Hüma
Altın Üye
-
- Katılım
- Mart 2, 2012
-
- Mesajlar
- 11,609
-
- Tepkime puanı
- 1,447
-
- Puanları
- 353
Kitapçıların çocuk bölümlerinde yerde bağdaş kurmuş çocuk kitapları okuyan bir kadın görürseniz, o benim. Kızım için kitap seçerken çok mesai harcıyorum. Buyurun bu mesaiden siz de faydalanın.
Lado’nun çok sevdiğimiz bir kitaplığı var. İçinden istediği kitabı kendi alıyor, geri koyuyor. Tam boyuna göre ve bir sürü kitap alıyor. Ülkemizde çocuklar vitrini olan ama kitaplığı olmayan evlerde büyüyorlar. Ladin’e erken yaşta bir kitaplık kazandırmak benim için hep önemliydi.
Ladin, çok küçük aylardan itibaren kitapları çok sevdi. Benim, bu ilgiyi keşfetmekten başka, duruma herhangi bir katkım olduğunu düşünmüyorum. Yani çocuğunuzu bir kitabın önünde bir dakikadan daha uzun süre oturtamıyorsanız üzülmeyin. Ben de Ladin’e iki tane küpü henüz üst üste koyduramadım! Her çocuk faklı. Konuşunca anladık ki zaten becerikli bir hikaye anlatıcı ile karşı karşıyayız.
Ladin küçükken kitapları genelde ben seçerdim, artık kitap seçme işini Ladin ile birlikte yapıyoruz. Birlikte gitmeden önce, tek başıma kitapçıların çocuk bölümlerinde çok sayıda kitap okumuş oluyorum. Bu da seçim anında işimi kolaylaştırıyor.
Genelde Ladin’in seçtiği kitapla, benim seçtiğim kitap birbirinden çok faklı oluyor. Beş kitabı kucaklayıp götürmeye çalışıyorsa, içlerinden iki tanesini seçebileceğini söylüyorum. Neyin onu cezbettiğini anlayabilmek için, o beş kitap üzerinde konuşmaya çalışıyorum,. Bu ikisini de ben sana seçiyorum diyorum.
Okuduğum bir makale; ‘’bir çocuğun bir kitabı neden seçtiğini hiçbir zaman bilemezsiniz’’ diyordu. Geçtiğimiz günlerde İyi Cüceler Çocuk Kitap Evi’ne gittik.
Onca şahane kitabın arasında, Ladin bana göre olabilecek en kötü iki kitabı seçti.
Biri resimsizdi ve çok uzundu. Yaşına uygun değildi. Ötekisi de çok didaktik ve tatsız tuzsuzdu. Uzun olanın seçilme nedeni belliydi; üzerinde Mickey Mouse vardı. Kısa olanın nedenini ise, kızım eve geldiğimizde kitaba ‘’yeni Pipkin’’ deyince anladık. Üzerindeki pengueni, çok sevdiğimiz TÜBİTAK’ın Pipkin serisindeki penguene benzetmişti. Daha küçükken ise, avucuna sığacak kadar küçük, minyatür kitapları severdi.
Lado’nun kitap seçeme kriterleri muhtelif ve her gün değişebiliyor. Gerçekten çok kötü bir kitapsa, hikayeyi değiştirerek okuyorum. Zamanla unutturup, ortadan kaldırıyorum. Benim eve sokamam kriterlerim şöyle
Bir tür davranışı öyle ya da böyle yeren, çocuklara doğru yolu gösteren kitaplar. Mükemmel Prenses diye bir seri vardır mesela. Bir bölümünde çocuklara korkak olmamayı öğretiyordu !!! Tövbe, tövbe...
İçinde kızımın kavramakta zorlanacağı ya da henüz tanıştırmak istemediğim kavramlar olan kitaplar. Ölüm ya da şiddet gibi. (Bunların da yaşı gelecek)
Cinsiyet ayrımcılığı yapan kitaplar. Erkek kahramanların hep kahraman, kızların hep çıt kırıldım olduğu; erkeklerin çivi çaktığı kızların örgü ördüğü kitaplar. (Ayşegül Serisi, Uyuyan Güzel gibi klasik masalların birçoğu)
Kahramanların kötü beslendiği kitaplar. (Saymakla bitmez çok var)
Bunlar yoksa, Lado’nun seçimlerine pek karışmıyorum. Benim iyi kitap kriterlerim ise onunkinden biraz farklı.
