Ortada öyle ya da böyle bir eylem var. Bu eyleme dair, eylemi betimleyen, yakıştırılmış bir sıfat var ve bu sıfatın gerçekleşme nedenine yönelik niyet tespiti var. Sorular kafama üşüşüyor.
Sıfata haklılık yüklemek ya da yüklememek neye göre mümkün sorusuna verebildiğim cevap; niyetin teşhisinin doğru olmasından geçiyor. Eğer niyet teşhisinde isabet varsa sıfat haklı ve dillendiren haklı. Niyet teşhisindeki isabetsizlik ise sıfatı ve dillendireni komik duruma düşürebilir. Halk arasında buna "iftira" denir. İftira nedir?
İftira: Bir kimseye yönelik asılsız beyan.
"Beni benden, seni senden iyi bilenlere selam olsun" sözünü hatırıma getirdi. Biliyoruz ki günümüzde, mevcut şartlarda amellerin niyetlere göre değerlendirileceğini salık veren, niyetlerin, kalplerdekinin yalnız Allah tarafından bilineceğini öğüt veren dini öğretilere rağmen niyet okuyabileceğini sanan, yaftalayan, kendi zihinlerindeki çürümüşlüklerle kimin neyi neden yaptığını bildiğini zanneden bir kesim mevcut.
Absürt örnekle dikkatleri çekmek ve anlatılmak isteneni daha uç noktada anlatmak mümkün. "
Bence bu tür konuları açan insanlar hayata dair bildiği hiçbir şey olmayan, boş kafayla yaşamayı kendine dert edinen, hiçbir beceri sahibi olmadığı için bir şeyler yapan insanları delice kıskanan ve karalayan insanlardır."
Bu örnek, sadece örnek. Yapılana örnek.
Bu mesajı neden yazdım? Hadi beni okuyun.