Çin Sarayında Kürşad Darbesi

Konu sahibi son olarak 2620 gün önce görüldü
Çin Sarayında Kürşad Darbesi

Bozkırın Atlıları Tarık TAVADOĞLU`nun araştırması.

Esir edilen Göktürk ileri gelenleri Çin`e esir olarak götürülür. Tarihe Kürşad ihtilali olarak geçen ayaklanma bu yıkılmadan hemen sonra Çin`de esir edilen Türk prensleri tarafından organize edilmiştir. Doğu Türk Hakanlığını yıkan ve kağan soyundan olanları başkentlerine götürüp bunlara kontrol altında tutabilecekleri görevler veren Çinliler, Türklerden tamamen kurtulmak için Türk halkını yok etmeyi, Çinlileştirmeyi düşündüler.

Onun için Türklerin büyük bir bölümünü Çin Seddi boyuna yerleştiler. Fakat bu baskı Türklerin direncini arttırmaktan başka bir işe yaramadı. Dillerine, örf ve adetlerine sımsıkı sarıldılar, öç almak için bilendiler. Elli yıl süren esaret hayatında fırsat buludukça baş kaldırlar. Bu baş kaldırmalardan biri Türk tarihinin altın sayfalarını oluşturur ve `Kürşad İhtilali` olarak anılır. Türk Prensi Kürşad, eski Türk kağanlarından Çuluk`un küçük oğlu idi. Çin İmparatorunun saray muhafız kıtasında görevli bulunuyordu. O sırada Çin İmparatoru Tang sülalesinden Tay-Çung idi. Kürşad, otuz dokuz arkadaşı ile, Türk devletini diriltmek, esaretten kurtarmak için gizli bir ihtilal komitesi kurmuştu. Son derece vatansever, cesur, güçlü ve keskin nişancı olan kırk kişi bir darbe planı hazırladılar. Hedef Çin İmparatoru.


İmparator Tay-Çung, bazen hükümdar kıyafetiyle bahçede, bazen de geceleri kıyafet değiştirerek şehirde tek başına dolaşmaya çıkardı. Onu yakalayıp Türk illerine kaçıracak, Çin sarayında esir bulunan Türk soyluları ve Çin işgalindeki Türk toprakları ile takas edeceklerdi. Sonra da bütün Türkleri ayaklandıracaklardı. 40 Türk genci için Çin imparatorunu kaçırmak zor değildi. Gizli komite o gece imparatorun saraydan çıkacağını haber almış, birbirlerine harekete geçeceklerini bildirmişlerdi. Kürşad`ın arkadaşları, görevlerini bırakarak kararlaştırılan yere geldiler. Fakat, o gece ansızın büyük bir fırtına patlak verdi ve imparator sarayından çıkmadı. Planı ertelemek tehlikeliydi. Çünkü görevden ayrıldıkları anlaşılacak, ihtilal hazırlığı duyulacaktı. Bu, bütün esir Türklerin kılıçtan geçirilmesine sebep olabilirdi. Onun için 40 Türk yiğidi, imparatorun çıkmasını beklemeden sarayı bastılar. Yüzlerce saray muhafızını öldürdüler.

Ancak, kaçıp kurtulanların haber vermesi üzerine Çin ordusu saraya doldu. Bu durumda imparatoru kaçıramazlardı. Kürşad, sarayı terketmek, planın ikinci kısmını uygulamak, yani `saray ahırına hücum` emrini verdi. 40 yiğit ahırdaki muhafızları ve seyisleri de öldürerek atlara binip şehir dışına sürdüler. Fakat bütün bir ordu peşlerindeydi. Şehir yakınındaki Vey Irmağı`na gelince mecburen durdular.Derhal cephe alıp savaş durumuna geçtiler.Burada da yüzlerce Çin askerini öldürdüler. Ordu çok kalabalıktı. Türk yiğitleri kanlarının son damlasına kadar vuruşarak can verdiler. İhtilal başarılamadı ama, esir Türklerin gönlündeki hürriyet ateşi büyüdü büyüdü ve dalga dalga bütün Türk illerine dağıldı. Bu olay 639 yılında olmuştu.


İhtilal ateşi 41 yıl sönmeyecek ve 41. yılda bağımsızlıklarını kazanacaklardı.
 
bu açtığın konuları okuyor musun acaba? ve eminim elli bin kere de açılmıştır bu konu.
 
Ne olmuş açtığım konuya bak bakalım elli kere açılmış mı :S
 
Elinize sağlık.

Açıkcası 50 kere bile Kür-şad Kağan konusu açılsa okumaktan asla bıkmam.

Tarattım aramalarda bu paylaşım daha önce paylaşılmamış!

