Dairelerinin Kapısına “Dikkat Siyanür Var” Notu Bırakıp İntihar Eden 4 Kardeş

  • Kullanıcı Sade
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
İstanbul’un Fatih semtinde bir dairede yaşayan 4 kardeş dün gece saatlerinde evlerinde ölü olarak bulundu

Kardeşlerden haber alamayan bir yakınları durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen ekipler kapıda, “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin.” yazılı notla karşılaştı ve hemen AFAD ekiplerine haber verildi

Yaşları 48 ile 60 arasında değişen 4 kardeşten birinin müzik öğretmeni olduğu öğrenildi. Müzik öğretmeni olan 54 yaşındaki Oya Yetişkin’in okula gitmemesi üzerine bir arkadaşının, onu aradığı ulaşamadığı daha sonrasında ise polise haber verdiği öğrenildi.

Yoğun güvenlik önlemleri alarak daireye giren AFAD ekipleri,48 yaşındaki Cüneyt Yetişkin, 54 yaşındaki Oya Yetişkin, 60 yaşındaki Kamuran Yetişkin ve 56 yaşındaki Yaşar Yetişkin’in cansız bedeniyle karşılaştı

Olay yerinde yaşananları anlatan görgü tanığı, “Olay birinci katta meydana geliyor. 4 kardeş evde ölü bulunuyor. Akrabaları ulaşamayınca polisi arıyorlar. Polis geliyor bakıyorlar hepsi ölmüş. Kapıda da siyanür var girmeyin yazmışlar” dedi.

Uzun süre incelemede bulunan ekipler, ilk belirlemelere göre kardeşlerin yüksek dozda antidepresan aldığını tespit etti. İntihar ettiği düşünülen 4 kardeşin kesin ölüm nedeni ise otopsiden sonra belli olacak

Öte yandan 4 kardeşin düzenli olarak alışveriş yaptığı mahalle bakkalı Yusuf Deniz olayla ilgili olarak bildiklerini paylaştı. Deniz, en son Cumartesi müzik öğretmeni olan Oya Yetişkin’in kendisinden alışveriş yaptığını belirterek; “Ben 15 senedir tanıyorum onları. En son Cumartesi günü akşam üzeri saat 17.00 gibi alışveriş yaptı tokalaştık gitti. Salı günü de ses çıkmayınca onun okuldan bir arkadaşı geldi, ‘Bunların telefonu kapalı’ dedi. Hemen 155 polis imdat hattını aradık.” dedi.

Dört kardeşin de aynı evde yaşadığını aktaran Deniz; “4 kardeş de bekardı. Yalnız sıkıntıları, maddi sıkıntıları vardı. Başka kimseleri yoktu. Kardeşlerden biri müzik öğretmeniydi, diğeri kuryelik yapıyordu, diğerleri de evde oturuyorlardı. En son Cumartesi alışveriş yapmaya geldiğinde bana ‘Maaşıma haciz koydular’ dedi” şeklinde konuştu.

Kaynak: 1
 
Otopsi raporunu cok merak ettim. :5pmlqd:
 
Ekonomik soruna yenik düştüler.üzücü :(

Ah sistem.
 
Bu haberi servis eden gazeteci içeri alınır ekonomik kriz sebebiyle yazdığı için. Ya da ölen kardeşlere fetöcü veya vatan haini yaftası yapıştırılır malum zihniyet tarafından.
 
Sadece onlar mı öldü acaba? Bu devleti yönetenler ne için var, vatandaşlara sağlıklı bir yaşam için, komşular ne için var, akrabalar yada. İnsanlık ölmüş resmen, insanları bu duruma getirenler utansın, ceplerini dolduran haramiler. Birileri lüks şatafatlı hayatlar yaşasın diye bir başkaları ölüyor. Ülkemizin durumunun özeti resmen, çok üzücü bir durum. Gelişmelere bakacağız bakalım, ne kılıf bulunacak. Bu ülkede ki otopsi raporları da güven vermiyor gerçi..
 
Fatih'te kapısına 'Dikkat siyanür var' yazılı not astıkları evlerinde cansız bedenleri bulunan 2'si kadın 4 kardeşin, ön otopside siyanür içerek intihar ettikleri ortaya çıktı. 48 ile 60 yaş arasındaki 4 kardeşten biri olan Oya Yetişkin'in, ölüm saatleri dikkate alındığında, kardeşlerinin içeceklerine siyanür karıştırdığı daha sonra ise aynı yöntemle intihar ettiği tahminler arasında...

ANNE BABADAN BORÇ KALMIŞ

Anne-babalarının ölümünün ardından yüklü miktarda borç kaldığı öğrenilen kardeşlerin bu nedenle bir süredir sıkıntıda oldukları öne sürüldü.

