Mavi
Üye
-
- Katılım
- Mart 11, 2013
-
- Mesajlar
- 14,690
-
- Tepkime puanı
- 2,590
-
- Puanları
- 354
DİBE VURAN EDEP VE TERBİYEMİZ(koçak)
DİBE VURAN EDEP VE TERBİYEMİZ TALAN EDİLEN GELENEKLERİMİZ Dünyada Osmanlının müstesna bir yeri vardı. Dost, düşman herkes Osmanlıya saygı duyardı. Halen dünya coğrafyasında Osmanlıya müstesna bir saygı vardır. Yaşı biraz ileri olanlar bunu bilir. Dünyada özellikle Avrupa’da Osmanlı menkıbeleri çoktur. Katolik Avrupa tarafından kendisine “Hıristiyanlığın Şövalyesi” unvanı verilen Boğdan Beyi Büyük Stefan ölürken şöyle vasiyet eder; “Eğer himayeye muhtaç olursanız, Rus’a yanaşmayın,haindir. Sizi yok eder.” Kendinizi Türklere emanet edin. “Adil ve merhametlidirler” der. Yine batılı tarihçi M.A . Ubucuni’ nin tespiti çok manidardır. Osmanlı ülkesinde alışveriş yaparken bir Ermeni’den alışveriş yaparsanız, istediğinin yarısını verin. Rum’la alışverişinizde üçte birini, Yahudi’ye dörtte birini verin. Fakat alışveriş yaptığınız bir Osmanlı ise, istediğini veriniz. Osmanlı asla kandırmaz. Hile yapmaz. Osmanlı’nın dünyada eşi görülmemiş, ancak Osmanlıya yakışır bir hizmetine değinmemek haksızlık olur. Osmanlı zenginleri yollar üzerine kervansaraylar yapmışlar. Bu kervansaraylar bir günlük yürüme mesafesi olan 50-60 km aralıklıdır. Buralarda yolcular üç güne kadar bedava misafir edilirler. Osmanlı, dünyada eşi anca ashabı kiramda görülen bir asalete sahipti. Karı koca lokantada yemek yiyen Avrupalının hesap öderken eşinin hesabını ödemediği, herkesin kendi hesabını kendisinin ödediği meşhurdur. İman küfür mücadelesi kıyamete kadar sürecek. Müslümanların da nefis ve şeytanları ile mücadeleleri ölene kadar sürecek. Her imanlı imanını koruma telaşındadır. Öyle de olması lazım. Peygamberimizin sohbetleri ile yetişen ashap insanların en hayırlıları. Peygamberimiz onları sohbeti şerifleri ve mübarek nazarları ile terbiye etmişledir. O peygamber arkadaşları yıldızlar gibidir. Hangisine tabi olursanız Allah’ı bulursunuz. Rızaya erersiniz. Peygamberimizi görmeyen hiçbir evliya, ashabın derecesi en az olanının makamına çıkamaz. Çünkü ashap “Peygamber terbiyesi” ile yetişmiştir. Osmanlıyı Osmanlı yapan da din adamlarıdır. Osmanlının Kur-an’a saygısı ve ona saygı ve tazimle teslimi kül olmasıdır. Hazreti Yezit’in gönderdiği İslam orduları ile İslam şerefi ile şereflenen atalarımız, İslam’a tam teslim olmuşlardır. Din adamlarını rehber edinmişlerdir. Onlardan ilahi emirleri öğrenmişlerdir. Türkler “kendisinden en çok evliya çıkan millet”tir. Allah’ın sevdiği Allah dostu bir millettir. Dine saygı ve taziminin karşılığını Alemlerin Rabbi, o millete Lutuf ve nusret olarak ihsan buyurmuştur. Türk milleti emindir. Kendine sığınanı korur. Misafir perverdir. Her evin misafir odası olurdu. Halende çok şükür var. Kendisinin yiyemediğini misafirine yedirmeyi şeref sayar. Misafirinin rahatın kendi rahatına tercih eder. Misafirine güler yüzlü davranır. Ev sahibi çocuklar misafir çocuklarına çok sevgili ve saygılı davranır. Cumhuriyetten sonra ne olmuş? Osmanlı kültürü kötülenmeye başlanmış. Müslüman Türk ülkesinde gariplikler olmaya başlamış. Ülkenin gerçek efendileri, sinsi Yahudi oyunları ve dünya tarihinde eşi görülmemiş