Özellikle bir yaş altı dönemde, kitabın içinde pof pof, şırıl şırıl, pıtır pıtır gibi ses anlatan kelimeler yer alması ve bu kelimeleri okurken sizin tonlamanız (belki de biraz abartmanız) meseleyi hem eğlenceli hale getiriyor hem de duyuları harekete geçiriyor.
Kır çiçeği Yayıncılık’tan Eve Dönem Mi Küçük Ayı kitabı; iki yaş hatta bir yaş altı çocuklar için bu anlamda idealdir. Eğer iyi okumayı becerebilirseniz, büyük ve küçük ayı ile karda yol almak çok zevklidir. Bir hikaye ancak bu kadar basit ve bu kadar güzel olabilir.
Devam kitabı olan; Korkuyor Musun Küçük Ayı’yı da çok severiz. Ama devrik ve uzun cümleler nedeniyle onu okumak biraz daha beceri ister.
Yaşı küçükse İnteraktif olması. Yaklaşık 1.5 yaşına kadar Ladin kendisine kitap okunmasını sevmedi. Kitapların resimlerinin ona anlatılmasına ise bayıldı.
Küçük yaşlarda bu yöntemi denemenizi tavsiye ederim. Özellikle interaktif, sesli ve saklambaçlı kitaplar belli bir yaşa kadar çocukları çok mutlu edebiliyor.
Tabi bunları seviyor diye onlara takılıp kalmayın, hep bir seviye üzerinde kitapları etrafta bulundurun ki o da kendi sınırlarını araştırabilsin.
İş Bankası’nın hareketli kitaplar serisini (Hareketli Park) ve Fisher and Price’ın saklambaçlı kitaplarını tavsiye ederim. Bunlar Ladin’in hala ilgisini çekiyor.
Yine içinde farklı dokular (tüylü, tırtıklı vs) bulunan kitaplar da bu anlamda iyiler. Dürüst olmam gerekirse, Ladin’in hiçbir zaman çok fazla ilgisini çekmediler. Gene de 4 -12 ay için tavsiye ederim.
Bazı kitapların üzerinde kaç yaşından itibaren okunabileceği yazıyor. Bu yazılara aldanmayın, kitap çocuğa özel bir şey. Biz Ladin’e neredeyse bir yaşından beri üç yaş kitaplarını okuyoruz. Üç yaş öncesi kitap çeşitliliği çok zayıf. Çocuğunuzun dikkat süresi uzunsa, onu her sayfasında bir cümle olan üç yaş altı kitaplarla sınırlamayın. Bunun tam tersi de geçerli, Lado 6 aylıkken sevdiği bazı kitapları hala seviyor.
Bilgi veren bir kitapsa, bunu öğreten adam gibi değil, becerikli bir şekilde yapması. Yine TÜBİTAK’ın; Rüzgarlı Bir Gün, Güneşli Bir Gün diye devam eden serisi ile Çiftlikte, Deniz Kıyısında diye devam eden serisi gerçekten bu anlamda çok iyidir.
Yukarıda bahsettiğim Pipkin serisi ise ana kız gelmiş geçmiş en çok sevdiğimiz kitaptır. Pipkin’i yüksek sesle okumak çok zevklidir. Ladin’i bu kitapta cezbeden ise Aya kadar çıkan Pipkin’in aya çıkması değil, annesi ile olan ilişkisidir.
TÜBİTAK’in birçok kitabını çok severken, mesela şekiller gibi öğretici kitaplarını hiç tavsiye etmem. Çocuklar şekilleri kitaplardan değil üç boyutlu ve dokunarak öğrenmeli.
Net Çocuk’tan çıkan Taşıtlar kitabına o kadar çok baktık ki elimizde parçalandı. Geçen gün Ladin, şaşkın bakışlar arasında, kendi kendine biçer döver ile kepçe karşılaştırması yapıyordu! Çocuğunuz taşıt seviyorsa, bakıp üzerinde konuşabilirsiniz. Altı aylıkken de seviyorduk bu kitabı, 2.5 yaşında da.
Sevdiğimiz başka kitaplar...
Türk yazarlardan Feridun Oral’ı seviyoruz. En sevdiğimiz kitaplar arasına Oral’ın çocuklar için yazmadığı tek kitap olan ‘’Fark etmemiştim bilmiyordum’’ kitabı girebildi. Lado, bu kitaba Feridun kitabı der ve resimlerine bakmayı pek sever.
