Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Birçok küçük çocuk anne babasının söylediklerinin yarısını duymuyormuş gibi görünür fakat çoğu zaman bu seçici dinleme ya da dikkatsizlikten kaynaklanır. Gerçekten iyi duymayan bir çocuk aşağıdaki işitme kaybı işaretlerinin bir ya da daha fazlasını gösterir (bunlardan bazılarına iyi duyan bir çocukta da rastlanabilir):
• Bazen ya da çoğu zaman başkalarının ne söylediğini duymak konusunda gözle görülür bir yetersizlik göstermek.
• Konuşanla yüz yüze olmadığı ve sesin yanlardan geldiği zamanlar işitme zorluğu çekmek. İşitme duyuları zayıf birçok çocuk içgüdüsel olarak gelişmemiş bir dudak okuma öğrenirler ve böylece konuşanın dudaklarını gördükleri zaman daha fazla şey anlarlar.
• Çok sessiz konuşulduğunda sürekli olarak cevap vermemek.
• Bazı sözlü ya da diğer işitsel işaretleri sürekli olarak ihmal etmek.
• Bazı direktifleri takip etmede gözle görülür bir başarısızlık (yaşla ilgili olandan daha fazlası).
• Anlama ve konuşmada akranlarına göre kelime dağarcığının zayıf olması (yaşa göre hazırlanmış "Çocuğunuz Şimdi Neler Yapıyor Olabilir"e bakın). Çocuk gelişimin gecikmesıı-den dolayı "yavaş" olarak isimlendirilebilir
• Müziğe tepki göstermede bir zayıflık. çocuk alkışlamıyorsa, kendi kendine şarkı söylemiyorsa ya da müziğin ritmine göre harekr etmiyorsa veya özellikle çocuklar için hazr-lanmış müziklerde, çalan müziğe katılıp bırr-dan zevk almıyorsa.
» Dildeki nüanslara tepki vermede zayıfht (sesinizin tonundan kızgın mı, üzgün mü, neşeli mi ya da bunun gibi olup olmadığınızı as-lamış gibi görünmüyorsa).
• Çevresindeki seslere karşı aldırmaz görünmek (telefon veya kapının zili, saatin alarmı, kuş ötüşü, rüzgârın uğultusu gibi).
• Birbirlerine benzeyen kelimeleri ayın ekmekte özelikle kelimeler k. s ya da / ile bas! -yorsa zorluk çekme (kapı ve sapı, kek ve tek gibi).
• Sorulara uygun cevaplar vermemek ("Br yap-bozla oynamak istiyor musun?" "Hayır aç değilim.").
Bazıları için kız çocukların kulaklarını deldirmek kültürel ya da ailevi bir gelenektir. Diğerleri için ise dünyaya çocuklarının kız mı erkek mi olduğunu göstermenin (saçların uzayıp toka takılmasından önce ) bir yoludur. Sebep ne olursa olsun küçük kızın kulaklarını beşikten kalkar kakmaz deldirmek çok revaçtadır. Fakat bu işlem halk arasında ne kadar popüler olursa olsun tıp çevrelerinde pek fazla hoş karşılanmamaktadır.
Bunun bir sebebi yapılan işlem sonucunda meydana gelebilecek bir enfeksiyonun anne baba fark etmeden önce kontrolden çıkabilecek olmasıdır. Enfeksiyonlar delme işlemi yapıldıktan sonraki ilk beş ay içinde görülebilir ve çocukların ç.oğu kulağında bir ağrı, kaşıntı ya da hassasiyet olduğunu bildirme yeteneğini henüz kazanamamışlardır (her ne kadar küpeler acıttığında bazıları kulağını çekip ağlasa da). Sonuç olarak bir enfeksiyonun erken işaretleri kolaylıkla gözden kaçabilir.
Küpelerin kendileri de sorun oluşturabilirler. Küçük bir çocuk oyun oynarken onları çıkarabilir (küpeler kendiliğinden de çıkabilir) ve kendine batırabilir veya bir ya da
birden fazla parçasını yutabilir. Bu yüzden çoğu doktor, çocuk en az dört yaşına gelene dek bu işlemin ertelenmesini hatta sekiz yaşına yaklaşana kadar beklenmesini önerir.
