Erdoğan resmi Twitter hesabından Venezuela'daki darbe girişimiyle ilgili bir açıklamada bulundu.
Halkın egemen olduğu, Başkanının seçimle iş başına geldiği Venezuela'ya postmodern bir koloni valisi atama gayreti içinde olanlar bilmelidir ki, bir ülkenin nasıl yönetileceği ancak demokratik seçimlerle belirlenebilir.
Demokrasilerde sandık esastır.
**
Erdoğan'ın yukarıdaki sözleri Venezuallanın iç işlerine karışmak değilmidir?
Daha önce Türkiyenin iç işlerine karışmayın diye dünyaya meydan okuyan Erdoğan, bölgemizde bulunan bütün ülkelerin iç işlerine karışıp PKK teröristlerine güneydoğu sınırımızda Amerikan destekli devlet kurdurmamışmıdır? bu konuda "Bir gece ansızın gelebiliriz" gibi boş laflarla milleti oyalamakta değilmidir.
Erdoğan'a şunu sormak lazım:
17 senedir Türkiyenin nasıl yönetileceği demokratik seçimlerlemi belirleniyor, yoksa AKP ile birlikte Yüksek Seçim Kurulu tarafındanmı belirleniyor?
Seçim bitti ancak bir türlü sonuçlandırılmadı. Halk, seçmen görevini yaptı. Ancak İstanbul'da seçmenin iradesi gasp edilmeye, yok sayılmaya çalışılıyor ve türlü oyunlar oynanıyor. Ortada anayasal sisteme ve seçmen iradesine karşı bir darbe teşebbüsü söz konusu.
Kameraların karşısına geçen Bay Binali Yıldırım özetle, "Seçimin murdar olmuş bir seçim olduğunu, hukukun peşinde olduklarını, ortada bir tahammülsüzlük olduğunu, seçimin kazanıldığına YSK'nın karar vereceğini, şaibeler, usulsüzlükler, sahtekarlıklar olduğunu, organize bir kötülüğün bulunduğunu, seçmenin iradesini ve oyunu çalmanın bir miada bağlı olmadığını, sahtekarlığın son kullanma tarihi olmadığını" söylüyor. ve iktidarın bakış açısını, zihniyetini ortaya koyuyor.
Bu bağlamda Bay Yıldırım öncelikle henüz daha sayım bitmeden, sonuçlar belli olmada seçimi kazandığını açıklamasını topluma izah etmelidir.
Şunu iyi anlamak gerekir: Elbette seçim sonuçlarına itiraz kanundan kaynaklanan bir haktır ve iktidar partisinin bu hakkını kullanması da olağandır. Önceki seçimlerde muhalefetin bu yöndeki itirazlarına karşı aynı saygı ve duyarlılığı göstermeyen iktidar mensuplarının, herhalde şimdi hukukun ve bir hakkın kullanımının, daha genellersek hukuk güvenliğinden bahsetmesi garip bir çelişkidir.
Usulsüzlük, şaibe ve "organize kötülük" arayanların; FETÖ'nün halen devlet yönetiminde ortak olduğu önceki seçimlere, "mezardakilere dahi" oy kullandırılması çağrılarına, çöplüklerden çıkan oylara, çeşitli seçim hileleri ve usulsüzlüklerine, özellikle 16 Nisan Referandumu'nda oy kullanımı sürerken AKP temsilcisinin başvurusuyla kanundaki açık hükme rağmen mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılmasına bakmasında yarar bulunmaktadır
Bu süreçte sıkıntı yaratan husus itiraz hakkının kullanılması değil, bu hakkın kötüye kullanılarak, iktidar ve devlet gücü hukuksuz olarak devreye sokularak sonucun değiştirilmesine, seçmen iradesinin gasp edilmesine çalışılmasıdır.
Asıl bakılması gereken yer iktidarın az oy farkıyla kazandığı ve muhalefetin benzer gerekçelerle yaptığı itirazların reddedildiği yerlerdir.
Geçmiş uygulamaları güven vermeyen, görev süreleri ilginç bir şekilde uzatılan YSK, "tam hukuksuzluğa" alet ve ortak edilmektedir.
