Çocuk Yanım

Konu sahibi son olarak 63 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Hey sen!

Çocuk olmak;
Yaşınla alakalı olsaydı eğer, gülümseyebilir miydin baloncuları her gördüğünde?
Küçücük bir çocukla oynayabilir miydin saatlerce?
Kimsenin sana bakmadığını bilsen salıncaklara binmez miydin?
İtiraf et hadi; pamuk şeker de seversin.
Mahalledeki çocukları maç yaparken gördüğünde onlarla oynamak istemiyor musun yani?
Parkın önünden geçerken o çocuklar gibi,
kimsenin ne dediğini önemsemeden eğlenmeyi peki ?
Öldürme o içindeki çocuğu sakın.
Kim ne derse desin sakın bırakma o çocuğu...
O içinde ki çocuk var ya o çocuk seni ayakta tutuyor...
 
69848871_10217808588901242_6486382639757393920_n.jpg


Oysa ne güzeldir, bir ilkbahar çiçeğini dalında öpmek...

Cem Adrian
 
Şöyle bi düşündüm de aşırı şanslıyım.
Hastalık var ama olsun.
Sevdiklerim yanımda. Sevmediklerim uzakta.
Birkaç eksik var ama önemli değil. Kalp temiz, vakti gelince tamamlanır.
 
Dikiş makinesinde iki tane makara olur; bu makaraların biri üstünde diğeri altındadır.Bir ip üstten diğer ip alttan gelir ve kumaşta birbirlerine bağlanırlar...
Dikmeye başladıktan kısa bir süre sonra diktiğin yere kadar kumaşa bir kere bakarsın; sağlam dikiyor mu, ipler birbirine bağlanırken gevşeklik oluyor mu yoksa sıkı sıkı tutuyor mu diye kontrol edersin... Herşey normalse tekrar dikmeye başlarsın.
Sonra bakmaya gerek duymadan,sadece iğnenin girip çıktığı yere odaklanıp dikmeye devam edersin.
İşte bazen bu bakmaya gerek duymadığın zamanlarda alttaki ip bitmiş olur, sende bunu farketmemişsindir ve dikmeye devam edersin, kumaşın sonuna ulaşmaya çalışırsın... İki ipliğin bağlandığını zannederek...
Çünkü alttaki ipin biteceği ihtimali hiç aklına gelmez,hedefin vardır; elindeki parçayı bitirmek, sonrasında da diğer parçaları ekleyip güzel bir elbise oluşturmak...
Gidersin gidersin...
Ayağın pedaldadır, muntazam dikmek için çok dikkatli olmaya özen gösterir, dikişi dümdüz dikmeye , kumaşı kaydırmamaya çalışırsın...
Sonuna gelmeden bir daha kontrol edeyim dersin ve bir bakarsın o kadar geldiğin yer dikilmemiş...! O iki parça birleşmemiştir.. Zamanın da verdiğin emek de boşa gitmiştir... Sonra?
Sonra ne olur?
Ne yaparsın?

Alttaki makaraya yeniden ip sararsın ve dikmeye yeniden başlarsın...

Annem ben çocukken çok dikerdi bu makinayla... Öylece izlerdim onu

69114517_1597642863710965_4139581082947289088_o.jpg
 
69966948_1595944023880849_6589679223156244480_n.jpg


Karga ve papağan çirkin yaratılmıştır
*
Papağan itiraz eder güzelleşir
*
Karga Yaradan'ın rızasından memnun kalır
*
Bugün papağan kafeste,
karga ise özgür
*
Her olayın arkasında öyle bir hikmet vardır ki sen hiç bir zaman anlayamazsın
*
O halde hiç bir zaman Yaradan'a neden deme...
 


O zamanlar insanlar daha iyiydiler denemez, kim bilir ama daha başkaydılar. Belki de kuşları daha çok seviyordular...

Yaşar Kemal
 
Babaannem derdi ki;
"Hürmet gönlün kapısıdır; sevgi yapısı...
Bilen girer,
bilmeyen bırak kalsın,
revadır kapının arkası...

Hürmet ettiğin şeylere emek verirsin;
hürmet ettiğin insanlara yemek...
Hürmetsiz kelam
hürmetsiz hizmet
hürmetsiz lokma mideye ne gerek?
Ancak hürmet, yüreciği coşturur...
Ancak hürmet, adımları koşturur...
Gayrısı ya karıştırır, ya savuşturur...
Alçak uçan yüce konar kızım,
yüce uçan, alçak...
Bulaşık bulaşmaz mı,
takmazsan eğer kolçak?
Yaşamın sızısına tek derman hürmet iken
varsın hoş lafı bilmeyen eşek bilmesin...
Tuz, ekmek hakkı için hürmet gösterene
hürmetle dolmaz mı kucak?
 
Sizi güzel sevecek insanlari kırdınız, yordunuz, bitirdiniz.
Simdi güzel sevecek insan arıyorsunuz...
Bekleyin bulursunuz...
Güzel sevmek, çok sevmekten yüzlerce adım ötede.
 
Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır. Insanın yüzü bir kitap gibi okunabilir. Ifadeniz bomboşsa da hiç bir şey yaşamadığınız fark edilir. Bundan kurtulmak mümkündür; yaşayın monotonluktan uzaklaşın, gezin,görün, keşfedin başkalarıyla ilgilenin, okuyun, sevin.
Bunları dolu dolu yapın ki izleri yüzünüze yansısın.Yüzünüz ifadesiz kalmasın...
 