BİRİ OBEZİTE DİĞERİ SARA HASTASIYDI

Kardeşlerden Cüneyt Yetişkin’in (48) kuryelik yaptığı, uzun süredir evden hiç çıkmayan Kamuran Yetişkin’in (60) gençliğinde ses sanatçılığı yaptığı ve obezite ile mücadele ettiği, Yaşar Yetişkin’in ise sara hastası olduğu öğrenildi ve hastalığını sebebiyle hiç çalışmadığı öğrenildi. Oya Yetişkin ise (54) bir öğretim kurumunda faal müzik öğretmenliği yapmaktaydı.
 
Şu konunun günlerce konuşulup tartışılması gerekir, birileri itibardan tasarruf edilmez der, o ülkede bazıları da yokluktan kendini öldürür. Milyonlarca mülteci bakıyoruz diye övünür, 5 milyondan fazla işsiz var, ama olsun herkes bizi kıskanıyor. Ülkede bayraklar yarıya inmeli, ama kimsenin gündeminde yok bu olay.
 
Şeyh Edebali: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın"

Söylenecek çok söz var aslında da, konu siyaset meydanına dönecek.
Sonra her şeyi siyasete bağlayanlardan olacağız.
Lakin ben yine de söylemeden geçemeyeceğim.

Yıl 2002 Erdoğan:
"Benim vatandaşım ev kirasını elektriği suyu ödeyemiyorsa, %50'si yoksulluk sınırının altındaysa ülkeyi bu hale MEVCUT HÜKÜMET getirmiştir."
 
Ülkede aş pişmeyen bacası sönük evler var. Birgün olsun bunu kendine dert etmemiź şaşkınlar memleketine döndük iyice. Yoksulluk öldürüyor işte kardeşim!

Haber duyulduğundan beridir sürekli aklımda ve bu beni darmaduman ediyor.
Ne yazacağımı, hangi kelimeyi nereye koyacağımı bilemiyorum, öyle çaresiz hissediyorum kendimi, sefil, yalnız ve çaresiz.

İnsanlıktan zerre kadar nasibini almış yani hasbelkader dahi olsa insan olmayı kısa bir süre dahi deneyimlemiş her bir birey şunu cevabını vermek zorundadır:

Teknolojik ilerleme uğruna ki hepimiz bundan nasipleniyoruz hiç şüphesiz ki nasiplenmeliyiz ve bu uğurda devletlerin yaptığı yatırımlara filan değil kelamım ama bu kadar büyük gelir dağılımı uçurumlarının arasında durup şunu sormamız gerekmiyor mu arkadaşlar: Neyi neyin yerine ikame ediyoruz?

İnsan organizması ortalama 60-70 yıl gibi bir süre bu arz üzerinde misafirlik yapabiliyor sadece.Bir porsiyon "çorba"ya 1500 tl ödeyebilen ile bir kuru ekmek alamayan arasındaki uçurumda ne kaybettik?

Bir çift papuça veya çantaya 400-500 bin tl ödeyebilen ile ucu patlamış papuçlarını tamir ettirebilmek için aybaşını beklemek zorunda kalan emekçi arasındaki uçurumda ne kaybettik?

Hız yapma potansiyeline binaen devasa rakamlara ulaşabilen bineklerimizin yanında öğrenci akbilini tüketmemek için on dakikalarca yürümek zorunda kalan dar gelirli aile evlatları ile aramızdaki uçurumda ne kaybettik?

Hiç fakir edebiyatı yapmayacağım ama bu ülke boğazına kadar fakir bir ülke sersefil bir ülke. Açlık sınırı ile asgari ücret arasında devasa bir fark var.

İstanbulda yiyecek sektöründe hergün çöpe atılan besin miktarı, değil bu şehirde aç kalmayı bütün ülkeyi doyurabilir ve inanın hiç ama hiç abartmıyorum. Giysi derseniz eskici pazarlarına bir göz atın vaktiniz olduğunda yemin ederim o israf karşısında dumura uğruyor insan.

Buzdolaplarımıza giysi dolaplarımıza bakıp bir daha düşünelim hep birlikte: bu sahip olduklarımızın ne kadarı ihtiyacımız? Her gün her saniye bir canavar(kapitalizm) beslerken nasil olurda dört canı yaşatamadık?
 
Ne var? Söyle. Mantığına oturmayan şeyleri söyle biz de bilelim.
Halkı galeyana getirmek için, ülke ekonomisinin kötü olduğunu göstermek için dış mihraklar mı çıkarıyor bu haberi?

Dış mihrak denen şeyin işi gücü yok da 4 kardeşi mi öldürecek? Sadece demek istediğim dördünün de aynı kararlılıkla intihar etmiş olması kafama yatmadı. Bu kadar..
 
Geri