Sanem
Platin Üye
-
- Katılım
- Nisan 7, 2019
-
- Mesajlar
- 16,067
-
- Tepkime puanı
- 9,041
-
- Puanları
- 353
ÇİVİ ÇİVİYİ SÖKER!
Aşk acısı nasıl geçer?
Çok basit! Yerine bir başkasını koyacaksın. Aşk acısından kurtulmanın tek yolu budur. Aşk acısı sevdiğinin ölmesi gibidir; bir kişinin, bir bireyin kaybıdır. Bunu nasıl çözeceğiz? Hemen onun yerine birini ya da bir şeyi koymak lazım.
Çivi çiviyi söker yani…
Evet. Onun yerine yeni bir sevgili de koyabilirsiniz, arkadaşlarınızı ya da yeni bir sürü uğraşıları da. Mesela yeni hobiler edinmelisin hemen. Yani çok seveceğin şeyler eklemelisin hayatına. Sanatla uğraş, balık tut, kitap oku… Sana haz verecek şeyler bunlar. Beyinde dopamin denen bir hormon var. Bu hormon daha çok zevk almanı sağlıyor. Aşkın verdiği zevk de çok büyüktür, o kadar büyüktür ki onun yerine kolay kolay bir şey koyamazsın. O zaman yapacağın o bir sürü yeni uğraşıdan topladığın dopamini, aşkın sağladığı dopamin seviyesine çıkartırsın. Bunun başka yolu yok.
Erbaş: Yerine bir başkasını koyacaksın. Aşk acısından kurtulmanın tek yolu budur. FOTO:SHUTTERSTOCK
Peki kadın ve erkek neden aşkta bu kadar farklı?
Erkeklerde testosteron seviyesi yüksek olduğu için erkeklerin aşık olma süresi çok hızlıdır. Hemen aşık olurlar yani. Ama kadınlar zamanla sever. Erkek ve kadın arasındaki en klasik fark bu. O zaman ne yapmak gerekiyor? Kadınla zaman geçirmek gerekiyor, sana güvenmesi gerekiyor. Çünkü kadının yumurta sayısı sabittir ve her zaman doğuramaz. Ama erkekte bir sürü sperm var. O herkesi seviyor ve hemen aşık oluyor. Kadınsa bekliyor, seni testten geçiriyor ve seçiyor. Senin kibar olmanı istiyor. Bazen erkekler de seçici olabiliyor tabi.
“EĞER SEN KAOTİK BİR TİPSEN, KARŞINA DA ÖYLELERİ ÇIKIYOR”
Demek ki kötü bir aşk yaşıyorsak bizde bir sorun var. Öyle mi?
Kesinlikle. Sen kendin gibi birini buluyorsun. Eğer sakin, kaliteli, huzurlu bir iç dünyan varsa karşına da öyle biri çıkıyor. Ama kaotik bir tipsen, kendin gibi kaotik birini buluyorsun. O zaman da berbat bir ilişki yaşıyorsun.
Bu durumda ne yapacağız?
Huzurlu olacağız, huzurlu olmayı öğreneceğiz. Hayattaki en önemli şey, yaşamaktan zevk almaktır. Budist rahipler çok huzurlu mesela. E bakıyorsun adamın parası yok, üzerine giyecek kıyafeti yok. ‘Neden bu kadar mutlusun?’ diye soruyorsun. ‘Mutluyum, çünkü yaşıyorum’ diye cevap veriyor.
Yrd. Doç Dr. Oytun Erbaş
10 BİN SAAT KURALI!
’10 bin saat’ denilen bir kuram var. Eğer 10 bin saat bir şeyle ilgilenirsen o şeyde profesyonel olursun. Acaba budist rahipler neden bu kadar mutlu? Çünkü 10 bin saat hatta daha fazla ‘iyilik’ düşünüyorlar. O alanda profesyonel olmuşlar. Mesela bir köpek gelse ve ısırsa, ona kızmıyor. ‘Bu onun fıtratında var’ diyor ve onu öpüyor. Ama seni ısırırsa senin içindeki hayvan beyni ona vurmanı emreder. Tamam da senin korteksin var; o duyguna hakim olabilirsin. İşte budistlerin yaşadığı durum bu. Yaptıkları meditasyonlar onun korteksini kalınlaştırıyor, hayata daha mutlu bakıyorlar. Buna iç meditasyon deniyor işte. Bu meditasyonlar mutluluğu artırıyor. Gözünü kapat ve ‘her şeyim var, yiyorum, içiyorum hatta dışkılayabiliyorum’ de kendi kendine. Bu bile bir mutluluk. Bir çok insan var ki kalınbağırsak kanseri olduğu için tuvalete çıkamıyor. Yanında sevdiklerin de varsa ne güzel işte. Daha belanı mı arıyorsun? Şimdiki çocuklara soruyoruz ‘nasılsın?’ diye. Hepsi de ‘Mutsuzum’ diyor. ‘Neden?’ diye soruyorsun, ‘bilmiyorum’ diyor. E bilmezsin çünkü bunu düşünmemişsin, mutluluk üzerine kafa yormamışsın.
