'Cihan Pehlivanı' Koca Yusuf
Fransa ve Amerika'daki galibiyetlerinden sonra, 1898 Temmuz'unda anayurda dönmek üzere yola çıkan Koca Yusuf'u, talihsiz bir kaza, Atlas Okyanusu'nda tuşa getirir.
Popüler TARİH / Ağustos 2003 / Cihangir Gözükızıl
Bundan tam 105 yıl öncesinde, yani 1898'deyiz; sıcak bir Temmuz saba*hı... Avrupa'ya gi*den 'Marselles' gemisinde tüm yolcular güvertede dola*nıyorlar... Marseilles, Atlas Okyanusu'nun sisli sabahında ağır ağır yol alırken, aniden kulakları sağır eden bir gürül*tü duyuluyor.
Koca Okyanus'ta, Marse*illes başka bir gemiye çarpı*yor!..
Güvertedekilerin birço*ğu denize dökülürken, ön ta*rafı yırtılan Marseilles, bir an*da yarıya kadar suyun içine gömülüyor.
Gemi hızla batıyor ve he*men herkes, birkaç dakika içinde, kendini suyun içinde buluyor. Filikalara binebilen*ler ancak şanslı bir azınlık. Yolcuların çoğunu, Atlas Ok*yanusu yutuyor.
Denize düşenlerden biri de 'Cihan Şampiyonu' Koca Yu*suf.,.
Koca Yusuf yüzerek bir filikaya yaklaşıyor ve iri elle*riyle, filikanın kenarına tutu*nuyor. Ama Koca Yusuf'un iri elleri, 120 kilogramlık vücu*dunu inanılmaz bir güçle fili*kaya çekmeye çabalarken, filika da yalpalıyor. Filikadakiler, bir anda paniğe kapılıyor*lar... Bu dev adam, filikaya çıkmaya çalışırken, sandalı batırabilir; filikadakilerin hepsi de Atlas Okyanusu'nun dibini boylayabilir!...
Filikaya alınmayan Koca Yusuf, Kanlar içinde Atlas Okyanusu’na tuş olur…
Canlarını kurtarma içgü*düsüyle filikadakiler, Koca Yusuf'un başına ve ellerine küreklerle vurmaya başlıyorlar. Vuru*yorlar, vuruyorlar ve sonunda, bu dev adamı filikadan uzaklaştırmayı ba*şarıyorlar.
Koca Yusuf, el*leri ve yüzü kan içinde, baygın düşüyor ve Okyanus suların*da gözden kayboluyor...
İşte böylece, dünyanın ye*nemediği 'Cihan Pehlivanı' Koca Yusuf'u, 1898 Temmuz'un da, Atlas Okyanusu tuşa getiriyordu...
Greko-Romen stilde güreşen ilk sporcumuz
Koca Yusuf, Deliorman'ın Şumnu yakınlarında, Kareli Köyü'nde dünyaya gelir. Do*ğum tarihi kesin olarak bilin*memekte, 1859 olduğu tah*min edilmektedir. Koca Yu*suf, Avrupa ve Amerika'da yaptığı güreşlerle dünyaya ün salan ve Greko-Romen stilde güreşen ilk sporcumuz olarak tarihe geçmiştir.
Ustasının, Kareli Köyü ya*kınlarındaki Nascı Köyü'nden 'Kel İsmail' olduğu söylenir. Yusuf'a 'Koca' lakabı, onu dönemin ünlü güreşçilerinden 'Küçük Yusuf'tan ayırt edile*bilmek için verilmiştir.
Koca Yusuf'un heybetli bir görün*tüsü vardı
Kolları, diz kapaklarını aşarcasına uzun, kütük gövdeli, elle*ri de çok iriydi. Yaptığı el enseler*den ötürü, rakipleri ona 'Demir Pençe' diye de anarlardı: 1.88 boyun*da, 120 kilo ağırlığındaydı.
Kırkpınar'da yaptığı güreşler, onun ününü ülke ça*pında duyurmuştu
Yusuf'u henüz dünya tanı*madan Kırkpınar'da yaptığı güreşler, onun ününü ülke ça*pında duyurmuştu. Kırkpınar'da zamanın devleri Adalı Halil, Kurtdereli Mehmet Pehlivan, Filibeli Kara Ahmet, Katrancı Rüstem ve Filiz Nurullah'ı yağlı güreşlerde hep mağlup etmişti Koca Yusuf... Kel Aliço ve Hergeleci İbra*him ile yaptığı güreşlerde ise, Koca Yusuf galip gelemedi; ama mağlup da olmadı...
O zamanlar güreş müsabakaları Av*rupa ve Amerika'da çok popülerdi
Yaptığı güreşlerle ünü ya*vaş yavaş Avrupa'ya yayılan Koca Yusuf, 1897 yılında or*ganizatör Doublier tarafından Paris'e götürüldü. O zamanlar güreş müsabakaları Av*rupa ve Amerika'da çok popülerdi.
