Davos - Elif Şafak

🕒 Konu sahibi 14 saat önce aktifti
elif şafak yazıları - elif şafak davos yazısı - elif şafak köşe yazıları - davos yazısı elif şafak



"Kar ayakkabısı aldın mı?" diye sordu Davos'u iyi bilen bir dostum.
"Çizmem var ya, yeter" dedim.
"Yok, yok, bildiğin gibi değil. Kar botu lazım, yoksa bir yerden bir yere gidemezsin."
Meğer haklıymış. İyi ki sözünü dinlemişim. Buradaki diz boyu ve belli ki kolay kolay erimeyen kar yığını yanında İstanbul'da bu sene yaşadığımız latif beyazlık "İncecikten kar yağar" kıvamında kalıyor. Mesele kardan ziyade buz aslında. Sokaklar, merdivenler, geçişler hep buz kaplı. Damlardan buzlar sarkıyor. Bir konferanstan bir konferansa giderken filanca ülkenin turizm bakanını ya da falan şirketin CEO'sunu düşmemek için bodyguard'larına ya da asistanlarına tutunurken görebiliyorsunuz. (Buz kadar eşitlikçi bir doğal hadise yok. Kim olduğunuzun, unvan ya da konumunuzun hiçbir ehemmiyeti kalmıyor. Yemeği taşıyan garson da o yemekteki ana konuşmacı patron da anında eşitleniyor buz kaplı bir yolda.)
Konuşmacılara dağıtılan çantaların içinden kalem defter değil, kaymamayı sağlayan ve ayakkabılara takılan siyah, kalın plastikten topuklar çıkıyor. Dünyanın başka hangi yerinde, hangi konferansta panelistlere böyle bir şey verilir bilemiyorum. Davos'un ortamı da, manzarası da içeriği kadar nevi şahsına münhasır.
İlk gün romancı Paulo Coelho ve romancı Henning Mankell ile ortak bir etkinliğimiz var. İsmi "Yazarlar Yemeği". Önceden başvuranlar bu etkinliğe katılıp çorbalarını kaşıklarken, akşam yemeklerini yerken onlarla aynı masalarda oturan yazarlarla sohbet etme imkânı buluyorlar. Konu hayal gücü, hikâye anlatma sanatı, Doğu ve Batı.
Yazarlar hem ellerine mikrofon alıp soruları cevaplıyor, hem de bire bir sohbet edebiliyorlar. Alabildiğine doğal, mütevazı bir ortam. Kimse sahnede, podyumda oturmuyor. Seyircilere yukarıdan bakmıyor. Ben bu formatı çok sevdim. Edebi/entelektüel/akademik tartışmalarda zaman zaman gördüğümüz soğukluğun ya da resmiyetin zerresi kalmıyor. Çünkü, doğrusunu isterseniz, şu hayatta beraber ekmek bölüşmek gibisi yok!
Ertesi gün panelist olarak yer aldığım konferanslardan bir tanesi derin iz bıraktı bende. "İnançlar, Dinler ve Değişen Dünyamız" üzerine bir buluşmaydı bu. Salonda her dilden, her dinden ve her ırktan insan vardı. İrlandalı Katolik, Mısırlı Müslüman, Nijeryalı Hıristiyan, Amerikalı Müslüman, Tibetli rahip, Hindistanlı gazeteci... Sufiler, Ortodoks Yahudiler, reformist Yahudiler, Budistler, ateistler, agnostikler, bilim adamları... Bu kadar farklı demlerden ve zıt gibi görünen adreslerden insanı buluşturmak belki bir parça riskliydi. Gereksiz gerginlikler yahut yanlış anlamalar yaşanabilirdi.
Halbuki tam tersi oldu. İki buçuk saat boyunca herkesin samimiyetle katıldığı dolu dolu bir panel çıktı ortaya. Yüzeysel klişelerden uzak... O kadar bıkkın ki insanlar süregiden kutuplaşmalardan ve açmaz halinde kendini tekrar eden aidiyet bölünmelerinden... Ortak bir dil ve empati arayışı egemen oluyor salona.
Suudi Arabistan'dan başörtülü genç bir kadın söz alıyor. Başarmak istediklerinden söz ediyor; hayallerinden... Din adamlarını, gençlerin ve kadınların sesini daha fazla duymaya davet ediyor.
Herkes birbirine katılmıyor harfiyen. Zaten gerekmiyor da. Ortak sonuç: Demokrasi olmazsa hiçbirimiz nefes alamayız. En çok demokrasiye inanmaya ihtiyacımız var aslında. Dünyanın gidişatı daha fazla demokrasi ve bir arada yaşam kültürüne doğru.
Din adamlarının ağzından bunu duymak bilhassa önemli. Ve Budist konuşmacı çok hoşuma giden bir saptamayla tamamlıyor sözlerini: Tevazu yoksa inanç da yok. Kibirden uzak durmayı başaramadıkça, kendimizi başkalarından âlâ ve yukarıda sandıkça içimizdeki ruhani öze yakınlaşmamız mümkün değil.
Davos kolay kolay bir araya gelemeyen insanları buluşturabilmesiyle ünlü. İlk senelerde tamamen ekonomiye odaklansa da politika ve politikacılar önemli bir kanadını oluşturuyor. Bu seneki Davos'un bir özelliği, kültür ve sanat âleminden seslere de yer vermeye başlaması. Henüz kenarlardayız biz sanatçılar. Ama edebiyat olmadan, sanat olmadan dünyanın dönüşmesi, güzelleşmesi mümkün değil noktasında bugün daha çok insan hemfikir.
Kadın konuşmacıların sayısı bir hayli az. Büyük panellerde konuşan kadın oranı % 17 ile sınırlı kalıyor. Halbuki Davos organizasyonunda çalışan kadın oranı % 60. Daha çok çeşitlilik, daha çok diyalog, daha çok kültürlerarası buluşma!
 
Geri