ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI VE ZOR AÇIĞA ÇIKMASI

  • Kullanıcı Dem
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 29 gün önce görüldü
ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI VE ZOR AÇIĞA ÇIKMASI
Bilgilendirme Dosyası
Yayına hazırlayanlar : Şahika Yüksel, Suzan Saner

Çocuk cinsel istismarı, çocuk haklarının ağır bir ihlalidir ve dünyanın bütün ülkelerinde görülen küresel bir gerçekliktir. Bütün sosyal, ekonomik ve yaş gruplarında; evde, okulda, sokakta, tarlada, camide, hastanede ve diğer kurumlarda; her yerde olabilmektedir. İstismarcıların çoğu sıklıkla yabancılar değil, çocuğun tanıdığı ve güvendiği erişkin ve genellikle erkek yakınlarıdır. 18 yaşına kadarher birey çocuk olarak tanımlanır. Çocukluk dönemiçok farklı devrelerden oluşur,cinsel gelişim ve bilgilenmenin henüz tamamlanmadığı bir süreçtir.Çocuklar kolayca güven duydukları, korkutulabildikleri ve kandırılabildikleri için istismara açıktır. İstismar yaşayan çocuklar sık sık yeniden istismar edilecekleri ve ebeveynlerinin terk edeceği duygusunu yaşar. Çocuklar suçluluk ve korku nedeniyle tekrar tekrar istismara maruz kalabilir. Çocukluk çağı travmaları içinde çocuk istismarı, yinelenebilir ve genellikle en yakınları tarafından uygulanıyor olması nedeniyle tanımlanması ve tedavi edilmesi en zor olan travma şeklidir. Cinsel istismarın çocuklarda uzun süreli duygusal ve davranışsal etkileri:•Korku, depresyon,kızgınlık, düşmanlık, uygunsuz cinsel davranışlar ortaya çıkabilir.•Çocukluk devresinde cinsel istismar yaşayanlar,yetişkin dönemlerinde cinsel istismar uygulama konusundadaha riskli bireyler olabilmektedir.


•Çocuğun yaşının küçüklüğü, saldırganın yakınlık derecesi, istismarın şiddeti, süresi ve tekrarlayıcı olması ileruhsal etkilenmenin şiddetinin doğru orantılı olarak arttığı bilinmektedir.•Cinsel istismar tanısının erken konulması, çocuğun taşımak zorunda kaldığı yükün azalmasını, istismarın durdurulmasını ve sosyal desteğin hızlıca devreye girmesini sağlayarak ruhsal sorunları en aza indirecektir.•Çocukluk çağında yaşanan ağır travmalar, bu arada cinsel travmalar da bir unutma döneminden sonra erişkin yaşta, gecikmiş olarak hatırlanabilmektedir. •Çocuklukta yaşanan cinsel saldırılar erişkin çağda ruhsal hastalıklara neden olabilmektedir. Sık rastlanan zorluklar; uzamış ya da karmaşık tipte Travma Sonrası Stres Bozukluğu, depresyon, kaygı, yaygın ağrılar, uyuşma, bayılma gibi bedensel sorunlar, cinsellikle ilgili sorunlar, davranış bozuklukları, alkolve madde kullanımına yatkınlık olabilmektedir. İstismar öyküsünün varlığı bu hastalıkların iyileşmesini olumsuz etkileyebilmektedir.

Çocuk cinsel istismarıtanımıBir çocuğun, tam olarak anlamadığı, gelişimsel olarak hazır olmadığı ve rıza gösteremeyeceği cinsel eylemlere katılmasıdır. Çocuk cinsel istismarı; bir çocuk ile kendisinden yaşça büyük bir yetişkin, veya sorumluluk, güven ve güç ilişkisi farkı bulunan akranı başka bir çocuk arasında, diğer kişinin ihtiyaçlarını tatmin etmesi niyetiyle yapılmış eylemlerle bulgulanır. Bir çocuğucinsel eylemlere teşvik etmek ya da zorlamak; fahişelik yada diğer yasadışı cinsel eylemlerde sömürmek; pornografik performans ve materyallerde kullanmak da bu tanıma girmektedir.Aynı yaşlarda olan iki çocuk arasında geçen cinsel içerikli, gösterme ya da dokunma tarzı eylemler zorlamanın olmadığı bazı durumlarda cinsel oyun olarak adlandırılabilmektedir. Her iki çocuk da dört yaşın altındaysa ya da iki çocuk arasındaki yaş farkı dört yaştan azise ve çocuklar eylemi tam olarak kavrayacak olgunlukta değilse bu durum cinsel oyun olarak değerlendirilmektedir. Akranlarla oynanan cinsel oyun nedeniyle çocuğun adalet sistemi içinde hırpalanmamasına dikkat edilmelidir.