Yine de küçük çocuğunuzun kulaklarını deldirmek istiyorsanız işlemin ehil kişiler tarafından (çocuğunuzun doktoruna danışın) steril şartlar altında yerine getirildiğine emin olun. İşlemden sonra alkol ya da hidrojen peroksitli (daha az kurutur) bir parça pamukla kulak memelerini her gün temizleyin ve her sabah küpelerin yerlerini değiştirin (deliklere yapışmalarını engellemek için). Eğer bir enfeksiyon işaretine rastlarsanız (kızarıklık, hassasiyet, kanama, şişlik ya da kabuk bağlama gibi) çocuğunuzun doktorunu arayın. Ve çocuğunuzun sallanan küpeler takmasına izin vermeyin: Bunlar başka çocuklar tarafından (ya da çocuğun kendisi tarafından) çekilebilirler ve bu şekilde kulak memesi yırtılabilir. Eğer çocuğunuz küpeleri çıkarmaya ya da onlarla oynamaya başlarsa küpe takmayı durdurun ve delikleri kapanmak üzere bırakın. Çocuğunuz biraz daha büyüdüğünde ve sorumluluk sahibi olduğunda kulaklarını tekrar deldirebilirsiniz.
Çocuklar eğer gözlerinden bir şikâyetleri varsa, bunu nadir olarak anne babalarına söyleme yetisine sahiptirler. Eğer görmeleri bizim normal olarak kabul ettiğimiz şekilde değilse bunun başkalarının görmesinden farklı olduğunun bilincinde değillerdir. Bir görme sorunu olduğunu doktora bildirmek sıklıkla anne babanın gözlemleri sonucunda olabilir. O yüzden aşağıda yer alan ve "doktora bildirin" anlamına gelen belirti ve bulgulara karşı uyanık olun ve geç kalmayın!
• İyi görme konusunda gözle görülür bir yetersizlik. Genellikle sakarlık (normal çocuk sakarlığının ötesindedir; ve tökezleme ya da nesneleri yakın çevrede olsalar bile iyi görememe veya fark edememe bunun bir işaretidir.
• Güneş ışığıyla bağlantılı olmasa bile sürekli gözlerin kısılması ya da bir şey görmeye çalışırken yüzün buruştum iması. (Bunların görüş bozukluğuyla ilgili olmayan tavırlar olabileceği de aklınızda bulunsun.)
• Uykuyla ilgisiz bir şekilde sürekli gözlerin ovuşturulması (eğer bir çocuğun uykusu gelmişse gözlerini ovuşturması normaldir). Bu kaşınan ve yanan gözlerin bir işaretidir.
• Işığa karşı aşırı hassasiyet (örneğin loş bir odada ışık açıldığı zaman rahatsız olup gözlerini kısıyorsa bu bir göstergedir) ya da gözünü dikerek ışığa bakmak.
" Ağlamakla ilgili olmayan aşırı bir göz yaşarması.
• Gözlerin şişmesi, kızarması ya da ça-paklanması (göz kapaklan sabahlan çapaktan kapanabilir) ya da sarımtırak-beyaz ya da sarımtırak yeşil bir akıntı (bir enfeksiyon işaretidir); göz kapaklarının şişmesi.
• Zıplıyormuş ya da dans ediyormuş gibi ritmik olarak hareket eden ya da dışarı defni fırlamış gibi görünen gözler.
• Daha iyi görebilmek için başın sürekli bir yöne doğru eğilmesi.
• Uzaktaki nesnelere bakarken vücudun dik ya da açılı tutulması.
• Rahatsız bir şekilde sürekli olarak far gözün kapatılması (bir gözü kapatarak dünyanın tek gözle nasıl göründüğünü karşılaştırmak amacıyla değil).
• Kitapları, oyuncakları ve diğer nesneleri daha iyi görebilmek için yüze yakın tınmak, sürekli olarak televizyona çok yakın oturmak (her ne kadar bir görme sorunu--dan çok nesneleri yakından görmeyi eğler-celi bulmakla ilgili olsa da).
• İyi görmeyi gerektiren bütün faaliyetlerden kaçınmak (kitaplara bakmak gibi).
• Çapraz ya da uyum içinde hareket eı-meyen gözler
• Bazen büyüklükleri eşit olmayan göz bebekleri (gözlerin merkezindeki küçük açıklıklar) (bunlar kısık ışıkta büyüyüp, aydınlıkta küçülerek eşzamanlı hareket etmelidirler) ya da siyah yerine beyaz görünen göz bebekleri.
