Dazlak gelin

Konu sahibi son olarak 2615 gün önce görüldü
DAZLAK GELİN

Şeref Ali 27 yaşında Berlin'de yaşayan bir gençtir.Babası İlhan'ın açmış olduğu lahmacun salonunda kardeşi ve babasıyla çalışmaktadır.Berlin onlar için gurbetin tam kelime anlamıydı ve senelerdir bu kentte orta direk bir Türk ailesi olarak yaşamlarını sürdürmekteydiler.Şeref Ali Berlin Teknik Üniversitesi makina mühendisliği bölümünü bitiremeyip okuldan atılınca babasının yanında hem okumadığı için pişman,hemde Türkiye özlemiyle sabahın ilk ışıklarından geç saatlere kadar zamanını geçiriyordu.Kardeşi Olcay ise ağbisi kadar öğrencilik hayatı olmasada en az onun kadar kültürlü ve kendini geliştirebilmiş bir gençtir.


Baba İlhan ise 23 yıldır Berlin'dedir..Karısı Melek bugüne gelmesinde onun en büyük destekçisidir.Karısının böbrek hastası olması İlhan'ı üzmektedir. Gelibolu'dan çıkıp daha iyi şartlarda yaşama arzusuyla gelmiştir İlhan, Berlin 'e. Çocukları için herşeyi yapmıştır. Fakat sert bir kişiliği vardır. Özellikle Şeref Ali'nin üzerine çok düşmüştür. Fakat onun okuldan atılıp serseri bir hayat sürmesine çok kızmaktadır. O yüzden dükkanda ona bir iş vermiştir. Oğlu Şeref Ali'nin hayatta bir mesleği olup kendini idame ettireceğine pek inanmamaktadır.Bu yüzden ona sert davranıp,aklına her geldiğinde okuldan atılışını söylemektedir. İlhan'ın aklında da bir an önce herşeyi satıp memleketine dönmek fikri vardır. Geçen senelere oranla işler pekde iyi sayılmazdı çünkü.


Şeref Ali'nin ve ailesinin Almanlarla arası kötü sayılmazdı. Hatta Şeref'in birçok Alman dostuyla barlarda sabahlara kadar eğlendiği söylenebilir. Fakat zaman zaman sabah dükkanı açtıklarında kapının altına dazlaklar tarafından bırakılan bildirileri görüyorlardı. Pek önemsemezlerdi açıkcası. Günlük yaşamda da karşılaşıyorlardı tatsız olaylarla ama çokta anormal gelmiyordu artık. Taa ki olaylar, bir ailenin dramatik ve acılı bir şekilde çöküşüne kadar...


Berlin'de günler rutin olarak geçmeye devam ediyordu. Bir akşam Şeref'in annesi Melek aniden rahatsızlanır ve apar topar hastaneye kaldırılır. Senelerden beri böbrek hastası olan Melek, bu hastalığı sırtlayacak kadar gücü olmadığını bilmektedir.. Doktorlar, Melek'i acile alırlar ve ilk müdaheleyi yapıp yoğun bakım ünitesine gönderirler.. Durumu ciddidir. Sabaha kadar yoğun bakımda kalır.İlhan, doktorla konuşup durumun ne olduğunu öğrenmek ister. Doktor, Melek'in tek böbreğinin iflas etmiş olduğunu,vücudunun artık bu hastalığı kaldıramadığını ve eğer yeni bir böbrek bulunmazsa iki ay içinde hayatını kaybedeceğini söyler.


İlhan bu acı durumu ve kederi tüm benliğinde hisseder ve hastanede öylesine bağırır,çaresizce ağlar ki, tüm hastaneye gözyaşı döktürür. Hastanedeki bir görevli, yabancıları pek sevmediğinden İlhan'ı sözle taciz eder ve ortalık karışır. Bu olanları hüzün ve gözyaşı içinde izleyen ve rutin kontrollerini yaptırmak için orada bulunan Alman Janine, yabancı düşmanı personele bağırır ve İlhan'ı sakinleştirmeye çalışır. Şeref ve OLcay o akşam iş çıkışı diskoya eğlenmeye gittiklerinden dolayı olaylardan haberleri yoktur. Melek sabah olunca yoğun bakımdan çıkar ve taburcu edilir. Sabah karşı eve gelmiş olan Şeref ve Olcay olaylardan habersiz uyanırlar. İlhan bağıra çağıra durumu anlatır. Olcay ve Şeref evden çıkarlar ve dükkanı açmak için yola koyulurlar.Hava hafif karanlık ve sislidir. Yolun karşısından gelen dört tane nazi, Şeref ve Ali'ye laf atarlar.


