Cinnetliler toplumu olduk…

Konu sahibi son olarak 2412 gün önce görüldü
Cinnetliler toplumu olduk…

Saat başı bir yaralama, cinayet, tecavüz, taciz, gasp, intihar olayı ile karşılaşıyoruz…

Sevgi, saygı, dostluk, kardeşlik, yardımlaşma, paylaşma kaybolup, gitti. Terk etti yaşantımızı…

Issız, öksüz kaldık…

Herkes birbirini potansiyel düşman gibi görüyor. Arkadaşlıklar, komşuluklar, gelip gitmeler, sohbetler bitti…

Ayrılıklar, uyumsuzluklar, karşıt nitelikler ön plana çıktı. Türk Kürt’ten, Kürt Türk’ten, Ermeni Türk’ten, Türk Ermeni’den, Alevi Suniden, Sünni Alevi’den nefret eder oldu. Hatta Türk Türk’e, Kürt Kürt’e düşman kesildi…

HOŞGÖRÜ YOK OLDU…

Trafikte sürücüler birbirlerine düşman gözüyle bakıyorlar şimdi. Küçük bir olay karşısında kavgaya, dövüşe hazır bir vaziyette bekliyorlar. En ufak bir hatada ağıza alınmayacak küfürler sarf ediyorlar… Hatta onunla da yetinmiyorlar, demir çubuklarla birbirlerine saldırıyorlar… Çok sevdiğim, değerli bir dostum böyle bir saldırı sonucunda yaşamını yitirmişti…

Bir adam, eski eşi ile kavgasına engel olmak isteyen, hiç tanımadığı bir bayan doktoru defalarca bıçaklayıp, sonra da 5. Kattan kendini aşağı atabiliyor…

Bir kız sevgilisi ile kendisi arasında babasını engel gibi görüp, dostuna onun dövülmesini, öldürülmesini emrediyor…

Kötülük, hırs, kin bir veba gibi, bir afet gibi toplumu sardı… İçten içe kemiriyor, bitiriyor… İnsanlık çürüyor… Toplum çürüyor…

BU TOPLUM, NASIL BU HALE GELDİ?

Daha doğrusu nasıl bu hale getirildi?

Bu toplum 1980 Eylül darbesi ile, Evrenlerle, Özallarla, Çillerle, daha sonra Tayyiplerle, Güllerle, Gülenlerle bu hale getirildi.

Daha da ötesine gidersek, 1938’den sonra, uygarlığa, aydınlığa giden yol çakıllarla, dikenlerle döşendi… Atatürkçü program rafa kaldırıldı. Bu bir başlangıçtı…

Ama asıl tahribat AKP iktidarıyla ortaya çıktı. Bu dönemde politikacılık bir ÇIKAR KAVGASINA dönüştü… İktidarı ile muhalefeti ile politikacılar koltuk, makam, mevki peşinde koştular… Gözlerini hırs bürüdü…

İktidara sahip olanlar “Hep bana Rab bana” ilkesiyle hareket ettiler… İhaleden ihaleye koştular… Köşe dönmece en büyük hedefleri oldu. Bu yolda olağanüstü bir çaba gösterip, önlerine çıkan tüm engelleri ortadan kaldırdılar…

Böylece, açlık sınırının altında yaşayan milyonlar bir çığ gibi büyürken, onlar her mahallede “bir milyarder” yarattılar…

Ne orman koydular, ne akarsu… Ne vatan toprağı, ne fabrika… Sattılar, savdılar, altından girip üstünden çıktılar…

Ekonomik zorluklar, geçimsizlikler, işsizlik, yoksulluk, kavgalar nedeni ile boşanmalar, kadın cinayetleri, kadın haklarının ihlali ikiye, üçe katlandı… Fuhuş arttı… Bedenini satıp karnını doyuranlar çoğaldı…

