaryonun konusu vb) (3) gebe kalmak
180. conclude = sonuç çıkarmak (= assume)
181. conclusion = sonuç
hoş
271. deliver = (1) siparişi teslim dağıtmak/teslim etmek (= distribute) (2) doğurmak vermek (3) deliver speech = konuşma yapmak
272. demand = (1) talep
farklı bir anlam yüklemek (= misrepresent) (2) (şeklini/biçimini vb) bozmak
tahrif etmek (= disfigure)
323. distress = (1) tehlike (2) acı
ıstırap
324. distribute = dağıtmak (= deliver
hand out)
325. divert = (trafik yönünü vb) saptırmak
başka yöne çevirmek
326. dizzy = başı dönen
kendini bayılacak gibi hisseden (= giddy)
327. docile (dosayl) = uysal
evcil
328. dominate = egemen/baskın olmak
hakim olmak
idaresi altına almak
329. donate = (para
kan vb) bağış yapmak (= contribute)
330. donation = (para
kan vb) bağış yapmak (= contribution)
331. dowry = çeyiz
332. dramatic = (1) tiyatro ile ilgili (= theatrical) (2) önemli
kayda değer (= drastic) (3) ani
çok hızlı (fiyatlarda ani ve hızlı artış gibi)
333. draw = (1) (resim vb) çizmek (2) (perde vb) çekmek
kenara almak (3) (sonuç) çıkarmak (***draw a conclusion) (4) bir maçın berabere bitmesi
334. dress code = (bir işyerinde veya okulda) kıyafet genelgesi
335. drug addict = eroin bağımlısı
336. drug dealer = eroin ticareti yapan kişi
337. dustbin = çöp kutusu (= trash can)
338. earth***** = deprem
339. edit = bir kitabı basılabilir hale getirmek
editörlük yapmak
340. edition = (kitap için) basım
baskı
yayın
341. educate = eğitmek (= train)
342. effect = etki (= influence
impact) *have an effect on = üzerinde etkisi olmak
343. elect = seçmek (= vote for)
344. eliminate = elemek
den kurtulmak (= get rid of) (2) yok etmek
yıkmak (= destroy)
345. elimination = (1) ortadan kaldırma
arz etmek (= reveal) (2) (tehlikeye vb) maruz bırakmak
410. express = (1) ifade etmek
iletmek (2) çabuk
hızlı (= fast)
411. extend = (1) (tatilin
ödevin vb) süresini uzatmak (= prolong) (2) ekleme yapmak (eve birkat daha çıkmak veya balkon eklemek gibi) (= make bigger) ***extension
412. extract = elde etmek
çekip çıkarmak (üzümden sirke elde etmek gibi)
413. extraordinary = (1) fevkalade
bir araya getirmek (2) bir araya gelmek
470. gender = cinsiyet (= ***)
471. generate = (1) (ısı
elektrik vb) üretmek (2) (tartışma vb) ortaya atmak
472. genre (= canr) = tür
çeşit
nevi (= type
sort)
473. get rid of = başından atmak
defetmek
474. giant = dev X dwarf
475. give up = vazgeçmek
bırakmak (= abandon
abort)
476. glance = göz atmak
477. gloom = karanlık ***gloomy = üzüntülü
hüzünlü
478. glorify = yüceltmek
övmek (= praise)
479. goal = amaç
gaye (= aim)
480. govern = yönetmek
481. government = hükümet
482. grab = kapmak
el koymak (= snatch)
483. gradually = yavaş yavaş
kademeli olarak
484. grant = vermek
bahşetmek (burs
bağış vb)
485. grasp = (1) (bir nesneyi) kavramak (2) (bir konuyu) kavramak
anlamak
486. graveyard = mezarlık (= cemetery)
487. groom = damat
488. grow tired of = --- den yorulmak
489. growl = köpek ve benzeri hayvanların çıkardığı hırlama sesi
490. guide = rehber
rehberlik etmek
491. harass = saldırmak
taciz etmek ******ual harassment = cinsel taciz