Lado’nun çok sevdiğimiz bir kitaplığı var. İçinden istediği kitabı kendi alıyor, geri koyuyor. Tam boyuna göre ve bir sürü kitap alıyor. Ülkemizde çocuklar vitrini olan ama kitaplığı olmayan evlerde büyüyorlar. Ladin’e erken yaşta bir kitaplık kazandırmak benim için hep önemliydi.
Ladin, çok küçük aylardan itibaren kitapları çok sevdi. Benim, bu ilgiyi keşfetmekten başka, duruma herhangi bir katkım olduğunu düşünmüyorum. Yani çocuğunuzu bir kitabın önünde bir dakikadan daha uzun süre oturtamıyorsanız üzülmeyin. Ben de Ladin’e iki tane küpü henüz üst üste koyduramadım! Her çocuk faklı. Konuşunca anladık ki zaten becerikli bir hikaye anlatıcı ile karşı karşıyayız.
Ladin küçükken kitapları genelde ben seçerdim, artık kitap seçme işini Ladin ile birlikte yapıyoruz. Birlikte gitmeden önce, tek başıma kitapçıların çocuk bölümlerinde çok sayıda kitap okumuş oluyorum. Bu da seçim anında işimi kolaylaştırıyor.
Genelde Ladin’in seçtiği kitapla, benim seçtiğim kitap birbirinden çok faklı oluyor. Beş kitabı kucaklayıp götürmeye çalışıyorsa, içlerinden iki tanesini seçebileceğini söylüyorum. Neyin onu cezbettiğini anlayabilmek için, o beş kitap üzerinde konuşmaya çalışıyorum,. Bu ikisini de ben sana seçiyorum diyorum.
Okuduğum bir makale; ‘’bir çocuğun bir kitabı neden seçtiğini hiçbir zaman bilemezsiniz’’ diyordu. Geçtiğimiz günlerde İyi Cüceler Çocuk Kitap Evi’ne gittik.
Onca şahane kitabın arasında, Ladin bana göre olabilecek en kötü iki kitabı seçti.
Biri resimsizdi ve çok uzundu. Yaşına uygun değildi. Ötekisi de çok didaktik ve tatsız tuzsuzdu. Uzun olanın seçilme nedeni belliydi; üzerinde Mickey Mouse vardı. Kısa olanın nedenini ise, kızım eve geldiğimizde kitaba ‘’yeni Pipkin’’ deyince anladık. Üzerindeki pengueni, çok sevdiğimiz TÜBİTAK’ın Pipkin serisindeki penguene benzetmişti. Daha küçükken ise, avucuna sığacak kadar küçük, minyatür kitapları severdi.
Lado’nun kitap seçeme kriterleri muhtelif ve her gün değişebiliyor. Gerçekten çok kötü bir kitapsa, hikayeyi değiştirerek okuyorum. Zamanla unutturup, ortadan kaldırıyorum. Benim eve sokamam kriterlerim şöyle
Bir tür davranışı öyle ya da böyle yeren, çocuklara doğru yolu gösteren kitaplar. Mükemmel Prenses diye bir seri vardır mesela. Bir bölümünde çocuklara korkak olmamayı öğretiyordu !!! Tövbe, tövbe...
İçinde kızımın kavramakta zorlanacağı ya da henüz tanıştırmak istemediğim kavramlar olan kitaplar. Ölüm ya da şiddet gibi. (Bunların da yaşı gelecek)
Cinsiyet ayrımcılığı yapan kitaplar. Erkek kahramanların hep kahraman, kızların hep çıt kırıldım olduğu; erkeklerin çivi çaktığı kızların örgü ördüğü kitaplar. (Ayşegül Serisi, Uyuyan Güzel gibi klasik masalların birçoğu)
Kahramanların kötü beslendiği kitaplar. (Saymakla bitmez çok var)
Bunlar yoksa, Lado’nun seçimlerine pek karışmıyorum. Benim iyi kitap kriterlerim ise onunkinden biraz farklı.
İlginç yaratıcı bir hikayesi olması benim için önemli. Fakat çok fazla soyut ya da çok fantastik olmamalı (Lado hazır değil). Günlük hayata yakın olmalı.
Kırçiçeği Yayıncılık’ın Elmer serisi harikadır. Rengarenk kareli ve tabi ki konuşan bir filin hikayesini anlatır. Bunun neresi fantastik değil diyebilirsiniz. Ama Elmer serisi, içindeki hikaye örgüsüyle bir şekilde gündelik hayattaki sorunlar ve sorun çözümlemelerine yaklaşır. Kırçiçeği Yayıncılık’ın kitapları genelde iyidir.