Din sömürüsü ile tüm toplumu uyuşturdular, afyonladılar, uyuttular… Kendilerine körü körüne itaat eden, biat eden g.t kılları yarattılar… Halk bakar kör oldu… Yolsuzluklar, hırsızlıklar, hukuksuzluklar karşısında sustu. Sadece seyretmekle yetindi, seçim zamanı da gidip oyunu AKP’ye verdi…

Zamanın Başbakanı “Ananı da al git” dedi, zamanın bakanı “Gözünüzü toprak doyursun” dedi, kimse tepki vermedi… Karşı koymadı…

İşin en kötü yanı da bu işler olup biterken, onları engelleyeceği yerde, onlara köstek olacağı yerde muhalefet DESTEK oldu…

Koltuk değneği oldu…

Yedek lastik oldu…

Düştükleri yerde ellerinden tutup ayağa kaldırdı.

Girdikleri her seçimde yenildiler. Ama asla yenilgiyi, beceriksizliği, başarısızlığı kabul etmediler…

MHP 80 milletvekilinden 40’a düştü… Ama Genel Başkan Devlet Bahçeli bu durumda bile şunları söyleyebildi:

“Seçim sonuçları MHP için başarı da değil, mağlûbiyet de… Düşeceğimizi sanıyorlardı, yanıldılar. Vazgeçeceğimizi bekliyorlardı, yanlışa düştüler. Alayı birden havasını aldı!”

“Alayı birden havasını” almış… Trajikomik bir durum… Güler misin, ağlar mısın? Arkasından da ekledi:

“Kurultay için istedikleri kadar oy toplasınlar. Ben Kurultay’ı toplamam. Mahkemeye gitsinler!” MHP’liler Mart 2018’e kadar yerlerinde uslu uslu oturup, olağan kurultayı beklemelilermiş…

Şimdi anladınız mı “Bu toplum bu hale nasıl geldi”, daha doğrusu getirildi…

AKP “Din, ahlak” diye diye, din sömürüsü yaparak dine en büyük zararı verdi. Hiçbir dönemde din bu denli yara almadı… IŞİD, El Kaide, ÖSO bilmem ne yüzünden tüm dünyada bir Müslüman karşıtlığı ortaya çıktı… İslam’a nefret doğdu…

Fransa, ABD camileri kapatacağını ilan etti. Tunus 80 camiyi kapattı…

Hani bu girişimlerde haksız da değiller… Yerden göğe kadar haklılar…

Günümüzde boğaz kesen, baş koparan en vahşi, en kanlı terör örgütünün ilk 10’unu İslam ülkelerinden çıkmış…

Bu din, mezhep kavgaları, yeryüzünde sadece Irak, Suriye, Libya, Mısır, Afganistan, Yemen, Nijerya, Malezya, Endonezya, Sudan ve benzeri ülkelerde olmaktadır. Laikliğin yaşandığı uygar ülkelerde böyle bir kargaşa, din uğruna can alma var mıdır?

Toplumun bu hale gelmesinin tek nedeni AKP’nin uyguladığı politik, kültürel programdır. AKP bilerek, isteyerek tüm devlet kurumlarında hurafelere, batıl inançlara, din eğitimine öncelik vermiş; bilimi, fenni arka plana atarak, toplumun okumasına, düşünmesine, doğru karar vermesine engel olmuştur…

Amaç, sormadan, sorgulamadan, araştırmadan, sadece din duyguları ile hareket eden bir toplum yaratmak, bir oy deposu oluşturmaktı…

Muhalefetin de desteği ile bunu başardılar.
 
images


Müslümanım diyen, bu yobazlar! 15 senedir hükümet olarak, Cumhuriyetin kadınlara verdiği tüm hakları elinden almış kadını aşagılamış 12 yaşındaki kız çocugunu 60-70 yaşındaki dedesi yaşındaki bir adamın koynuna sokmanın, dinen uygun oldugunu söyleyen, zihniyete sahip bu sahtekarlar! Genel evlere, pavyonlara, randevu evlerine düşürülmüş sokalarda satılır hale getirilmiş Allahın çocuk dogurmak gibi kutsal bir görevle taçlandırdıgı hepimizin kutsalı başımızın tacı Analarımızın bu aşagılayacagı durumuna seyirci kalan bu durumun günahların en büyügü oldugunu tartışmayan bu şeytanlar, kadın saçını örtmez ise günah işliyor diye, 90 yıldır Cumhuriyete saldırmayı dinen mübah ilan etmişlerdi.

