Dante'nin İlahi Komedya'sında Tasvir Ettiği Ölümden Sonra Yaşam

Konu sahibi son olarak 1566 gün önce görüldü
Cehennemi Dünyaya Tanıtan Yazar
Dante'nin İlahi Komedya'sında tasvir ettiği ölümden sonra yaşam Avrupa'da Rönesans'ı ve Reformasyon'u nasıl etkiledi, modern dünyanın doğmasına nasıl katkıda bulundu?

JDGpVB.jpg

"İçeri girenler, dışarıda bırakın her umudu."

Dante, İlahi Komedya adlı eserinde, Cehennem kapısında bu sözlerin yazılı olduğunu anlatır.

14 bin 233 mısradan oluşan İlahi Komedya 1320 yılında Floransalı Dante Alighieri tarafından yazılmıştı. 1265'te doğan Dante, hem yazmayı seviyor hem de eczacı olmak istiyordu. Parşömen veya kağıt üzerine yazılmış sözlerin de ilaçlar gibi zihni etkileyeceğine inanıldığından eczanelerde kitap satılan bir dönemdi bu.

İlahi Komedya yazıldığından bu yana pek çok sanatçıya, edebiyatçı, ressam, heykeltıraşa ilham kaynağı oldu. Cehennem tasvirini dini kitaplardan çok Dante'nin eserinde gördük. Botticelli, Blake, Delacroix ve Dali bu tasvirleri resimlerine, Rodin heykellerine yansıttı.

Kimileri İlahi Komedya'yı "en büyük edebi eser" olarak tanımlarken ünlü İngiliz edebiyatçı T.S. Elliot şöyle diyordu: "Dante ve Shakespeare dünyayı aralarında paylaşmıştır. Üçüncü biri yoktur."

İlahi Komedya'nın tek satırını okumamış olsanız bile hayatınızda onun izleri vardır.


yqDPGa.jpg

Dante, Yedi Ölümcül Günah'a denk düşecek şekilde Cehennemi yedi katlı tahayyül etmişti.

Cehenneme ziyaret
Dante, İlahi Komedya'ya Cehennem yolculuğu ile başlar. Sonra antik Roma'nın şairi Virgil'in kılavuzluğunda Arafa, daha sonra ise aşık olduğu ama erken yaşta ölen Beatrice ile Cennete gidecektir.

Dante'nin Cehennem, Araf ve Cennet tasviri Hristiyanlığın yanı sıra Yunan ve Roma mitlerinden etkilenmiştir. Gerçek dünya tarihi teolojiyle iç içe geçmiştir. Şeytan'ın üç ağzı vardır; birinde İsa'ya ihanet eden Yahuda, diğerlerinde ise Sezar'a ihanet eden Brütüs ve Cassius'u tutmaktadır.

İntizar
Tarihe, mitlere ve kutsal kitaplara yaptığı bu göndermelerle Dante aslında döneminin politikalarına dair yorumlar yapmakta, başına gelenlerin intikamını almaktadır.

Örneğin Papa'ya askeri yardımda bulunarak Kutsal Roma İmparatorluğu'nun altını oymaya çalışan ve Floransa'daki yöneticilerle ittifak halinde Dante'yi oradan süren Fransız kralı Charles'ı hikayede hedef alacaktır.

j6D4AJ.jpg

Floransa'da Piazza della Signoria meydanındaki Dante heykeli

Pisa halkı için dileği "içinde yaşayanlar boğulsa sularda" olacak, Cenevizlilere şöyle seslenecektir: "Ey Cenevizliler, yol yordam bilmez kötülük yüklü kişiler, hala ne işiniz var yeryüzünde?"

Haksızlık yapanlara karşı biçtiği cezalarda da oldukça yaratıcıdır Dante. Rüşvetçi politikacıları "yapışkan ziftin kaynadığı çukurlara" doldurur. Pisa kontu Ugolino, kendisini hapse attıran ve çocuklarının açlıktan ölmesine neden olan başpiskopos Ruggieri'nin boynunu kemirecektir sonsuza dek.

Modern İtalyancaya katkı
Dante bu eserini yazarken İtalya'daki tüm edebi eserlerin yazıldığı dili, Latinceyi değil Tuskan dilinin Floransa lehçesini kullanmıştır. İlahi Komedya öyle popüler olmuştu ki bu lehçe yaygınlaşıp günümüz İtalyancasına yolu açmış, Floransa ise Rönesans'ın merkezi haline gelmişti.

