Mephistophelés
Bronz Üye
-
- Katılım
- Eylül 10, 2012
-
- Mesajlar
- 3,744
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 48
Çocuğa okunan masal, masalımsı öykü (fabl), şiir gibi yazın türleri çocuğun düşsel dünyasında bir yer bulacaktır. Çocuk, bir masal kahramanının ardından gidecek; bir masalımsı öyküdeki kahramanlardan biri olacaktır. Buna karşın bir yan hep eksik kalacaktır. O da çocuğun, o kahramanları canlandırmak istemesi.
Çocuk, gerek çevresinde gördüklerini, duyduklarını, gerekse kendisine okunan yazın türlerindeki kahramanları, yerleri, sesleri, nesneleri kendi başına ya da küme halinde arkadaşlarıyla canlandırmak ister. Devinimlerle, seslerle ya da değişik nesneler kullanarak onları yeniden yaratması en etkili ve kalıcı öğrenme aracıdır.
Çocuk edebiyatının yaratıcı düşünce ve davranışa dönüşmesi uygulamalarla olur. Başka bir deyişle yaparak yaşayarak öğrenme ile olur. Bir yandan yazın türleri tanınıp kavranmaya çalışılırken diğer yandan da drama yoluyla zenginleştirilir.
Çünkü çocuk kendisine okunan kitaptaki masal ya da öykü kahramanlarını düşünde canlandırırken "...mış gibi, ...miş" gibi yaparak o kahramanların yerinde olmak ister. Ayrıca canlandırdığı rol kişisini yazılı metnin dışında değişik sonlarla zenginleştirebilir.
Drama ve dramatizasyon konularına ilişkin daha ayrıntılı bilgiler, okulöncesi dördüncü sınıf dersleri arasında daha geniş yer alacaktır.
DRAMA ETKİNLİKLERİ
Burada örnek olarak birkaç etkinlik verilecektir. Her etkinliğin belli amaçları ve bir uygulama biçimi vardır.
I. Etkinlik
Amaçlar:
• Alıcı dil gelişiminin desteklenmesi
• îfade edici dil gelişiminin desteklenmesi
• îfade edici beden gelişiminin desteklenmesi
• Özdeşim (empati) kurabilme özde5im: Kendini başka birinin yerine koyma, onu anlama ve saygı
• Sorun çözme yetisini geliştirebilme gösterme yeteneği.
• Yaratıcı düşünce geliştirebilme.
Uygulama
Çocuklara tempolu yürüyüşler ve koşular yaptırılarak başlanır. Mekândan çıkıp bir çiftlikte olduklarını düşünmeleri istenir. Karşılaşabilecekleri hayvanları düşünmeleri istenir. Öğretmenden ve çocuklardan gelen "Şimdi biz de o kediler gibi dolaşalım, köpekler gibi dolaşalım" vb. yönergelerle gezilir. Ardından öğretmen çocuklara Küçük Kırmızı Tavuk adlı İngiliz halk masalını okur. Bir buğday tanesinin ekmek oluncaya kadar başından geçenler sözsüz anlatımla (pandomimle) bir kez özetlenir. Hep birlikte buğdaylar ekilir, biçilir, dövülür, saplarından ayrılır, değirmene götürülür, un çuvalları fırına taşınır. Oluşan ekmek afiyetle yenir. Sıra rol dağılımına gelmiştir. Kedi, köpek, ördek, tavuk ve diğer çiftlik hayvanları görevlerini üstlenip rollerini alır ve oynarlar.
Ardından "Siz Kırmızı Tavuk olsaydınız neler yapardınız", "Kedi, köpek, ördek olsaydınız Kırmızı Tavuk yardım istediğinde neler yapardınız", "Kırmızı Tavuk ekmeği yavrularıyla yerken siz neler yapardınız" vb. sorularla çocukların duygu ve düşünceleri öğrenilir. Canlandırmalar sonunda yapılan bu tartışmalar, okulöncesi dönem çocuklarında verdiği iletiler açısından çok önemlidir. Kahramanla hemen özdeşim kuran ve kendiliğindenci cevap veren çocukları tanımak açısından eğitimciye de çok yararlı fırsatlar verir.
Çocukların duygu ve düşünceleri öğrenildikten sonra belki de yeni oluşacak şekliyle oyun bir kez daha oynanır.
Çalışmanın sonuna doğru öğretmen, çiftlikte havanın kararmaya başladığını söyler. Tüm hayvanlar önce gerneşip, ardından büzülerek yatarlar. Birkaç dakika sonunda bir horozun ötüşü sabahı müjdelemektedir. Yeni doğan güneşle, "günaydın" denilerek çalışma sonlandırılır.