En Büyük Türk Kahramanı: “Kürşad”
(H. Nihal ATSIZ)
Türk tarihi, dünyanın en hamasî şiiri, Türk kahramanları da o şiirin berceste mısralarıdır. Bir zafer şehrâhını dolduran heykeller gibi 26 asrı süsleyen bu ölmezler tümeni arasında bir teki bir millete şeref verecek ne büyük faniler gelip geçti. Tanrın Türk Tanrısı olduğuna, mavi gökle kara toprak arasındaki insan oğullarının yalnız Türklerden ibaret bulunduğuna, kendi ırklarının başkalarına hâkim olarak yaratıldığına inanan atalarımız için kahramanlık bir tabiat, fazilet bir huydu…
Şimdi büyük adını saygı ile andığımız Kür Şad işte o kahramanlıkla faziletin şahlanmış örneği olan büyük Türk kahramanıdır.
Millî ızdırapların şahlandığı ve şahsî ızdıraba karıştığı son yıllarda, ölmezler tümeninin zafer ve şeref şehrâhında hayalen çok dalaştım. Yarı masallaşmış çehresiyle Alp Er Tunga”dan, kahraman kadın Tomiris”ten başlayarak Pilevne kahramanı Gazi Osman Paşa”ya, Edirne kahramanı Şükrü Paşa”ya ve kurtuluş savaşının meçhul, fakat meşhur şehidine kadar bütün ölmezlerin önünden ihtiramla geçtim. Eskiden olduğu gibi yine Kür Şad”ı hepsinden büyük buldum. Çünkü o birçok büyüklerde görülen bazı küçüklüklerden uzak, birçok büyüklerde rastlanan menfaat duygusundan sıyrılmış, bazı büyüklerde bulunan yanlış hareketlerden beride kalmış kaya gibi aşılmaz bir devdi.
Kür Şad, tarihimizde alevlerin, ışıkların, mehtapların ve yanardağların yanında gerçi parlamasıyla sönmesi bir olmuş geçici bir şahap gibidir. Fakat o geçici ışık tarihin gidişini değiştirmiş, kısa aydınlığında bize en büyük hakikati görebilecek fırsatı vermiştir. Bu hakikat ezeli ve ebedi kahramanlıktır.
Tarih acayip bir ihtiyardır. Bazılarına tam hakkını verir. Bazı değersizlerden çok bahseder. Bazı büyükleri hiç anmaz. Bazılarından da yalnız bir kaç kelime söyler. Kür Şad bu sonuncularındandır. Onun hakkında bütün bildiğimiz: Türk milletini kurtarmak ve esir olan yeğenini Türk kağanı yapmak için kendisi gibi esir 40 arkadaşıyla birlikte Çin imparatorunun sarayına saldırdığı, fakat pek nispetsiz bir savaştan sonra can ve baş verdiğidir.
Bu muhteşem saldırışın muhteşem kahramanlarını bilip tanısaydık ne hoş olurdu! Adlarını bile bilmediğimiz bu örneksiz fedailer acaba nasıl insanlardı? Kaç yaşlarında idiler? Hangileri hangi savaşlardan arta kalmışlardı? Anaları, babaları yaşıyor mu idi? çocukları var mıydı? Seviyorlar mıydı? Karıları, sevgilileriyle son defa neler konuşmuşlar, neler düşünmüşlerdi? Yazık, hiçbirini bilmiyoruz. Bildiğimiz yalnız şu:
Yanardağ ruhlu, çelik iradeli kahraman Kür Şad… Bozkurt hanedânından yani kağanlar soyundan olduğu halde yeğenini tahta çıkararak Türk milletini diriltmek için kılıca sarılan Kür Şad… Bu nispetsiz çarpışmada zaferi sağlayacak tek yola giderek, yani düşmanın kalbine saldırarak ruh ve irade kuvveti kadar muhakeme gücüne de sahip olduğunu belirten Kür Şad… Başarılamayan bir ihtilâle rağmen düşmanın yüreğine korku ve dehşet salarak ırkı mahvolmaktan kurtaran Kür Şad… Sonra onun 40 şanlı arkadaşı…
Bir hareketin değeri, verdiği sonuca göre ele alınırsa Kür Şad”ın hareketi Türklüğü yok olmaktan kurtardığı için Kür Şad büyüktür. Yapanın fedakarlığı ve kahramanlığı ile ölçülürse Kür Şad yine büyüktür. Velhasıl o çok büyüktür. Hiçbir kıskançlığın erişemeyeceği kadar büyük…
Biz, bugünün Türkçüleri bu “kaybolmuş güneş”imizi 13 asrın karanlıklarından çekip çıkararak başımıza taç ettik. Şimdi o, büyük yarınımızı aydınlatıyor. Onun boşa gitmemiş okları 13 asrın ötesinden bize 41 kahramanın selamlarını getiriyor. Ve onların ruhları kendilerine doğru çelik ve kan tufanlarıyla yapılacak büyük bir yürüyüşü bekliyor.
1300 yıl önce dökülen Kür Şad”ın kanı ırkımızı yabancılar arasında erimekten kurtarmıştı. Bugün de onun hatırası Türklük ruhunu eriyip sönmekten kurtaracaktır. Vaktiyle onun at koşturduğu yerlerdeki meçhul mezarlardan bize gelen sesler “daha ne kadar bekleyeceğiz?” diye sorarken bizim yayladan “yakında geleceğiz” diye yükselen haykırışlar onlara karşılık veriyor…
Sefil ihtirasların ve baykuş seslerinin söndüğü yarınki Türkelinde Kür Şad için ulu bir anıt düşünüyorum. Gösterişsiz, sade fakat metin, kayadan bir anıt… O anıtın önünde Kür Şad”a ve arkadaşlarına saygı olarak börk ve çizme giymiş, kılıç ve sadak takmış Türk gençlerinin, birbirine perçinlenmiş sarp bir yığın gibi dik adımlarla geçit resmi yaptığını düşünüyor ve 1300 yıllık gençler olan Kür Şad”la arkadaşlarının da, yaralarından hâlâ dinmeyen kanlar sızdığı halde, kendilerine çevrilen başlara gülümseyerek selam aldıklarını görür gibi oluyorum…
Nihal ATSIZ, Kürşad Dergisi, 1947, Sayı: 1
 