Seçimin iptali için her yola başvuran iktidar son olarak "Kılıçdaroğluna saldırı" provakasyonunu düzenlemiş, hakim ve savcılar tehdit edilerek kimse tutuklanmamış, saldırıyı yapan inek hırsızları serbest bırakılmış, AKP'li yalakalar tarafından eli öpülüp kahraman ilan edilmiş, provakasyon AKP tarafından resmen üstlenilmiştir. Dünya kurulalı hiç bir devlette böyle bir pislik görülmemiştir.
Önceki seçimlerde Cumhurbaşkanı ve Seçim Hükümeti büyük bir seçim yolsuzluğuna imza atmış, bütün seçimleri hile ile şaibeli olarak kazanmış, muhalefetin bütün itirazları YSK tarafından reddedilmiştir.
Seçimler iptal edilse ne olacaktır, yapılan provakasyonlarla ve Çubuk rezaleti ile halkın nefretini kazanan AKP diktatörlüğü dürüst bir seçim yapıldığı taktirde eskiden aldığı oyların yarısını dahi alamayacaktır, ancak AKP seçimin yenilenmesi halinde daha önceki seçimlerde olduğu gibi devlet imkanlarını kullanarak baskı şiddet, hukuksuzluk ve hile ile seçimi kazanacağını hesaplamaktadır.
“Demokrasi bizim için bir amaç değil, araçtır."
"Amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız. ”
“Demokrasi bizim için bir tramvaydır. İstediğimiz durağa gelince ineriz.”
Diyen Erdoğan'ın, Sandıktan irade kaçıran ve seçmen iradesine aykırı olarak sandıktan seçilmemiş başkan çıkartan erdoğan'ın milli iradeden, hukuktan ve sandıktan bahsetmesi çok komiktir ve bu kelimeler düpedüz milletin aklı ile alay etmek ve milleti aptal yerine koymaktır.
Erdoğanın gerçekte demokrasi ile ve millet iradesi ile bir ilgisi yoktur.
Erdoğan teröristlerin ve yobazların hamisidir.
Erdoğan'ın gerçek yüzü budur:
Halkın egemen olduğu, Başkanının seçimle iş başına geldiği Venezuela'ya postmodern bir koloni valisi atama gayreti içinde olanlar bilmelidir ki, bir ülkenin nasıl yönetileceği ancak demokratik seçimlerle belirlenebilir.
Demokrasilerde sandık esastır.
**
Erdoğan'ın yukarıdaki sözleri Venezuallanın iç işlerine karışmak değilmidir?
Daha önce Türkiyenin iç işlerine karışmayın diye dünyaya meydan okuyan Erdoğan, bölgemizde bulunan bütün ülkelerin iç işlerine karışıp PKK teröristlerine güneydoğu sınırımızda Amerikan destekli devlet kurdurmamışmıdır? bu konuda "Bir gece ansızın gelebiliriz" gibi boş laflarla milleti oyalamakta değilmidir.
Erdoğan'a şunu sormak lazım:
17 senedir Türkiyenin nasıl yönetileceği demokratik seçimlerlemi belirleniyor, yoksa AKP ile birlikte Yüksek Seçim Kurulu tarafındanmı belirleniyor?
Seçim bitti ancak bir türlü sonuçlandırılmadı. Halk, seçmen görevini yaptı. Ancak İstanbul'da seçmenin iradesi gasp edilmeye, yok sayılmaya çalışılıyor ve türlü oyunlar oynanıyor. Ortada anayasal sisteme ve seçmen iradesine karşı bir darbe teşebbüsü söz konusu.
Kameraların karşısına geçen Bay Binali Yıldırım özetle, "Seçimin murdar olmuş bir seçim olduğunu, hukukun peşinde olduklarını, ortada bir tahammülsüzlük olduğunu, seçimin kazanıldığına YSK'nın karar vereceğini, şaibeler, usulsüzlükler, sahtekarlıklar olduğunu, organize bir kötülüğün bulunduğunu, seçmenin iradesini ve oyunu çalmanın bir miada bağlı olmadığını, sahtekarlığın son kullanma tarihi olmadığını" söylüyor. ve iktidarın bakış açısını, zihniyetini ortaya koyuyor.