Örnek:
Küçük Kırmızı Tavuk
Günlerden bir gün, Küçük Kırmızı Tavuk yaşadığı çiftliğin avlusunda eşelenirken altın sarısı bir buğday başağı bulmuş.
"Bu buğdayları kim ekmek ister" diye sormuş.
"Ben istemem" demiş ördek.
"Ben istemem" demiş kedi.
"Ben istemem" demiş köpek. "Güzel" demiş Küçük Kırmızı Tavuk, "Ben ekerim öyleyse." Ve ekmiş buğdayları. Aradan biraz zaman geçince buğdaylar boy atıp olgunlaşmış.
"Bu buğdayları kim biçmek ister" diye sormuş.
"Ben istemem" demiş ördek.
"Ben istemem" demiş kedi.
"Ben istemem" demiş köpek. "Güzel" demiş Küçük Kırmızı Tavuk. "Ben biçerim öyleyse." Ve biçmiş buğdayları. Şimdi demiş Küçük kırmızı Tavuk "Bu buğdayları kim dövmek ister"
"Ben istemem" demiş ördek.
"Ben istemem" demiş kedi
"Ben istemem" demiş köpek. "Güzel" demiş Küçük Kırmızı Tavuk, "Ben döverim öyleyse". Ve dövmüş buğdayları. Buğdaylar dövüldüğünde "Bu buğdayları kim değirmene götürüp öğütmek ister" diye sormuş.
"Ben istemem" demiş ördek.
"Ben istemem" demiş kedi
"Ben istemem" demiş köpek. "Güzel" demiş Küçük Kırmızı Tavuk, "Ben götürürüm öyleyse." Ve götürmüş buğdayları değirmene. Buğdayları öğütüp un olduğunda "Kim ekmek pişirmek ister bu undan " diye sormuş.
"Ben istemem" demiş ördek.
"Ben istemem" demiş kedi.
"Ben istemem" demiş köpek. "Güzel" demiş Küçük Kırmızı Tavuk, "Ben pişiririm öyleyse." Ve lezzetli mi lezzetli koca bir ekmek pişirmiş. Sonra demiş ki:" Kim yemek ister bu ekmekten?"
"Ben isterim ben" demiş ördek.
"Ben isterim ben" demiş kedi.
"Ben isterim ben" demiş köpek.
"Hayır siz değil ben yiyeceğim yavrularımla " demiş ve yavrularıyla afiyetle yemiş.
Çocuk, gerek çevresinde gördüklerini, duyduklarını, gerekse kendisine okunan yazın türlerindeki kahramanları, yerleri, sesleri, nesneleri kendi başına ya da küme halinde arkadaşlarıyla canlandırmak ister. Devinimlerle, seslerle ya da değişik nesneler kullanarak onları yeniden yaratması en etkili ve kalıcı öğrenme aracıdır.
Çocuk edebiyatının yaratıcı düşünce ve davranışa dönüşmesi uygulamalarla olur. Başka bir deyişle yaparak yaşayarak öğrenme ile olur. Bir yandan yazın türleri tanınıp kavranmaya çalışılırken diğer yandan da drama yoluyla zenginleştirilir.
Çünkü çocuk kendisine okunan kitaptaki masal ya da öykü kahramanlarını düşünde canlandırırken "...mış gibi, ...miş" gibi yaparak o kahramanların yerinde olmak ister. Ayrıca canlandırdığı rol kişisini yazılı metnin dışında değişik sonlarla zenginleştirebilir.
Drama ve dramatizasyon konularına ilişkin daha ayrıntılı bilgiler, okulöncesi dördüncü sınıf dersleri arasında daha geniş yer alacaktır.
DRAMA ETKİNLİKLERİ
Burada örnek olarak birkaç etkinlik verilecektir. Her etkinliğin belli amaçları ve bir uygulama biçimi vardır.
I. Etkinlik
Amaçlar:
• Alıcı dil gelişiminin desteklenmesi
• îfade edici dil gelişiminin desteklenmesi
• îfade edici beden gelişiminin desteklenmesi
• Özdeşim (empati) kurabilme özde5im: Kendini başka birinin yerine koyma, onu anlama ve saygı
• Sorun çözme yetisini geliştirebilme gösterme yeteneği.
• Yaratıcı düşünce geliştirebilme.