-Yetiştirme Yurdunda Büyüyen Asiye`nin Hikâyesi-

“Asiye dalgın” diyorlar. Altı yaşındayken saçlarını nasıl taraması gerektiğini kendi öğrenen bir kız çocuğu, elbette dalgın olacaktır…

“Asiye suskun” diyorlar. Susmayıp da ne yapacaktım; bana,”ceddin deden, neslin baban” diye marşlar öğreten öğretmenlerime, yetiştirme yurdundaki ranzalarda okuduğum Didem Madak şiirlerinden bahsedemeyeceğime göre…

“Asiye hırçın” diyorlar. Simsiyah sokak kedilerini benden başka besleyen, benden başka sevip okşayan kimse yok buralarda…

“Asiye yalnız” diyorlar. Canımdan öte bilip, bağrıma bastığım tek arkadaşım öldü. Yalnız kalmamak için yapmacık dostluklara, yalanlı dolanlı arkadaşlıklara ihtiyaç duymuyorum, hepsi bu…

“Asiye karamsar” diyorlar. Kazım Koyuncu`nun şarkılarını dinleyip, ne bileyim, feminizm üzerine bilgiler edinip mesela, sonra da tecavüz edilen bebeleri duyumsamak ülkemde…

Asiye`yim ben; dalgın olan, suskun olan, hırçın ve yalnız olan Asiye. On sekiz yaşındayım. Üniversite sınavlarına hazırlanıyorum. Yurttan ayrıldım; şimdi bir öğrenci evinde kalıyorum.

Yetiştirme yurtlarında büyüyen kızlarla evlenmenin sevap olacağını söylemişti bir televizyon yorumcusu. O gün bugündür televizyon seyretmiyorum! Şiir yazmak mutlu ediyor beni. Solgun dizeler biriktirdim ömrüme; solgunluklarıma tutunarak soluklanıyorum…

Çıkma tekliflerini reddettiğimde, “sen yurt kızısın, psikolojisi bozuk hepinizin” deyip, bana posta koyduğunu sanan sevgili adayları, ödevlerimde bir hata olsa, “anne yok, baba yok tabi, neyse” deyip, bendenize tepeden bakan öğretmenlerim, “bir gün, tek başıma bir tiyatro oyununa gideceğim” dediğimde, “sana devlet baktı, ama senin gözün dışarıda” deyip, beni kınayan komşular, yazmamın bir heves değil, bir yaşam biçimi olduğunu anlattığımda, “yat kalk başımızdakilere şükret; size iş de veriyorlar” deyip, benden uzaklaşan akranlarım; hepiniz kötüsünüz!

“Asiye dalgın” diyorlar. Slyvia Plath da dalgındır ben gibi; Tezer Özlü, Nilgün Marmara… Dalgın olmasam niye şiir yazayım ki…

“Asiye suskun” diyorlar. Şiir defterimle dertleşiyorum; bir de annemin ve babamın olduğu, ama benim olmadığım o bir tanecik siyah beyaz fotoğrafla…

"Asiye hırçın” diyorlar. Kendini bildi bileli küçücük bir Karadeniz şehrinde yaşayıp da, Mardin`i görmek için can atan, Çingenelerin yaşamına hayranlık duyan, matematiğe çalışırken, birden durup, “kendimi iyice geliştireyim de, yurttaki çocuklara şu denklemleri anlatayım” diyen ben, izin verirseniz hırçın olayım bana kibirlenenlere, küstahlaşanlara, beni can olarak görmeyenlere!

“Asiye yalnız” diyorlar. Çok param olsun, şiir kütüphaneleri kuracağım yetiştirme yurtlarına, mahpushanelere, köy okullarına ve gidip oralara, şiir okuyacağım ben gibi çekmişlere, incitilmişlere, hor görülmüşlere…

“Asiye karamsar” diyorlar. Gülten Akın yazmış ya bir şiirinde, “ah kimselerin vakti yok/ durup ince şeyleri anlamaya”… O şiir nasıl sonlanır bilir misiniz; “bir gün birileri öte geçelerden/ıslık çalar yanıt veririz”… Benim karamsarlıklarımı dinlemek isterseniz, ıslık çalınız efendim…

Asiye`yim ben; suskun olan, dalgın olan, hırçın ve yalnız olan Asiye. On sekiz yaşındayım. Kendi elini kendi tutan bir kızım; kendi yüreğini kendi bilen bir kız…

Şiir okuyacağım şimdi simsiyah sokak kedilerine; hoşçakalınız…

Ergür Altan

71142991_2357166327829820_8050228245670395904_n.jpg
 
Anneannemin evi bizim için buluşma noktası gibi bir şeydi o zamanlar. kuzenlerle birlikte oturur sigara yakar evin mutfağını dumanaltı yapar gece dama yatak sererdik.

Anneannem hastalığından mütevellit -unutkanlık- bize sürekli "çay içmediniz çay yapın" diye telkinlerde bulunur, kıldığı namazları tekrar tekrar kılar ve her gidişimizde bize hiç gelmiyorsunuz diye sitem ederdi.

Anneannem ölünce kuzenler buluşamaz olduk. onun çaydanlığında demlenen çay gibi lezzetli olmadı hiçbir çay ve hiçbir sigara o evde yakılan kadar güzel olmadı.

Anneannemin yorganlarını fakir fukaraya dağıttılar.

Çocukluğumuz, hatıralarımız ve biz de dağıldık.

Melik Erdoğan

 
Bir melek kondurdum yüreğime, sadece iyi göreyim iyi bakayım iyi şeyler duyayım diye...
Net olmalıyım sonra, ya doğru olayım ya da doğru, ya beyaz olayım ya da beyaz...
Hiç çirkin olmasın dünyam, hep güzel görsün, güzel baksın, güzel yaşasın gönlüm <3
 
ben başlığı çocuk yapım dıye okudum :(
 
Ben de çocuk yapımı diye okudum.:D
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri