Denizin ortasından bir selam: Kız Kulesi

  • Kullanıcı Sade
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Dünya Üzerindeki Tarihi Yerler ve Mekanlar
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
MaBn77.jpg


Antik Çağ’da Arkla (küçük kale) ve Damialis (dana yavrusu) diye anılan, bugün Üsküdar Salacak’taki Kız Kulesi’nin tarihi epey eskilere uzanıyordu. M.Ö. 410’da Atinalı komutan Alkibiades, Asya’dan kopan bu kara parçasına, Boğaz’daki gemileri denetlemek için bir kule inşa ettirdi.

Başlangıçta askeri hizmet veren kule, M.Ö. 341’de Yunanlı komutan Chares eşi için anıt mezar yaptırınca, bu kez romantik bir misyon edindi. Ama burası Boğaz’ın o kadar önemli noktasındaydı ki, asırlar boyunca kaderi hep başa döndü. 1500 sene sonra kule, şehrin savunması için yeniden önemli hale gelince 1143-1178’de hükümdarlık yapan İmparator Manuel Comnenos buraya yine kule yaptırdı ve gemilerin peşine düştü.

Fetihten önce, fetihten sonra

İstanbul’un fethi döneminde Fatih Sultan Mehmet, Venediklilerin üs olarak kullandığı mekânı yıktırdı ve yerine küçük bir kale yaptırıp toplar yerleştirdi. Ancak burası savunma kalesi olmaktan ziyade bir gösteri platformuydu. Eğlenceler ve kutlamalarda şehirde çınlayan toplar buradan atılırdı.

Kule 1510’daki depremde zarar görünce Yavuz Sultan Selim döneminde onarıldı. Çevresi sığ olduğu için 17. yüzyılda kuleye bir de fener eklendi ve burası deniz fenerine dönüştürüldü.

İki salgında karantina hastanesi

1719’da fenerdeki yağ kandili rüzgâr yüzünden etrafı tutuşturunca iç kısmı ahşap kule yandı ve altı yıl sonra Nevşehirli Damat İbrahim Paşa kuleyi kurşun kubbeli, fener bölümü kâgir ve camlı olarak restore ettirdi.

Kız Kulesi, Osmanlı’nın çöküşünde bambaşka bir hizmet verecekti. Önce 1830-1831’deki kolera salgınında, ardından 1836-1837’deki veba salgınında karantina hastanesine dönüştürüldü ve hastalıkların kente yayılması bu şekilde önlenmeye çalışıldı.

14 senedir yeniden sivil

Kız Kulesi’nin Osmanlı’daki son büyük onarımı 2. Mahmut dönemindeydi. Osmanlı-Barok tarzındaki bu restorasyonda kuleye dilimli kubbe eklendi. Ünlü hattat Rakım’ın yazısı ile kapısına Sultan’ın tuğrasını taşıyan bir kitabe yerleştirildi. 1857’de buraya yeni bir fener yaptırıldı.

Cumhuriyet Dönemi’nde çeşitli onarımlardan geçen kule 1959’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı, Boğaz’ın deniz ve hava trafiğinin denetlenmesini sağlayan radar istasyonuna dönüştürüldü. 1983-1992’de Denizcilik İşletmeleri’ne bırakılan ve ara istasyon olarak kullanılan Kız Kulesi, 1995’te yeniden onarılıp 2000’de kapılarını ziyaretçilere açtı.

Kuledeki talihsiz prenses

Pek çok efsaneye konu olan Kız Kulesi hakkındaki en bilinen efsane kadere karşı koyamayan kral ve kızı hakkındaydı. Rivayete göre falcılar, Bizans Kralı’na, kızının yılan sokmasından öleceğini söyleyince kral, Kız Kulesi’nin bulunduğu kayalıklara bir ev yaptırıp, kızını buraya yerleştirdi. Ancak genç bir asker kralın kızına âşık oldu ve günlerden bir gün, prensese sunmak için bir demet çiçek hazırladı. Ne yazık ki çiçeklerin arasına gizlenen yılan, talihsiz prensesi sokup öldürdü ve kehanet böylece gerçekleşti.

Atı alan Üsküdar’ı geçti

Kule hakkında en son anlatılan hikâyeden bugüne bir deyim kaldı. Efsaneye göre Battal Gazi askerleri ile Kız Kulesi’ne baskın yaparak kuleye saklanan hazineleri ve Üsküdar Tekfuru’nun kızını kaçırdı. Sıkı bir kovalamacanın ardından peşindekileri atlatan Battal Gazi Üsküdar’dan atına atlayıp oradan uzaklaştı. “Atı alan Üsküdar’ı geçti” lafının esin kaynağı işte bu hikâyeydi.

Kız Kulesi Âşıkları’ndan 007’ye

Bu kadim kulenin filmlerde boy göstermesi elbette kaçınılmazdı. Kız Kulesi’nin ev sahipliği yaptığı ilk film, İrfan Tözüm’ün yönettiği Kız Kulesi Âşıkları’ydı. 1993 yapımı filmde hayatının sonbaharını yaşayan bir şairin düşle gerçek arasındaki tutkulu aşkı anlatılırken, Nurseli İdiz ve Beklan Algan başrollerdeydi.

