Derya Türkan & Sokratis Sinopoulos - İstanbul’dan Mektup Vol.2 Albümü Tanıtımı (2018)

  • Kullanıcı Durusu
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Albüm Tanıtımları
Konu sahibi son olarak 2767 gün önce görüldü
wH5Re3.jpg


Yayın Tarihi: (08.03.2018)

Gia Des Pervoli Omorfo
İzmir aptalikos
Rast sirto & suzinak sirto
Mandilatos
Nihavend beraber taksim
Omorfi glikia politisa mou & nikriz kasap havası
Hicazkar zeybek
Beraber taksim
To meraklidiko pouli & Mithat paşa kantosu
Afino gia sti gitonia


Fonograf, gromafon ve dolayısı ile taş plaklar İstanbul’a 1900’ün başlarından itibaren gelmiş ve bu yeni icada yetişememiş tarih kitaplarında büyük harflerle yazılan birçok icracı kendilerini sadece yaşadıkları dönemde bulundukları çevreye duyurmuş daha sonra bazıları rivayetler halinde anlatılmış bazıları da ne yazıktır ki “ebedi sessizlik perdesi arkasında” unutulup gitmiştir.

Bu perdeyi ilk defa açanlardan biri Tanburi Cemil Bey ve Vasilaki’dir.

Bugün Cemil Bey’in elimizde bulunan az sayıdaki fonograf ve yüz elli kadar plak kaydı ile adeta çok uzun bir süre küçük bir odada kendi hallerinde uyuyan sesler uyanmışlar, duyulmaya başlanmışlar ve önce İstanbul’a ardından da Anadolu, Yunanistan, Suriye, Irak, Mısır ve Tunus’a kadar uzanan büyük bir coğrafya ya dalgalar halinde yayılmışlardır.

Büyük şair Yahya Kemal Tanburi Cemil bey hakkında şöyle söylemektedir “ ..... Cemil bana şunları anlattı; Kemençeye başladım, bir nebze şöhretim arttı. Vasilaki’de o tarihte kemençenin Allah’ı, bana ders vermişti....” Evet, Kemençeci Vasilaki ve Tanburi Cemil Bey, bir Rum ve bir Türk müzisyen. Kemençenin iki ustası…

Vasilaki faytondan inerken kapıyı açıp yere kadar eğilen, kemençenin Allah’ı dediği ustasının yanında saygı ile sessizce duran, saz çalmaya korkan, onun eserlerinin üzerine üstadım şeklinde yazan Cemil ve bir akşam dost toplantısında “Hak kelamı söylemek doğrudur, bu memlekette kemençenin üstadı Cemil Bey’dir” diyen de Kemençeci Vasilaki olmuştur.

Tanburi Cemil Bey, İstanbul’da Langa’da Rum meyhanelerine Girit’ten Sakız’dan Midilli’den gelen lavtacı ve kemençecilerin peşinden koşmuş, bazen de şehrin bambaşka bir köşesinde sırlı seslerin takipçisi olmuş. Öyle ki Cemil Bey’in kendi hatıralarında ve o günlere şahitlik etmiş kişilerin hatırlarından gitmeyen bu buluşmalar, âdeta kayıtları maalesef elimizde olamayan birer efsane halinde bugün bile anlatılır..

Bugün bizde iki dost (Derya ve Sokratis) olarak işte o günlerde yaşamış isimleri bilinmeyen efsanevi müzisyenleri düşündük ve onları Cemil Bey ile hayal ettik.​
 
Geri