Cin nedir?

  • Kullanıcı Dem
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Din ve İnanç
Konu sahibi son olarak 21 gün önce görüldü
“Cin” Kelimesinin Anlamı:
Sözlükte "Örtmek, örtünmek, gizli kal*mak" anlamındaki “cenn” kökünden tü*reyen bir isim olup tekili olan cinnî"ör*tülü ve gizli şey" manasına gelir.
Terim olarak;“İnsanların mükellefiyetlerine benzer şekilde mükellef kılınmış, irade ve akıl sahibi, maddeden soyutlanmış, duyu organlarından saklanıp perdelenmiş, gerçek tabiat ve suretlerinde görülmeyen yiyip içen, evlenen, zürriyetleri bulunan ve ahirette amellerinden sorumlu tutulacak olan ruhlardan bir çeşittirler” şeklinde tarif edilir. Cinle*rin atalarına “cân” adı verilir.
«Gûl, ifrit» gibi çeşitli türlerden oluştuğu kabul edilen cinler eski Araplarda bazen «hin» kelimesiyle ifade edilmiştir. Farsçada cin karşılığında «peri» ve «div» kelimeleri kullanılır.
Gözle Görünmeyen Varlıklara Genel Olarak «Cin» Denilmektedir:
Cin kelimesi*nin melekleri de kapsayacak şekilde in*san türünün karşıtı olan görünmez var*lıklar için kullanılan genel bir anlamı da vardır. Kur'ân-ı Kerîm'de İblîs'inAdem’e secde etmeleri emredilen melek*ler arasında zikredilmesi bundan kaynaklanmaktadır. "Görün*meyen varlık" anlamında her melek cindir, fakat her cin melek değildir. Bu*nunla birlikte İslâm âlimleri meleklerin cinlerden ayrı bir tür olduğunu belirte*rek cin kelimesinin insan ve melek dı*şındaki üçüncü bir varlık türünün adı olarak kullanılması gerektiğini belirtmişlerdir.

---------- Post added 11 Ocak 2020 at 11:08 ----------

Tarih Boyunca «Cin» İnancı:
İnsanlar tarih boyunca Tanrı dışında görülmeyen, olağanüstü başka varlıklara da inanmışlar, çeşitli devirlerde ve coğrafi bölgelerde bu varlıkların iyilerine ve kötülerine değişik isimler vermişlerdir. Bunlar bazen tanrılaştırılmış veya ikinci dereceden tanrısal varlıklar olarak görülmüş, bazen de insani özellik ve nitelikler içinde düşünülmüş, Yahudilik ve Hristiyanlıkta bile birbirine karıştırılmıştır.
İslâm'dan önce Arabistan'da cinler, tabiat hayatının, insanların hükmü altına girmemiş ve düşman kalmış tarafını temsil ediyorlardı. Mekke Arapları cinler ile Allah arasında bir nesep yakınlığı bulunduğunu söylerler;


Allah ile cinler arasında da bir soy birliği uydurdular. Andolsun, cinler de kendilerinin hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
 
Onları Allah'ın ortakları mertebesine çıkarırlar

Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysaki onları da Allah yaratmıştı. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Hâşâ! O, onların ileri sürdüğü vasıflardan uzak ve yücedir.[2]

Abdullah b. Mes'ûd'un söylediğine göre, câhiliye döneminde bazı insanlar, cinlerden bir topluluğa tapardı. İşin ilginç tarafı, daha sonra o cinler İslâm'a girdikleri hâlde, bu insanlar hâlâ onlara tapınmaya devam etmişlerdi.[3]

Cinlerin de Allah'ın kulları olduğundan habersiz olan câhiliye insanları, yolculuk esnasında ıssız bir vadide veya dere yatağında geceleyecekleri zaman oranın en büyük cinine sığınırlardı.

Şu da gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı.[4]

Cinlerin yılan şekline girebildiklerine dair İslâm öncesi din ve kültürlerde mevcut olan inanış, câhiliye Araplarında da vardı. Onlar da yılanları cin/şeytan sanırlar,büyük bir yılan öldürdükleri zaman cinlerin intikam almasından korkarlardı. Hz. Peygamber (sav) cinlere dair bu bâtıl inancı da reddetmiştir.
İslam dininde Allah, melek, şeytan, cin ve peygamberin nitelikleri ve fonksiyonları tam olarak belirlenmiş olduğundan bir karışıklığa meydan verilmemiştir. Cinlerin mahiyetleri, değişik varlık kalıplarına girerek görünmeleri, barındıkları yerler, insanlarla münasebetleri, iyi veya kötü tesirleri, adlandırılmaları çeşitli ülkelerin dini ve din dışı literatürlerinde geniş bir yer tutar.
 
Geri