Çocuk ve Ergenlerde Cinsel İstismar

Konu sahibi son olarak 1825 gün önce görüldü
Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanım, yetişkin bir kimsenin cinsel arzu ve gereksinimleri için çocuğu veya ergeni cinsel bir nesne olarak kullanması şeklinde tanımlanmaktadır (1). Çocuk ve ergenin cinsel kötüye kullanımı yüzyıllardır bilinmesine karşın, ABD'de 1970'lerde cinsel kötüye kullanım bildirimlerinde dramatik artışlar gözlenmiştir. Aynı yıllarda İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde de benzer sonuçlar bildirilmiştir. Bildirimlerin artmasında feminist haraket ve uzmanların büyük rolü olmuştur (2). Ulusal Çocuk Koruma Komitesi'nin 1992 bildirisinde; ABD'de her yıl 150-200 bin cinsel kötüye kullanım olgusu olduğu belirtilmektedir (3). Geniş ölçekli bir araştırmada, toplum örneklemindeki her on erkek ve her üç kız çocuktan birinin onsekiz yaşından önce cinsel kötüye kullanıma uğrama riski taşıdığını saptamıştır (2). Çocuk ve gençlerde cinsel kötüye kullanım ülkemizde de beklenenden daha yüksek oranlardadır. Trakya Üniversitesinde yapılan bir çalışmada aile içi cinsel kötüye kullanım %1.4 olarak bulunmuştur (4). DSM-IV, çocuk ve ergenin kötüye kullanımını üç ana başlıkta ele almaktadır. Bunlar: Çocuğun fiziksel kötüye kullanımı, çocuğun cinsel kötüye kullanımı ve çocuğun ihmalidir (5). Bu yazıda çocuk ve ergenin cinsel kötüye kullanımı üzerinde durulmuştur. Cinsel kötüye kullanımın sonuçlarını etkileyen etmenler (2, 6):
1. Cinsel kötüye kullanımın başlama yaşı
2. Kurbanın cinsiyeti
3. Ailesel etmenler
4. Çocuk veya gençte bulunan ruhsal bozukluklar
5. Kötüye kullanana ait etmenler
6. Cinsel kötüye kullanımın tipi
Cinsel kötüye kullanımın başlama yaşı:
Cinsel kötüye kullanımın başlama yaşı küçüldükçe olumsuz etkilenmenin arttığını belirtilmektedir (7). Bununla birlikte cinsel kötüye kullanımının sonuçları üzerinde başlama yaşının olumsuz etkisinin olmadığını savunan yazarlar da bulunmaktadır (8). Yapılan bir çalışmada cinsel istismara uğrama yaşı küçüldükçe cinsel yönden uygunsuz davranış gösterme oranın arttığını gösterilmiştir (7).
Kurbanın cinsiyeti:
Kız çocukları erkek çocuklarına göre daha sık cinsel kötüye kullanıma uğramaktadırlar. Kız çocukları kötüye kullanımdan daha fazla olumsuz etkilenir (2).
Ailesel etmenler:
Cinsel kötüye kullanılan çocuk ve gençlerin anne-baba ve aile özellikleriyle ilgili yapılmış bir çok çalışma bulunmaktadır (1, 9, 10). Yapılan bir çalışmada aile içi cinsel kötüye kullanım olgularının çoğunun kalabalık, uyumsuz ve fiziksel şiddetin yaşandığı ailelerden olduğu bildirilmiştir. Çalışmada bu ailelerin sosyoekonomik düzeylerinin düşük olduğu belirtilmektedir (10). Aile içi cinsel kötüye kullanıma güvenli ailesel bağı olan bireylerde daha az rastlanmaktadır. Zayıf ya da güvenilir olmayan ailesel bağ ise aile içi cinsel kötüye kullanımı artırabilmektedir. Aile içi cinsel kötüye kullanım ile ilgili araştırmalarda, hem kötüye kullanan kişinin hem de kurbanlarının çocukluk dönemlerinde duygusal yoksunluk içinde büyüdükleri bildirilmiştir. Cinsel kötüye kullanım olgularının olduğu ailelerde annenin koruyucu olamadığı bildirilmektedir. Annenin koruyucu olamaması değişik nedenlere bağlanmaktadır. Böyle bir evde çoğunlukla anne ya yoktur veya pasiftir ya da yetersizdir. Bu çocukların annelerinin çoğu sosyal açıdan yetersiz ve çevreyle uygun ilişki kuramayan kimselerdir. Kimi zaman kız çocuğu ailedeki anne rolünü almıştır. Bu tip ailelerde anne sık sık evden çeşitli nedenlerle uzaklaşmakta; bu yaşam tarzı da cinsel kötüye kullanım için fırsat oluşturmaktadır (1). Anne-babada psikiyatrik bir hastalık ya da kişilik bozukluğunun bulunmasının da çocuğun cinsel kötüye kullanım riskini büyük oranda arttırdığı saptanmıştır. Aile içi cinsel kötüye kullanımın olduğu ailelerde babada sıklıkla alkol kötüye kullanımının sık olduğu bildirilmektedir (11). Cinsel kötüye kullanım olgularında alkolün taciz eden tarafından sıklıkla kullanıldığı ve kötüye kullanımı hazırlayan önemli bir etken olduğunu bildirmektedir (11, 12, 13).
Çocuk ve ergende bulunan ruhsal bozukluklar:
Aynı şekilde çocukta psikiyatrik bir bozukluğun bulunması cinsel kötüye kullanım riskini artırmaktadır. Mental retardasyon buna örnek verilebilir (2).
Kötüye kullanana ait etmenler:
Yapılan bir çalışmada taciz yapan %14 olguda yabancı, %28 olguda aile içi bir birey, %58 olguda ise çocuğu tanıyan ancak aileden olmayan birisi olduğu bulunmuştur (14). Cinsel kötüye kullanılan kız çocuklarının yaklaşık %95' inde, erkek çocuklarının %80 inde taciz eden erkeklerdir. Cinsel kötüye kullanım %5-15 gibi düşük oranlarda kadınlar tarafından yapılmaktadır (3). Yapılan başka bir araştırmada aile içi cinsel kötüye kullanımın %75' inin baba (%46) veya üvey baba (%27) tarafından yapıldığını bulunmuştur. Üvey baba ile cinsel kötüye kullanım yaşama riski öz babaya göre 6 kat daha fazla olarak bulunmuştur (2). Kızlar daha sık aile içi, erkekler daha çok aile dışındaki kişiler tarafından cinsel kötüye kullanıma uğramaktadırlar (15). Çocuk ile istismar eden arasındaki yakınlık derecesi fazla (baba, anne, ağabey, amca vs.) ve arasındaki yaş farkı fazla ise olumsuz etkilenme daha büyük oranda olmaktadır (7, 15). Yazarlar aile içi cinsel kötüye kullanım olgularında taciz eden kişinin kurbanı fiziksel şiddet yoluyla kontrol altında tuttuğunu bildirmektedir. Bu yolla taciz eden kişi olayın gizli kalmasını sağlamaktadır (11). Bazı yazarlar cinsel kötüye kullanımla birlikte sıklıkla fiziksel kötüye kullanımın da görülmesini dürtü kontrolü bozukluğuna bağlamaktadır (14).
 
Geri