Şeref karşılık verir. Tartışma,kavgaya dönüşür.Dazlaklardan biri üzerinden çıkardığı bıçağı Olcay'a doğru sallar. Şeref, Olcay'ı montundan çekip kurtarır ve kaçmaya başlarlar. Nihayetinde karanlıkta izlerini kaybettirirler.

O günün akşamı dükkanı kapatıp evlerine annelerinin yanına giderler. Sabah yaşadıkları olay üzerinde fazla durmamışlardır. Baba İlhan yine sert bir tavırla Şeref'e laf söyler. Melek ise oğlunun durumuna üzülmektedir. Evde bir keder hüküm sürüyordur. O gece iki dazlak İlhan'ın dükkanına gelir ve kapıya ''DEFOLUN'' yazıp camları kırarlar. O sırada uzaktan geçen polis arabası dazlakları telaşlandırıp kaçırtır. Polis arabası dükkanın önünden geçer fakat bir şey olmamış gibi devam eder. Sabah dükkana gelen Şeref, Olcay ve İlhan manzarayla karşılaşır..


Sinirler gergindir. İlhan iyice bunalmaya başlamıştır.. Gün boyu babasıyla tartışan Şeref akşam güneş batınca dükkandan çıkar gider ve metroya binip uzaklaşır.. Nereye gittiğini bilmiyordur.Morali bozuktur. İki durak sonra Şeref'in olduğu bölüme bir kız biner. Kızın ilk bakışta nazi olduğu anlaşılıyordur.. Yanında iki tane dazlak vardır.Şeref kafasını kaldırır ve kıza bakar.Adeta bakışları kitlenir. Kız da gözucuyla bakmaya başlar.. Kızın yanındaki dazlaklardan birisi Şeref'e küfür eder ve tartışma başlar. Kız da Şeref'e küfür eder.Bir sonraki durakta Şeref iner fakat kız hala aklındadır.

İki hafta sonra Melek tekrar rahatsızlanır ama bu sefer durumu çok ağırdır.Bu arada İlhan bir türlü Melek'e uyumlu bir böbrek bulamamıştır. Melek'in yoğun bakımda kaldığı dördüncü günüdür.


Doktorlar böbrek bulunamazsa bir hafta içinde ölümün gerçekleşeceğini söylerler.İlhan hastane köşesinde çaresizce otururken, Melek'in doktoruna bir telefon gelir. Telefondaki şahıs böbreğini Melek'e vermek isteyen Janine'dir. Janine, Melek'in ilk hastaneye kaldırıldığı gün İlhan'ın durumunu görüp içi sızlamıştır ve kendi doktorundan durumu öğrenip böbreğini vermeyi kararlaştırmıştır. Doktor İlhan'a haber verip, Janine'yi hastaneye çağırır. Ameliyat yapılmış ve Melek yeni böbreğiyle yaşama tekrar merhaba demiştir. İlhan bu durum karşısında Janine nasıl teşekkür edeceğini bilemez.. Şaşırır... Şeref ve Olcay Janine'nin varlığından habersizdirler.. Gözyaşı ve hüzün.



Melek evine döner. Sağlığı iyidir. Eski yaşamlarına geri dönerler. İlhan da dükkana döner ve çalışmaya devam başlar.. Şeref bir akşam iş çıkışı yolda,daha önce metroda gördüğü kızı görür. Kız sinirlidir.. Annesinin bir Türk'e böbreğini verdiğine hala inanamaktadır.. Kız Şeref'i görür.. Ve ikisi de birbirlerine kitlenirler. Fakat kız Şeref'e el hareketi yaparak uzaklaşır. Aradan bir hafta geçer ve bir gece üç dazlak dükkanın önüne gelirler.. Camları kırıp içeri girerler. İçerisini darmadağın ederler. Dükkanı ateşe verirler. Dükkan alev alev yanmaktadır. Çevrede yaşayan Türkler'den biri İlhan'a haber verir.. İlhan, Şeref ve Olcay can havliyle dükkana koşarlar. İlhan kendini kaybetmiştir ve dükkana girer. Alevler yükselmiştir. Polis ve itfaiye gelir.Yangın söndürülür. Dükkandan geriye küller kalmıştır. Ve Berlin hüzünlü bir yaşama dönmüştür artık onlar için.

İlhan bu olaydan sonra arkadaşının yanında garson olarak çalışmaya başlar. Olcay oto tamircisine girmiştir. Şeref ise hiçbir şey yapmamaktadır. Uyuşturucuya alışmıştır. Sürekli gece klüplerinde takılıyordur.



