-Çilek kokulu kadın.

  • Kullanıcı Hüma
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Aşk ve Sevgi
Konu sahibi son olarak 189 gün önce görüldü
xegbgx.jpg

Eksik yaşıyorum kendimi bazen de yalan !!!
İşine gelmiyor kelimeleri üstüne giyinmek utancımın..
Tüm çift haneli yalnızlıkların rotası içime doğru işgal halinde..
”Keşke yüreğimin dudak büküsü ile bir ” gitme ” daha koyabilseydim yoluna”
Keşke avazımı kurşuna dizebilseydim kaskatı soğukluğuna,
Onurumu provoke edebilseydim önünde yar..
Bakışlarımın ellerine, gözlerini sürebilseydim kıyına demir atarak
Biliyorum gidemezdin…
”Şimdi yenik bir çocuk gibi bilyelerini karşı mahallenin çocuklarına kaptırmış
bir hükmün sancısı çalıyor kapımı”
Sensiz ziyanlardayım avuntusuz çağlamaların vaktinde..
Büyük hikâyelerin kötü kahraman’larına yenildi düşlerim.
Parmak uçları münafık sözlere mühürlendi tozlu sayfalarımın.
İntihar kokuyor ellerim en pis biçimde…
Hadi bakışları keskin gülüşünle kaldırsana enkazdan aklımı yar …
Ne var yani, böyle mi olur yangın yeri yedikleri
Böylemi kaybedilir, en iyi bildiğin oyun insanın…?
Son defa bağdaş kurup, otursana yüreğin orta yerine yar…
Başrolü ölür mü bir filmin
- ki sen son satırı olmak istiyorsun sözlerimin…
Aminler dilendim ardından tüm dualarımın hüznüyle
Yokluğunun en risalesi yenik hecelenirini saldım ardından…
Ne Yazık katli içimizdeki cellada kaldı
Kendimize adadığımız müebbet sevgimizin
Gelişlerinin sevincini mısralara dökemediğim yanım..
Bilesin gidişine kanıyorum…
Geldiğine kandığım gibi…



 
Saklanan açığa, karanlıkta olan ışığa çıktığında, ölü bir şairi uyandıracak sevgilim...
 
Bir miktar içilir... Her şeyle içilir. Ama en çok, "sensiz" içilir...
 
Hep bir şey kalır içinde...
Ne kadar söylersen söyle, ne kadar anlatırsan anlat
Hep bir şeyler, söylenmeyen olarak kalacak.
 
‘‘Nasılsa anlamıyor kimse kimseyi,
Uzun uzun susalım artık.’’
 
‘‘Hiçbir şeyin bitmediği yerdeyim.
Bir kez daha uğra kalbime.’’
 
Uyuyorsun yine öldüğümü anlamadan.
 
Bitmedi.
‘‘Sadece, sana ait değilim artık.’’
Hepsi bu işte.
 
Nedir senin gerçeğin?
Aşk kime yakışır?
Vuslat kime?
Canı, seni çekene mi?
Senin için canından vazgeçene mi?
 
Sürünür ömrümde sürüngen bir ağrı...
Derisi, avuç içlerimden...
Adı, Türkçe. Anlamı sinsi, sade bir çiçek ismi...

 
tumblr_m8hr4kHNfv1r74si4o1_500.jpg


Artık anladım ki
Aramayanın,
Bir arayanı ya da muhakkak bir aradığı,
‘‘Gel!’’ diyemeyenin bir geleni vardır ya da bir yeri, gidebildiği.
Belki de geri dönüp gittiği birisi...
...

Meyletmiyorum daha fazla!
Lanet olası bencilliğinle cayır cayır, yalanlarınla yana yana, sevin doyasıya!
Kaybım, derdim değil!
Ömrün boyu gurur duy, bu sahte galibiyetinle!




 
“Sen beni hiç sevmedin ki…” dedi adam gözleri uzaklara bakarak.
“Yanlış.” dedi kadın, “Aksine ben bize dair tek bir umut kalmamışken bile sevdim seni.
İçimi kanata kanata.
Yorganlara sarılıp ağlayarak her gece senin adını sayıkladım.
Sana hiç söylemedim, kendimi öldürürken seni güldürmek istedim.
Tek bir umut olmamasına rağmen anlıyor musun?
Ve hala seni seviyorum.“
 
”Sanki yan yana oturup da dokunamayacağını bilmek gibi.
Aynı gökyüzüne bakıp, hep farklı yıldızları izlemek gibi.
Aynı yere bakıp farklı şeyleri görmek gibi.
Aynı şeyleri okuyup, farklı şeyler anlamak gibi.
Seni sevmek böyle.
Hep aynı şeyleri yapıp, hep farklılıkları buluyoruz.
Şimdi neredesin, kiminlesin bilmiyorum.
Belki farklılıklarından aynı anlamlar çıkardığın birini bulmuşsundur.
Seni görsem ne hissederim bilmiyorum.
O kadar üzüldükten sonra, o kadar beni üzmenden sonra.
Gülümserim sanırım, hani hep yaptığım sahte şeyler gibi.
Sen şimdi hiçbir birliktelik kuramadığın kollarda başka başka anlamlar arıyorsun.
Ben, hiçbir anlam yükleyemediğim simalara bomboş, ölü gözlerle bakıyorum hep.
Gittin ya hani, hiç gelme olur mu?“
 
Varlığın kadar ve sandığım kadar öldürmedi beni yalnızlık.
Keşke diyorum,
Keşke ve keşke!
‘‘Tutmasaydım seni, hiçbir gidişinde!’’
 
Hayallerim, hayatım hepsini çaldın.
Düşündükce sinir basıyor, terliyorum, çıldırıyorum ve hiçbir şeyi açıklayıp sonuca bağlayamıyorum.
Yediremiyorum kendime, anlıyor musun?
Ama mutlu olacağım, göreceksin.
 
Çok geceler bilirim...
Çok yalnız, çok sensiz, çok soğuk ve siyah geceler.
Ararsın diye ansızın,
Başımı, yastığımdan daha yakın tutuyordum bir telefona.
 
Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş,
Sersem.
Ben seni beklerken ölmem ki..
Beklersem.
 
Ben sana hep üşüyordum,
Çünkü kıştım.
Nakıştım, bakıştım.
İnkar etmiyorum da bunu,
Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.
Ve lütfen inkar etme;
Sana en çok ben yakıştım.
 
Bir damla yagmur düstü bugün avucuma gökten.
Onu tuttum, sikica kapattim avucumu.
Tuttum cunku, bir daha düsmesin avucuma istedim.
Bu damla bana gözümden akittigim damlalari hatirlatti.
Onlarda avucuma akardi.
Hissederdim gözyaslarimin sicakligini.
O gözyaslarimda bir seyler gizliydi.
Gözyaslarimin sicakligi kadar yaniyordu icim.
Keske gözyaslarimi tutan biri olsaydi.
Ama olmadi, bulamadim onlari tutacak birini.
Bulamadim cunku gözyaslarimin sayisini tutamiyordum,
onlari tutacak birini bulamak okadar kolay miydi?
 
…başkalarının mutlu görünümü,
insanı kendi mutlu olma imkanını,
kabiliyetini görmekten alıkoymamalı.
Filmler, resimler birer hayaldir.
Başka insanların dış görünümleri de bizi aldatmasın.
İnsan kendi mutlu olabilme imkanını görebilmeli.
Mutluluksa filmlerin, romanların içinde değil,
kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir.
Ve önemli olan yaşanılan ”an”dır.
Onu ibadet, sabır, anlayış, tevazu ve merhamet ile
anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir..
 
Geri