Devlet Fethullahçılarla da barışır mı?

Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
Prof. Dr. Gökhan Bacık, devletin PKK ile başlattığı çözüm sürecinin benzerini Fethullahçılarla da yapması gerektiğini savundu. Bacık, hareketin örgütlenme biçimini feshetmesi karşılığında Türkiye’deki mağdurlar için siyasi açılım önerdi.




Prof. Dr. Gökhan Bacık, PKK ile başlatılan çözüm sürecinin benzerini Fethullahçılar için de önerdi. Bacık, bu konuda siyasi çözümün mümkün olduğunu belirtti.

Bacık’ın önerisi üç temel şarta dayanıyor. Birincisi, cemaatin mevcut örgütlenme biçimini PKK örneğinde olduğu gibi feshetmesi. İkincisi, hareketin içindeki nitelikli kişilerin inisiyatif alması. Üçüncüsü ise devletin bu sürece açık olduğuna dair sinyal vermesi.


Bacık PKK örneğini işaret etti​

“Devlet, PKK sorunun siyasi yollarla çözümü için açılım başlattı” diyen Bacık, bunun başka konularda da emsal teşkil edebileceğini vurguladı. Türkiye’de siyasi çözümlerin konuşulacağı ortamın oluştuğunu belirten Bacık, bu fırsatın değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bacık, PKK’nin kendini feshetmesi gibi cemaatin de mevcut örgütlenme yapısını lağvetmesi gerektiğini ifade etti. “Siyasi çözümde ‘doğru nedir, haklı kimdir’ konusu ele alınmaz” diyen Bacık, güç ilişkilerine göre çıkış yolu bulunması gerektiğini anlattı.


“Cemaat yönetimi değişmez”​

Gökhan Bacık, cemaat yönetiminin bu adımları atmayacağını düşündüğünü belirtti. Bunun nedenlerini beş maddede sıraladı. Yöneten heyetin üyelerinin vasatlardan oluştuğunu, hiçbir sorumluluk altında olmadıklarını ve sert bir ideolojiye sahip olduklarını söyledi.

“Cemaatin tepe yönetimi kıyamet kopsa değişmeyecek” diyen Bacık, bu nedenle hareketin içindeki nitelikli kişilerin inisiyatif alması gerektiğini vurguladı. Bacık, subay, doktor, yargıç ve bürokratlardan oluşan bu grubun sesini çıkarması gerektiğini belirtti.

“Yurtdışındakiler konforunda”​

Yazıda yurtdışındaki cemaat mensuplarının zamanla düzenini kurduğu ve “konformizm” içine girdiği belirtildi. Bacık, bu kişilerin çocuklarının iyi okullara gittiğini, tatil yaptıklarını ve “toz kalkmasın” psikolojisi içinde olduklarını ifade etti.

Türkiye’deki KHK’lıların çektiği sıkıntılarla yurtdışındakilerin yaşadıkları arasında büyük fark olduğunu anlatan Bacık, bu durumun siyasi çözüm konusundaki motivasyonu etkilediğini söyledi.

Devletin yapması gerekenler​

Bacık, devletin cemaat konusunda siyasi açılım olabileceğini ifade etmesi gerektiğini vurguladı. “Türkiye’de KHK’lılara yönelik sert siyaset, cemaatin tepe yönetiminin birincil meşruiyet kaynağı” diyen Bacık, bu döngünün kırılması gerektiğini belirtti.

0 yılı aşkın süredir baskı altında yaşayan kitlenin Türkiye Cumhuriyeti hakkında “ümitsizlik” içinde olduğunu söyleyen Bacık, devletin bu algıyı sarsması gerektiğini ifade etti. Tek yanlı adımlar atılabileceğini belirten yazar, kısmı çözümlere yönelmenin önemini vurguladı.


Toplumsal barış için gerekli​

“Türkiye’de AKP dahil bazı çevreler cemaate yönelik açılımı gereksiz görebilir” diyen Bacık, ancak işletmenin “toplam kalite” prensibinin hatırlanması gerektiğini söyledi. En küçük organdaki sancının bütün herkesi etkilediğini belirten akademisyen, cemaat sorununu “kanayan yara” olmaktan çıkarmanın toplumun her kesimi için hayırlı olacağını ifade etti.

Bacık, cemaatin tabanının “yurtsever” olduğunu ve “standart Anadolu kültürünün ürünü” olduğunu vurguladı. Bu kesimin devleti ele geçirmek gibi bir düşüncesinin asla söz konusu olmadığını belirten yazar, İslami değerler çerçevesinde affetmenin önemini hatırlattı.

Ruşen Çakır ile tartışma​

Ruşen Çakır ile yaptığı söyleşide Bacık, fikirlerini daha ayrıntılı anlattı. Erdoğan’ın düşman ihtiyacı üzerinden siyaset yaptığı eleştirisine karşı, artık bu yöntemin işe yaramayacağını söyledi.

“Erdoğan’ın iktidara gitme stratejisinde iç ve dış tehditler biraz geçmişe ait bir şeydi” diyen Bacık, şu anda farklı yöntemlerle iktidara gidilmesinin daha yararlı olacağını belirtti. Bacık, toplumsal bir açılımın “herkesi içine alıyoruz” söyleminin daha işe yarayabileceğini ifade etti.

Cemaat konusunun küçük bir mesele olduğu eleştirisine karşı Bacık, bunun Türkiye’deki demokratikleşme ve hukuk devleti gibi konuları etkilediğini söyledi, “Bu sorun küçük de olsa Türkiye’deki demokratikleşme, toplumsal barış gibi şeyler nihayete ermemiş olacak” diye ekledi.

Tarikatların devlet üzerindeki etkisi​

Bacık, Türkiye’de tarikat ve cemaatlerin Erdoğan’ın sırtından hareket eden yapılar olduğunu belirtti. “Erdoğan’ın onlara karşı otonomisi yüzde yüzdür” diyen Bacık, tarikatların oy oranının çok yanlış anlaşıldığını söyledi.

“Genel Türk kamuoyu tarikat cemaatleri sevmez” diyen Bacık, bunların kendi içine kapanıp menfaatleri peşinde koşan yapılar olarak görüldüğünü belirtti. Bacık, AKP için bu yapıların “human resources kaynağı” olduğunu ancak büyük oy kaynağı olmadığını ifade etti.

Gülen sonrası durum​

Fethullah Gülen’in ölümünden sonra hareket içindeki katmanların daha da netleştiğini belirten Bacık, lider kadronun kurmayları, inançlı insanlar ve bocalayanlar şeklinde ayrımların olduğunu söyledi. İçeridekiler ve dışarıdakiler arasındaki farkı da vurgulayan akademisyen, asıl faturayı Türkiye’dekilerin ödediğini belirtti.

Bacık, dışarıdakilerin çoğunun işini gücünü kurmuş durumda olduğunu ve gerçek anlamda barışmayı Türkiye’deki KHK’lıların istediğini söyledi. Ancak talebin buradan gelmesi gerektiğini belirten yazar, “affedin, barışalım” gibi bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini ifade etti.
 
Bunu birilerinin söyleyip önermesine gerek yok, devran dönmezse olacağı o zaten.
 
İktidar ile sadece göstermelik kavgalılar ve kavgalı olmaları planın bir parçası. Fethullahcılar sayesinde (desteğinde) AKP ülkeyi bugünlere getirdi
 
Geri