Türk Dili ve Edebiyatı Deneme örnekLeri..

S
  • Kullanıcı She`
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Ortaöğretim
Hep Ben Deriz..
hep kendimizden büyük işlerlerle uğraşırız.

bir yanımız duygusalsa helehayal üstüne hayal kurarız.bu hayaller gittikçe ulaşılması zor dediğimiz düş olan ütopyalara bırakır kendini.tabi bunun farkında olmayızöylesine yıldızları sayarız beyaz gecelerdeöylesine sonra uyuruz kış ayıları gibi...

hep kendimizi kandırırız.gerçeklerdendoğrulardan konuşmaktan kaçınırız.kaçan kovalanır misali hep kendi gölgemizden korkarız.kendi kendimizi yakarız...

hep yavaş yaşamayı ve huzurlu olmayı isteriz.zahmetsabırinanç gibi sağlam kalelerimize sığınmak nedir yahut ne değildir bilmeyiz.bilmeyizçünkü dert etmeyiz yanıbaşımızda esen hayatı.belki bu yüzden hayatı hep boşveririz.olduğu gibi kabul etmektensekendi at gözümüzle görürüz karşıki kıyımızı...

ve hep konuşuruz her konudan.an olur futbol yorumcusuan olur kaldırım ağasıan olur gazelden telden çalarız.illa bir şeylere havamızı ayağımızı bırakıveririz.rahat durmayız çünkü boş kalmaktandünyaya olumsuz yönde zarar vermekten üstümüze yok.yokee sözde insanız biz.peh peh insanmışız biz?...

hep ben’i ön plana atarız.ben seviyorum.ben yapıyorum.ben ediyorum.ben yazıyorum.ben okuyorum.ben güzelim.ben yakışıklıyım.ben benim.başka biri umrunda değil...deriz hep...

anlayacağınız dev aynalarımız bitmezbencillik edebiyatında....





Yeniden Yaşamak

Yalnizligiaglamayi bilir misin?. Bilirmisin yalnizlik ne demek?.. Bilir misin gökyuzundeki yildizlardan medet ummayi?.. Uzattin mi elini bir yildiz boyunca belki tutarim diye farkinda olmadan?

Uykusuz kalmayi bilirmisin sabaha kadar?. Hic kustun mu hayata?. Aslinda kendindir kustugun kucugum?.
Kapatip gozunu hayaller kurdugun oldu mu gelecege dair?. Bazen kucuk bir masumiyet belirir tebessumunde bazen gozunde hircin bakislar.
Kizdin mi kaderine gunlerce?. Kendini taniyamadigin oldu mu hic?.Bazen cesaret edemeyen konusmaya ve bazen de hic susmayan sen.

Sevdin mi birini?. Her yagmur yagisinda saatlerce bekledin mi sevdigini pencerenin onunde?

Bir yudum sevgi dilendigin oldu mu sert bakislardan?. Yaslanacak bir omuz aramadin mi?. Birden güldügün oldu mu sebepsiz?. Her siirde kendinden bir seyler bulmadin mi hic?. Rüyalarda yasadigin oldu mu hayatini istemedigin oldu mu uyanmayi?.
Baktigin ama goremedigin oldu mu etrafi?. Ufak bir sorunu buyutup olmeyi de mi istemedin hic?

Sebebini bilmedigin bir agirlik cokmedi mi ustune?.
Buyudugunu farkedip zamana dusman oldun mu?.
Hecelerin az geldigi kelimelerin yetmedigi oldu mu duygularini anlatmaya?.
Agladigin oldu mu sebepsizce sabaha kadar?. Belki sen aglamati bilmiyorsunndur sevmeyi bilmedigin gibi.

Iki damla yasdegildir aglamak. Once huzunlenmek sonra dusunmek hayal etmek.. Anilari yasamak buyuk bir ozlem icinde o kucuk oyuncak bebege sarilmak.
Iste budur aglamak ve yeniden yasamak.