yalanlarla efendilikten köleliğe düşürülmüş. Bilhassa “en büyük iyiliği yaptığımız, soykırımdan kurtardığımız Yahudiler bizi arkadan vurmuş. Yahudi haham “Haim Nahum “ efendinin çalışmaları çok dehşet vericidir. Bu haham Osmanlı’nın yıkım planını organize ediyordu. Mason kuruluşu olan ittihat ve terakki dernekleriyle büyük bir faaliyet içindeydi. Bu deneklere kayıt ettikleri kişilerin beyinlerini yıkayarak halife ve Osmanlı aleyhine eğitiyorlardı. Yahudi örgütlenmeyi çok iyi yapardı. Osmanlı ve cumhuriyet dönemindeki bütün olumsuz faaliyetlerde Yahudi parmağı dolaylı da olsa mutlaka vardı. Cumhuriyetle birlikte yapılan yenilikler vb çoğu hareket halka rağmen yapılmıştı. Anadolu’da bu cinayetlere kaşı onlarca isyan olmuştu. Konya, Bolu, Yozgat, Düzce,Gerede,Şeyh Sait isyanları....Kültür ve nabzına uymayanı reddeden halk ezildi. Yok edildi. Rivayete göre sekiz veya yirmi gezici mahkeme vardı. Bu mahkemelerin çoğunlukla önce asıp sonra mahkeme ettikleri kişilerin listesi dört yüz klasördü. Yakup Kadri ve Halit Ziya Uşaklıgil gibi zevatın sızdırdığına göre beş yüz binden fazla kişi asılmıştı. Bunların ekserisi din adamıydı. Osmanlı’yı Osmanlı yapan din adamları. Halk üzerine büyük bir korku salınmıştı. Bu klasörler mason görevliler tarafından yok edilmiştir. Bunun bir delili yakın zamanda “Cuma namazına giden lise talebelerinin kanunsuz bir şey yapmışlar gibi” belli medya gruplarında haber edilmesiydi. Cumhuriyetle birlikte içki, fuhuş, işret kötü olmaktan çıkmış, adeta millet bunlara özendirilir hale getirilmişti. Tarih devamlı kötülenmiş, savunma imkanı verilmemişti. Mason tekelinde olan gazete ve sinema sektörü manevi bünyemizi bozmak için aldığı görevi yerine getiriyordu. Haim Nahum’un Lozan’da İngilizlere verdiği söz tutuluyordu. Osmanlı’nın manevi cihetten mahvolması, bir daha eski günlerine dönmemesi için gerekli tedbirler alınmıştı. Onun içimizdeki piyonları bu planlar uyguluyordu. Her on senedeki ihtilaller bundandı. Mason ve Yahudilerin çalışmaları semeresini vermişti. Altı yüz yirmi dört senede Osmanlıda boşanma yedi veya sekizdir. Şimdi ile senede seksen yüz binler ile ifade edilir. Osmanlı’da kilitlenmeyen kapılar şimdi kamera ile kontrol ediliyor. Anne ve baba yanında ayak uzatmayan çocuklar şimdi baba anne yanında ayak uzatır oldular. Cami yanındaki sadaka taşları dolu olurdu. İhtiyacı olmayan alamazdı. Şimdi hırsızlık ve soygun usulleri icat eder olduk. Akraba akrabayı ziyaret eder ve yardımlaşırdı. Şimdi kuyusunu kazar oldu. Aşikar yapamadığı zarar ve kötülüğü sihir, büyü gibi şeytani yollarla yapmaktan çekinemez oldu. Günah ve kötülükten ürperip titremek şöyle dursun ,zevk alacak kadar dinden imandan insanlıktan çıkar olduk. Devlet malına “beytül mal “derlerdi. Zarar vermek bela ve uğursuzluk sayılır korkulurdu. Şimdi alınan maaşları “acaba hak ettim mi? “diye düşünen var mı acaba? Varsa da azınlıktır demek zorunda kalıyoruz. Her şeye rağmen gidişatın hayra olduğuna seviniyoruz. Eskiden devlet arabaları özel işlerde kullanılırdı. Bundan çekinilmez ve utanılmazdı. Şimdi özel işlerini kendi arabasıyla gören memur ve amirleri gördükçe seviniyoruz. Dileriz düşmanların bile takdir ettiği Osmanlı kimliğimiz geri gelsin.