Bardan çıktığı bir gece sokakta o kızı görür. Fakat kız yanında bulunan arkadaşlarıyla tartışmaktadır. Arkadaşları, kızı dövmeye başlarlar. Bunu gören Şeref hemen koşar ve aralarına girerek kızı oradan uzaklaştırır.. Kızın konuşmaya hali yoktur.. Şeref, yaralı kızı arkadaşının evine götürür. Kız bir kaç saat sonra kendisine gelir. Ve bu tanışma herşeyin başlangıcı olur. Lisa ve Şeref bir uçurumun kenarına gelmişlerdir.. Ama haberleri yoktur..

Lisa ilk başlarda Şeref 'e kötü davranır. Hayatını kurtardığı için ona teşekkür etmiştir fakat yabancıları sevmediğini, kendisinin bir nazi olduğunu her seferinde söyler. Şeref buna aldırmaz çünkü aşık olmuştur. Lisa'da Şeref'ten hoşlanmaya başlamıştır ve aralarında bir aşk doğar. Lisa'nın hayatı değişmeye başlamıştır. Şeref Lisa'ya, insanlardan nefret etmemeyi,Türk örf ve adetlerini anlatmaya başlar.


Şeref kendi annesiyle tanıştırır Lisa'yı.. Fakat İlhan bu duruma karşı çıkmaktadır. Yabancı bir gelin istememektedir. Lisa düşüncelerini, giyimini değiştirmiştir artık. Eski yaşantısından eser kalmamıştır. Artık o, Türk ailesine gidecek olan gelin adayıdır. Lisa hamile kalır. Bir kaç ay sonra karnı şişmeye başlamıştır. Artık, baba İlhan pes eder ve Lisa'yı ailesinden istemeye giderler. Lisa'nın annesi Janine'yi karşılarında görünce dona kalırlar.. Mutluluk.. Sonunda Şeref ve ailesi mutlu olabilmeye başlamışlardır.. Nişan yapılır. İlhan biriktirmiş olduğu son parasıyla oğluna güzel bir düğün yapar. Ve tabiiki torunu içindir bunların büyük bir kısmı.İlhan dede olacaktır..



Aradan iki ay geçer ve polisler bir akşam eve gelip, Lisa'yı apar topar götürüler. Şeref ne olduğunu bile anlayamaz. Ertesi gün gazete manşetleri olayı duyurur. 'Berlin'de bir Türk lahmacun salonunun yakılması ve iki yabancının öldürülmesi olayında faiiler yakalandı.. 'Ve Lisa'nın fotoğrafı bu haberin yanına basılmıştır..

Bunu duyan Şeref yıkılmıştır. İlhan kahrolmuştur. Melek bu olaya dayanamayıp kalp krizi geçirmiş ve hayatını kaybetmiştir.. Aile dağılmıştır. Lisa cezaevindedir. İlhan, Olcay ve Şeref'i alıp Türkiye'ye dönmeye karar verir.. Fakat Şeref gelmez.. O karısı için kalacaktır. Karısının yaptıklarının geçmişte kaldığını ve onun hiçkimseyi öldüremeyeceğine inanmaktadır.


İlhan ve Olcay Türkiye'ye dönerler. Şeref, evle cezaevi arasında gider gelir. Kendini yenilemiştir. Bir işe girip para biriktirmeye başlamıştır. Lisa'nın cinayetlerle ilişkisi olmadığı anlaşılır. Dükkanı kundaklama olayında hafif suçlu bulunup kefalet ve şartlı tahliyeyle serbest bırakılır. Artık Şeref ve Lisa için yeni bir yaşam başlamıştır. Şeref karısını alıp memlekete babasının yanına dönmeyi planlamaktadır. Lisa hamiledir hala ve çocuğun doğmasına bir aydan az bir zaman kalmıştır..

Lisa bir gün alışveriş yapmak için sokağa çıkmıştır. Bebeğine araba alacaktır. Fakat yol boyunca Lisa'yı eski dazlak arkadaşları takip etmektedir. Ve Lisa'nın önünü keserler. Bir yabancıyla evlenmenin bedelinin ağır olduğunu söylerler ve Lisa'yı başından vurarak öldürürler. Yakınlarda bir dönercide çalışan Şeref, silah seslerini duymaz fakat kalabalığı görür. Merak edip olay yerine gider. Lisa'yı kanlar içinde yerde yatarken gören Şeref'in dünyası yıkılır. Herşeyin sonudur bu. Haykırarak ağlamaya başlar. Gözyaşları, Lisa'nın kanıyla karışır. Ve Berlin cadderinde akar gider...

alıntıdır...