• Çift görme, sürekli baş ağrıları, yakın çalışmadan sonra mide bulantısı ve/veya bas dönmesi (televizyon seyretmek ya da kitabi bakmak gibi). Sadece daha büyük ve konuşkan çocuklar bu semptomları fark edebilmenizi sağlarlar.
Çocuğunuza (kısaca) gözlüğün beklenen faydalarını özetleyin. Bu şekilde daha iyi görebileceğini ve daha rahat oyun oynayabileceğini (ya da artık başının ağrımayacağım veya başka göz problemleri yaşamayacağını) anlatın. Fakat hevesini aşırı artırmayın ya da çocuğunuzu şüphelendirecek (hiçbir şey bu kadar şahane olamaz) ve hayal kırıklığına uğratacak (gözlükleri taktıktan sonra her şey birdenbire mükemmel olmazsa) şekilde abartmayın.
• Diğer kardeşlerine ve oyun arkadaşlarına da açıklayın. Çocuğunuz gözlüğü takmaya başlamadan önce bunu onlara haber verin. Böylece ona destek olacaklar ve incitici yorumlar yapmaktan kaçınacaklardır.
• Çocuğunuza gözlük takan çocuklarla ilgili kitaplar okuyun. Kütüphanede bu konuyla ilgili resimli kitaplar olup olmadığını kontrol edin.
• Gözlük seçimi yaparken çocuğunuzun da, katılımını sağlayın. Eğer mümkünse gözlük-çüye ilk olarak yalnız giderek modeli, camları, fiyatı ve aklınıza gelen bütün sorular hakkında bilgi alın. Bir kez bilgili hale geldikten ve hangisinin alınabileceği konusunda kafanızda bir fikir oluşturduktan sonra çocuğunuzla birlikte tekrar giderek önceden ayırdıklarınız arasından bir seçim yapın.
• Gözlük hazır olduğunda, uyup uymadığını kontrol etmek ve gözlükçünün kullanımla ilgili vereceği bilgilere kulak vermek için çocuğunuzla birlikte gidin.
Çocuğunuz gözlüğünü takınca onunla biraz konuşun, ne kadar güzel göründüğü konusunda yorumları yapın ve konuyu değiştirerek hemen önceden planladığınız programı uygulayın (çocuk müzesine, hayvanat bahçesine ya da oyun sahasına bir ziyaret gibi). Bu birkaç saat boyunca çocuğunuzun ilgisini çekecek ve eğlenmesini sağlayacaktır. Çocuğunuz gözlükle rahat etmezse sabırlı fakat dirençli olun.
Eğer gözlüğü hemen çıkarıp atarsa kısa bir süre sonra tekrar deneyin. Fakat çok fazla hareket alanı bırakmayın; eğer gerekiyorsa çocuğunuzun gözlük takmasının zorunlu olduğunu, bunun arabada çocuk koltuğunda oturmak gibi bir şey olduğunu anlamasını sağlayın. Eğer bir direnişle karşılaşmaya devam ederseniz doktora baş vurun.
ÇOCUĞUNUZ 1 YAŞINI DOLDURDUĞU HALDE HİÇBİR YÜRÜME BELİRTİSİ GÖSTERMİYORSA NE YAPILABİLİR?
Sağlıklı bir çocuğun 18. aya veya 2 yaşa ulaşmadan yürüyebilmesi beklenmektedir. Ancak çocuk, konuşmada olduğu gibi diğer gelişim alanlarında da gecikme gösterebilir.
Bu konuda öncelikle, çocuğunuzun diğer alanlardaki gelişimini göz önüne alın. O, dik oturabiliyor mu ve emekleyebiliyor mu? Büyük beceriyle emekleyen çocuklar, genellikle geç yürüyen çocuklardır. Çünkü onlar, el ve ayaklarının üstünde güvenli şekilde hareket ettikleri yöntemden, sadece iki ayaklarını kullanabilecekleri, denge kurması zor yönteme geçmek için bir sebep görememektedirler. Diğer bir geç yürüyen çocuk grubu ise ayaklarını yere sürüyerek yürüme alışkanlığı edinmiş çocuklardır. Dikkat etmeniz gereken önemli nokta şudur; "Çocuğunuz sandalyeye tutunup kendini çekerek ayağa kalkabilmekte midir?"
