Cuma hutbemiz 25.09.2015

Konu sahibi son olarak 923 gün önce görüldü
Cuma hutbemiz 25.09.2015

TARİHİ : 25.09.2015


بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
وَاٰتُوا الْيَتَامٰى اَمْوَالَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَبٖيثَ بِالطَّيِّبِ وَلَا تَاْكُلُوا اَمْوَالَهُمْ اِلٰى اَمْوَالِكُمْ اِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَبٖيرًا
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم :
مَنْ قَبَضَ يتِيماً من بَيْنِ المُسْلمِينَ إلى طعامِهِ وشرابِه أدْخَلَهُ اللّهُ تعالى الجنةَ ألْبتةَ إ أنْ يكُونَ قَدْ عَمِلَ ذنباً* يُغْفَرُ

TOPLUM’UN UHDESİNDEKİ EMANET “YETİMLER”
Değerli Kardeşlerim!
Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.”1
Okuduğum hadis-i şefite ise Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Kim Müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dâhil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah onu mutlaka cennete koyacaktır.”2
Muhterem Müminler!
Yüce Rabbimizin bütün fiilleri bir hikmet ve sebebe bağlı olarak tecelli etmekte, o hikmet ve tecellisi gereği de insanlar farklı imkân ve özellikler doğrultusunda; Zengin - fakir, kadın - erkek, yetim - yetim olmayan, hasta - sağlıklı, güçlü - zayıf vs. Şeklinde yaratıla gelmiştir. Ancak yüce Allah, anne - baba şefkatinden mahrum olan yetimleri; Kur’an-ı Kerim’in 21 yerinde doğrudan veya dolaylı olarak, emirleriyle koruması altına almış ve onlar için özel hükümler telakki etmiştir.
Değerli Kardeşlerim!
Kerim Kitabımız da Yüce Allah; Hz. Peygamber (s.a.s)’e kendisinin de yetim olduğu hatırlatılarak, yetimlere iyi muamele yapması hususun da “Seni yetim bulup da barındırmadı mı? Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi? Seni ihtiyaç hâlinde bulup da zengin etmedi mi? Öyleyse sakın yetimi ezme!”3 şeklinde ikaz ile emretmiştir.
Kardeşlerim!
Bu bağlamda Peygamberimiz (s.a.s) yetim çocuklara ayrı bir ilgi gösterir, onları yalnız bırakmaz, ihtiyaçlarını karşılar, bazılarını da bizzat kendi himayesine alırdı. Ebu’d-Derdâ (r.a) den gelen bir rivayette: Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e bir adam geldi, kalbinin katılığından dert yandı. Resülüllah (s.a.s) ona şu tavsiyede bulundu: “Kalbinin yumuşak olmasını, ihtiyacın olan şeylere kavuşmayı ister misin? Öyle ise yetime şefkat göster, başını okşa, yediğinden ona yedir ki, kalbin yumuşasın ve muhtaç olduğun şeylere kavuşasın.”4
Sevgili Kardeşlerim!
Kimsesizlerin kimsesi olmak, sevgi ve şefkate muhtaç yetim ve kimsesiz çocuklara merhametle davranıp sahip çıkmak, insanlık ve Müslümanlık görevimizdir. Zira Cennette, Kâinatın Efendisi (s.a.s)’le beraber olmak istiyorsak bunun yolu da, onlara iyi muamele etmekten geçmektedir. Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (s.a.s) buyurdu ki: “Ben ve yetime bakan kimse cennette şöyleyiz" Orta parmağı ile baş parmağını yan yana getirip aralarını açıp kapayarak işaret eti.”5
Aziz Müminler!
Yetim çocuğun hayata hazırlanması konusunda, Kerim kitabımız da üzerinde önemle durulan konulardan biri de, yetim malının korunmasıyla ilgilidir. Kur’an bu konuyu, yetimle ilgili bahiste ele almıştır. İslâm’dan önce Arap toplumunda, yetimlerin mallarından velileri istediği gibi tasarruf etmekte, gasp edercesine serbestçe harcamaktaydılar. Kur’an-ı Kerim yetimle ilgili diğer birçok uyarılardan başka, onların mallarının korunması hususunu da; “Yetimlerin zulmen mallarını yiyenler, muhakkak karınlarında sırf bir ateş yerler ve yarın çılgın ateşe yaslanırlar.”6 şeklinde mükerrer ayetlerle de özel olarak bahsetmiş. Malların korunması, artırılması ve belli bir disipline göre harcanması için direktifler vermiş, bunlara uymayanlar için ağır tehditlerde bulunmuştur. Yine “Yetimleri evlenme çağına gelene kadar deneyin, onlarda rüşt (olgunlaşma) görürseniz, mallarını kendilerine verin.”7 şeklindeki ayetlerle Yetimin evlilik ve eğitim gibi istikbale hazırlanması konusu Kur’an’da açık şekilde yer almaktadır. Bu husus yetimin malının korunmasıyla ilgili olarak yer verilen tedbir ve emirlerde zımnen yer ettiği gibi, bunlar dışındaki bir kısım ayetlerde de açıkça ele alınmaktadır.
Değerli Kardeşlerim!
Yetimlerine ve kimsesizlerine sahip çıkmayan toplumlar, hem yaratıcıya karşı görevlerini ihmal etmiş, hem de toplumsal huzuru baltalamış olurlar. Bu hususta hepimizin bilip okuduğumuz Maun suresinde “Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı! İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.”8 diye buyrularak bu davranış biçimi kötülenmiş, yetime yapılan bu kötü muâmele, bir nevî “dini yalanlama” olarak nitelendirilmiştir.
Rabbim bizlere ve bütün Ümmeti Muhammed’e; yaşadığı toplum içerisinde herkese gereği gibi davranıp, Kur’an-a ve Sünnete uygun bir hayat sürmeyi nasip ve müyesser eylesin…
1- Nisa Suresi 4/ 2
2-Tirmizî, Birr: 14,
3-(Duha Suresi – 6 / 9
4-Diyanet Aylık Dergi
5- Buhârî, Talak: 14, Edeb: 24;
6-(Nisa Suresi 4/ 10
7-(Nisa Suresi 4/ 6.
8-(Mâun Suresi – 1/3.

İzmir müftüğünden alıntıdır.
 
Geri