-
- Katılım
- Aralık 21, 2011
-
- Mesajlar
- 6,158
-
- Tepkime puanı
- 3
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 31
Çoğu alışkanlık yaşamın ilk üç yılında kazanılır. Hatta birçoğu daha da erken. Örneğin ilk dişleri çıkan bebeğinizin dişlerini yatmadan önce bezle silmeye başlarsınız. Birkaç dişi olunca da yine macunsuz bebek diş fırçalarını kullanırsınız. 1 yaş civarı fırçayı eline verirsiniz ve dişlerinin üzerinde fırçayı hareket ettirme hareketini sizin diş fırçalamanızı izleterek taklit ettirirsiniz.
Bu dönemden itibaren her gece yatarken ve her sabah eline diş fırçası verilen çocuğunuzun hayatı boyunca her gün dişlerini düzenli fırçalayacağından emin olabilirsiniz. Ama 2-3 yaşına kadar eline doğru dürüst fırça verilmeyen ya da düzenli verilmeyen bir çocuğun bu alışkanlığı kazanması ancak uzun gayretlerle, bazen çatışmalarla mümkün olacaktır. Hatta bazen mümkün olmayacaktır. Yani alışkanlık kazandırılmasında düzenlilik ve süreklilik önemli prensiplerdir. Diş fırçalamak, istenen, olumlu bir alışkanlıktır.
Aynı şekilde çocuğa düzenli kitap okunması, düzenli kitap alışverişi yapılması da okuma alışkanlığını kazandıracaktır. Ve bu alışkanlıkların “bağımlılığa” dönüşmesinin hiçbir sakıncası yoktur; hatta arzu edilen budur. Ama bilgisayar kullanımı için aynı şey söylenemez. Oluşum mekanizması aynıdır; yani sürekli ve düzenli kullanılmaktadır. Hatta “eğlenceli” geldiği için, fazla bir sosyal çaba gerektirmediği için birçok çocuk ve kişi tarafından tercih edilmektedir. Ama zaman içinde miktar yeterli gelmeyecek ve daha fazlası istenecektir.
Özellikle okul öncesi dönemde birçok aile çocuklarının bilgisayarla fazla meşgul olmasında bir sakınca görmemekte, eğlendiği ve mutlu olduğu için, hatta onu sakinleştirdiği, uslulaştırdığı için teşvik etmektedir. Oysa bir çocuk zamanını nasıl kullanması gerektiğini en çok 3-6 yaş arasında öğrenir. Boşta kaldığı her anda bilgisayara sarılan bir çocuk, zihinsel ve sosyal ihtiyaçları için gerekli olan tüm diğer faaliyetlerden, ilişkilerden mahrum kalacaktır. Anne baba ile, kardeşi ile, bir arkadaşı ile oyun oynamanın kazandıracağı deneyimin yerini hiçbir bilgisayar oyunu tutamaz.
Tüm zamanlarını bilgisayar başında geçirmeye alışan bir çocuğun akademik çalışmalara adapte olması da güçleşmekte, uzun süre dersi dinlemek ve dinleyerek öğrenmek gibi zihinsel çaba göstermesi gereken durumlarda sıkıntı yaşamaktadır. İlkokul çocuklarının önemli bir kısmının derste çabuk sıkıldığı, dikkatinin dağıldığı, çabuk aktivite değiştirme ihtiyacında olduğu ve bu nedenle bir işle, bir konu ile uzun süre meşgul olamadığı gibi şikayetleri olduğunu duyuyoruz.
Bu çocukların dinleme, kendilerini ifade, duyguları anlama ve kendi duygularını ifade etme, sosyal problem çözme becerileri açısından yetersiz gelişmiş çocuklar olduklarını görüyoruz. Çünkü çoğu, anne ve baba ile ya da bir arkadaşla oyun oynamak ya da sohbet etmek yerine, bilgisayar başında zaman geçirmiş çocuklar. Dolayısıyla dinleme ve öğrenme için gereken sabır ve sebat yeteneklerini geliştirememiş çocuklar oluyorlar.