492. harbour = (1) liman (2) barındırmak
sağlamak
493. hardship = zorluk
494. harshly = (1) sert bir şekilde (2) kabaca
495. hasten = acele etmek
496. havoc = hasar
sevimli
612. luggage (lagiç) = bagaj
613. magical (mecikıl) = sihirli
614. mainstream = pek çok kişi tarafından kabul gören inanış veya düşünce
615. maintain = korumak
616. make a decision = karar vermek
617. manage = (1) başarmak
üstesinden gelmek (2) yönetmek
idare etmek
618. management = yönetim idare
619. manipulate = elinde oynatmak
620. manner = davranış
önlem (= precaution)
630. mediate between = arabuluculuk etmek
arasını bulmak
631. meet = (1) (ihtiyaç
talep vb) karşılamak (2) tanışmak (3) (bir yolcuyu) karşılamak
632. memorial = anıt
633. memory = hafıza
634. merge = birleşmek
bir araya gelmek ( iki şirketin birleşmesi vb)
635. migrate = göçmek
636. minor = (1) az (2) önemsiz
küçük *** minority= azınlık
637. miraculously = mucize eseri
638. misbehave = terbiyesizlik yapmak
kötü davranışlar sergilemek
639. mischief = yaramazlık
haşarılık (= misbehaviour)
640. misunderstanding = yanlış anlaşılma (= misconception)
641. mix up = aklını karıştırmak
karıştırmak
642. mock at = dalga geçmek
alay etmek (= tease
make fun of)
643. modify = değiştirmek (= change)
644. mood = ruh hali
moral ***in a bad mood = morali bozuk olmak
645. mourning = yas
keder (= lamentation) ***mournful = yaslı
yas tutan
646. move = (1) hareket etmek
taşımak (2) (bir yerden bir başka yere) taşınmak
647. movement = (1) hareket (2) (edebiyatta vb) akım
648. multinational = çok uluslu
649. municipality = belediye
650. murder = (1) öldürmek
gezinti
688. outlet = (sadece bir çeşit ürün veya sadece bir firmanın ürününü satan) şube
689. overlap = üstüste binmek
690. overlook = (1) göz ardı etmek
görmezden gelmek (= ignore) (2) (bir evin denize bakması
bir ofisin otoparka bakması gibi) --- e bakmak
691. overtake = (arabasıyla bir başka arabayı) sollamak
692. overtake = sollamak
bastırmak
693. partially = kısmen
694. participate in = katılmak
iştirak etmek (= take part in
join
attend)
695. participation = iştirak
katılım ***participatory = katılımcı
696. particular (pıtik=ulır) = özel
önemli *** in particular = özellikle
697. particularly = özellikle
698. passenger = toplu taşıt yolcusu
699. passionately = ihtirasla
tutkuyla
700. patiently = sabırla
sabırlı bir şekilde (= uncomplainingly)
701. pavement = kaldırım (= side-walk)
702. peace and quiet = huzur ve sükunet
703. peak = doruk
zirve *** at peak = zirvede
dorukta
704. peculiar = tuhaf
acayip (= odd
weird
strange)
705. pedestrian = yaya
706. penalize = ceza vermek
sürüp gitmek
711. persuade = ikna etmek
712. pessimism = kötümserlik ***pessimist = kötümser ***optimist = iyimser
713. pet = ev hayvanı
714. pioneer = öncü
yol açan
öncülük eden (= forerunner)
715. placement = yerleştirme
716. plague (pleyg) = (1) veba (2) öldürücü salgın hastalık (3) (bela vb) musallat olmak
717. plain = (1) düz
sade (2) ova
düzlük
718. plead = yalvarmak
rica etmek
719. please = (1) memnun etmek
tatmin etmek (= satisfy) (2) Lütfen!