Çocuk cinsel istismarı türleriKız ve erkek çocuklara karşı cinsel şiddet, çeşitli şekillerde olabilir. Çocuk cinsel istismarı tecavüz, çocukla cinsel ilişki ve ensesti içermekle birlikte, bunlarla sınırlı değildir. Oral, anal ya da vajinal yollardan giriş (penetrasyon) içeren cinsel ilişki ya da her türlü cinsel ilişki girişimini ve giriş içermeyen genital dokunma ya da okşamayı içerir. Çocuğa cinsel eylemleri izletmek, açıkça cinsel biçimde kendini ifade etmeye teşvik etmek ya da zorlamak, uygunsuz cinsel materyallere maruz bırakmak gibi fiziksel olmayan temaslar ve giriş içermeyen eylemler de cinsel istismar içine girer. Çocuk cinsel istismarı; sıklık, süre, başlangıç yaşı ve mağdurun istismarı yapan kişiyle (çocuk yaşamını yitirdiyse kurbanın faille) ilişkisi açısından da farklılıklar gösterebilmektedir. Çocuk cinsel istismarının dinamikleri erişkinden farklıdır. Çocuklar olaydan hemen sonra nadiren istismarı açıklar. İstismarın açıklanması bir kerede olmaktan ziyade, bir süreçtir ve genellikle fiziksel bir yakınma ya da davranışdeğişikliğini takiben başlamaktadır. Cinsel istismar yaşamış olan çocuğun değerlendirilmesi, öykü alma ve adli muayene ile ilgili özel beceri ve teknikleri gerektirir. Cinsel organlarda fiziksel travmaya ilişkin kesin bulgular,cinsel istismarın üzerinden zaman geçtiği olgularda bile neredeyse iyileşmiş halde ortaya çıkabilmektedir. Bir süre sonra fiziksel delil bulunamayabilir.Cinselyolla bulaşan hastalıklar için yaşa uygun testler ve gebelik testi,olguya göredeğerlendirme yapılarak istenir.Ensest tanımıAnne-baba yakınlığına ve otoritesine sahip bir yetişkinle,bir çocuk veya ergen arasındaki her çeşit cinsel ilişkidir. Önemli olan aradaki kan bağı değil, yetişkinin anne-baba hakimiyeti, gücü ve çocuğun bağımlılığıdır. Ensest eskiden biyolojik yakınlığı yani kan bağı olan kişiler arasındaki cinsel ilişki olarak tanımlanırken, günümüzde kan bağı olan veya olmayan, yakın veya uzak hısım ve akrabalar ile çocuğa bakım veren tüm yetişkinleri kapsamaktadır.Cinsel ilişkiden kast edilen;gizli tutulmaya çalışılan bütün cinsel içerikli temaslardır. Ruhsal açıdan, temasın gerçek doğasından çok, cinsel motivasyonu ve saklı tutulması önemlidir. Tüm cinsel istismar olgularının üçte biri ensest ya da aile içi cinsel istismardır. Anal, oral, vajinal girişin olmadığıensest saldırılarının daha çok gizli kaldığı bilinmektedir.İstismar süresi uzadıkça istismarın biçimi de değişmeye başlar, saldırgan cinsel yakınlığını derece derece artırır. Olguların yarısından fazlasında çocuğun bir kereden fazla istismar edildiği görülür. Türkiye’de ensest saldırganlarının yarısını öz babalar oluşturmaktadır. Aile içi cinsel istimara maruz kalan çocuklarda fiziksel, psikososyal vecinsel sağlık sorunları ortaya çıkar. Ailedeçocuğun sağlık durumuyla ilgiliönlemlerin alınması öncelikli olarakyapılması gereken müdahale iken, ensest aile bireyleri tarafından üzeri örtülen, konuşulamayan bir olgudur. Bireyin beden bütünlüğünü, mahremiyetini, cinselhaklarını elinden alan bu durum, genellikle çocuk yaşta başlayarak uzun süre “aile bütünlüğü”nü bozmamak adına gizli kalarak devam etmekte ve neden olduğu ruhsal, sosyal ve cinsel yaşam sorunları erişkinlikte de sürmektedir.
 