 
Şeref, Gaziantep'te oto tamirhanesi işleten yirmidokuz yaşında bir gençtir. Ailesinin tek çocuğudur ve hayattaki yegane arzusu Zeliha ile evlenebilmektir. Zeliha, Şeref'in yaşamında çok önemli bir noktadadır ve iki senelik bir ilişki her iki taraf için de evlilikle bitmelidir. Fakat Şeref, Zeliha'yı tam anlamıyla tanıyabilmiş midir? Gaziantep'ten başlayan bu öykü çok uzaklarda noktalanıp iki insanın düşmüş olduğu trajediyi gözler önüne koymaktadır.


İkilinin ilişkileri iyi gidiyordu denilebilir. Fakat Zeliha, bundan bir sene önce mahallelerine tatil için gelen Alman'cı Kenan ile tanışmıştır. Zeliha ve Kenan, telefonda konuşmaya başlamışlardır. Şeref ise bazen Zeliha'nın kaçamaklarını seziyordur. Bu konu yüzünden ikili zaman zaman ayrılma noktasına kadar gelmişlerdir. Zeliha ise Kenan'la aralarında hiçbir şey olmadığını söylemiştir her zaman. Zeliha'nın asıl amacı Gaziantep'ten kurtulup daha iyi şartlarda yaşama arzusudur.


Şeref, evlilik için tüm hazırlıklarını yapmıştır. Zeliha ise evliliği, her bahsi açıldığında ileri bir tarihe ertelemektedir. Her ikisinin ailesi, bu ilişkiyi istememektedir. Çünkü iki aile, senelerden beri bir anlaşmazlık içindedirler. Ama durum Şeref için çok farklıdır, gözü Zeliha'dan başkasını görmemektedir.


Bir akşam Şeref, Zeliha'nın çalıştığı parfümericiye gider. Elinde bir demet çiçek ve cebinde bir yüzük vardır. Artık o akşam Zeliha'ya evlenme teklifi edip bu ilişkiyi sonuçlandıracaktır. Dükkana gider Şeref, fakat Zeliha'nın o gün işe gelmediğini öğrenir. Telaşlanır ve hemen Zeliha'nın evine gider. Evde bir sessizlik hakimdir. Ne olduğunu öğrenmek ister. Aile ağlamaklıdır. Ve Şeref, aldığı cevap üzerine yıkılır. Zeliha, o günün sabahı, Kenan için kaçmıştır Berlin'e. Zeliha, bırakmış olduğu mektupta altı aydan beri Kenan ile görüştüğünü ve yaşamının geri kalan kısmını Almanya'da Kenan ile geçireceğini yazmıştır. Şeref'ten ise kuru bir özür dilemiştir mektubunun sonunda.


Şeref dengesini yitirmiş bir vaziyette eve gider. Ne yapacağını şaşırmıştır. Uğruna ailesini gözden çıkardığı Zeliha, onu yüzüstü bırakıp gitmiştir. Ve Şeref uğradığı haksızlığı düşünür. Zeliha'dan bunun hesabını sormalıdır. O da Zeliha'nın peşinden gidecektir. Evlilik için biriktirmiş olduğu tüm parayı bu uğurda harcayacaktır. Ve Zeliha'yı bulup öldürmeyi planlamaktadır.


Ertesi gün Zeliha'nın kızkardeşini görür. Kardeşi, Şeref'i kendi ablasından daha çok sevmektedir. O yüzden ablasının Almanya'daki adresini verir. Şeref, ailesine, Almanya'da dayısının yanında tatil yapmak istediğini söyler. Ailesi, Zeliha'nın gitmiş olmasına sevinmektedir fakat Şeref'in onun peşine gideceğini bilmektedirler. Ne kadar ısrar etselerde Şeref tüm işlemlerini halletmiş ve biletini almıştır. Ve Şeref Berlin'dedir...


Şeref, Berlin'de dayısının evinde kalmaktadır. Dayısının eşi, evinde misafir istemese de on beş gün kalacak olan Şeref'e pek sesini çıkartmamaktadır. Çünkü Şeref sadece onbeş günlük vize alabilmiştir. Zeliha ise her daim Şeref'in aklındadır. Tabii ki Şeref'in duymuş olduğu öfkeyle birlikte.


Zeliha'nın adresine gider Şeref fakat orada kimseler bulunmamaktadır. Bu işin içinden nasıl çıkacağını düşünür. Ama ne yapıp ne edip Zeliha'yı bulmalıdır. Geçen hergün Şeref için bir kayıptır ve vize süresi dolmaktadır.


Zeliha, Berlin'dedir. Kenan'ın ona bulunmuş olduğu vaatleri de yanına alarak. Kenan, Zeliha'ya evlenme vaadinde bulunmuştur en önemlisi. Güzel bir yaşam. Değerli takılar. Herşey güzel başlamıştır. İkili cicim ayları yaşıyordur. Aslında cicim günleri desek daha doğru olur. Çünkü bir aydan daha fazla sürmemiştir ilişkileri. Kenan evlenmemiştir Zeliha ile. Ve Zeliha hayalini kurduğu hiçbir şeye ulaşamamıştır. Zeliha bir an önce evlenmek istese de, Kenan yanaşmıyordur bu isteğe.