İyi ve çocuğun gelişimine uygun resimleme çok önemli Çocuklar resimleri okuyor. Çocuğun seçtiği kitaplardan nasıl bir resimlemeye hazır olduğunu anlarsınız.
Yüksek sesle okunduğunda kulağa hoş gelmesi, melodik ve akıcı olması. Bazı kitapları okuyunca insan, ‘’bunu çevrien/yazan herhalde hiç yüksek sesle okumadan baskıya yollamış’’ diyor. TÜBİTAK’in Diş Hekimi kitabı buna en iyi örnektir. Kötü çeviri açısından da iyi bir örnek teşkil eder. Halbuki aynı serinin Yavru Köpek kitabı harikadır.
Kulağa hoş gelen, melodik ve iyi resimlenmiş kitap deyip de Julia Donaldson/Axel Scheffler kitaplarından söz etmemek olmaz.
İş Bankası Yayınları’ndan çıkan Zogi, bir yaş öncesinden bu yana en sevdiğimiz kitaplardan biridir. Ama ne yazık ki Türkçe çevirisi İngilizce orijinalindeki muhteşem melodiyi yansıtmaz ve yüksek sesle okumak kolay değildir. İyi Cüceler Çocuk Kitap Evi, bize Popcore’dan Yıldırım Türker çevirisi ile çıkan Donaldson/Axel Scheffler kitaplarını tavsiye etti. Nohut Oda Bakla Sofa ve Kasabanın En Şık Devi’ni aldık.
Lado ilk başta bu iki kitaba çok fazla ısınamadı. Bazen hikayenin içine girmesi zaman alabiliyor. Ama bana göre ikisi de harika kitaplar. Sonunda onun da favori kitapları haline geldiler. Şimdi durduk yerde ‘’ama pantalonu düşüyor bu dev fena üşüyor’’ diye nağra atabiliyor.
Zengin ama basit bir dili olması, farklı duyulara hitap etmesi.Kırçiçeği Yayıncılık’ın Elmer serisi harikadır. Rengarenk kareli ve tabi ki konuşan bir filin hikayesini anlatır. Bunun neresi fantastik değil diyebilirsiniz. Ama Elmer serisi, içindeki hikaye örgüsüyle bir şekilde gündelik hayattaki sorunlar ve sorun çözümlemelerine yaklaşır. Kırçiçeği Yayıncılık’ın kitapları genelde iyidir.
İyi ve çocuğun gelişimine uygun resimleme çok önemli Çocuklar resimleri okuyor. Çocuğun seçtiği kitaplardan nasıl bir resimlemeye hazır olduğunu anlarsınız.
Yüksek sesle okunduğunda kulağa hoş gelmesi, melodik ve akıcı olması. Bazı kitapları okuyunca insan, ‘’bunu çevrien/yazan herhalde hiç yüksek sesle okumadan baskıya yollamış’’ diyor. TÜBİTAK’in Diş Hekimi kitabı buna en iyi örnektir. Kötü çeviri açısından da iyi bir örnek teşkil eder. Halbuki aynı serinin Yavru Köpek kitabı harikadır.
Kulağa hoş gelen, melodik ve iyi resimlenmiş kitap deyip de Julia Donaldson/Axel Scheffler kitaplarından söz etmemek olmaz.
İş Bankası Yayınları’ndan çıkan Zogi, bir yaş öncesinden bu yana en sevdiğimiz kitaplardan biridir. Ama ne yazık ki Türkçe çevirisi İngilizce orijinalindeki muhteşem melodiyi yansıtmaz ve yüksek sesle okumak kolay değildir. İyi Cüceler Çocuk Kitap Evi, bize Popcore’dan Yıldırım Türker çevirisi ile çıkan Donaldson/Axel Scheffler kitaplarını tavsiye etti. Nohut Oda Bakla Sofa ve Kasabanın En Şık Devi’ni aldık.
Lado ilk başta bu iki kitaba çok fazla ısınamadı. Bazen hikayenin içine girmesi zaman alabiliyor. Ama bana göre ikisi de harika kitaplar. Sonunda onun da favori kitapları haline geldiler. Şimdi durduk yerde ‘’ama pantalonu düşüyor bu dev fena üşüyor’’ diye nağra atabiliyor.