Pedofili tanımı
Pedofiller, çocuklarla cinsel ilişkiyi erişkinlere tercih eden kişilerdir. Pedofili en az altıaylık bir süre boyunca, kişide ergenlik dönemine girmemiş bir çocukla ya da çocuklarla cinsel etkinlikte bulunmayla ilgili yoğun, cinsel yönden uyarıcı fantezilerin, cinsel dürtülerin ya da davranışlarınyineleyici biçimde ortaya çıkması olarak tanımlanmıştır. Genellikle eylemlerinigizli yaptıkları ve tedaviyebaşvurmadıkları için pedofili olgularının yaygınlığını belirlemek mümkün olamamaktadır. Diğer cinsel saldırı yapan gruplarla karşılaştırıldığında pedofilik bireylerin daha büyük yaş grubunda oldukları, eylemlerin yapıldığı ortalama yaşların ise 40-70 yaş arasıolduğu gösterilmiştir. Pedofilbireylerin büyük çoğunluğu erkeklerdir. Eylemlerinde genellikle zor kullanmadıkları, aksine önce masum dokunma sonra uygunsuz dokunma, açık resimler gösterme, porno izletme gibi birçok manipülasyonuyguladıkları gösterilmiştir. Genellikle çocuklarla temas etmenin yollarını bulma, planlama ve stratejiler uygulamabecerileri gelişkindir. Pedofilbireyler için internet ortamının;bilgi edinme, mağduru belirleme ve ilişki kurma, fantezi geliştirme, diğer sapkınlığı olan kişilerle uluslararası düzeyde olabilen bağlantılarkurma gibi birçok istek ve ihtiyaçlarını karşılamak için bir araç haline gelebildiği bildirilmektedir.Pedofil eylemlerin çoğunun önceden planlandığı gösterilmiştir. Bu


kişilerin aile içinde ve dışında sosyal teması sınırlı, eşi ya da ailesiyle sıcak ilişki kuramayan kişilik özelliklerine sahip olduğu belirtilir. Pedofilik eğilimin ortaya çıkmasında gelişimsel, ailesel ve çevresel birçok faktör etkili olmaktadır. Uzun süreli psikoterapi ve ilaçtedavisisonrasında cinsel arzu ve istekte azalma saptanmakla birlikte,çocuğa cinsel yönelimlerinde bir farklılık tespit edilmediği için günümüzde tedavide hedef çocuklara cinsel yönelimi değiştirmek olmayıp, yeniden eylemde bulunma oranlarını azaltmaya yöneliktir. Kimyasal kastrasyon (ilaçla hadım), yani testosteron hormonunun etkinliğini düşürerekcinsel eylem sıklığını azaltmak konusu son yıllarda önem kazanmıştır. Tedavide sıkı adli ve klinik izlem ve raporlama, kişinin bilgilendirilmiş onayı alınarak uygulanan kimyasal ve cerrahi kastrasyon, psikoterapi ve psikofarmakolojik ilaçların birliktekullanımı önerilmektedir.Cinsel saldırının hastalık değil, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen bir suç olduğu unutulmamalıdır.Cinsel saldırı suçlarının, toplumun erkek egemen kavrayış ve uygulamalarından soyutlanarak sadece cinselliğe indirgenip tıbbileştirilmesi, suçlunun masumlaştırılması riskini taşımaktadır.Saldırganların "normal" insanlardan farklı, ruh hastası, pedofil, alkolik, serseri oldukları düşüncesi halk arasında ve profesyonel çevrelerde halen oldukça yaygındır. Ancak bu görüş toplumsal tarama ve klinik çalışmalarla doğrulanmamıştır. Her çocuk istismarcısı, düşünüldüğü gibi pedofil değildir. Belki ruhsal sorunlar istismar potansiyelini artırabilir, fakat genellikle istismar dışındaki davranışları açısından diğer insanlardan farklı değillerdir. Cinsel saldırıda bulunan kişilerin çok büyük bir kısmı doğru ve yanlışı ayırt etme yeteneğine sahiptir. Bu nedenle eylemlerinin uygun olmadığını bilir, bunların başkaları tarafından öğrenilmemesi için önlemler alırlar; bu önlemleri alma becerisine sahip kişilerdir. Bir başka deyişle minareyi çalarken kılıfının hazırlama kapasitesine sahiptirler. Görüntüleri ve davranışları diğer insanlar gibidir; işleri, arkadaşları vardır ve topluma saygılıdırlar. Zengin ya da fakir, eğitimli ya da eğitimsiz, başarılı ya da başarısız, her çeşit meslek, ırk ve etnik gruptan olabilirler.Ensest saldırganı babaların,toplumun gözünde ataerkil sosyal rollerini oynamaya özen gösterdiğibildirilmiştir.