Zeliha kendini kullanılmış hissediyordur. Tartışmalar başlamıştır. Şiddetli tartışmalar. Kavgaların boyutunu, Zeliha'nın vücudundaki ve suratındaki morluklardan görmek mümkündür. Kenan eve gelmeyi seyrekleştirmiştir. Başka kadınlarla gününü gün ediyordur. Ve Kenan bir gün, hiç dönmemek üzere çıkmıştır evden. Zeliha yalnızdır artık. Yalnız ve hamile bir kadın...


Şeref, Berlin caddelerinde gururu incinmiş, umutsuzca dolaşmaktadır. Elinden bir şey gelmiyordur. Gaziantep'teki mutlu yaşamı, Berlin'de bir acıya dönmüştür. Türkler'in yaşadıkları yerlere gider, neredeyse gördüğü her kadını Zeliha sanır. Bu sırada vizesinin bitmesine üç gün kalmıştır. Zeliha ile olan hesabını görmeden gitmeyecektir bu şehirden. Tek çaresi anlaşmalı bir evlilik yapıp oturma izni almaktır.


Dayısı, Şeref'i Gaziantep'e dönmesi için ikna etmektedir. Vizesinin bittiğini söyler. Kaçak olarak bu ülkede barınamayacağını ve bütün bunların Zeliha için değmediğini anlatır.Polise yakalanmaması gerektiğini defalarca vurgular. Ama nafiledir bütün bu çabalar. Şeref burada kalacaktır ve günün birinde elbet Zeliha'yı bulacaktır.


Şeref, polisten köşe bucak kaçmaktadır. Tabii dayısının uyarısını dikkate almıştır fakat biraz da abartmıştır. Polisi her gördüğünde kaçmaya başlar ve polis de şüphelenip Şeref'i kovalar. Berlin caddelerinde kovalamaca başlamıştır.


Zeliha terkedilmiş bir kadın olarak şehirde yaşamını sürdürmektedir. Yalnız ve terkedilmiş. O da terkedilmiştir. Beş parası kalmamıştır. Öncelikle bir yaşlıya bakıcılık yapmaya başlamıştır. Daha sonra caddelerde mendil satmaya. Ve en sonunda erotik telefon hatlarında çalışmaya başlamıştır. Sokaklarda tanıştığı bir kız bulmuştur bu işi ona. Tele kızdır artık Zeliha. Şeref bazı geceler bu telefon hatlarını arayıp karşısındaki bayana içini dökmektedir. Dertlerini paylaşmaktadır. Ama kaderin bir oyunu mu bilinmez, Şeref ve Zeliha bir türlü karşılaşamamıştır bu hatlarda.


Şeref bir akşam caddede polis arabası görür. Telaşlanır ve yine kaçmaya başlar. Polis de, Şeref'in peşinden gider. Şeref amansızca koşmaktadır. Ve tesadüfen bir Türk pavyonuna girer. İçeride kavga vardır. Naziler ve Türkler dövüşmektedirler. Şeref kendini kavganın ortasında bulur ve ne olduğunu bile anlayamadan bir araba dayak yer. Pavyonun köşesinde ise üç kişi dazlak bir kızı dövmektedir. Şeref kızın durumunu görür ve onu kurtarmak ister. Kızı pavyondan çıkartır ve bir parka götürür. Kızın konuşmaya hali yoktur. Şeref, kızın kanayan suratını siler ve ikisi de yemiş oldukları dayağın etkisiyle bankta sabahlarlar.


Sabah olur. Kız kendine gelir ve yanında Şeref'i görür. Tokatlayarak uyandırır. Şeref gözlerini açar ve kızı sakinleştirir. Durumu anlatır. Kız bir nazi olduğunu söyler ona ve Türkler'in kendisini dövmüş olduğunu anlatır. Şeref ise o gece, onu öldürülmekten kendisinin kurtardığını ve bir teşekkür borçlu olduğunu belirtir. Kız yarım ağızla teşekkür eder fakat yabancılardan nefret ettiğini de devamında söyler. Şeref ise teşekkürünü ancak bir şartla kabul edeceğini belirtir.