Bunlar neden kadınların saçına taktılar bilirmisiniz? Çünki! O baş örtüleri bu dinsizlerin, bayragıdır onların savundugu dinin bayragıdır.

Yüce Türk milleti 2. kurtuluş savaşını demokratik tepkisini ortaya koyarak bu İrticacı işbirlikçi vatan hainlerine karşı başlatıp kazanamaz ise! Dikta rejimi, Şeriat devleti meraklılarına yenilirlerse,Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Devleti, olan Cumhuriyet Rejimine sahip, Üniter yapıyla kurulmuş dünyadaki tek Müslüman devlet olan Türkiye Cumhuriyeti 92 yıl sonra osmanlı gibi yıkılıp tarih olaçaktır.

AKP iktidarının yönettiği psikolojik savaş sonucunda Türk toplumunun gerçeği arama refleksiyle, yalan ve hileye karşı koyma antikorları tahrip olmuş durumda. Bu nedenle iktidarın söylediği yalanlar, yandaş ve işbirlikçi medyanın da desteğiyle kamuoyu tarafından gerçek gibi algılanıyor…

Bakın, AKP yönetimdeki Türkiye”de yaşananlara adamın beyni yıkanmış Allah agzından düşmüyor ama Kuran”da emredilmeyen ne varsa adam yapıyor.
Hemde Allah emriymiş gibi yapıyor, yapacagını. Yok hamilesin sokaga çıkman günahtır, yok mini etek giyip otobüse binemezsin, yok 70 lik dede 12 yaşında kızla evlenebilirmiş, yok, 5 kadınla evlenmek dinen mübahmış, yok başını örtmeyen günahkarmış, yok, okullarda kız erkek ayrı oturmamalıymış, gibi dinimizde yeri olmayan dinimize yakışmayan uydurmaları beyinlerine kazınmış bu yobazları sokaklara sürenleri AKP”nin kontrolündeki hürafelerdir.

Bugünkü dünyamızda Batıda İkinci Rönesans doğmuşken, İslam aleminde Birinci Rönesans'ın da gerisine, Ortaçağ karanlığına geri gidiş hızlanmıştır.

Ülkemize sadakatle hizmet eden ve bunun için çaba gösterenlerin başına çok işler getiriliyor. Ne yazık ki ,Türkiye'de hainler makbuldür. Bu kadar hainin nasıl yetiştiği , toprağımızdan mı , suyumuzdan mı olduğu da araştırılıp incelenmeli. Bu vatanın , hain yetiştirmede nasıl bu kadar verimli olduğu ortaya çıkarılmalı ve buna göre önlemler alınmalı.

Şeriat yobazına göre Müslüman, yalnız kendisidir, kendisine uymayanlar dinsizdir. Hele başını ustura ile tıraş ettirmeyen, sakalını çembervari bırakmayan, başına bere giymeyen kişiyi gavur sayar; her yeniye, her yeniliğe düşmandır.

Türk milletinin en az %50¨si kadarı, önceliklerini şahsi menfaat siyasi ikbal olarak belirlemiş 2017 yılı itibaryla son Türk devletini ve Cumhuriyet rejimini parçalanma noktasına getirmiştir. Milletin bir kısmı ise korkmuş, sinmiş, gaflet ve delalet içinde Cumhuriyetin parçalanışını seyretmek eglenip içip bana dokunmayan yılan bin yaşasının modunda yaşamayı seçimiştir. Bir diğer kısım ise Cumhuriyetin emanetçisi oldugunun bilincinde devrimlere sahip çıkma devletin in bekası için canla başla mucadale etmektedir.
 
Geri