Boks ringine benzer bir alan*da yapılan gü*reşler, halkın çok ilgisini çeki*yor, uluslararası şöhretler güreşe ilgiyi çoğaltıyor*du. Seyredenlerin bahis oynaması ser*bestti. Yusuf’un Paris’e götürülme nedeniyse, kendisi de güreşçi olan organizatör Doublier’nin şampiyon Fransız güreşçi Fernard Sabes'e duyduğu kindi...
Doublier, Fransa şampi*yonluğu için, Bordeaux do*ğumlu Fernard Sabes ile karşı*laşmış; Sabes, 1.73 boyunda ve 88 kilo ağırlığındaki Lyonlu ufak tefek Doublier'yı mağlup et*miş ve Fransa'da 'Güreşin Kralı' ol*muştu.
Artık Doubli*er'nin en büyük düşmanı ve raki*bi Sabes idi. Onun yenilmezli*ğine muhakkak son verecekti Doublier.,. İşte bu hırs ve kinle, Türkiye'ye gelip Koca Yu*suf'u, Filiz Nurullah'ı ve Fili*beli Kara Osman'ı Paris'e gö*türdü; Doublier, sokakta da*yak yiyen çocuğun bunu hazmedemeyip ağabeyini çağır*ması gibi, Sabes'in karşısına Koca Yusuf'u çıkaracaktı.
Koca Yusuf, grekoromen öğreniyor
Ama ortada büyük bir so*run vardı: Koca Yusuf, Greko-Romen güreşi bilmiyor*du... Eski güreşçi, yeni menajer Doublier'nin Greko-Romen güreşi Yusuf'a öğret*mekten başka çaresi yoktu!
Doublier, Koca Yusuf'a bacaklardan tutulmayacağını söyleyince, Koca Yusuf hayretler içinde kaldı. Öyle nasıl güreş tutulabilirdi ki?.. Daha sonra, iki güreşçi egzersize başladılar. Bir ara Koca Yu*suf, Doublier'in elini öyle bir yakaladı ki, Doublier elinin kırıldığını zannederek bırak*ması için yalvardı. Böyle sık*manın gereksiz olduğunu söy*ledi Yusuf'a... Yusuf ise, "Biz*de öyle yarım yamalak yaka*lamak olmaz, ya tutarsın ya da tutmazsın" diyerek, Doublier’in elini tekrar yakalayıp kendine doğru çekti ve külçe gibi onu yere attı. Doubliler, Koca Yusuf'a fazla bir şey öğretemeyeceğini anlayarak ça*lışmalara ara verdi ve organi*zatörlük görevine geri dön*dü...
Koca Yusuf-Sabes karşı*laşması, Fransa'da büyük yankı uyandırdı…
Dört saniyelik güreş
Güreş başla*dığında Doublier, her iki gü*reşçiden de daha heyecanlıydı.
Gongla birlikte, ilk atağı Sabes yaptı. Ama Sabes oldu*ğu yerde kaldı; Koca Yusuf ise iki eliyle Sabes'm hamlesini durdurup aynı anda onu ense*sinden yakaladı ve öbür eliyle de işini bitirdi: Koca Yusuf-Sabes karşılaşması, tamı tamı*na 4 saniye sürmüşrü!
Sabes'ten sonra Koca Yu*suf'un rakibi Paul Fournier ol*du. Yusuf için, bu maçın öne*mi büyüktü... Menajeri Doub*lier, "Eğer bu maçı alırsak ge*lecek bizimdir," diyordu. Paul Fournier maçı almak için çok uğraştı; ama Yusuf'un bir el ensesi ile anında yere kapak*landı!
'La Lutte' (Güreş) adlı ki*tabın da yazarı olan Fransız güreşçi Paul Pons ise Yusuf'a iki defa yenildikten sonra, “Ne oldun?..' diyenlere, "Üstüme bir duvar devrildi sandım" ya*nıtını verecekti.
Pons, Yusuf'un el ensesini kitabında şöyle anlatır:
"Onun el enseleri rakibini bir darbede yere seriverir, Yusuf bunu o kadar hakimiyetle uy*gulayabilmektedir ki, ona karşı duracak çok az kişi var*dır. Darbe o kadar önüne ge*çilmez bir şekilde iner ki, in*san kendini derhal yerde bu*lur."
Tam 1.90 boyundaki ve 120 kilo ağırlığındaki Paul Pons, Koca Yusuf'un bu el en*selerinden iki kez nasibini ala*caktır. Yusuf'un savunma gü*cünü ise Pau! Pons, kitabında şöyle anlatacaktır: "Rakibin ataklarını sıfıra indirmede çok ustaydı, bizim güreşçilerimi*zin inceliklerini kavramaktan uzaktı, işini hep sürprizli dar*belerle görürdü."