ÖLÜME YAKLAŞMAK
Issız bir parkta sallanırken insan gökyüzüne dokunacağını düşünür bazen..
sonsuz mavinin derinliklerinde kaybolup gideceğini hayal eder..
düşler kurar mutluluğa dair.. içinden şarkılar söyler biraz hüzünlü biraz
melankolik birazda aşk kokan.. hızlanır git gitte sallanışlar.. düşündükçe
hızlanır.. hızlandıkça düşünür.. sonra birden ya kopar ipleri salıncağın tüm
düşler suratına yapışır insanın.. yada durur salıncak.. düşlerde durur.
mavilikler siyah olur ansızın.. mutluluk hüzün.. hüzünler acı.. şarkılar
birer feryat olur.. duyan olmaz.. salıncağın ardında kimse kalmamıştır
sallayan.. ve o an.. karanlık çöker başta parka.. sonra tüm şehre.. ve sen
siyah görürsün herşeyi.. konuşmak istersin konuşamazsın.. konuşursun anlayan olmaz
yine susarsın.. gidersin sonra.. karanlıklar içine ve ağlarsın sonra
herkesten gizli.. herkes toplanır başına.. gözlerinde alaycı gülümsemeler..
nefret edersin insanlardan.. kaçarsın bilmediğin bir yere.. yerde gözünden
akan yaşların izleri.. basmadan üzerine koşarsın.. koşarsın.. koşarsın.. bir
uçurum çıkar karşına.. durup kalırsın bir süre.. sonra bakarsın ardına..
herkes arkanda.. atla atla diye tempo tutarken görürsün dostlarını.. ve
gülümsersin son bir defa.. bırakırsın kendini boşluğa.. rüzgarda savrulur
sallanırsın.. salıncakta olmasanda.. son sallanıştır bu .. son ..



Yanılgı

Bedene ne ağırmış düşünce yükü...Zihin doluyken taşıyamıyormuş meğer ayaklar insanı. Ne zormuş insana kendi deryalarında boğulmak. Nasıl yazılıyor bu şarkılar derdim hep..Meğer ne kolaymış bir ruh halini dökmerk satırlara.

Kimmiş neymiş beni böylesine üzen yıpratan kuru yapraklar gibi...Ama tam aksine her gün güzelleştiren yasla... Neymiş bu zihnin derdi? Neymişki bu dert bir bardak alkolde kıyılara vuran? Yanlışmış birşeyler...Hep birbirimizin aynısıymışız gibi tanımak insanları ne büyük bir yanlışmış...Her yaraya her tuz basımında anladım bir kez daha.

Her inanıp güvendiğimde tutunduğumda bir dala işte huzur işte aşk diyerek bir çocuğun oyuncağını sevmesi gibi açtığımda kollarımı o kollarımın yine bir tek kendimi sardığını fark ettiğimde başladı hayata yenilgilerim...


Hayalperest

Olmak istediğim
Deniz kıyısı var bi ev ve uzun bi kumsal.
Biri var yanımda
Koşuoruzçok eğlenioruz anlican
Hafiften rüzgar esiyo.
Eve giriyoruz.evin içde aynen şöyle;
Tek oda ama aynı zamanda içinde wcmutfakyatak odası her şeyin içinde olduğu bir odaev
Denize bakan kısımda duvar yerine kocaman bi cam yerden tavana kadar geniş ve uzun.
Pencere şeklinde. kemik rengi bi stor..
Camı açtığın zamna ayakların kuma değicek.
Hava eserken içerde de denize nazır oturup çayını içiceksin.
Sevdiğin kişi yanında olucak.yatakta yatıcaksınız.ama sadece birbirinize sarılıcak ve duygusal yönünüzü doyurucaksınız çıkar sağlamak için deil.
Aklınızda hiçbişi olmicak.
Çay keyfi yaparken denize karşı
Sanattan bahsediceksiniz bi ara.
Ama müziği dinliceksiniz sessizliği yani..doğal olmayı deniceksiniz anlicanız.
Sessizliği bozmak müziği bozmaktır.dedikleri gibi