Deri, vücudun en çok yer kaplayan organı olmasına rağmen genellikle bu oranda bir dikkate maruz kalmaz. Bir göz enfeksiyonu ya da kulak ağrısı derhal tedavi edilirken ciltte meydana gelen bir değişiklik fark bile edilmeyebilir (derimizin büyük bir yüzdesi sürekli giysilerle kaplıdır). İşte bu sebepten doktorlar sürekli çocuğunuzun cildini iyi tanımanızı ve meydana gelebilecek değişiklikleri fark etmenizi salık verirler.
Çocuğunuzun cildini banyo zamanları ve en azından ayda bir kez kontrol etmeyi bir alışkanlık haline getirin. Benlerindeki ve doğum izlerindeki değişiklikleri gözlemleyin ve daha önce görmediğiniz bir leke veya lejyon olup olmadığına dikkat edin.
Eğer bir ben ya da doğum lekesinde solma yerine büyüme meydana gelmişse, rengi değişmişse, eğer kaşınıyor, sızıntı yapıyor, kanıyor, kabuk bağlıyor, pul pul dökülüyor ya da dokunmaya karşı hassaslaşıyorsa gözlemlerinizi doktoruna bildirin. Ayrıca iki haftadan daha uzun süren acıya hassasiyeti ya da açıklanamayan kızarıklıkları ve diğer deri semptomlarını da hemen doktoruna bildirin.
Çocuk ilaçlarının çoğu onların hoşlandığı tatlar dikkate alınarak üretilir. Çocuğunuz verdiğiniz ilacın tadını beğenmezse aşağıdaki bilgiler işe yarayabilir:
• İlaçtan hemen sonra içip ağzındaki ilaç tadını giderebilmesi için en sevdiği içeceği yanında bulundurun. Biraz rüşvet, biraz pohpohlama ya da ödüller işe yarayabilir.
• Çocuğa, ilacı burnunu tıkayarak içerse tadım almayacağını söyleyin, ancak bunu kendiniz zorla yapmaya kalkmayın.
• Anlayacak yaştaysa ilacı niçin içmek zorunda olduğunu anlatın. İlacın onu iyileştireceğini bilirse daha kolay içecektir.
• İlacı içirmekte çok zorluk çekiyorsanız doktorunuza, varsa aynı ilacın farklı tat ve şekilde olanını vermesini rica edin.
İlaç verirken
Tat alma cisimcikleri dilin ucunda yoğunlaşmıştır. Çocuk tadını beğenmiyorsa ilacı dilinin gerisine doğru akıtın. Böylece tadını pek alamaz.
1
Çocuğunuzu sırtüstü yatırıp omuzlarının altına küçük bir minder yerleştirerek başının biraz aşağıda durmasını sağlayın. Damlayı damlatırken kıpırdayacak gibiyse başını tutması için birinden yardım isteyin.
2
Damlalığı burun deliklerine yaklaştırıp, gerektiği kadar damlatın. Damlalığı burnuna değdir-meyin. Değerse yeniden kullanmadan önce yıkayın. Burnuna ilacı damlattıktan sonra çocuğunuzu bir dakika kadar yatar durumda tutun.
BEBEKLERE
Bebeğinizi bir battaniyeye sarmalayın ve başı biraz geriye düşecek biçimdi dizlerinize yatırın. Sol elinizle başın arkasından destekleyip tutarken diğer elinizle gerektiği kadar ilacı burnuna damlatın.
Bütün çocukların güneşin zararlı ışınlarından korunması gerekse de bazı çocuklar diğerlerine göre daha büyük bir risk altındadır. Bunlar açık tenli, kızıl ya da sarı saçlı olan, ailelerinde bir cilt kanseri öyküsü bulunan, tropikal ya da yarı tropikal bir iklimde ya da yüksek bir yerde yaşayan, çok fazla sayıda beni olan, hangi ten rengine sahip olurlarsa olsunlar bronzlaşmanın ötesinde yanmış olan (fakat çocuğunuz bu son kategoriye girip girmediğini deneme-yanılma yöntemiyle test etmeyin) çocuklardır.
Çilli bir yüz şirin görünebilir fakat unutmayın ki çok sayıdaki çil çocuğun güneşten zarar görmeye yatkın olduğunu ve güneşe bol miktarda (süre veya yoğunluk olarak) maruz kalmış olduğunu gösterir.
Yüksek risk taşıyan her çocuk güneşin altında sürekli SPF 20 ve daha fazla korumalı güneş koruyucusu kullanmalıdır ve öğle güneşinin altında sınırlı süreler kalmalıdır.