Dikkat çekici olan çok önemli bir konu datoplumlarda genellikle ensest yaşayan çocuk/genç ya da annenin suçlanmasıdır. Suçlamalara göre çocuk/genç ensesti davet eder, kışkırtır,hemen söylemediği için yalan söylüyordur ya da kendi istiyordur. Aynı zamanda anneler; olayı anlayamadığı, durduramadığı, eşinin cinsel isteklerine yeterince cevap vermediği, çalıştığı için çocukları evi ihmal ettiği gibi gerekçelerle suçlanmaktadır. Adeta sorumluluk enseste başvuran kişide değil, diğerlerindedir. Bu ataerkil, kolaycı, günah keçisi yaratan yaklaşımların hukuk, tıp, psikiyatri ve psikoloji bilimlerinin içine bile sızdığı gözden kaçırılmamalıdır.
 
Çocuk cinsel istismarının sıklığı ve yaygınlığı
Kız ve erkek çocuklarına karşı cinsel şiddetin gerçek boyutları, ancak buzdağının görünen yüzü kadar bilinmektedir. Çocuk cinsel istismarıyla ilgili güvenilir verilerin toplanması, istismarın farklı yasal tanımları ve belgeleme sorunları nedeniyle oldukça güçtür. Neredeyse her dört çocuktan biri cinsel istismar yaşamaktadır. Olguların yalnızca onda birinin bildirildiği tahmin edilmektedir.2002’de Dünya Sağlık Örgütü, küresel olarak en az 150 milyon kız ve 73 milyon erkek çocuğun 18 yaşın altında zorla cinsel ilişki ya da fiziksel temas içeren diğer cinsel şiddet türlerini yaşamış olduğunu bildirmiştir.UNICEF’in (United Nations International Children’s Emergency Fund)farklı ülkelerden örneklerlebildirdiği çalışmalara göre, bazı ülkelerde genç kızlarınyaklaşık yarısında ilk cinsel deneyim zorla olmaktadır.Türkiye’de her üç kadından birinin, bazı kaynaklarda her on kadından üçünün çocuk yaşta evlilik yaptığı bildirilmektedir.Dünyada çocuk cinsel istismarının yaygınlığıyla ilgili çalışmalarda cinsel istismara maruz kalan çocuk ve ergenlerin %71’i kız, %29’u erkektir. Olguların yaklaşık yarısındayineleyici cinsel istismar vardır. Yaşamları boyunca en az bir kez cinsel saldırıya maruz kalan ergenlerin oranını %21 olarak bildirilmiştir.Cinsel istismarınyaklaşık % 20-25’ini ensest olguları oluşturmaktadır. Araştırmalara göre çocukluk cinsel istismarında %51 dokunmadan istismar varken, sadece %5’inde anal ya da vajinal ilişki vardır. Erkeklerin %42’si anal ilişki ya da ilişki


girişimiyle karşılaşırken, kızlardabu oran %72’dir. Erkek çocuk ve ergenlerin cinsel istismarı daha seyrek açıkladığı, kızların açıklama yapmaya erkeklerden daha meyilli olduğu bilinmektedir.Cinsel istismar bebeklikten itibaren başlayabilirse de ortalama başlama yaşı dokuzdur. Erkek çocukların ortalama mağduriyet yaşı, kız çocuklara oranla daha büyüktür. Erkek çocukların daha çok aile dışından, başka çocukları da istismar ettiği bilinen kişiler tarafından istismara uğradığı bildirilmektedir. Cinsel istismarın sıklığı, kullanılantanımlara ve bilgi edinme yöntemlerine göre değişmektedir. Kendi çocukluklarındacinsel istismar yaşamış erkek erişkinlerde yapılmışçalışmalarda sıklık oranı; cinsel ilişkide baskı ve zorlama tanımı dahadar tutulduğunda %1 iken, daha geniş bir tanımlamabenimsendiğinde %19’a kadar değişmektedir. Çocuk cinsel istismarına akran istismarının dahil edilmesi, sıklık oranını %9 arttırabilir; fiziksel temasın olmadığı olguların dahil edilmesi de oranı %16’ya kadar yükseltebilir.Erişkin kadınlarda yaşamboyu çocukluk çağı cinsel istismarı yaşama sıklığı incelendiğinde; tecavüz sıklığı %0,9 iken, cinsel istismar tanımlaması tecavüzle sınırlı tutulmadığında %45’e yükselmektedir. Yaklaşık 40 yıldır yayınlanan uluslararası çalışmalarda, ortalama yaşamboyu çocuklukçağı cinsel istismar sıklığı olarak kadınlarda %20, erkeklerde %5-10 oranlarını göstermektedir. Sıklık tahminlerindeki bu büyük değişkenlik, farklı kültürlerde egemen olan gerçek risk farklılıklarından, açıklama zorluklarından veyaçalışmaların yürütülme yöntemlerindeki farklılıklardan kaynaklanıyor olabilir.Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK)2015 verilerinde suç mağduruçocuk sayısının yılda122bini geçtiği, bunların %10 oranında cinsel suçlar olduğu bildirilmektedir. Adalet Bakanlığı’nın2015 verilerinegöre iseyılda ortalama 17 bin dava açılmakta, bu davalar %55 oranında mahkumiyetle sonuçlanmakta; sonuçta yılda ortalama 8bin çocuğun cinselolarak istismar edildiği belirtilmektedir.Türkiye’de çocuk cinsel istismarı ve ihmali konusunda bilimsel yayın oldukça azdır. Çocuğa yönelikcinsel