Bu bağlamda Bay Yıldırım öncelikle henüz daha sayım bitmeden, sonuçlar belli olmada seçimi kazandığını açıklamasını topluma izah etmelidir.
Şunu iyi anlamak gerekir: Elbette seçim sonuçlarına itiraz kanundan kaynaklanan bir haktır ve iktidar partisinin bu hakkını kullanması da olağandır. Önceki seçimlerde muhalefetin bu yöndeki itirazlarına karşı aynı saygı ve duyarlılığı göstermeyen iktidar mensuplarının, herhalde şimdi hukukun ve bir hakkın kullanımının, daha genellersek hukuk güvenliğinden bahsetmesi garip bir çelişkidir.
Usulsüzlük, şaibe ve "organize kötülük" arayanların; FETÖ'nün halen devlet yönetiminde ortak olduğu önceki seçimlere, "mezardakilere dahi" oy kullandırılması çağrılarına, çöplüklerden çıkan oylara, çeşitli seçim hileleri ve usulsüzlüklerine, özellikle 16 Nisan Referandumu'nda oy kullanımı sürerken AKP temsilcisinin başvurusuyla kanundaki açık hükme rağmen mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılmasına bakmasında yarar bulunmaktadır
Bu süreçte sıkıntı yaratan husus itiraz hakkının kullanılması değil, bu hakkın kötüye kullanılarak, iktidar ve devlet gücü hukuksuz olarak devreye sokularak sonucun değiştirilmesine, seçmen iradesinin gasp edilmesine çalışılmasıdır.
Asıl bakılması gereken yer iktidarın az oy farkıyla kazandığı ve muhalefetin benzer gerekçelerle yaptığı itirazların reddedildiği yerlerdir.
Geçmiş uygulamaları güven vermeyen, görev süreleri ilginç bir şekilde uzatılan YSK, "tam hukuksuzluğa" alet ve ortak edilmektedir.
Seçimin iptali için her yola başvuran iktidar son olarak "Kılıçdaroğluna saldırı" provakasyonunu düzenlemiş, hakim ve savcılar tehdit edilerek kimse tutuklanmamış, saldırıyı yapan inek hırsızları serbest bırakılmış, AKP'li yalakalar tarafından eli öpülüp kahraman ilan edilmiş, provakasyon AKP tarafından resmen üstlenilmiştir. Dünya kurulalı hiç bir devlette böyle bir pislik görülmemiştir.
Önceki seçimlerde Cumhurbaşkanı ve Seçim Hükümeti büyük bir seçim yolsuzluğuna imza atmış, bütün seçimleri hile ile şaibeli olarak kazanmış, muhalefetin bütün itirazları YSK tarafından reddedilmiştir.
Seçimler iptal edilse ne olacaktır, yapılan provakasyonlarla ve Çubuk rezaleti ile halkın nefretini kazanan AKP diktatörlüğü dürüst bir seçim yapıldığı taktirde eskiden aldığı oyların yarısını dahi alamayacaktır, ancak AKP seçimin yenilenmesi halinde daha önceki seçimlerde olduğu gibi devlet imkanlarını kullanarak baskı şiddet, hukuksuzluk ve hile ile seçimi kazanacağını hesaplamaktadır.
“Demokrasi bizim için bir amaç değil, araçtır."
"Amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız. ”
“Demokrasi bizim için bir tramvaydır. İstediğimiz durağa gelince ineriz.”
Diyen Erdoğan'ın, Sandıktan irade kaçıran ve seçmen iradesine aykırı olarak sandıktan seçilmemiş başkan çıkartan erdoğan'ın milli iradeden, hukuktan ve sandıktan bahsetmesi çok komiktir ve bu kelimeler düpedüz milletin aklı ile alay etmek ve milleti aptal yerine koymaktır.
Erdoğanın gerçekte demokrasi ile ve millet iradesi ile bir ilgisi yoktur.
Erdoğan teröristlerin ve yobazların hamisidir.
Erdoğan'ın gerçek yüzü budur: