Herkes kendisine göre bir milliyetçilik tanımı yapmış. Bunun sebebi çok tartışılan ve mensubu olduğu kadar da karşısında duran olduğu için olsa gerek. Benim tanımımda dolayısıyla bana göre nesnel size göre öznel olacaktır. Ama milliyetçiliği ben şu şekilde tarif edebilirim : Mevcut toplumsal yapıda sınıf farkı gözetmeksizin, o yapıda bulunan kişinin ulus - devlete bağlılığıdır. Dolayısıyla burada söz konusu olan şey ulus devleti sahiplenip sahiplenmemektir. Milliyetçilik bir ideolojinin ötesinde, siyasal bir pratiktir.
Efendim bu milliyetçilik olayı tarihsel olarak ilk defa 16. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan merkantilizm adlı ekonomik politikaların bir ürünüdür. Çünkü bu ekonomik sistemde Milli Ekonomik Birlik, Milli Devlet gibi kavramlar yatmaktadır. Bazı yerlerde ekonomik milliyetçilik olarak da geçer. Bu teorinin pratikteki adı da 18.yy.sonlarındaki Fransız Devrimi'dir. Genel itibariyle bunun da altında ekonomik çıkarlar söz konusudur. Gerekçesi olarak feodal mülkiyet altında bulunan sermaye sınıfı(diğer adıyla burjuva sınıfı) feodal sistemde büyüyememekte ve feodal çizgiler kendisine dar gelmektedir. Bu çizgiyi aşmak için mutlak yolu feodal mülkiyeti kırmak ve iktidarı eline almaktır. Bu sebepten ötürü milliyetçilik bu sınıfın iktidarı ele almak için kullandığı ve mucidi olduğu bir üründür ve tarihsel olarak kaçınılmazdır. Elbette bu dönemin milliyetçilik kavramı ile o dönemin milliyetçilik kavramı arasında geçen koca 2 yüzyıl ve bunun neticesinde oluşan farklar var. Teorik olarak üzerine daha sonra eklemeler yapacağım ve günümüz pratiğindeki karşılığına başka bir zaman değineceğim. Şimdilik burada bırakıyorum.
Efendim bu milliyetçilik olayı tarihsel olarak ilk defa 16. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan merkantilizm adlı ekonomik politikaların bir ürünüdür. Çünkü bu ekonomik sistemde Milli Ekonomik Birlik, Milli Devlet gibi kavramlar yatmaktadır. Bazı yerlerde ekonomik milliyetçilik olarak da geçer. Bu teorinin pratikteki adı da 18.yy.sonlarındaki Fransız Devrimi'dir. Genel itibariyle bunun da altında ekonomik çıkarlar söz konusudur. Gerekçesi olarak feodal mülkiyet altında bulunan sermaye sınıfı(diğer adıyla burjuva sınıfı) feodal sistemde büyüyememekte ve feodal çizgiler kendisine dar gelmektedir. Bu çizgiyi aşmak için mutlak yolu feodal mülkiyeti kırmak ve iktidarı eline almaktır. Bu sebepten ötürü milliyetçilik bu sınıfın iktidarı ele almak için kullandığı ve mucidi olduğu bir üründür ve tarihsel olarak kaçınılmazdır. Elbette bu dönemin milliyetçilik kavramı ile o dönemin milliyetçilik kavramı arasında geçen koca 2 yüzyıl ve bunun neticesinde oluşan farklar var. Teorik olarak üzerine daha sonra eklemeler yapacağım ve günümüz pratiğindeki karşılığına başka bir zaman değineceğim. Şimdilik burada bırakıyorum.