Kız, şartı sorar. Şeref ise kendisiyle evlenmesini ister. Kız duyduğu bu cümle karşısında Şeref'e küfür edip saldırır ve öylesine kızar ki sinirinden bayılır. Şeref telaşlanır. Kız kendine geldiğinde durumu anlatır ona. Ne için burada olduğunu, başından geçen herşeyi anlatır. Ve eğer kendisiyle evlenirse yüklü bir miktarda para vereceğini söyler. İstediği zaman boşanabileceklerini açıklar. Lisa ise kabul etmez ilk başta fakat para konusunda anlaşırlarsa olabileceğini söyler ve düşünmek için zaman ister.


Günler hızlı bir şekilde ilerlemektedir. Şeref hala kaçak durumdadır ve Zeliha'yı bulamamıştır. Bir an önce evlenmesi gerekiyordur. Zeliha... Şeref, koca Berlin'de onu aramaktadır. Sonu olmayan bir istek, Şeref'i alıp götürmektedir.


Bir akşam eve telefon gelir. Telefondaki Lisa'dır ve teklifini kabul ettiğini söyler. Şeref, buruk bir sevinç yaşar. Zeliha ile evleneceği sırada hiç tanımadığı ırkçı bir Alman kızla evleniyordur. Şeref bu durumu dayısına söyler. Evde bir şaşkınlık hüküm sürüyordur. Ailesine haber verir. Anne ve babası şaşkınlıktan ağızlarına geleni söylerler Şeref'e..


Karşı çıkarlar. Yabancı bir gelin istememektedirler. Fakat Şeref, evliliği yapacağını söyler. Şeref'in büyükanne ve büyükbabası, torunlarının mürvetini görmeden ölürlerse haklarını helal etmeyeceklerini söylerler ve düğün isterler. Şeref bunu kabul etmez. Ama yapacağı bir şey yoktur. Ailesi Berlin'e gelecektir. Ve işler sandığından daha karmaşık bir hale gelir.


Şeref bu haberi Lisa'ya söyler. Lisa bağırır çağırır ve böyle bir şeyin kesinlikle mümkün olmadığını anlatır. Fakat Şeref, yalvarır Lisa'ya.. Sadece düğünde bir kaç saatlik rol yapmasını ister Lisa'dan. Ve ikna eder. Düğün hazırlıkları başlar. Sevdiği kızın kendisini ne hallere koyduğunu düşünür Şeref ve Zeliha'ya olan öfkesi giderek artmaya başlar.


Zeliha çalıştığı işten ayrılmıştır. Karnının şişkinliği iyice belli olmaktadır. Temizlik şirketine girmiştir. Hayatı giderek bir çıkmaza dönmeye başlamıştır. Şeref'i düşünür gece yattığında.. Ne yapıyordur kimbilir. Keşke yanında olsaydı diye düşünür ağlayarak.


Şeref, Lisa'ya düğünde neler yapması gerektiğini anlatır. Basit Türkçe kelimeler öğrenmeye başlamıştır Lisa. Ama pek de başarılı olamamıştır. Türkçe küfürler zihninde yer etmiştir genellikle. Lisa'nın aklı oyunbazlıktadır. Bir yandan argo kelimeler bir yandan da tanışma merasimleri. Türk örf ve adetlerini ezberlemeye çalışmaktadır. Bu iş Lisa'nın hoşuna gitmeye başlamıştır. Aldığı parayı da düşünür. Kısa bir süre sonra boşanacağını da. Ve düğün başlar. Tabii şenlik de.


Lisa, öğrendiği kuralları uygulamaya başlar. Her önüne gelenin elini öper. Aşırı alkolün etkisiyle de kendini dağıtmıştır. Şeref'in babasına moruk , annesine kocakarı bile demiştir. Şeref donakalmıştır. Lisa, öğrendiği notları karıştırmaya başlamıştır. Tabii ki Şeref'in en zor durumda kaldığı an, Lisa'nın piyaniste - s*kerim böyle şarkıyı oyun havası çal-diye bağırması olmuştur. Fakat Lisa sempatik hareketleriyle bütün hatalarını örtmüştür. Oyun havalarında coşar ve herkes şaşkınlık içindedir..Tebessümle Lisa'yı izlerler. Ve Lisa 'nın Şeref'e, bir de sürprizi vardır. Eline mikrofonu alır ve ezberlediği Türkçe şarkıyı bozuk şivesiyle söyler. Salonda bir alkış kopar. Şeref donakalır. Lisa'yı izler fakat içinde ona karşı birtakım duygular belirse de Zeliha'yı düşünür. Ama Şeref, Lisa'dan etkilenmeye başlamıştır.