Annede gaz sancısı yapan her türlü gıda bebekte gaz yapacaktır.Anneler bu dönemde beslenmesine dikkat etmeli.Anneler,karnıbahar ,nohut,fasulye,turşu,soğuk süt gibi gıdaları tüketmemeye özen gösterin.
Bebekler yaklaşık 1 yaşına kadar nefes alıp verirken bizler gibi ağız yolunu kullanamazlar.Dolayısıyla burnu tıkalı olan bebek beslenirken yorulacak ve bu arada bol miktarda hava yutacaktır.Bebeği beslemeden önce mutlaka her iki burun deliğinin açık olup olmadığını kontrol etmeli ve tıkalıysa serum fizyolojik içeren spreylerle önce burun deliklerini açıp 10-15 dakika bekleyip sonra beslenmeli.
Bebeğinizi besledikten sonra asla sırt üstü yatırmayın.Bir yastıkla destekleyin sağ ve sol yana yatırmak daha uygun olacaktır. Bu gaz açısından önemli olduğu kadar bebeğinizin nefes borusuna gıda kaçmaması açısından da önemlidir.
Anneler sakin bir ortamda ve oturur pozisyonda iken bebeği beslemeli.
Bir başka durumda bebek yatar pozisyonda iken annenin bebeği emzirmesi ki bu da gaz sancısını arttırıyor
Her beslenmeden sonra bebek omuza doğru yatırılıp,sırt bölgesini yukarıdan aşağıya sıvazlayarak gazını çıkartabilirsiniz
.
Gaz sancısına, karın ağrısına iyi gelen ve bebeği rahatlatan doğal bir bitki çayı olan rezene çayını ilk haftadan sonra bebeğin beslenmesine engel olmamak kaydıyla istenilen sıklıkta bebeğinize içirebilirsiniz.
Şekerli su verilmesi,emziklerin bala ve pekmeze batırılması çok erken ek besinlere başlanması,meyve ve meyve sularının gereğinden fazla verilmesi ve yeterince olgunlaşmamış meyvelerde bebeklerde gaz sancısını arttırıyor.
Bebeğin kundaklanarak veya sarılarak hareket kabiliyetinin kısıtlanması,altının uzun süre ıslak bırakılması,bebeğe gereğinden fazla su içirilmesi gaz sancısına neden olabiliyor.
Bebek sürekli aynı pozisyonda yatırılmamalı,yalnız bırakmamak kaydıyla yan olarak veya yüz üstü yatırılmalıdır.
Karnına ve ayaklarına hafif sıcak havlu ve ya termofor koymak,hafif karın masajı yapmak,her beslenmeden sonra en az 2 kere gark edinceye kadar gazını çıkartmak bebeği okşayarak rahatlatmak,rahat hareket edebileceği gibi giydirmek ,gereğinden fazla beslememek ,temizlik kurallarına dikkat etmek çözüm olabilir.
Çocuğun konuşması için işitmesi gerekir. Çocuk, okuma ve yazmayı öğrenmek için de konuşmalıdır. Bu nedenle çocuğun işitme sorunu olup olmadığı, erken devrelerde, gerekli testlerle araştırılmalıdır. Bu arada gözün incelenmesini de unutmamak gerekir.
Size ve çocuğunuza yardım:
İşitme sorunu olan çocuklara, işitme aletleri, okula gitme devresinden çok önce, bebeklik çağında bile takılmaktadır.
Ciddi sağırlık durumundaysa, sesleri kavramada güçlükleri nedeni ile dil mekanizması çok bozuk olacaktır.
Çocuğun eğitimi, sadece sözel alıştırmalarla olursa, konuşma veya okuma ikisi birden gelişmekte olduğundan, çocuk bazı güçlüklerle karşılaşabilir.
Eğer sözel eğitim yanı sıra, işaret dili yani dudak okuma eğitimi beraber verilirse, çocuk, konuşma ve okumayı rahatlıkla beraber götürebilir.
Bazı çocuklar normal okullara giderek, bazıları özellikle derin sağırlığı Olanlar sağırlar okuluna giderek sorunlarını aşabilirler.
En ideali özel desteğin yanı sıra normal okullarda verilen eğitimdir.
Ağızda ve bağırsaklarda yaşayan bazı mantarların oluşturduğu enfeksiyondur. Ender olarak bağırsaklardan yayılıp anüs çevresinde pamukçuk geliştirirler. İlaçla iyileşir. Ağızdaki acıdan dolayı bebek yemeye isteksizdir.