İç motivasyon çok önemli. Şükretmeyi bilmelisin. Hepimiz panikliyoruz, ‘her şey kötüye gidiyor’ diye veryansın ediyoruz. Hayır! Böyle olmaz. Bu şekilde mutluluğu ne birey ne de toplum olarak yakalayamayız. İlişkilerimiz bile bunlara bağlı…
GERÇEK MUTLULUK NEDİR?
Mutluluk ama nasıl mutluluk?
Ya reklamlardaki gibi ‘bu arabayı al, mutlu ol’ değildir olay. O mutluluk değildir zaten; o hedonidir, o zevktir. Aynı kahve içmek gibi, aynı seks gibidir; 3-5 dakikalıktır. Ama mutluluk daha uzun süreli bir olay. İnsanı mutlu eden şeyler ne biliyor musun? Anılar… Güzel anılar değil sadece, her türlü anı. Beyin zaten çoğu kötü anıyı siliyor. Sadece anı biriktir. Sonra da o anları hatırla, fotoğraflara bak ve mutlu ol. Mutluluğun en güzel formülü budur. Mesela çocukluk anılarını hatırlarsın ve ‘ne kadar güzeldi o günler’ dersin. Hayır, güzel değil, sana öyle geliyor. Sen onları düşündükçe mutlu oluyorsun.
Dağda gezintiler yap, saçlarını boya, seyahate çık, arkadaşlarınla vakit geçir hatta git bacağını kır! O da bir anı. İleride hatırladığında ‘Allah kahretsin’ demeyeceksin, emin ol. Diyeceksin ki örneğin ‘Ya ne kadar güzel bir gündü, kayak yapmayı bilmiyordum, öğrenirken bacağımı kırdım’… Mutluluk geriye dönüktür, geçmişe bakınca anlaşılabilir. Beyin anlık mutluluğu algılayamaz; bunun değerini ancak yıllar sonra algılar.
Sözcü
Aşk acısı nasıl geçer?
Çok basit! Yerine bir başkasını koyacaksın. Aşk acısından kurtulmanın tek yolu budur. Aşk acısı sevdiğinin ölmesi gibidir; bir kişinin, bir bireyin kaybıdır. Bunu nasıl çözeceğiz? Hemen onun yerine birini ya da bir şeyi koymak lazım.
Çivi çiviyi söker yani…
Evet. Onun yerine yeni bir sevgili de koyabilirsiniz, arkadaşlarınızı ya da yeni bir sürü uğraşıları da. Mesela yeni hobiler edinmelisin hemen. Yani çok seveceğin şeyler eklemelisin hayatına. Sanatla uğraş, balık tut, kitap oku… Sana haz verecek şeyler bunlar. Beyinde dopamin denen bir hormon var. Bu hormon daha çok zevk almanı sağlıyor. Aşkın verdiği zevk de çok büyüktür, o kadar büyüktür ki onun yerine kolay kolay bir şey koyamazsın. O zaman yapacağın o bir sürü yeni uğraşıdan topladığın dopamini, aşkın sağladığı dopamin seviyesine çıkartırsın. Bunun başka yolu yok.
Erbaş: Yerine bir başkasını koyacaksın. Aşk acısından kurtulmanın tek yolu budur. FOTO:SHUTTERSTOCK
Peki kadın ve erkek neden aşkta bu kadar farklı?
Erkeklerde testosteron seviyesi yüksek olduğu için erkeklerin aşık olma süresi çok hızlıdır. Hemen aşık olurlar yani. Ama kadınlar zamanla sever. Erkek ve kadın arasındaki en klasik fark bu. O zaman ne yapmak gerekiyor? Kadınla zaman geçirmek gerekiyor, sana güvenmesi gerekiyor. Çünkü kadının yumurta sayısı sabittir ve her zaman doğuramaz. Ama erkekte bir sürü sperm var. O herkesi seviyor ve hemen aşık oluyor. Kadınsa bekliyor, seni testten geçiriyor ve seçiyor. Senin kibar olmanı istiyor. Bazen erkekler de seçici olabiliyor tabi.
“EĞER SEN KAOTİK BİR TİPSEN, KARŞINA DA ÖYLELERİ ÇIKIYOR”
Demek ki kötü bir aşk yaşıyorsak bizde bir sorun var. Öyle mi?
Kesinlikle. Sen kendin gibi birini buluyorsun. Eğer sakin, kaliteli, huzurlu bir iç dünyan varsa karşına da öyle biri çıkıyor. Ama kaotik bir tipsen, kendin gibi kaotik birini buluyorsun. O zaman da berbat bir ilişki yaşıyorsun.
Bu durumda ne yapacağız?
Huzurlu olacağız, huzurlu olmayı öğreneceğiz. Hayattaki en önemli şey, yaşamaktan zevk almaktır. Budist rahipler çok huzurlu mesela. E bakıyorsun adamın parası yok, üzerine giyecek kıyafeti yok. ‘Neden bu kadar mutlusun?’ diye soruyorsun. ‘Mutluyum, çünkü yaşıyorum’ diye cevap veriyor.
Yrd. Doç Dr. Oytun Erbaş
10 BİN SAAT KURALI!
’10 bin saat’ denilen bir kuram var. Eğer 10 bin saat bir şeyle ilgilenirsen o şeyde profesyonel olursun. Acaba budist rahipler neden bu kadar mutlu? Çünkü 10 bin saat hatta daha fazla ‘iyilik’ düşünüyorlar. O alanda profesyonel olmuşlar. Mesela bir köpek gelse ve ısırsa, ona kızmıyor. ‘Bu onun fıtratında var’ diyor ve onu öpüyor. Ama seni ısırırsa senin içindeki hayvan beyni ona vurmanı emreder. Tamam da senin korteksin var; o duyguna hakim olabilirsin. İşte budistlerin yaşadığı durum bu. Yaptıkları meditasyonlar onun korteksini kalınlaştırıyor, hayata daha mutlu bakıyorlar. Buna iç meditasyon deniyor işte. Bu meditasyonlar mutluluğu artırıyor. Gözünü kapat ve ‘her şeyim var, yiyorum, içiyorum hatta dışkılayabiliyorum’ de kendi kendine. Bu bile bir mutluluk. Bir çok insan var ki kalınbağırsak kanseri olduğu için tuvalete çıkamıyor. Yanında sevdiklerin de varsa ne güzel işte. Daha belanı mı arıyorsun? Şimdiki çocuklara soruyoruz ‘nasılsın?’ diye. Hepsi de ‘Mutsuzum’ diyor. ‘Neden?’ diye soruyorsun, ‘bilmiyorum’ diyor. E bilmezsin çünkü bunu düşünmemişsin, mutluluk üzerine kafa yormamışsın.
İç motivasyon çok önemli. Şükretmeyi bilmelisin. Hepimiz panikliyoruz, ‘her şey kötüye gidiyor’ diye veryansın ediyoruz. Hayır! Böyle olmaz. Bu şekilde mutluluğu ne birey ne de toplum olarak yakalayamayız. İlişkilerimiz bile bunlara bağlı…
GERÇEK MUTLULUK NEDİR?
Mutluluk ama nasıl mutluluk?
Ya reklamlardaki gibi ‘bu arabayı al, mutlu ol’ değildir olay. O mutluluk değildir zaten; o hedonidir, o zevktir. Aynı kahve içmek gibi, aynı seks gibidir; 3-5 dakikalıktır. Ama mutluluk daha uzun süreli bir olay. İnsanı mutlu eden şeyler ne biliyor musun? Anılar… Güzel anılar değil sadece, her türlü anı. Beyin zaten çoğu kötü anıyı siliyor. Sadece anı biriktir. Sonra da o anları hatırla, fotoğraflara bak ve mutlu ol. Mutluluğun en güzel formülü budur. Mesela çocukluk anılarını hatırlarsın ve ‘ne kadar güzeldi o günler’ dersin. Hayır, güzel değil, sana öyle geliyor. Sen onları düşündükçe mutlu oluyorsun.
Dağda gezintiler yap, saçlarını boya, seyahate çık, arkadaşlarınla vakit geçir hatta git bacağını kır! O da bir anı. İleride hatırladığında ‘Allah kahretsin’ demeyeceksin, emin ol. Diyeceksin ki örneğin ‘Ya ne kadar güzel bir gündü, kayak yapmayı bilmiyordum, öğrenirken bacağımı kırdım’… Mutluluk geriye dönüktür, geçmişe bakınca anlaşılabilir. Beyin anlık mutluluğu algılayamaz; bunun değerini ancak yıllar sonra algılar.
Sözcü