Dönem ödevlerim hep Dünya Klasiklerinin özetleri olur, özetleri yazdığım gibi tahtaya çıkar anlatırdım. Hiç unutmuyorum Türkçe hocamız bize komşu olmuş sıradan misafirliklerden birinde karşıma çıkmıştı. Eski salon büfelerinden bozma kitaplıkta gördüğü Almanaklar, Antolojiler, klasikler, Yaşar Kemal' ler, Sabahattin Ali' nin ilk basım kitapları, şimdilerde ancak kütüphanelerde rastlayacağınız ansiklopediler ve aklıma gelmeyen bir çok eserin arasına sıkışmış Türkçe defterimi gördü, aldı, evine götürdü ve okulda bana geri verdi. İçine düştüğü not belkide yazmama sebepti, ya da içsel dünyamın derinliklerine bıraktığı küçücük bir kibrit ateşiydi...
Nalan Hocam ile 2 sene önce görüştüm en son elim rahatsızlığı olmasa idi eminim peşine düştüğüm hayallerim için elinden geleni yapardı...
Diyeceğim o ki Klasik eserler özellikle Türk Edebiyatı' nın ölümsüz eserleri ile çocuk yaşlarda tanışılıp Edebiyat bilinci oluşturulmalı çocuklarda. Dünya Klasikleri çok ağır yazınsal eserler denilip lise yılları beklenmemeli okunması için. Hele ki bir eserin yıllar sonra özlenilip okunduğunda bile aynı hazzı yaşatması bir okur için bambaşka bir duygu.