DİBE VURAN EDEP VE TERBİYEMİZ TALAN EDİLEN GELENEKLERİMİZ Dünyada Osmanlının müstesna bir yeri vardı. Dost, düşman herkes Osmanlıya saygı duyardı. Halen dünya coğrafyasında Osmanlıya müstesna bir saygı vardır. Yaşı biraz ileri olanlar bunu bilir. Dünyada özellikle Avrupa’da Osmanlı menkıbeleri çoktur. Katolik Avrupa tarafından kendisine “Hıristiyanlığın Şövalyesi” unvanı verilen Boğdan Beyi Büyük Stefan ölürken şöyle vasiyet eder; “Eğer himayeye muhtaç olursanız, Rus’a yanaşmayın,haindir. Sizi yok eder.” Kendinizi Türklere emanet edin. “Adil ve merhametlidirler” der. Yine batılı tarihçi M.A . Ubucuni’ nin tespiti çok manidardır. Osmanlı ülkesinde alışveriş yaparken bir Ermeni’den alışveriş yaparsanız, istediğinin yarısını verin. Rum’la alışverişinizde üçte birini, Yahudi’ye dörtte birini verin. Fakat alışveriş yaptığınız bir Osmanlı ise, istediğini veriniz. Osmanlı asla kandırmaz. Hile yapmaz. Osmanlı’nın dünyada eşi görülmemiş, ancak Osmanlıya yakışır bir hizmetine değinmemek haksızlık olur. Osmanlı zenginleri yollar üzerine kervansaraylar yapmışlar. Bu kervansaraylar bir günlük yürüme mesafesi olan 50-60 km aralıklıdır. Buralarda yolcular üç güne kadar bedava misafir edilirler. Osmanlı, dünyada eşi anca ashabı kiramda görülen bir asalete sahipti. Karı koca lokantada yemek yiyen Avrupalının hesap öderken eşinin hesabını ödemediği, herkesin kendi hesabını kendisinin ödediği meşhurdur. İman küfür mücadelesi kıyamete kadar sürecek. Müslümanların da nefis ve şeytanları ile mücadeleleri ölene kadar sürecek. Her imanlı imanını koruma telaşındadır. Öyle de olması lazım. Peygamberimizin sohbetleri ile yetişen ashap insanların en hayırlıları. Peygamberimiz onları sohbeti şerifleri ve mübarek nazarları ile terbiye etmişledir. O peygamber arkadaşları yıldızlar gibidir. Hangisine tabi olursanız Allah’ı bulursunuz. Rızaya erersiniz. Peygamberimizi görmeyen hiçbir evliya, ashabın derecesi en az olanının makamına çıkamaz. Çünkü ashap “Peygamber terbiyesi” ile yetişmiştir. Osmanlıyı Osmanlı yapan da din adamlarıdır. Osmanlının Kur-an’a saygısı ve ona saygı ve tazimle teslimi kül olmasıdır. Hazreti Yezit’in gönderdiği İslam orduları ile İslam şerefi ile şereflenen atalarımız, İslam’a tam teslim olmuşlardır. Din adamlarını rehber edinmişlerdir. Onlardan ilahi emirleri öğrenmişlerdir. Türkler “kendisinden en çok evliya çıkan millet”tir. Allah’ın sevdiği Allah dostu bir millettir. Dine saygı ve taziminin karşılığını Alemlerin Rabbi, o millete Lutuf ve nusret olarak ihsan buyurmuştur. Türk milleti emindir. Kendine sığınanı korur. Misafir perverdir. Her evin misafir odası olurdu. Halende çok şükür var. Kendisinin yiyemediğini misafirine yedirmeyi şeref sayar. Misafirinin rahatın kendi rahatına tercih eder. Misafirine güler yüzlü davranır. Ev sahibi çocuklar misafir çocuklarına çok sevgili ve saygılı davranır. Cumhuriyetten sonra ne olmuş? Osmanlı kültürü kötülenmeye başlanmış. Müslüman Türk ülkesinde gariplikler olmaya başlamış. Ülkenin gerçek efendileri, sinsi Yahudi oyunları ve dünya tarihinde eşi görülmemiş yalanlarla efendilikten köleliğe düşürülmüş. Bilhassa “en büyük iyiliği