Uygulama
Çocuklara tempolu yürüyüşler ve koşular yaptırılarak başlanır. Mekândan çıkıp bir çiftlikte olduklarını düşünmeleri istenir. Karşılaşabilecekleri hayvanları düşünmeleri istenir. Öğretmenden ve çocuklardan gelen "Şimdi biz de o kediler gibi dolaşalım, köpekler gibi dolaşalım" vb. yönergelerle gezilir. Ardından öğretmen çocuklara Küçük Kırmızı Tavuk adlı İngiliz halk masalını okur. Bir buğday tanesinin ekmek oluncaya kadar başından geçenler sözsüz anlatımla (pandomimle) bir kez özetlenir. Hep birlikte buğdaylar ekilir, biçilir, dövülür, saplarından ayrılır, değirmene götürülür, un çuvalları fırına taşınır. Oluşan ekmek afiyetle yenir. Sıra rol dağılımına gelmiştir. Kedi, köpek, ördek, tavuk ve diğer çiftlik hayvanları görevlerini üstlenip rollerini alır ve oynarlar.
Ardından "Siz Kırmızı Tavuk olsaydınız neler yapardınız", "Kedi, köpek, ördek olsaydınız Kırmızı Tavuk yardım istediğinde neler yapardınız", "Kırmızı Tavuk ekmeği yavrularıyla yerken siz neler yapardınız" vb. sorularla çocukların duygu ve düşünceleri öğrenilir. Canlandırmalar sonunda yapılan bu tartışmalar, okulöncesi dönem çocuklarında verdiği iletiler açısından çok önemlidir. Kahramanla hemen özdeşim kuran ve kendiliğindenci cevap veren çocukları tanımak açısından eğitimciye de çok yararlı fırsatlar verir.
Çocukların duygu ve düşünceleri öğrenildikten sonra belki de yeni oluşacak şekliyle oyun bir kez daha oynanır.
Çalışmanın sonuna doğru öğretmen, çiftlikte havanın kararmaya başladığını söyler. Tüm hayvanlar önce gerneşip, ardından büzülerek yatarlar. Birkaç dakika sonunda bir horozun ötüşü sabahı müjdelemektedir. Yeni doğan güneşle, "günaydın" denilerek çalışma sonlandırılır.
Örnek:
Küçük Kırmızı Tavuk
Günlerden bir gün, Küçük Kırmızı Tavuk yaşadığı çiftliğin avlusunda eşelenirken altın sarısı bir buğday başağı bulmuş.
"Bu buğdayları kim ekmek ister" diye sormuş.
"Ben istemem" demiş ördek.
"Ben istemem" demiş kedi.
"Ben istemem" demiş köpek. "Güzel" demiş Küçük Kırmızı Tavuk, "Ben ekerim öyleyse." Ve ekmiş buğdayları. Aradan biraz zaman geçince buğdaylar boy atıp olgunlaşmış.
"Bu buğdayları kim biçmek ister" diye sormuş.
"Ben istemem" demiş ördek.
"Ben istemem" demiş kedi.
"Ben istemem" demiş köpek. "Güzel" demiş Küçük Kırmızı Tavuk. "Ben biçerim öyleyse." Ve biçmiş buğdayları. Şimdi demiş Küçük kırmızı Tavuk "Bu buğdayları kim dövmek ister"
"Ben istemem" demiş ördek.
"Ben istemem" demiş kedi
"Ben istemem" demiş köpek. "Güzel" demiş Küçük Kırmızı Tavuk, "Ben döverim öyleyse". Ve dövmüş buğdayları. Buğdaylar dövüldüğünde "Bu buğdayları kim değirmene götürüp öğütmek ister" diye sormuş.
"Ben istemem" demiş ördek.
"Ben istemem" demiş kedi
"Ben istemem" demiş köpek. "Güzel" demiş Küçük Kırmızı Tavuk, "Ben götürürüm öyleyse." Ve götürmüş buğdayları değirmene. Buğdayları öğütüp un olduğunda "Kim ekmek pişirmek ister bu undan " diye sormuş.
"Ben istemem" demiş ördek.
"Ben istemem" demiş kedi.
"Ben istemem" demiş köpek. "Güzel" demiş Küçük Kırmızı Tavuk, "Ben pişiririm öyleyse." Ve lezzetli mi lezzetli koca bir ekmek pişirmiş. Sonra demiş ki:" Kim yemek ister bu ekmekten?"
"Ben isterim ben" demiş ördek.
"Ben isterim ben" demiş kedi.
"Ben isterim ben" demiş köpek.
"Hayır siz değil ben yiyeceğim yavrularımla " demiş ve yavrularıyla afiyetle yemiş.