Çocukken çok fakir olmak

🕒 Konu sahibi 5 saat önce aktifti
Bizim dönemimizde okul forması zorunluluğu olduğu vardı ve hiç kimse başkasının durumunu pek bilmezdi ayrıca aileler de bu konuda duyarlı olup başka çocukları özendirecek türde şeyleri, okulda kullandırtmamaya çalışırlardı ama artık böyle değil maalesef ve çoğu çocuk bu farkı derinden hissediyor.
Anne ve babaların sahip oldukları her şey ile övündüğü, internette boy boy fotoğraflarını paylaşıp etrafa nispet yapmaya çalıştığı bir dünyada başka ne beklenebilir ki?
 
Topu olan şişko çocuğu maçta kaptan yapardık hey gidi heyy..
 
Fakirlik mi o da ne?.s
 
Seksen ve doksan doğumlular kismende olsa bir dönem fakirliğin ne demek olduğunu tecrübe ederek yaşamışlardır. O dönemler hem bazı ürünlerde arz bu kadar fazla değildi hemde alım gücü çok yüksek değildi. Çocukluğuma dair hatırladığım en net anı. Babam bize yaş pasta alırdı ( Şimdi pasta alıyorsa fakir değildir diyeni vururum) ancak tam bir pastaya hiç parası yetmediğinden bunu hep dilim olarak alırdı.
Çok fakir değildik ancak yinede yaşamın zorluğunu hissediyorduk.

Onun dışında okulun son günleri serbest kıyafet uygulaması olduğunda dahi, hocalar tembih ederdi sadece düz beyaz t-shirt giyin belki alamayan insanlar olur, farklı elbislerde gözü kalmasin falan filan işte.

Net hatırladığım fakirlikler bunlar, diğerlerini yazmayacağım tabi
 
Çocukken sırf bu yüzden ne zaman "canın bir şey istiyor mu?" dendiğinde "hayır, istemiyor" derdim.
 
Çocukken sırf bu yüzden ne zaman "canın bir şey istiyor mu?" dendiğinde "hayır, istemiyor" derdim.
Maddi olarak sıkıntımız olmadığı halde okula gayet sıradan bir forma, ayakkabı ve çanta ile gönderilirdik. Her şeyimiz vardı ama okul arkadaşlarımıza belli etmeden kullanmamız tembihlenirdi. Günümüzde ise çocuklara alınan eşyalar bile aileler arasında birbirine gösteriş yapma aracına dönüştü. Durumu olmayan aileler de bu ortamda yemeyip içmeyip çocuk büyütmeye çalışıyorlar.
 
Maddi olarak sıkıntımız olmadığı halde okula gayet sıradan bir forma, ayakkabı ve çanta ile gönderilirdik. Her şeyimiz vardı ama okul arkadaşlarımıza belli etmeden kullanmamız tembihlenirdi. Günümüzde ise çocuklara alınan eşyalar bile aileler arasında birbirine gösteriş yapma aracına dönüştü. Durumu olmayan aileler de bu ortamda yemeyip içmeyip çocuk büyütmeye çalışıyorlar.
Aklıma beden eğitimi günleri pantolon yerine önlük altına eşofman giydiğim günler geldi :)
 
Oyuncaklarım Tahta parçaları ve taşlardan olurdu. Şekli köşeli olan her şeyi, kumda araba olarak kullanırın niyetine alır saklardım.

En sevdiğim kazağımı annem, artık bana küçük geliyor diye komşunun çocuğuna hediye etti, çok ağlamıştım. Tek moda ürünü kıyafetim di.
 
Annemin kendi diktiği şalvar ile olan fotografımı senelerce gördğüm yerde yırttım. Aksine herkes de o fotagrafı bulduğu yerde çoğalttırıyordu. Sonunda ben bıktım.
 
Babam bazen okulun önünde mersedesiyle bekliyodu okuldan almak için sjxmsh arkadaşlarımla olduğum minibüs kuyruğundan üzüle büzüle ayrılıyodum :D yani mersedesimiz vardı ama o kadarda zengo değildik huzurumuz yoktu
 
Rahmetli amcamın bir Renault 12'si vardı. Tüm ailenin arabası oydu. İçine kaç kişi sığdığımızı hatılamıyorum. Çocuklar kucağa alınınca yaklaşık 10 kişi sığardık o arabaya.
 
Çocukken her şey güzel oluyor. Çocukluğum en mutlu yıllarım dı.
 
abimler birazcık fakirlik çekmişler. ben doğduğum zaman bu durum değişmek üzereymiş; yeni kıyafetler, kaliteli mamalar-bezler…. hatta bu değişim en küçük abimle aramızda kıskançlığa kadar varıp, beni zeytin çekirdeği ve yüzüme üfleme suretiyle birkaç kere boğma girişiminde bulunmuş.
 
Ben yedi yaşıma kadar doğmadım masraf olmasın diye.

havyarı elle yerdik, öyle fakirdim.
 
Herseyim fazlasiyla vardi. Ama cocukken bile farkinda oldugum bise vardi. o da anne-babalarin en buyuk kavga sebeplerinin para konulari olmasi. Okadar beynimde yer edinmis ki, artik birilerinden "param yok"/"borctan batiyorum"/"para yok gecinemiyorum" gibi laflar duyunca tuylerim diken diken oluyor ve kacasim geliyor bu insanlardan
 
Geri