Çok iyi arattım.Sen de bi zahmet bu linklerin içeriklerine bakarmısn hocam?Yazılanlar aynımıymış bakalım??

sonuçta hepsi kürşad'ın 40 çerisiyle çin sarayı'nı basmasını anlatmıyor mu? içeriğin bire bir aynı olması mı gerekiyor anlamadım ki. defalarca verilmiş işte konu daha önce.
 
sonuçta hepsi kürşad'ın 40 çerisiyle çin sarayı'nı basmasını anlatmıyor mu? içeriğin bire bir aynı olması mı gerekiyor anlamadım ki. defalarca verilmiş işte konu daha önce.
Evet,içeriklerinin de aynı olması gerekiyor.İsterse binlerce kez verilsin.İçerikler farklı sonuçta.Kaldı ki sen bir ders çalışırken tek bir kaynaktan mı faydalanıyorsun?Misal İnkilap Tarihi ile ilgili bişeyler öğrenmek istesen tek bir kaynaktan mı faydalanıyorsun hocam?Ya da basit bir örnek; isimleri aynı iki şiir var,isimleri aynı ama şiirler farklı,bu durumda aynı şiir iki kez paylaşılmış mı oluyor?

Kür-şad ihtilalini de farklı kişiler farklı kaynaklardan anlatmış.O yüzden bir konu iki ya da daha fazla paylaşılmıştır diyemeyiz.
 
Evet,içeriklerinin de aynı olması gerekiyor.İsterse binlerce kez verilsin.İçerikler farklı sonuçta.Kaldı ki sen bir ders çalışırken tek bir kaynaktan mı faydalanıyorsun?Misal İnkilap Tarihi ile ilgili bişeyler öğrenmek istesen tek bir kaynaktan mı faydalanıyorsun hocam?Ya da basit bir örnek; isimleri aynı iki şiir var,isimleri aynı ama şiirler farklı,bu durumda aynı şiir iki kez paylaşılmış mı oluyor?

Kür-şad ihtilalini de farklı kişiler farklı kaynaklardan anlatmış.O yüzden bir konu iki ya da daha fazla paylaşılmıştır diyemeyiz.

ders çalışırken farklı kaynaklardan faydalanmam ile kürşad ihtilalini farklı kaynaklardan okumam arasında fark var. sonuçta ortada yaşanmış bir olay var, açılan konular birbirlerinden ne farklı olabilir?
bu arada benim kürşad'la bi derdim yok. aksine çok sevdiğim, saygı duyduğum ve hayatını okumaktan asla gocunmayacağım bi karakterdir. benim derdim forumda sürekli "kurallar kurallarrr" diye gezdikleri halde bunlara riayet etmeyenlerle. :p
 
ders çalışırken farklı kaynaklardan faydalanmam ile kürşad ihtilalini farklı kaynaklardan okumam arasında fark var. sonuçta ortada yaşanmış bir olay var, açılan konular birbirlerinden ne farklı olabilir?
bu arada benim kürşad'la bi derdim yok. aksine çok sevdiğim, saygı duyduğum ve hayatını okumaktan asla gocunmayacağım bi karakterdir. benim derdim forumda sürekli "kurallar kurallarrr" diye gezdikleri halde bunlara riayet etmeyenlerle. :p
Hocam Kür-şad Atayla bir derdiniz var demedim ki ben :)

Ders Çalışma örneğini gösterdim,Çünkü farklı kaynaklardan okuyarak farklı bilgiler öğrenebilirsiniz diye.Her kaynakta farklı bilgiler bulunabilir.Bu açıdan bakın lütfen hocam konulara.Yöneticilerin kuralları nasıl uyguladıklarını bilemem ben,o yüzden bu konuda bişey diyemiyorum.
 
Geri