Çini Sanatı

  • Kullanıcı aRMiNa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kültür ve Sanat Etkinlikleri
Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
Çini Sanatı

Çini, duvar gibi yüzeylerde kaplama olarak kullanılan renkli ve genellikle bereli ve sırlı malzemeye, seramik ise; kullanım eşyası olan kâse, tabak, fincan, sürahi gibi açık ve kapalı formlardaki pişmiş toprak ve sırlı malzemeye denmektedir.
Mimarîye bağlı olarak gelişen çini sanatı Anadolu’ya Selçuklularla girmiştir. Selçuklu Dönemi minare ve türbelerinde kullanılan sırlı tuğlalarda ana renk firuzedir. 13. yy. ın ilk yarısından sonra firuzenin yanısıra patlıcan moru ve kobalt mavisi bollaşır.
Selçuklu eserlerinde duvarlarında çoğu zaman düz plâka çiniler, kitabelerde yazı için kabartmalı çiniler kullanılmıştır. Tonozlar ve kubbe gibi eğimli yüzeyler de çini mozaikle kaplanmıştır. Çini mozaiklerde firuze, lacivert, mor ve beyaz renkleri yer alır.
İznik, 14. yy. ortalarından 17. yy. sonlarına kadar çini üretiminde ana merkez olarak dikkati çeker. İznik ve çevresinde 14. yy. ortalarından 15. yy. ın ortalarına kadar ”kırmızı hamurlu” çini üretim devri görülür.
Yakın zamana kadar Milet’te yapıldığı düşünülen ve bu nedenle Milet işi denen kırmızı hamurlu çiniler de İznik çinisinin 14. yy. ikinci yarısı ile 15. yy. başları arasındaki ikinci dönemini oluşturur.
15. yy. ortalarında beyaz, sert hamurlu, porseleni andıran mavi beyaz ve Haliç işi çiniler ortaya çıkmıştır. Bu çinilerin desenleri rumîler, hatayîler, sitilize bulutlar ve çeşitli hayvan figürleridir.
16. yy. ortalarında İznik çinilerinin dördüncü dönemini oluşturan ve ”Şam işi” denen örneklerle karşılaşılır. Bu grupta parlak renkler yerine mat ve hafif renkler, beyaz zemin yerine hafif nüanslarla mavimtrak bir zemin görülür.
16. yy. ikinci yarısında Osmanlı Devleti’nde yapı etkinliği artmış, yapılarda düz levha çiniler de çok kullanılır olmuştur. Düz levha çinilerden başka kâse ve tabaklar, ince uzun boyunlu sürahiler, kulplu ve geniş ağızlı sürahiler, silindirik biçimli ve kulplu kupalar bu dönem çinileri arasında en çok rastlanan günlük kullanım eşyasıdır.
17. yy. sonundan itibaren İznik atölyelerinde çalışmalar azalmış ve giderek çinicilik ortadan kalkmıştır. Bundan sonra Osmanlıların çini taleplerini Kütahya merkezi karşılamıştır.
14. yy. ortalarından günümüze kadar Kütahya’da üretilen çiniler, teknik olarak İznik çinisinden küçük farklarla ayrılır.
İznik çiniciliğinin başkente ve saraya yönelik üstün nitelikli üretimine karşılık Kütahya çinisi halkın gereksinimleri doğrultusunda üretilmiş ve Anadolu çini geleneğini sürdürmüştür.
Kütahya çinisinin ilk örnekleri, 14. ve 15. yy. da yapılan ve Milet işi denen çinilerdir.
15. yy. sonlarında Çin porselenlerinin de etkisiyle İznik’te olduğu gibi Küyahya’da da beyaz hamurlu, çoğunlukla astarsız, renksiz sırlı mavi beyaz çini üretimine geçilmiştir.
16. yy. ikinci yarısında Osmanlı çini sanatına damgasını vuran çok renkli Rodos işi çiniler Kütahya’da da üretilmiştir.
18. yy. da Anadolu’nun halk beğenisine yönelik, serbest bir uslubun geliştiği beyaz hamurlu Kütahya çinilerinde sıraltı tekniğiyle yapılmış mavi, kırmızı, sarı, mor, yeşil, eflatun, lacivert renklerde küçük çiçek motifleri, damla ve madalyonlar hâkimdir. Bu dönemde Kütahya’da kiliseler için, üzerinde İncil’den sahnelere ve yazılara yer verilen levha çiniler ile adak yumurtaları, buhurdanlık, kandil, tütsülük gibi çeşitli dinsel eşyada yapılmıştır.
 
Çini sanatı

1020613rn6.jpg

1020614zq8.jpg

1020615aw0.jpg

1020616fg7.jpg

1020620lh8.jpg

1020621cj2.jpg
 
Geri