Cuma Yüksel Şiirleri

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
ben onunla hiçbir şeyi doyasıya yaşayamadım.
bir kez olsun yüzünü huzurla göğsüme bastıramadım..
ben onunla her şeyi oldukça eksik yaşadım..
bir kez olsun yemek yerken gözlerine uzun uzun bakamadım.

ben onunla hiçbir şeyi saatlerce konuşamadım..
bir kez olsun bugün bütün gevezeliğin üstünde diye kızamadım..
ben onunla hiçbir şeyi 'yarın yaparız' birlikte diye planlayamadım
bir kez olsun geleceğimi düşünürken geleceğini olasılıklarım arasından çıkaramadım

ben onunla hiçbir şeyi güzelliği arasında yarıştırmadım
bir kez olsun mimiklerini taklit etmeden uyuyamadım
ben onunla hiçbir şeyi sıkılana kadar yapamadım..

ben onu kendime yakıştırdığım kadar
hayattaki hiçbir şeyi kendime yakıştıramadım
bir kez olsun başka biriyle hayalini kuramadım
ben onunla hiçbir şeyi birlikte sinemaya gitme fikriyle kıyaslamadım
bir kez olsun tüm hücreleriyle başını omzuma yaslatamadım..
ben onunla her şeyi ‘’dur şimdi hatırlayacağım, dilimin ucunda’’ cümlesi gibi yaşadım.
bir kez olsun sen yalnız benim kadınımsın deyip,
canını acıtırcasına sarılamadım…

ben onunla her şeyi, evlenme çağına gelmiş birinin yüzüne kezzap
atarlarmış gibi çok adaletsizce yaşadım..
bir kez olsun ona yaralarımı sardıramadım.
ben onunla her şeyi o kadar anladım ve ağladım ki
gurur denen düzenbaz adamı kendi ellerimle yolculadım..
bir kez olsun onun için yaptığım hiçbir şeyden pişman olmadım…
ben onunla hiçbir şeyi,
seni seviyorum cümlesinde belli olan
gizli özne kadar
uluorta yaşayamadım..
ve bir kez olsun hayatımda ondan gelen mesajları okurken
yanağımda beliren tuhaf gülümsemeye başka hiçbir yerde rastlamadım..

Cuma Yüksel
 
olmayacağını bile bile o kadar deniyor ki insan
o yüzden ezkaza karşılaşırsak bir daha
acıyarak bak bana
bu beni mutsuz etmez.

hayatlarımızı daha doğrusu kalplerimizi diyelim,
makineden yeni çıkmış mis kokan bir nevresim gibi serdik
kalplerine.
biraz sevgi açlığı biraz gençlik şaşkınlığı derken
kırılmayı bile sevdik.
serlerinde terk etmek varmış,
sere serpe uzandık gittiği yollara.
aldırmadık gitmelere.
serde erkeklik vardı ağlayamadık.

bir şarkı duyduk sonra günün en anlamsız dakikalarında
kızgın yağa atılan bir nesne gibi
içimiz nasıl da cız etti..
yanımızda annemiz vardı. yanımızda kardeşimiz vardı.
yanımızda çok sevdiğimiz arkadaşlarımız vardı.
gene ağlamadık.

şimdi gidenler huzurlu,
mutsuzluk açığını kapatıyorlar
hayallerindeki erkeklerle.

kalanlar yarım diyemem.
hatta kaldılar mı o bile şüpheli.

hani öğüt veriyorlar ya insanlar,
feleğin sillesini yemiş tripleri eşliğinde,
sesimi çıkarmıyorum.

öğüt vermeye devam ediyorlar.
tanışırmışım,
yeniden hobilerimden bahsedermişim,
yetmezmiş kalbimde yepyeni kıpırtılar filan olurmuş,

ha ...... demek geçiyor da içimden
diyemiyorum.

nerede gözünden tanıdığımız aşklar,
nerede ömrümüzü yoluna harcasak da anlayamayacağımız kadınlar…

ama gecenin bu yarısında ben bomboş bir kalple evrenin tam orta yerinde
nereye gideceğimi bilmezken,
çağırsam gelemezsin biliyorum.

o yüzden bırak
ben senin rüyalarına gireyim sevgilim…

Cuma Yüksel
 
Kolay çünkü senin için.
savaşmak yerine sevmesen de dingin bir limana sığınmak.
malum insan en fazla aldattığına merhamet edermiş..
seninki de o misal aslında.
sabah uyandığında sana dokunan adam yanında,
duygularına dokunan adam çok uzağında olacak.
bal gibi biliyorsun..

ve.
inan çok kolaydır mutlu numarası yapmak.
(24 milyon antidepresan hapı satıldı bu ülkede geçen sene)

mutluyum diyenlerin,
neyin kafasını yaşadığını biliyoruz..

sen de mutlusun şuan muhtemelen.
ama sahi ya, bir tane gerçek yüzünü gören temiz kalpli bir insan yoktu değil mi hayatında gözlerinin içine bakarak sorsun sorsun sana.

''gülüyorsun gerçek mi?''

ya
da

söylesene lan,
yara izi hiç geçer mi...

Cuma Yüksel
 

Bir yanınla güzeldin elbette,
hatırlıyorum..
kur’an sayfaları kadar aydınlık ve gerçek bir yüzün vardı senin..
ve yürümeyi yeni öğrenen bir çocuğun,
defalarca düşüp düşüp
inatla tekrar ayağa kalkıp yürümeye çalışması gibi inatçıydı sevgin..

yani şöyle ki,
hayata karşı elif harfi gibi dimdik,
öteki tarafaysa vav harfi gibi saf…

ya da böyle ki,
aşkımlı cicimli afili kelimeleri dipsiz bir kuyuya atarak
hastalandığımda ‘ah kıyamam’dan öteye geçemeyen
yılışık şefkat gösterilerini bir kenara bırakarak,
beni sabah namazına uyandırmaya çalışmak gibi,
kutsal bir aşkı yüreğinde taşıyan onurlu ve devrimciydin..

şimdiyse..
tüm yaşanmamışlıkları bir bıçak izi gibi sırtımda taşırken…
içimdeki çocuk öldü diyorum.
hiç anlamıyorlar..

halbuki,
sen aşk…
yani, doğum günü pastasındaki çikolatayı ağzına yüzüne bulaştıran
muzip bir kız çocuğu…

ben gayrı korkarım dedim,
başka bir kız çocuğuna aşk gözle bakmaktan..
.../
sonra sigaradan son bir nefes çekip…
özledim.

ve fark etmedin mi bir tek benim yanımdayken,
her yanınla güzeldin sevgilim…

şimdiyse benim her yanım yarım,
ve ikimizin bir ortak yanı daha oldu..
hissettin mi?

artık ben de tamamlanamayanım..

Cuma Yüksel
 
Geri