Bu gelişmeler Reformasyon ve Aydınlanma dönemlerine de yol açtı. Protestanlar İncil'i herkesin kendi dilinde okumasını savunmuş, bunun sonucunda gelişen fikirlerle Roma Katolik Kilisesi'nden kopuşlar olmuştu. Dante de kendi eserinde sunduğu kozmoloji ile bunu yapmıştı aslında.

1EoY7D.jpg

Dante'nin eserini Latince değil Tuskan dilinin Floransa lehçesinde yazması modern İtalyancanın gelişmesine katkıda bulundu.

Aklın yolu
İncil'de yer alan boşlukları kendisine göre doldurmuş, böylece Rönesans'ı ve Klasik felsefeye dönüşü sağlamıştı. Dante'nin Cehennem tahayyülü, Aristoteles'in hayatta en önemli şeyin akıl olduğu fikrinden esinlenmiş ve bu düşünce daha sonra Protestanlığa uyarlanarak bireyin aklının kurtuluşa giden yol olduğu fikrine ilham vermişti.

Cehennemin her bir katı ve onlara denk düşen Yedi Ölümcül Günah aslında aklın kullanılmaması veya akla bilinçli saldırı sonucu meydana gelmişti.
Dante, hakim olan Roma Katolik Kilisesi'nin para karşılığında insanların günahlarının affedildiğini gösteren belgeleri satmasını eleştiriyor, bunu yapan piskoposları eserinde Cehenneme gönderiyordu.

Z3qLnZ.jpg

Giovanni di Paolo'nun 1440'larda yaptığı ve İlahi Komedya'dan esinlendiği bir tablosu

Hoşgörü ve adalet
Hristiyan dininden olmayanlara karşı da oldukça hoşgörülü ve adaletliydi Dante. Örneğin komutan Salahaddin'i, Hristiyanlığa inanmayan ama adil olanların gönderildiği Araf'ta hayal ediyordu. Hatta adil olan ama İsa'dan haberi olmadığı için Hristiyanlığı seçmemiş olanların Cennete gitmesine izin veriyordu.

İlahi Komedya Batı tarihinin dayanaklarından biridir. Bu eserin, edebi ve dinsel ifadeleri, paganlıkla Hristiyanlığı, geçmişte yaşanmış olan ile gelecek modern dünyanın DNA'larını bir araya getirdiğini görürüz. İlahi Komedya belki hayatın anlamına dair anahtarı değil ama Batı edebiyatının kendi her şeyin teorisini içeriyor.

Christian Blauvelt
BBC Culture
 
Papaz Miguel Asin Palacios ilginc degerlendirmelerde bulunmus Dante hakkinda.
 
Bu dante Hazreti muhammedin cehennemde olduğunu mu yazıyordu? Yoksa başka bir yazar mıydı?
 
Papaz Miguel Asin Palacios ilginc degerlendirmelerde bulunmus Dante hakkinda.

https://www.kitapyurdu.com/kitap/dante-ve-islam/148786.html
Dante ve İslam
Miguel Asin Palacios
OKUYAN US YAYIN
Dante ve büyük eseri için, yüzyıllar boyunca sayısız kitap ve makale yazılmış, ancak içlerinden biri, yarattığı şaşkınlık ve hatta öfke dalgasıyla, hepsini geride bırakmıştır: Miguel Asin Palacios’un La Escatologia Musulmana en la Divina Comedia’sı ya da Türkçe çevirisinin başlığıyla: Dante ve İslam.

Yalnızca İtalyan edebiyatının değil, bütün bir Batı edebiyatının da başyapıtlarından biri olan İlahi Komedya ile, Mirac kıssası ve İbn Arabi’nin eserleri arasındaki çarpıcı benzerlik, Palaicos’a göre Dante’nin İslam kaynaklarından esinlendiği ve beslendiği anlamına geliyordu.