Dilde ve damakta silmekle kolayca çıkmayan sarı,krem renkli kabarık lekeler vardır. Bu durumda temiz bir mendille çocuğunuzun ağzındaki lekeli bölümleri silmeye çalışın , zorlamayın. Emziriyorsanız meme uçlarınızın mikrop kapmaması için sürekli temizleyin.
Mutlaka doktora gidin, doktorun vereceği bir damla ile enfeksiyonu kolayca atlatabilirsiniz
Annelerin en çok yakındıkları rahatsızlıklardan biridir pişik. Bebeğin poposunda ve çevresinde görülen deri tahrişidir.
Kirlenmiş alt bezinin uzun süre değiştirilmeden bırakıldığı durumlarda idrar ve dışkının ayrışması ve ortaya çıkan amonyağın cildi yakıp tahriş etmesiyle oluşur. Peki pişiğe karşı neler yapmalı?
Pişik kremi kullanın. Bebeğin altını sık sık değiştirin. Bebeğin poposunu sık sık havalandırın. Bebek bezlerini çok iyi durulayın.
Tükürük bezlerinin iltihaplanması ile kendini gösteren akut bir enfeksiyon hastalığıdır. Alt çene kemiğinin hemen üzerinde tek
veya çift taraflı şişkinlikle kendini belli eder.
En sık 3-10 yaşlar arasında görülür ve bir kez yakalanıldığında hayat boyu bağışıklık kazanılır.
Kabakulak aşısı 15. ayda kızamık ve kızamıkçık aşılarıyla birlikte yapılır.
Çok bulaşıcı bir enfeksiyon değildir.
Her ne kadar çocukluk çağında geçirilen bir hastalık olsa da daha önceden bağışıklık kazanmamış ergenler ve yetişkinler bu
enfeksiyona yakalanabilir. Yetişkinlerde genellikle tehlike yaratmaz. Teslislerde şişme meydana gelirse mutlaka doktora
gidilmelidir çünkü az da olsa kısırlık riski vardır.
Belirtileri:
Alt çene kemiğinin hemen üzerindeki tükürük bezlerinde tek veya çift taraflı şişme,ateş ve halsizlik,baş ağrısı, boğaz
ağrısı,bulantı,bazen dil altı tükürük bezlerinde ağrılı şişme,özellikle ergenler ve yetişkinlerde teslislerin, yumurtalıkların veya pankreasın iltihaplanması.
Bu bölgelerdeki iltihaplanma kendini karın ağrısı şeklinde belli eder.
istirahat gerektirir. Şikayetlere yönelik tedavi uygulanır: Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar verilebilir.
Ağrıyı azaltmak amacıyla şişkinliğin üzerine sıcak veya soğuk uygulamalar yapılabilir.
Hasta yumuşak gıdalarla beslenmeli ve bol sıvı almalıdır.
Bütün belirti ve bulgular geçene kadar çocuk okula gönderilmemelidir.
15 aylık çocuklara zayıflatılmış canlı virüs aşısı yapılır.
Aşı tek doz olarak deri altına veya kas içine uygulanır.
• Çocukta kabakulak olma ihtimali varsa teşhisi doğrulamak amacıyla.
• Çocukta kabakulak ve aynı zamanda da şiddetli baş ve ense ağrısı, ışığa tahammülsüzlük varsa. Bu şikayetler menenjit belirtisi olabilir.
• Çocukta kabakulak ve aynı zamanda da şiddetli karın ağrısı ve kusma varsa.
• Kabakulak olan ergen veya yetişkin erkek hastada testis şişmesi varsa.
Çocuğunuz kabız olduğunda kakasını daha sert ve seyrek yapar.
Kısa bir süre için çocuğunuz kabız olursa kaygılanmayın. Bunun bir zararı yoktur. Müshil vermeyin, biberonuna şeker katmayın, özellikle sıcak havalarda çocuğa bol bol su verin. Çocuğun lifli besinler tüketmesini sağlayın.
Çocuğunuz kakasını yaparken ağlıyor yada acı çekiyorsa Bezinde ya da iç çamaşırında kan lekesi varsa Üç günden uzun bir süre kabızlık çekiyorsa doktorunuzu arayın.
KARIN AĞRISI:
Çocuklarda sık görülen rahatsızlıklardan biride karın ağrısıdır.