Özellikle bir yaş altı dönemde, kitabın içinde pof pof, şırıl şırıl, pıtır pıtır gibi ses anlatan kelimeler yer alması ve bu kelimeleri okurken sizin tonlamanız (belki de biraz abartmanız) meseleyi hem eğlenceli hale getiriyor hem de duyuları harekete geçiriyor.
Kır çiçeği Yayıncılık’tan Eve Dönem Mi Küçük Ayı kitabı; iki yaş hatta bir yaş altı çocuklar için bu anlamda idealdir. Eğer iyi okumayı becerebilirseniz, büyük ve küçük ayı ile karda yol almak çok zevklidir. Bir hikaye ancak bu kadar basit ve bu kadar güzel olabilir.
Devam kitabı olan; Korkuyor Musun Küçük Ayı’yı da çok severiz. Ama devrik ve uzun cümleler nedeniyle onu okumak biraz daha beceri ister.
Yaşı küçükse İnteraktif olması. Yaklaşık 1.5 yaşına kadar Ladin kendisine kitap okunmasını sevmedi. Kitapların resimlerinin ona anlatılmasına ise bayıldı.
Küçük yaşlarda bu yöntemi denemenizi tavsiye ederim. Özellikle interaktif, sesli ve saklambaçlı kitaplar belli bir yaşa kadar çocukları çok mutlu edebiliyor.
Tabi bunları seviyor diye onlara takılıp kalmayın, hep bir seviye üzerinde kitapları etrafta bulundurun ki o da kendi sınırlarını araştırabilsin.
İş Bankası’nın hareketli kitaplar serisini (Hareketli Park) ve Fisher and Price’ın saklambaçlı kitaplarını tavsiye ederim. Bunlar Ladin’in hala ilgisini çekiyor.
Yine içinde farklı dokular (tüylü, tırtıklı vs) bulunan kitaplar da bu anlamda iyiler. Dürüst olmam gerekirse, Ladin’in hiçbir zaman çok fazla ilgisini çekmediler. Gene de 4 -12 ay için tavsiye ederim.
Bazı kitapların üzerinde kaç yaşından itibaren okunabileceği yazıyor. Bu yazılara aldanmayın, kitap çocuğa özel bir şey. Biz Ladin’e neredeyse bir yaşından beri üç yaş kitaplarını okuyoruz. Üç yaş öncesi kitap çeşitliliği çok zayıf. Çocuğunuzun dikkat süresi uzunsa, onu her sayfasında bir cümle olan üç yaş altı kitaplarla sınırlamayın. Bunun tam tersi de geçerli, Lado 6 aylıkken sevdiği bazı kitapları hala seviyor.
Bilgi veren bir kitapsa, bunu öğreten adam gibi değil, becerikli bir şekilde yapması. Yine TÜBİTAK’ın; Rüzgarlı Bir Gün, Güneşli Bir Gün diye devam eden serisi ile Çiftlikte, Deniz Kıyısında diye devam eden serisi gerçekten bu anlamda çok iyidir.
Yukarıda bahsettiğim Pipkin serisi ise ana kız gelmiş geçmiş en çok sevdiğimiz kitaptır. Pipkin’i yüksek sesle okumak çok zevklidir. Ladin’i bu kitapta cezbeden ise Aya kadar çıkan Pipkin’in aya çıkması değil, annesi ile olan ilişkisidir.
TÜBİTAK’in birçok kitabını çok severken, mesela şekiller gibi öğretici kitaplarını hiç tavsiye etmem. Çocuklar şekilleri kitaplardan değil üç boyutlu ve dokunarak öğrenmeli.
Net Çocuk’tan çıkan Taşıtlar kitabına o kadar çok baktık ki elimizde parçalandı. Geçen gün Ladin, şaşkın bakışlar arasında, kendi kendine biçer döver ile kepçe karşılaştırması yapıyordu! Çocuğunuz taşıt seviyorsa, bakıp üzerinde konuşabilirsiniz. Altı aylıkken de seviyorduk bu kitabı, 2.5 yaşında da.
Sevdiğimiz başka kitaplar...
Türk yazarlardan Feridun Oral’ı seviyoruz. En sevdiğimiz kitaplar arasına Oral’ın çocuklar için yazmadığı tek kitap olan ‘’Fark etmemiştim bilmiyordum’’ kitabı girebildi. Lado, bu kitaba Feridun kitabı der ve resimlerine bakmayı pek sever.