sömürü (fuhuş, pornografi, cinsel amaçlı çocuk ticareti) konuları ise neredeyse hiç araştırılmamaktadır.Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu(SHÇEK)ve UNICEF’in 2010’da Türkiye’de 6ilde yaptıkları çalışmada; 1328 hanede, 7-18 yaş arasıtoplam 1886 çocukla yüzyüze görüşülmüştür. Çocuk katılımcılar, yaş, cinsiyet ve bölge farkı olmaksızın istismarın sırasıyla ev, okul ve sokakta gerçekleştiğini; istismar eden kişilerin de sırasıyla baba, öğretmen, anne, arkadaş vekomşu olduğunu anlatmışlardır. Çocukların son bir yıl içinde maruz kaldığı cinsel istismar sıklığı %3, cinsel istismara tanıklık ise %10 olarak, en çok okul ve mahalle ortamında, bir çocuktan başka bir çocuğa yönelik olarak bildirilmiştir. Cinsel istismarın grup çalışmalarında paylaşımının çok zor olduğu, çocuk dostu ortamda terapi planlanarak sorgulanmasının doğru olacağı düşüncesiyle bu araştırmada doğrudan irdelenmediği bildirilmiştir.Türkiye genelinde kadınların %26’sı 18 yaşından önce evlenmiştir. Türkiye’de kadınların %9'u15 yaşından önce cinsel istismara maruz kalmıştır. Çocukluk çağı cinsel istismarı kentsel yerleşim alanlarında kırsal bölgelere göre üç kat daha sıktır. Bölge düzeyinde; en sık İstanbul (%9) ve Akdeniz (%8,5) bölgelerinde bildirilmiştir. Saldırganların %60'ı tanıdık biridir.18 yaşından önce evlenen kadınların %19’u, 18 yaşından sonra evlenen kadınların %10’u cinsel şiddete maruz kalmıştır. İki şiddet türü bir arada değerlendirildiğinde, erken evlenen kadınların yarısı fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalırken, 18 yaşından sonra evlenen kadınların iseüçte birinin şiddete maruz kaldığı görülmektedir.Başka bir çalışmada,Güneydoğu Anadolu’daistismar veyaihmal nedeniyle yasal işlem yapılan103 çocuk ve ergeninyarısından fazlasının küçük yaşta evlenen kızlar olduğu bildirilmiştir.Batı Karadeniz, Doğu Anadolu, Marmara ve Akdeniz bölgesindeki belli hastanelere gönderilen mağdurların değerlendirilerek, cinsel istismarcıların sosyokültürel özelliklerinin incelendiği bir çalışmada; tüm istismarcıların erkek olduğu, çoğunun aile üyelerinden, akraba veya tanıdık kimselerden oluştuğu saptanmıştır. En sık kız çocuklarının istismara maruz kaldığı, artan yaşla birlikte istismara uğrayan kızların


oranının arttığı bildirilmiştir. İstismarcıların eğitim düzeyinin düşük olduğu, evli olmama ve madde ve/veya alkol kullanım öyküsü oranının yüksek olduğu izlenmiştir.İstismarcı ile evlendirerek sorunu “çözmek” gibi yaklaşımlar akıldışı, çağdışıdır. Erken yaşta evlilikler, kadınların sırtına erken yaşta ve istenmeyen gebelikler, doğumda ve doğum sonrasında pek çok sağlık problemi, eğitimsizlik, işsizlik, güvencesizlik ve inisiyatifsizliği yüklemektedir. Erken yaştaki evlilikler ve beraberindeki sorunlar bazı tören ve geleneklerle kendini yeniden ürettiği için; bir insan hakları ihlali ve halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmeli, çözüme de bütüncül yaklaşılmalıdır.
 
Geri