Bu cüretkâr tez, Batı dünyasında ve özellikle Dante araştırmacıları arasında büyük bir sarsıntıya yol açtı ve çürütülmesi için sayısız çalışma yapıldı; ancak tartışmalar asla son bulmadı. Karşılaştırmalı edebiyat çalışmalarının daha da olgunlaştığı günümüzdeyse, ibre Palacios’un tezinin doğruluğundan yana…

Edebiyat tarihinin en ilginç tartışmalarından birini yaratan bu önemli çalışma nihayet Türkçede!
“Dante’nin yazdıklarında keşfetmiş olduğumuz, İslami kültüre yakınlık ifade eden sayısız belirti, Dante’nin zihninin İslami modellerin etkisine kapalı olmadığını, aksine onları özümsemeye yatkın olduğunu kanıtlamaktadır… modelle kopya arasındaki benzerliğe işaret eden olguları, modelin kopyadan önce var olduğunu ve ikisi arasında bir iletişimin varlığını kanıtladığımıza göre, taklidin gerçekten vuku bulduğu yönündeki tezimize ciddi bir itiraz yöneltilemez… Bundan böyle, İslami literatürün, Dante’nin şiirinin görkemli müjdecileri arasında hak ettiği onurlu yeri yadsımak da mümkün değildir.”
 
Helal olsun teksas.Gercekten.
 
Katkılarınız için teşekkürler.

Papaz Miguel Asin Palacios ilginc degerlendirmelerde bulunmus Dante hakkinda.

Bu dante Hazreti muhammedin cehennemde olduğunu mu yazıyordu? Yoksa başka bir yazar mıydı?

Doğrudur,Dante'dir.

Dünya kütüphanelerinde 600’den fazla yazma nüshası bulunan İlâhî Komedya’nın asıl metni kayıp olup ilk defa 1472’de gerçekleştirilen, özellikle İtalya’da ortaöğretimde örnek edebiyat kitabı olması ve hemen hemen bütün dünya dillerine çevrilmiş bulunması sebebiyle devamlı surette tekrarlanan baskıları pek çoktur. Aynı şekilde ilki 1373’te Floransa’da kurulan ve İtalya, Almanya, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri gibi birçok ülkede faaliyet gösteren Dante kürsü ve araştırma kurumlarıyla pek çok bilim adamının eser üzerine yayımladıkları çalışmaları sayabilmek de mümkün değildir (kitap hakkında 1978 yılına kadar derlenmiş başlıca bilgiler için bk. Enciclopedia Dantesca, I-VI, Roma 1970-1978). İlâhî Komedya, Hz. Peygamber ile Hz. Ali’yi cehennemde göstermesi sebebiyle en az ilgiyi İslâm âleminde görmüş ve zaman zaman yasaklanmıştır.

Eserlerinin hiçbirinde Dante müslümanlar hakkında hakaret teşkil edecek ifadeler kullanmadığı halde İlâhî Komedya’da Hz. Muhammed ile Hz. Ali’yi cehennemde göstermesi dikkat çeken bir husustur. Eserde üç müslüman daha (Selâhaddîn-i Eyyûbî, İbn Sînâ, İbn Rüşd) yer alıyorsa da bunlar a‘râfın eşiğinde ve azap çekmeyenlerin arasındadır. Bu durum, Haçlı seferlerinin bütün şiddetiyle devam ettiği o devirdeki katı İslâm düşmanlığının etkisini düşündürdüğü gibi, onları cehennemin en dibinde değil bölücülük yapanların bulunduğu sekizinci katta göstermesi de Hz. Peygamber’in yeni bir din kurarak bölücülük yaptığı şeklinde hıristiyan dünyadaki yaygın kanaatle ilgili olmalıdır.

Dante’nin ilk eserlerinden itibaren bazı İslâm âlim ve filozoflarından etkiler taşıdığı ve onların birtakım fikirlerini tekrarladığı ileri sürülmüştür (örnekler için bk. TA, XII, 289). İlâhî Komedya ise birçok ana motifi ve ayrıntısı ile İslâmî temellere oturmaktadır. Bu hususa ilk defa Gabriel-Joseph Edgard Blochet dikkat çekmiş (Sources musulmans de la Divine Comédie, Paris 1901), fakat ilgi uyandıramamıştır.

Daha sonra Miguel Asin Palacios, aynı konuyu daha kesin bilgiler ve çarpıcı örneklerle işlediği La Escatologia musulmana en la Divina Comedia adlı eserinde (Madrid 1919), Dante’nin Ebü’l-Alâ el-Maarrî’nin Risâletü’l-ġufrân’ı ile Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin el-Fütûĥâtü’l-Mekkiyye’sinden faydalandığını, Ebü’l-Leys es-Semerkandî, Muhammed b. Ahmed el-Kurtubî ve Ebû Zeyd es-Seâlibî’nin eserlerinden de faydalanmış olabileceğini ileri sürmüştür. Asin Palacios’un görüşlerini özellikle şu dört nokta üzerinde yoğunlaştırdığı görülmektedir:

1. Kitabın konusu tamamen İslâm’daki isrâ ve mi‘rac olaylarından alınmıştır.
2. Âhiretle ilgili mekân, suç ve ceza kavramları İslâm eskatolojisine (âhiret ilmi) göre işlenmiştir.
3. Esere tesir eden hıristiyanî kavramların da temeli İslâm düşüncesidir.
4. Dante ve çağdaşları İslâm dünyasından haberdardırlar; çünkü o dönemde özellikle İspanya’da hâkim olan İslâm kültür ve medeniyeti, özellikle Güney Avrupa’nın çeşitli yerlerinde etkisini göstermektedir.

Asin-Palacios’un, Dante’nin cehennem, a‘râf ve cenneti müslüman yazarların benzetmelerine ve İslâm telakkilerine göre tanımladığı tesbiti dikkat çekicidir. Meselâ cehennemi gittikçe daralan katlar halinde tanımlaması Kuzey Afrika müslümanlarının, ilk hıristiyanların vahşi hayvanlara parçalattırıldığı Romalılar’a ait koliseum harabelerini işkence ve azap yerleri olarak kabul edip cehennemle özdeşleştirmelerine uygundur. A‘râf için kullandığı “purgatorio” adının sözlük anlamı “günahlardan temizleme yeri” olduğu halde yaptığı benzetme Arapça a‘râf kelimesinin sözlük anlamına (yüksek yer, dağ) göredir. Ayrıca cehenneme daima sola doğru dönerek inilmesi, a‘râfa ise da sağa doğru dönerek çıkılması da İslâmiyet’teki kerih yerlere sol ayakla, temiz yerlere sağ ayakla girilmesi sünnetine uygundur.

Cennet için yapılan tanımlamalar da başta “10. katın mutlak nurdan ibaret Tanrı katı” şeklinde tanımlanması olmak üzere tamamen İslâm astronomi-kelâm geleneğiyle örtüşmektedir. Asin Palacios’un tezi Avrupa’da geniş yankı uyandırdı ve İslâm kültürü üzerine bilgileri bulunmayan Dantologlar tarafından reddedilmesine mukabil İslâm dünyasına saygı duyan şarkiyatçılar tarafından ilgiyle karşılandı. Özellikle Carlo Alfonso Nallino, Enrico Cerulli, Giorgio Levi Della Vida, Umberto Rizzitano ve Giuseppe Gabrieli gibi İtalyan şarkiyatçıları kaleme aldıkları müstakil kitap ve çeşitli makalelerle onu desteklediler ve Dante-İslâm ilişkisini daha geniş boyutlarda incelediler.

islamansiklopedisi
 
Dante'nin Cehennem tahayyülü, Aristoteles'in hayatta en önemli şeyin akıl olduğu fikrinden esinlenmiş ve bu düşünce daha sonra Protestanlığa uyarlanarak bireyin aklının kurtuluşa giden yol olduğu fikrine ilham vermişti.

Cehennemin her bir katı ve onlara denk düşen Yedi Ölümcül Günah aslında aklın kullanılmaması veya akla bilinçli saldırı sonucu meydana gelmişti.

Bugüne dek bütün güzellikleri akıl ile bulduk ve daha fazlasına akıl ile ulaşacağız.
 
Bugüne dek bütün güzellikleri akıl ile bulduk ve daha fazlasına akıl ile ulaşacağız.

Rasyonalist Aristo'nun Orta Çağ'daki etkisi kaçınılmazdı.
Akıl sizce tek başına ideal olana yeterli mi? Farabi seçme yetisi olarak iyi eylemlere ve onların da Tanrı' ya ulaştıracağını belirterek üstün görüyor. Fakat üstün olması yeterli olmasını her durumda mümkün kılabilir mi?
 
Rasyonalist Aristo'nun Orta Çağ'daki etkisi kaçınılmazdı.
Akıl sizce tek başına ideal olana yeterli mi? Farabi seçme yetisi olarak iyi eylemlere ve onların da Tanrı' ya ulaştıracağını belirterek üstün görüyor. Fakat üstün olması yeterli olmasını her durumda mümkün kılabilir mi?


İdeal olanı tasvir edemem. Sırtımız ışığa dönük, duvara düşen gölgemize bakıp idea tanımlayabilir miyiz?