Kule altı yıl sonra bu kez James Bond serisinin 19. filmi Dünya Yetmez’de (The World is Not Enough) final sahnesini taçlandırıyordu. Pierce Brosnan’ın başrolünü oynadığı filmde Kız Kulesi peliküle düşen silueti ile Hollywood’a açılıyordu.

İstanbul Destanı

…İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
Ama şu Kızkulesinin aklı olsa
Galata kulesine varır
Bir sürü çocukları olur…

Karşı kıtadaki sivri külahlı Galata Kulesi’yle asırlar boyunca aşkı dillere dolanan kule, pek çok yazara ve şaire ilham verdi. Sanatçı Bedri Rahmi Eyüboğlu ünlü İstanbul Destanı’nda bu mevzuda iki kelam etmeden geçmeyecekti.

Gemilerim

Elifba’mın yapraklarında
Gemilerim, yelkenli gemilerim.
Giderler yamyamların memleketlerine
Gemilerim, yan yata yata;
Gemilerim, kurşun kalemiyle çizilmiş;
Gemilerim, kırmızı bayraklı.
Elifba’mın yapraklarında
Kız Kulesi,


Kendinden “İstanbul’da Boğaziçi’nde bir garip Orhan Veli’yim” diye bahseden ünlü şair, Kız Kulesi’ni hiç unutur muydu?

Kız Kulesi

Karanlıktan korkan çocukların
Müzik kutusudur Kız Kulesi
Kapağı açıldığında
Dansa başlayan balerin
Hınzır martıların şakalarıyla
Islanır elbisesi

Hemen her şiirinde İstanbul’a selam gönderen Sunay Akın, Kız Kulesi’ni elbette anmadan geçmedi.​
 
Bi ona gidemedim işte :D Bi gitmek nasip olmadı. Kuzenleri gezdirecektim hatta kahvaltı yapalım istedim ama kişi başı 75 olunca vazgeçmiştim :) Uzaktan da görsek yeter :p
 
Ben gittim gordum, istanbulda yasayip bu tarz yerlere gitmeyenlere hayret ediyorum .) Hic mi ilginizi cekmez, hic mi merak etmezsiniz.
 
Karşılıklı çay içmişliğimiz, bakışmışlığımız vardır ama daha tanışamadık kendisiyle. Bu gece kısmetse yine karşılıklı bakışacağız çay eşliğinde.
 
Ne bilim birileriyle zevkli oluyor elbette ama arkadaş ortamında o olmuyor @W ondan şahsen gezmedim. He yerlerini bilirim önünden geçer bakarım da o kadardı.
 
Ben gittim gordum, istanbulda yasayip bu tarz yerlere gitmeyenlere hayret ediyorum .) Hic mi ilginizi cekmez, hic mi merak etmezsiniz.

İstanbul'da yaşayanların koşturmasını bir bilseniz, hayat öyle hoş ve renkli değil herkese (:
İnan insanların önünü görmeye mecali yok
Yoksa gezilecek o kadar çok şey var ki, dışarıdan gelen insanlar daha çok tadını çıkarıyor
 
İstanbul'da yaşayanların koşturmasını bir bilseniz, hayat öyle hoş ve renkli değil herkese (:
İnan insanların önünü görmeye mecali yok
Yoksa gezilecek o kadar çok şey var ki, dışarıdan gelen insanlar daha çok tadını çıkarıyor
Evet bak onu fark ettim, o kalabaligin icinde insanlarin yuzlerine bakiyorum hepsi asik suratli, kimsenin kimseye tahammulu yok ne trafikte ne bekleme kuyrugunda. Yasamak icin uygun bir yer degil, en azindan bana gore degil.
 
Evet bak onu fark ettim, o kalabaligin icinde insanlarin yuzlerine bakiyorum hepsi asik suratli, kimsenin kimseye tahamulu yok ne trafikte ne bekleme kuyrugunda. Yasamak icin uygun bir yer degil, en azindan bana gore degil.

Ben alıştığım için başka yerde yaşayamam geliyor ama telaşesi bol şehir, kalabalık
Ama gezmek içinde muazzam
 
Bazı şeylere uzaktan bakmak güzeldir büyüsü bozulmasın diye yakından görmek istemiyorum ^^
 
Gitmedim ve gitmekte istemiyorum. Buse su ve Berkecanlara alerjim var.
 
illa oturup orda yemek yemen gerekmiyor ki



Ben her türlü yerim yemeğe dayanamam :D Herkesin imkanı olamayabiliyor




Mesela bir Topkapı Sarayı ziyareti en son gittiğimde 40,00 TL idi. E tek başına da gitmiyorsun misafirin oluyor genelde. İnsanın kendi tarihini görmesi tanıması için o kadar para vermesi saçma bence. İnsanlarda bunu düşünüyor.
 
Geri