Çocukluğunuzda Yokluğunu En Çok Çektiğiniz Şeyler Nelerdi

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
Her şeyin yokluğunu çekiyorduk. Ama işte o yokluklar, Kemal Sunal’ı yarattı. Daha nice Kemal Sunal’lar yaratmıştır. Sadece sanatta değil, ekonomide, iş sahasında nicelerini. Ben tek değildim, o devrin insanları hep böyle yetişti. Benim çocuğum ileride beni beğenmeyecek. Gittikçe kültür seviyesi yükselecek, bunu kimse durduramaz. Bir de, galiba belli bir sıkıntıdan gelinince bir yere ulaşılıyor. Bize bayramdan bayrama elbise alınırdı. Biz o bayram sabahını, bitmeyen gecelerle çekerdik. Sabahın köründe, sırf onları giymek için kalkardık. Başucumuzda dururdu zaten. Çok güzel şeylerdi bunlar. Şimdi tatminsiz çocuklar var. Çünkü her şeyi bayramdan önce elde ediyorlar. Yeni bir şeyi başının ucunda tutan var mı? Galiba onlar meselelerini halletmişler.

Alıntı

 
Eksik olan birseyler olmus olsaydi, yine anlamazdik ki. Aklimiz fikrimiz oyundaydi. Guzeldi be.
 
Yokluk içinde büyüyen biri olarak şuan hayatın bir çok evresini yaşayanlar gibi yaşamadık. Yeri geldiğinde eve alınan sayılı ekmekler bitince öğünü aç şekilde beklediğimizde, yeri geldiğinde yeni giysiler almak bayramları iple çektiğimizde ancak o zamanki huzuru ve mutluluğu şu anki varlık içinde bulamıyoruz. Mahallede oynadığımız oyunlar bunların hepsini bize unutturuyordu :)
 
Bitten çok çektim çok
Beni çok severlerdi

GM 5 d cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Babamın yokluğunu hiç unutamadım
 
Her şeyin yenisi özel günlerde alınırdı.. Kredi kartı yoktu giderlerden kalan parayla geçinmeye çalışılırdı.. Aburcubur yani kola veya çikolata sadece aybaşlarında alınırdı.. Oyuncaklar çok pahalıydı ve benim sadece bir tane barbie bebek gibi bebeğim olmuştu.. Belki de ondandır ki pek oyuncağı olmayan akranlarım şuan çocuklarını oyuncağa boğuyor.. Hiç birimiz eksikliğini hissettiğimiz şeyleri çocuklarımız yaşasın istemiyoruz ama hata yapıyoruz, hedeflerini ellerinden alıyor, ödülleri sebepsizce kucaklarına bırakıyoruz..
 
Evimiz yüksek bir tepenin üzerinde olduğundan bir vadi arasından denizi görür, geçen gemilerden birinde olmayı hayal eder dururdum, kasabaya inmeyi, satte bir geçen kamyonun peşine takılıp karşı dağın arkasında nelerin olduğunu merak ederdim. Büyüdükçe o yolların gittiği yerleri ve dağların arkasını ve de başka başka insanlarla tanıştım. Denizin kıyısında okula başladım. Vapurlara bindim, tabii ki 3. Mevki de.

Neydi o günler, her yer, deniz, dağlar, meyva bahçeleri, tümü bizimdi.
Şimdi,
Deniz de birilerinin
Dağlar da,
Yolların kenarındaki dut ağaçları da..
 
Geri