Düğün biter ve herkes evine gitmektedir. Şeref, Lisa'ya teşekkür eder ve kiralamış oldukları ufacık dairelerine varırlar. Lisa bir an önce boşanmak istediğini söyler ve o gece evi terkedip Berlin sokaklarındaki gerçek hayatına döner. Şeref ise şöyle bir eve bakar. Nerede olduğunu,neler yaptığını artık kendisi de kestiremiyordur. Yatağına uzanır. Bir yandan Zeliha'yı bir yandan Lisa'yı düşünür. Lisa'nın, o gece düğünde söylemiş olduğu Türkçe şarkı gelir aklına. Ve radyoda o şarkı çalmaya başlar. Tebessümle uykuya dalar....


Lisa da evine gitmiştir. Ve aklında Şeref vardır. Ne kadar kendine inkar etse de o da Şeref'ten hoşlanmaya başlamıştır.


Lisa, bir haftadır eve uğramamıştır. Şeref meraklanıyordur. He ne kadar anlaşmalı bir evlilik olsa da, Şeref'in kalbinde kıpırdanmalar başlamıştır Lisa'ya karşı. Kim ne derse desin, Lisa onun resmi karısıdır..


Zeliha, karnı burnunda çalışmaya devam etmektedir. Bir gün rahatsızlanır ve hastaneye kaldırılır. Bir oğlan çocuk dünyaya getirmiştir. Memleketinden uzakta, yaşamı karanlığa doğru sürüklenen bir anne olmuştur..


Şeref bir dönercide işe başlamıştır. Zeliha'yı nasıl bulacağını düşünmektedir.
Artık oturma izni vardır. Rahat bir vaziyette Zeliha'yı aramaya başlamıştır. Uğramadığı yer, gitmediği makam kalmamıştır fakat Zeliha'dan herhangi bir iz yoktur. Şeref'in ruhsal durumu giderek bozulmaya başlamıştır.


Alkol bağımlısı olmuştur. Uyuşturucu kullanmaya başlamıştır. Lisa ise, içinde Şeref'e karşı büyüyen duyguları bastırmaya çalışıyordur. Şeref'i özlemeye başlamıştır nedenini kendisinin bile bilemediği bir halde.


Şeref, çok sıkıntılı bir gün geçirmiştir. Kafasını dağıtmak ister ve rastgele bir bara atar kendini. Gerekirse sabaha kadar içmeyi düşünüyordur. İçeride Lisa'yı görür, barın önünde oturur bir vaziyette. Ve hemen yanına gider.Lisa şaşırır. Şeref onu çok merak ettiğini ve az da olsa özlediğini söyler. Lisa ise Şeref'e karşı boş değildir fakat kendisinin bir nazi olması bu ilişkiyi imkansız kılmaktadır. O bir yabancıdan hoşlanmamalıdır. Bunu kendine defalarca söylemiştir. Ve Şeref'i tersler. Bunun anlaşmalı bir evlilik olduğunu, aralarında herhangi birşeyin olamayacağını ve yakında mahkemeye gidip boşanma işlemlerini halletmesini söyler. Ama bunu istemeye istemeye söylüyordur. Aslında kalbi başka, aklı başka konuşuyordur Lisa'nın.
Şeref ise Lisa'nın sözleri karşısında kırılmıştır. Lisa evlilik yüzüğünü Şeref'e geri verir. Şeref, yüzüğü almak istemese de Lisa ısrar eder.


Barın kapısı bir hışımla açılmış ve içeriye üç tane dazlak girmiştir. Sessizlik çökmüştür ortalığa. Dazlaklar, Lisa'yı görür ve uzun zamandır aralarında bulunmadığını, bir yabancıyla evlenmenin fahişelik gibi bir şey olduğunu söylerler. Lisa bu sözler üzerine karşılık verir. Tartışma başlar. Şeref kendini tutamaz ve sert bir şeklide Lisa'nın bir fahişe olmadığını söyler.


Dazlaklardan biri, Şeref'in üzerine yürür ve onu montundan çekerek yere düşürür. Bunun üzerine Şeref, dazlağa bir yumruk sallar ve ortalık karışır. Adamlardan biri üzerinden bir bıçak çıkarır ve Şeref'i karnından yaralar. Şeref yere yığılır. Dazlaklar kaçmıştır. Barda Şeref ve Lisa vardır sadece. Lisa ise şok geçiriyordur. Ağlayarak Şeref'i yerden kaldırmaya çalışır ve çığlık çığlığa ambulans ister. Şeref Lisa'nın kollarında hayat mücadelesi veriyordur.