yaptığımız, soykırımdan kurtardığımız Yahudiler bizi arkadan vurmuş. Yahudi haham “Haim Nahum “ efendinin çalışmaları çok dehşet vericidir. Bu haham Osmanlı’nın yıkım planını organize ediyordu. Mason kuruluşu olan ittihat ve terakki dernekleriyle büyük bir faaliyet içindeydi. Bu deneklere kayıt ettikleri kişilerin beyinlerini yıkayarak halife ve Osmanlı aleyhine eğitiyorlardı. Yahudi örgütlenmeyi çok iyi yapardı. Osmanlı ve cumhuriyet dönemindeki bütün olumsuz faaliyetlerde Yahudi parmağı dolaylı da olsa mutlaka vardı. Cumhuriyetle birlikte yapılan yenilikler vb çoğu hareket halka rağmen yapılmıştı. Anadolu’da bu cinayetlere kaşı onlarca isyan olmuştu. Konya, Bolu, Yozgat, Düzce,Gerede,Şeyh Sait isyanları....Kültür ve nabzına uymayanı reddeden halk ezildi. Yok edildi. Rivayete göre sekiz veya yirmi gezici mahkeme vardı. Bu mahkemelerin çoğunlukla önce asıp sonra mahkeme ettikleri kişilerin listesi dört yüz klasördü. Yakup Kadri ve Halit Ziya Uşaklıgil gibi zevatın sızdırdığına göre beş yüz binden fazla kişi asılmıştı. Bunların ekserisi din adamıydı. Osmanlı’yı Osmanlı yapan din adamları. Halk üzerine büyük bir korku salınmıştı. Bu klasörler mason görevliler tarafından yok edilmiştir. Bunun bir delili yakın zamanda “Cuma namazına giden lise talebelerinin kanunsuz bir şey yapmışlar gibi” belli medya gruplarında haber edilmesiydi. Cumhuriyetle birlikte içki, fuhuş, işret kötü olmaktan çıkmış, adeta millet bunlara özendirilir hale getirilmişti. Tarih devamlı kötülenmiş, savunma imkanı verilmemişti. Mason tekelinde olan gazete ve sinema sektörü manevi bünyemizi bozmak için aldığı görevi yerine getiriyordu. Haim Nahum’un Lozan’da İngilizlere verdiği söz tutuluyordu. Osmanlı’nın manevi cihetten mahvolması, bir daha eski günlerine dönmemesi için gerekli tedbirler alınmıştı. Onun içimizdeki piyonları bu planlar uyguluyordu. Her on senedeki ihtilaller bundandı. Mason ve Yahudilerin çalışmaları semeresini vermişti. Altı yüz yirmi dört senede Osmanlıda boşanma yedi veya sekizdir. Şimdi ile senede seksen yüz binler ile ifade edilir. Osmanlı’da kilitlenmeyen kapılar şimdi kamera ile kontrol ediliyor. Anne ve baba yanında ayak uzatmayan çocuklar şimdi baba anne yanında ayak uzatır oldular. Cami yanındaki sadaka taşları dolu olurdu. İhtiyacı olmayan alamazdı. Şimdi hırsızlık ve soygun usulleri icat eder olduk. Akraba akrabayı ziyaret eder ve yardımlaşırdı. Şimdi kuyusunu kazar oldu. Aşikar yapamadığı zarar ve kötülüğü sihir, büyü gibi şeytani yollarla yapmaktan çekinemez oldu. Günah ve kötülükten ürperip titremek şöyle dursun ,zevk alacak kadar dinden imandan insanlıktan çıkar olduk. Devlet malına “beytül mal “derlerdi. Zarar vermek bela ve uğursuzluk sayılır korkulurdu. Şimdi alınan maaşları “acaba hak ettim mi? “diye düşünen var mı acaba? Varsa da azınlıktır demek zorunda kalıyoruz. Her şeye rağmen gidişatın hayra olduğuna seviniyoruz. Eskiden devlet arabaları özel işlerde kullanılırdı. Bundan çekinilmez ve utanılmazdı. Şimdi özel işlerini kendi arabasıyla gören memur ve amirleri gördükçe seviniyoruz. Dileriz düşmanların bile takdir ettiği Osmanlı kimliğimiz geri gelsin.