Üstün olması yeterli olmasını mümkün kılmaz. Buna akılla karar verir, daha üstün olana veya mümkünse yeterli olana akılla ulaşır, yine akılla, eksik varsa, eksikliği biliriz.

Us, akıl, organ olarak beyin anlamında kullanılan bir kelime değil.

"Hikmetinden" sual olunmaz denen Allah'ın, öne çıkan sıfatı bilgelik. Her şeyi bilen ve her şeye kudreti yeten.

Hayatını gıda temini, barınma ve çiftleşme üçgeninde geçiren cro-magnon'dan, bugün yaşadığın hayata seni ulaştıran nedir?
 
İdeal olanı tasvir edemem. Sırtımız ışığa dönük, duvara düşen gölgemize bakıp idea tanımlayabilir miyiz?

Üstün olması yeterli olmasını mümkün kılmaz. Buna akılla karar verir, daha üstün olana veya mümkünse yeterli olana akılla ulaşır, yine akılla, eksik varsa, eksikliği biliriz.

Us, akıl, organ olarak beyin anlamında kullanılan bir kelime değil.

"Hikmetinden" sual olunmaz denen Allah'ın, öne çıkan sıfatı bilgelik. Her şeyi bilen ve her şeye kudreti yeten.

Hayatını gıda temini, barınma ve çiftleşme üçgeninde geçiren cro-magnon'dan, bugün yaşadığın hayata seni ulaştıran nedir?

Teşekkürler katkınız için.

Kesinlikle ilerleten, keşfettiren akıl. Onda haklısınız. Peki idrak kabiliyeti. Bu açıdan herkesin aynı sonuca ulaşabilme yeterliliği eşit değil.
Akıl herkeste var, ama deneyimlerin öğrettikleri, hataların varlığı ve onların yaşantıları olmadan gelişme olabilir miydi? Bu konuda Kant gibi düşünüyorum daha çok:
'Deneysiz akıl boş, akılsız deney kördür.'
 
Teşekkürler katkınız için.

Kesinlikle ilerleten, keşfettiren akıl. Onda haklısınız. Peki idrak kabiliyeti. Bu açıdan herkesin aynı sonuca ulaşabilme yeterliliği eşit değil.
Akıl herkeste var, ama deneyimlerin öğrettikleri, hataların varlığı ve onların yaşantıları olmadan gelişme olabilir miydi? Bu konuda Kant gibi düşünüyorum daha çok:
'Deneysiz akıl boş, akılsız deney kördür.'

Herkesin ayni sonuca ulasmamasi zaten diyalektik gerektirir.
Ve bu diyalektik,bilinci yüceltip en doğruya götürür.
Hegel'e göre,Kant'ın aksine,her insan herşeyi öğrenebilir di.Bu diyalektiğe ağırlık vermek için de, köle-efendi hiyerarşiyi örnek olarak sunmuştur.
Bilinç geliştikten sonra akıla ulaşılır.
Ve bu bilinç artık,toplumun her bir bireyin olmasada,diyalektiğe özen gösterenlerin ortak bilincidir ve bir bakima bir köklü agacin farkli bir dalidir.
O kökte Hegel'e göre Tin'dir(Geist,Nous(Anaxagoras)).Tin'de "ben'in biz oldugu,biz'in ben olduğu"dur.

Kant'a baglayacak olur isek,deney diyalektik ile pozitif sonuclar verebilir.

Bu mutlak Idealizm sistemi tabiki.
 
Spinoza'da akil objektif olur ise mutlak determinizm oluşur der.
Akil bu Spinoza cagazim.
Birazcikta subjektif olsun.
Fizik kanununa benzemez.
 
Determinizm demis iken,Dante de determinizmi kullandi o eserinde.
Ve Hegel'in dedigini yapti önce,bilmedikleri ile diyalektige girdi.
Hegel den uzun asirlar önce.
Aklini biledi Dante.
Ama akil akildan üstündür,diye bosuna dememisler.

KOnuyu yeterince,benimsedim sanirim.
Felsefede konu konuyu aciyor.
Din de karisti mi baharat gibi,tadindan yiyemiyorum,af buyrun.
 
Dante'yi bilmem, diğerlerini de tanımam. Ben sadece inklab tarihi gördüm. Hayatımdan bir değerlendirme yaparsam, ben, bir yol gösteren olmasaydı, aklımı hep en kötülükten yana kullanan bir şahıs olurdum. Bundan kendinize istediğiniz sonucu çıkarabilirsiniz.
 
Geri