Şeref hemen hastaneye kaldırılır. Çok kan kaybetmiştir. Doktorlar acilen ameliyata alırlar Şeref'i... Ve Şeref'e kan lazımdır. O anda bebeğinin kontrollerini yaptırmak için hastanede bulunan Zeliha, içerideki telaşa meraklanır. Ne olduğunu öğrenmek ister. Hemşireler ağır yaralı bir hasta olduğunu ve acilen kan gerektiğini söylerler. Zeliha ise kan vermeye hazır olduğunu belirtir. Zeliha'nın kanı, Şeref'e uygundur ve hemen Zeliha'nın kan vermesi istenir. Şeref, vücuduna giren Zeliha'nın kanıyla hayata dönmüştür. Fakat Zeliha hiçbir zaman öğrenemeyecektir Şeref'in hayatını kurtardığını..


Aradan haftalar geçer ve Şeref tam anlamıyla olmasa da iyileşmiştir. Hastaneden taburcu edilir. Dayısı, Şeref'i eve götürür. Evin kapısı açıldığında Şeref şaşkınlığını gizleyemez. İçeriden yemek kokuları geliyordur. Holde, Türk motifleriye işlenen bir halı uzanmaktadır. Ve mutfaktan Lisa çıkar. Giyimi değişmiştir. Şeref kendini sanki Gaziantep'te sanmaktadır. İki insan birbirlerinden sıkı sıkıya aşk kıpırtıları almaya başlamışlardır. Lisa ve Şeref zaman zaman kavga edip, zaman zaman gülüşmektedirler. Şeref kimi akşam eve güllerle gelmiştir, Lisa ise içeride içkiye boğulmuştur. Şeref onu alır yatırır. Bazen Şeref sarhoş gelir, Lisa ona Türk kahvesi yapar. Arabesk ve punk rock kavgaları bile oluyordur evde. Lisa kafasına fes geçirip, uzundan bir entari giyer ve Türkçe konuşmalar yapar, Şeref ise Hitler gibi bıyık bırakıp Almanca nutuklar atar. İkisi de bir aşka yelken açmaktadırlar. Ve bir gece Şeref ve Lisa beraber olurlar.


Şeref, Lisa'ya artık karısı gibi bakmaktadır. Onu çok sevmektedir. Ve Zeliha'yı bulma umudu artık yitmiştir. Yeni bir hayatı vardır. Lisa'yı da alıp Gaziantep'e dönecektir Şeref..


Evden çıkmışlardır. Eşyaları toplamışlardır. Karısı ile Gaziantep'te hayatının geri kalan kısmını mutlu bir şekilde geçirecektir Şeref. Hazırlıklar yapılmıştır. Bir kaç gün sonra Türkiye'de olacaklardır. Uçak biletlerini almaya gidecekleri bir gün, Şeref duraksamıştır yolun ortasında. Uzakta bir kadına bakmaktadır. Lisa ne olduğunu sormuştur. Şeref koşmaya başlamıştır kadına doğru..


Zeliha diye bağırmıştır. Zeliha döner ve Şeref'i karşısında görünce hareketsiz öylece kalmıştır. Yanında bebek arabası vardır. Şeref , öylesine öfkeli ve şaşkındır ki bebek arabasını farketmemiştir bile. Belinden tabancasını çıkarmıştır ve Zeliha'ya doğrultmuştur. Bir yandan yaşamış olduğu acılar geliyordur aklına bir yandan da Lisa 'yı düşünmektedir. Eli titremektedir. Bütün bunları neden yaptığını sormuştur Zeliha'ya. Neden herşeyi berbat ettiğini söylemiştir sesi titreyerek.


Tetiği tam çekeceği sırada Zeliha'nın bebeği ağlamaya başlar. Ve Şeref şaşkınlık içinde çocuğa bakmıştır. İçi burkulmuştur. Gözlerinden yaşlar süzülmeye başlamıştır. Silahını indirmiştir ve yere çökerek haykırmaya başlamıştır. Lisa koşarak gelmiştir Şeref'in yanına ve o da sarılmıştır ona. İkiside ağlamaya başlamışlardır. Yemek almak için bir dükkana giren Alman bir genç, Zeliha'nın yanına gelmiştir. Zeliha ve yerdeki Şeref'e bakmıştır. Ne olduğunu sormuştur Zeliha'ya.. Zeliha hiç birşey olmadığını söylemiştir ve adamın elinden tutarak bebeğiyle birlikte uzaklaşmışlardır.


Şeref ve Lisa bu olayın ardından artık hiçbirşeyin kendilerini mutsuz etmesine izin vermeyeceklerini söylemişlerdir birbirlerine.. O anda uzakta bir polis arabası belirmiştir. Arabanın içindeki , Şeref'in onu her gördüğünde kaçmaya başladığı polistir. Şeref, polisi görünce Lisa'nın elinden sıkıca tutarak kaçalım demiştir. Lisa ne olduğunu anlayamadan kaçmaya başlamıştır. Fakat bu sefer polis peşlerinden gitmemiştir.

SON

alıntıdır

 
Geri