Üç yaşın altında ender görülse de karın ağrısının sebebi apandisit olabilir. Karın ağrısı saatlerce sürüyorsa ciddiye alınmalıdır Bebeklerde ve emekleme çağındaki çocuklarda 15-20 dakikada bir gelip geçen şiddetli karın ağrısının sebebi bağırsak tıkanması olabilir.
Çocuğunuzun karnı ağrıdığında çığlık atıyor ve rengi soluyorsa
Koyu kırmızı ya da katran renginde dış kılıyorsa
Yüksek ateşi varsa Sık sık karnı ağrıyorsa doktorunuzu arayın.
Ateşini ölçün . Yüksekse , karın ağrısı şiddetliyse ve ağrı göbeğinin çevresindeyse apandisit olabilir.
Apandisit olduğunu düşünüyorsanız yiyecek ya da içecek vermeyin.
Doktora başvurun. Düşünmüyorsanız termofara ılık su koyup, havluyla sarıp karnının üstüne koyun.
Bu hastalık hafif geçirilen bir hastalıktır. Bu yüzden çocuğunuzun genel durumu iyi olup yatmak istemeyebilir.
Belirtiler virüsün alınmasından iki üç hafta sonra ortaya çıkar.Çocuğunuzun bol sıvı almasını sağlayın. İlk günlerde hafif boğaz ağrısı,kulak arkasında .boyunda ve bezelerde şişlik görüleilir. Yüzden başlayarak vücuda yayılan pembe renkli döküntüler oluşur. Genelde 10 gün sürer.
Kızamıkçık geçiren çocukları gebelerden uzak tutmalısınız.
Yoksa bebeklerinde anormallikler görülebilir.Gebelikleri sırasında kızamıkçık geçiren annelerin çocuklarında %20-50 ihtimalle doğumsal bozukluklar görülebilir.
Körlük, sağırlık ve kalp rahatsızlıkları en sık rastlananlardır.
Özellikle kızamıkçık gebeliğin erken dönemlerinde geçirildiğinde bebekte doğumsal bozukluk riski daha yüksektir.
Gebeliğin 20. haftasından sonra geçirilen kızamıkçıklarda risk sıfıra yakındır. Gebeliğin ilk 6 ayı içinde kızamıkçık düşünülen kadınlarda çeşitli yöntemlerle antikor aranmalı ve 3 hafta sonra da testler tekrarlanmalıdır.
Antikor var, fakat miktarı anmıyorsa gebelik devam ettirilebilir.Erken dönemde antikor olmasa bileS hafta sonra gelişir ve artarsa gebelik sonlandırılmalıdır.
• Çocuk hastalık süresince veya döküntü gelişmişse, döküntü kaybolduktan sonra bir hafta süreyle evde tutulmalıdır.
• Şikayetlere yönelik tedavi uygulanır. Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir.
Zayıflatılmış canlı virüs aşısı 15 aylık çocuklara tek doz uygulanır.
Çocuğunuz boğmaca aşısı olmamışsa ve yakın zamanda hastalığa maruz kalmışsa,çocuğunuzun boğmaca olduğundan şüpheleniyorsanız, özellikle çocuğunuzda bir haftadan uzun süren soğuk algınlığı ve öksürük varsa,çocuğunuzun dudaklarında morarma varsa ve nefes almakta zorlanıyorsa, boğmaca tedavisine rağmen çocuğunuzun öksürüğü geçmiyor ve ateşi varsa.
Çocuğunuzda zatürree veya bronşit gibi bir başka enfeksiyon gelişmiş olabilir
ASTIM
Akciğerlere giden hava yollarının daralmasıdır.
Solunumu zorlaştıran bir hastalıktır.
Özellikle geceleri ve yoğun harekette belirir, hırıltılı soluma vardır, solumanın zorlaştığı zamanlarda gelen ciddi solunum güçlüğü nöbetleri olur.
Çocuk sararır, terler ve dudaklar morarabilir.
Nöbet geldiğinde çocuğunuzu sakinleştirmeye çalışmalı, doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanmalı, kucağınıza oturtup hafifçe öne eğilmesini sağlamalısınız, nöbetlerin ne zaman geldiğini kaydederek sebebini araştırın, toz, hayvan kılı, kuş tüyü yastıklar, sigara dumanı sebepler arasında olabilir.
Çocuğunuzun dili ve dudakları morarırsa .soluk almakta çok zorlanırsa hemen doktorunuzu arayın.