Diktatör
Erdoğan. "İnternet kafeler vardı şimdi iş evlerde kurulur hale geldi. Artık internetler eve yerleşti. Zehir evin içine girmiş vaziyette"
dedi.
Bu durumda İnternette kendilerine muhalif yazı yazanları tutukladılar, muhalif siteleri kapattılar,
Wikipedia'yı "Erdoğan için : "kendi kendine darbe yapan lider" olarak tanımladığı için kapattılar, EGM - Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı kurdular, İnternet Daire Başkanlığı kurdular, (Erişim engelleme ve içerik çıkartma işlemlerini yapmak) için, 5809-5651 sayılı kanunları çıkarttılar,Muhalif radyo ve televizyonları tasfiye etmek için Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) kurdular.
Demekki bütün bunlar yetmedi ki şimdi de İnterneti kökten yasaklamak için zemin hazırlıyorlar.
Eski Peru Devlet Başkanı Alberto Fujimori
Fujimori 1990 yılında demokratik bir seçimle, oyların çoğunluğunu alarak iktidara geldi. Değişim-90 isimli yeni bir parti kurmuştu ve ekonomik değişimi savunuyordu. Ülkede bazı dinsel grupların, kiliselerin desteğini aldı ve özellikle küçük esnafın. Seçimin ilk tutunda sadece yüzde 20 oy almıştı ama ikinci turda, önceki hükümet ve bazı sol(!) gruplar da gizli olarak desteklediler. Çünkü diğer başkan adayı çok güçlüydü ve esas rakip olarak onu görüyorlardı. Bir süre sonra bu ittifaklardan hiçbirinin gücü kalmadı. Hepsi Fujimori’nin etkisi altında eridi.
Yine bu ekonomik önlemlerden biri olarak Peru parasından 6 sıfır silindi. Bir milyon eski Peru parası, bir yeni Peru parasına eşit oldu.
Bu önlemlerle ülke, sayısal değerlere bakıldığında yüksek bir kalkınma dönemi yaşıyordu. Ancak zenginler daha zenginleşti, yoksullar daha yoksullaştı. Buna karşılık olarak yoksullara ‘Yardım fonları’ oluşturuldu.
Başkan Fujimori ekonomik olarak bütün bu önlemleri kendisi alsa da, IMF’i kapı dışarı ettiklerini söyledi.
Bu dönemde bir yasayla, ‘terörizme karşı işlenmiş’ bu tür yargısız kaybedilme, öldürme gibi cezai sorumluluk getiren suçları ortadan kaldıran bir af ilan edildi. Böylece bu dönem boyunca asker, polis ve sivil paramiliter grupların işledikleri tüm insan hakları ihlalleri için doğabilecek cezalar ortadan kaldırıldı.
Bunun ardından Kasım 1992’de bir general tarafından darbe girişiminde bulunuldu. Başarısız oldu. Fujimori bunu bir suikast girişimi olarak duyurdu. Darbenin liderleri hapsedildi. Olağanüstü hal ilan edildi. Bu dönemden önce de devlet baskısı ve ciddi insan hakları ihlalleri vardı.
Bu dönemde bir yasayla, ‘terörizme karşı işlenmiş’ bu tür yargısız kaybedilme, öldürme gibi cezai sorumluluk getiren suçları ortadan kaldıran bir af ilan edildi. Böylece bu dönem boyunca asker, polis ve sivil paramiliter grupların işledikleri tüm insan hakları ihlalleri için doğabilecek cezalar ortadan kaldırıldı.
Üçüncü kez seçilmesini engelleyen yasanın değiştirilmesine karşı çıkan Anayasa Mahkemesi’nin üyeleri değiştirildi…
Bütün medyayı kontrol altına almak için, yandaş gazetecilere ayrıcalık tanınması, rüşvet verilmesi, bazı gazetecilerin kaçırılması, tehdit edilmesi emrini verdi, .
Fujimori 2000 yılında yargılandı ve bu yargılama sırasında 200 milyon dolar yolsuzluk yaptığı tespit edildi. 160 milyonu tekrar bulunarak devlete iade edilebildi. Bu yargılamada yargısız infazlardan, insan hakları ihlallerinden, yolsuzluk yapmaktan 25 yıl hapse mahkum oldu.
Peru'da yolsuzluk ve insan hakkı ihlallerinden 25 yıl hapse mahkum edilmesine rağmen sağlık durumu nedeniyle affedilen eski devlet başkanı Alberto Fujimori, Peru halkından kendini affetmelerini istedi. Fujimori kendisi için af çıkaran Devlet Başkanı Pedro Pablo Kuczynski'ye ise teşekkür etti.
**
Artık ülkeyi yönetilemez duruma getirdiler ve yönetemiyorlar… Politik İslamcı kafayla başka türlü olabilir miydi? Ellerinde baskıyı, şiddeti ve terörü, tırmandırmaktan başka koz yok…
Böyle bir durum söz konusuyken, muhalefet cephesinin aklını başına alması, olmayan şeyleri varmış sayma aymazlığından kurtulması gerekiyor. Zira, cumhurbaşkanı yok, başbakan yok, parlamento yok, Anayasa Mahkemesi yok, dolayısıyla anayasa yok, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay yok, Yüksek Seçim Kurulu Yok, mahkeme yok… Bunların ruhuna çoktan el-Fatiha denmiş bulunuyor… Tüm kurumlar çökertilmiş durumda…
Muhalefet partilerinin vakit varken Meclis’i terk etmeleri, muhalefeti asıl bulunması gereken zemine taşımaları gerekiyor. Böylesi bir ortamda olmayan parlamentoyu var saymanın bir alemi yok… Meclisten çekilmek, rejimin gayri-meşruluğunu açık eder, görünür kılar, durumun netleşmesini sağlar.