Düşleri gömmek

İlk çarpışmada bütün silahları bırakıp kaçmak belki de en
doğrusu buydu. İllaki zoru seçmek akıl işi değil mi acaba ?Sevmek
ölesiye istemek de yeterli değilmiş demek ki. Neden herkes aynı şeylerle avunurur durur ki. Hiç mi kendi dünyalarını
keşfedemiyorlar? Üstelik de başkalarına engel oluyorlar. Her
kesin bir düzende bir yolda bir istifte olmasını istiyorlar.
Neden? Oysaki dünyadaki her kişi -bilirse eğer- gerçekten
apayrı bir gizler ülkesidir. Çocukken yaptıklarınızı düşünün. Ne düşünceler içindeydiniz. Sonra ne oluyorsa yaş
olgunlaşınca düşünceler düşler ölüyor. Ve onları yine dirilir
diye lime lime edilen derin toprağa gömüyoruz. Bu da yetmezmiş
gibi başkalarını da aynı şeye zorluyoruz. Ona da iyilik ettiğimizi düşünü-
yoruz.
İşte düşlerimiz ölünce biz de öldük. Salt yemek yiyoruz
yatıyoruz kalkıyoruz. Konuşmuyoruz bağırışıyoruz anlaşılmaz
bir şeyler söylüyoruz. Ama konuşmuyoruz anlaşamıyoruz.

Bütün bu şeylere rağmen kendi adıma bazı düşleri yaşatmayı
arzuladım. Bu yüzden kendimle gurur duyuyorum. Diğer insanlar
bunu da yapmadı. Bir çok pişmanlıklarım sıkıntılarım var. Ama
yine de yaşamaya çalışıyorum. Ancak biliyorum bu da büyük bir
hüsranla bitecek. Yolun sonuna geldiğimde anlayacağım bunu.




Nefret Edilesi Keşkeler

Her sabah aynı koşuşturmaca içinde başlayan hayatların bir gün sondurağına varacağına bile bile terli yastıklardan baş kaldırmak ve güne keşkelerle başlamak mı bu gezegene geliş amacımız?
Banyo aynasının gerçekliğinde solgun simalarımızı fırça ve jilet darbeleriyle renklendirmeye çalışırken aslında kendimizi bile kandırdığımızı bilmiyor muyuz yoksa?
Güneş doğup doğmamakta karar vermeye çalışırken belediye otobüsü ya da tramvay bileti kuyruğunda gözlerini ovuşturarak simit kırıntılarını kuşlarla paylaşan minik çocuklar gibi çarpabilse yüreğimiz belki hayat daha heyecanlı olabilirdi gri kaldırım taşlarını tepelerken her Allah’ın günü...
Etrafımızda yeşilliklerin içinden gülümsemeye çalışan çiçeklerin taç yapraklarına düşen nemli çiğ damlalarına takılabilseydi gözlerimiz süslü ve pahalı eşyalar yerine yanımızdan ürkekçe geçen ıslak kedinin yiyecek yalvarışlarına kulak verebilseydik belki her sokağa çıktığımızda içinde yaşadığımız şehre lanetler yağdırmazdık insanların mahmur yüz ifadelerini takındığı saatlerde.
Bilirdik bu kısır döngü değişmeyecekyaşanan gün geri gelmeyecek.
Ne göz göre göre taş binaların erittiği genç bedenimiz eskisinden daha sağlıklıne kahkahalarımızın çevrelediği çocuk ruhumuz önceki kadar mutlu olacak.
Bugün dünü aratacak
Yarın her günden belki de beter olacak.
Ne bir garanti belgesi imzaladık Hak katındaNe dayanağımız var sağlıcakla ve hoş kalmak
adına geri kalan ömr-ü hayatımızda.
Keşkelerle başlayan ömür maceramızda değişen birşey yok yıllar sürgünlerini çürütse de yağmur yüklü mevsimlerde nemlerden.
Çocukluk büyüme hevesiyle geçerkengençlik hayallerini belki bir gün zengin ve mutlu olmak süslüyor yaşlanma olgusunu hatrımıza bile getirmeden...
Nefret edilesi keşkeler dolduruyor yaşam bankamızda sermayemizin fonlarını.
 
Geri