Yine tatil zamanlarının, hafta sonlarının nasıl geçirildiği de çok önem taşıyor. Tıpkı hafta sonları geç saatlerde uyuyan çocukların, hafta içinde yeniden erken uyuma düzenlerinin oturtulması güç oluyorsa, hafta sonları fazla bilgisayarla meşgul olan çocuklar da yine hafta içi ders çalışmak yerine bilgisayarı tercih edebiliyorlar. Sonra da uzun yıllar sürecek ders çalışma problemleri başlamış oluyor.
Uzman Pedagog Belgin Temur
Bu dönemden itibaren her gece yatarken ve her sabah eline diş fırçası verilen çocuğunuzun hayatı boyunca her gün dişlerini düzenli fırçalayacağından emin olabilirsiniz. Ama 2-3 yaşına kadar eline doğru dürüst fırça verilmeyen ya da düzenli verilmeyen bir çocuğun bu alışkanlığı kazanması ancak uzun gayretlerle, bazen çatışmalarla mümkün olacaktır. Hatta bazen mümkün olmayacaktır. Yani alışkanlık kazandırılmasında düzenlilik ve süreklilik önemli prensiplerdir. Diş fırçalamak, istenen, olumlu bir alışkanlıktır.
Aynı şekilde çocuğa düzenli kitap okunması, düzenli kitap alışverişi yapılması da okuma alışkanlığını kazandıracaktır. Ve bu alışkanlıkların “bağımlılığa” dönüşmesinin hiçbir sakıncası yoktur; hatta arzu edilen budur. Ama bilgisayar kullanımı için aynı şey söylenemez. Oluşum mekanizması aynıdır; yani sürekli ve düzenli kullanılmaktadır. Hatta “eğlenceli” geldiği için, fazla bir sosyal çaba gerektirmediği için birçok çocuk ve kişi tarafından tercih edilmektedir. Ama zaman içinde miktar yeterli gelmeyecek ve daha fazlası istenecektir.
Özellikle okul öncesi dönemde birçok aile çocuklarının bilgisayarla fazla meşgul olmasında bir sakınca görmemekte, eğlendiği ve mutlu olduğu için, hatta onu sakinleştirdiği, uslulaştırdığı için teşvik etmektedir. Oysa bir çocuk zamanını nasıl kullanması gerektiğini en çok 3-6 yaş arasında öğrenir. Boşta kaldığı her anda bilgisayara sarılan bir çocuk, zihinsel ve sosyal ihtiyaçları için gerekli olan tüm diğer faaliyetlerden, ilişkilerden mahrum kalacaktır. Anne baba ile, kardeşi ile, bir arkadaşı ile oyun oynamanın kazandıracağı deneyimin yerini hiçbir bilgisayar oyunu tutamaz.
Tüm zamanlarını bilgisayar başında geçirmeye alışan bir çocuğun akademik çalışmalara adapte olması da güçleşmekte, uzun süre dersi dinlemek ve dinleyerek öğrenmek gibi zihinsel çaba göstermesi gereken durumlarda sıkıntı yaşamaktadır. İlkokul çocuklarının önemli bir kısmının derste çabuk sıkıldığı, dikkatinin dağıldığı, çabuk aktivite değiştirme ihtiyacında olduğu ve bu nedenle bir işle, bir konu ile uzun süre meşgul olamadığı gibi şikayetleri olduğunu duyuyoruz.
Bu çocukların dinleme, kendilerini ifade, duyguları anlama ve kendi duygularını ifade etme, sosyal problem çözme becerileri açısından yetersiz gelişmiş çocuklar olduklarını görüyoruz. Çünkü çoğu, anne ve baba ile ya da bir arkadaşla oyun oynamak ya da sohbet etmek yerine, bilgisayar başında zaman geçirmiş çocuklar. Dolayısıyla dinleme ve öğrenme için gereken sabır ve sebat yeteneklerini geliştirememiş çocuklar oluyorlar.
Yine tatil zamanlarının, hafta sonlarının nasıl geçirildiği de çok önem taşıyor. Tıpkı hafta sonları geç saatlerde uyuyan çocukların, hafta içinde yeniden erken uyuma düzenlerinin oturtulması güç oluyorsa, hafta sonları fazla bilgisayarla meşgul olan çocuklar da yine hafta içi ders çalışmak yerine bilgisayarı tercih edebiliyorlar. Sonra da uzun yıllar sürecek ders çalışma problemleri başlamış oluyor.
Uzman Pedagog Belgin Temur