720. pledge (plec) = ciddi bir söz vermek
ciddi bir vaat
721. poem = şiir ***poetry = şiir
722. point = (1) anlam
mana ***pointless = anlamsız (2) (zamanda/mekanda vb) nokta
723. policy = tutum
kural
prensip
ilke
724. polio = çocuk felci
725. pose = ortaya çıkarmak
poz vermek
726. possess = sahip olmak
etkilemek
727. possession = eşya
mal mülk
728. post = (1) vazife
görev
iş (2) posta
729. postpone = ertelemek (= put off)
730. practically = 1-hemen hemen 2-uygun olarak
pratik olarak
731. praise = övmek (= glorify
compliment)
732. precede = - den önce gelmek
733. predict = tahminde bulunmak
734. predictable = tahmin edilebilir
sağı solu belli
735. prejudice = ön yargı (= bias)
736. present = (1) sunmak
732. precede = - den önce gelmek
733. predict = tahminde bulunmak
734. predictable = tahmin edilebilir
sağı solu belli
735. prejudice = ön yargı (= bias)
736. present = (1) sunmak
tanıtmak (2) mevcut
var olan (= existing)
737. preserve = korumak
muhafaza etmek
738. pressure = baskı
basınç ***under pressure = baskı altında
739. prevent = engel olmak
mani olmak
740. previously = önceden
eskiden (= formerly)
741. prior (to) = --- den önce
--- den evvel
742. prison = hapishane (= jail)
743. probability = olasılık
744. process = (bir malzemeyi) işlemek
745. progress = ilerlemek ***in progress = devam eden
ilerlemekte olan
746. promote = (1) terfi etmek
makamını yükseltmek (2) reklam yapmak
747. prompt = çabuk
ivedi
acele
vakit geçirmeden (= punctual
immediate)
748. promptly = derhal
hemen
749. proofread = bir metni inceleyip üzerindeki yanlışları düzeltmek
750. properly = adam akıllı
751. property = mal
mülk
752. proportion = oran ***in proportion to = ---e oranla
753. protection against = koruma
754. provoke = kışkırtmak
tahrik etmek
755. publish = (kitap
kaset vb) yayımlamak
756. purchase (pö=çıs) = (1) satın almak (2) satın alınan eşya
757. purchase = satın almak (= buy)
758. purpose = amaç
gaye
759. pursue = takip etmek (= follow
chase) ***in pursuit of = ---nın peşinde
760. push = itmek X pull = çekmek
761. put forth = öne sürmek
üzüntü/keder/esef verici
783. regularly = düzenli bir şekilde *** on a regular basis = düzenli bir şekilde
784. rehearse (rihörs) = prova yapmak ***rehearsal = prova
785. reject = red etmek (= turn down)
786. rejection = ret
kabul etmeme (= refusal)
787. relate = (1) rivayet etmek
anlatmak
aktarmak (2) ilişkili/alakalı olmak
788. release = serbest bırakmak
sıkıcı
802. replace (with) = (1) eski yerine koymak (2) --- ile değiştirmek
803. replica = aslına çok benzeyen kopya
804. request = rica etmek
805. require = gerektirmek (= necessitate)
806. requirement = ihtiyaç
gereksinim
807. resentful = alıngan
darılmış
808. reside = ikamet etmek
yerleşmek
809. resident = bir yerde ikamet eden
halk (apartman
mahalle sakini vb)
810. resign from = --- den istifa etmek ***resignation = istifa
811. resolve = (1) çözmek (= sort out) (2) karar vermek
812. resort = (1) son çare olarak bir şeye başvurmak (2) tatil yeri/beldesi
813. response = karşılık
cevap
814. restlessness = huzursuzluk
içinin rahat olmaması X calmness
815. result = sonuç (= outcome)
816. reveal = açığa çıkarmak
gün yüzüne çıkarmak (= disclose
display)
817. revenge = intikam
intikam almak *** take revenge on = intikam almak
818. revolve = (1) dönmek (2) döndürmek
854. shuffle = karıştırmak ( iskambil kağıtlarını); ayak sürüyerek yürüme
855. sigh = iç çekmek *** a sigh of relief = derin/rahat bir nefes
856. significant = (1) önemli
kayda değer (2) manalı
anlamlı
857. silent = sessiz
sakin
858. simply = (1) basit bir şekilde (2) sadece