Hergeleci İbrahim Pehlivan Koca Yusuf’u yenmesi için Paris’e getirtilir
Bu arada, "Bir Türk'ü an*cak başka bir Türk yenebilir" düşüncesine uygun olarak, İs*tanbul'dan Paris'e getirilen 'Hergeleci İbrahim Pehlivan' ile Koca Yusuf'un kapışması da dillere destandır.
Koca Yusuf, Hergeleci'yi boyundurukla ezerken, başta Paul Pons olmak üzere, seyir*cinin yardımlarıyla onun elin*den kurtarılan ve ağzından kan gelmekte olan Hergeleci İbrahim Pehlivan, şaşkınlığını gizleyemez.
Hayretle çevresine bakınırken şöyle der: "Abe, sizlere n'oluyor? Bırakın kendi usul*lerimizle güreşimizi yapalım." Ama güreş yarıda kalır.
Yusuf, Amerika yolcusu
Avrupa'da yenmedik gü*reşçi bırakmayan Koca Yusuf, 11 Ocak 1898'de Paris'te, me*najeri Doublier ile Amerika turnesi için sözleşme imzalar. 1 Şubat–31 Haziran 1898 ta*rihleri arasında Amerika'da güreşecek olan Koca Yusuf, bu karşılaşmalardan toplam 30 lira alacak, yemek ve otel masrafları da menajerine ait olacaktır.
1898'in 28 Ocak günü, Ko*ca Yusuf Amerika'ya ayak ba*sar. Bu ülkedeki en önemli gü*reşi, ABD'nin 'Milli Greko-Romen Şampiyonu' Robert ile karşılaşmasıdır, 'Dünya Şampiyonu' da olan Robert, daha önceleri Fransız Paul Pons'u da yen*miştir ve Amerika'da bir milli kahraman olarak gösterilmektedir...
Bu arada Koca Yusuf'un Avrupa'daki başarıları
Ameri*ka'da da büyük ilgi uyandır*mıştır.
Milli şampiyonları Robert'in, Yusuf'u yenmesini seyretmek için Amerikalılar sabırsızlanmaktadırlar. Gü*reş, Madison Square Garden'da yapılacaktır.
Tüm biletler satılır ve Ro*bert lehine müthiş bir tezahü*rat başlar. Güreşi, Yunanlı Pierri ile İngiliz Tom Kanon or*ganize etmişlerdir... Koca Yu*suf efsanesi, onun bu karşılaş*madaki galibiyetiyle, Ameri*ka'da da hızla yayılır.
Karşısına çıkan en ünlü şampiyonları da birer birer mağlup eder
Amerika'da bulunduğu sı*ralarda Yusuf, Robert'dan sonra karşısına çıkan en ünlü şampiyonları da birer birer mağlup eder.
Güreşlerini, ayakta el en*se, kaz kanadı, önden çapraz, boyunduruk, yerde bel kündesi oyunlarını tatbik ederek kazanan Koca Yusuf artık Greko-Romen'de de en bü*yüktür.
1898 Temmuz'unda ana*yurda dönme vakti gelir ve bütün dünyanın önünde diz çöktüğü Koca Yusuf'u, talih*siz bir kaza, Atlas Okyanusu'nda tuşa getirir.
Koca Yusuf'un son güreşi
Koca Yusuf'un son güreşi, Amerika'da Madison Scjuare Garden'da, Amerikalıların 'Milli Greko-Romen Şampiyonu' Robert ile karşılaşmasıdır. İki güreşçi birbirine takdim edildikten sonra Koca Yusuf el enselerine başlar. Robert her el ensede yere kapaklanır; ama çevikliğiyle hemen ayağa kalkar. Amerikalı şampiyon, ringin etrafında dönüp yakalanmamaya çalışır. Hemen tüm güreşlerini 4-60 saniye içerisinde bitirmeye alışmış olan Koca Yusuf sonunda beklediği fırsatı bulur: Punduna getirip rakibini yakalar yakalamaz, ringden 4 metre öteye, seyircilerin arasına fırlatıverir (üstte; bu konuda, dönemin Amerikan basınında 'Müthiş Türk' başlığıyla yayımlanan bir illüstrasyon).
Fransa ve Amerika'daki galibiyetlerinden sonra, 1898 Temmuz'unda anayurda dönmek üzere yola çıkan Koca Yusuf'u, talihsiz bir kaza, Atlas Okyanusu'nda tuşa getirir.
Popüler TARİH / Ağustos 2003 / Cihangir Gözükızıl
Bundan tam 105 yıl öncesinde, yani 1898'deyiz; sıcak bir Temmuz saba*hı... Avrupa'ya gi*den 'Marselles' gemisinde tüm yolcular güvertede dola*nıyorlar... Marseilles, Atlas Okyanusu'nun sisli sabahında ağır ağır yol alırken, aniden kulakları sağır eden bir gürül*tü duyuluyor.
Koca Okyanus'ta, Marse*illes başka bir gemiye çarpı*yor!..
Güvertedekilerin birço*ğu denize dökülürken, ön ta*rafı yırtılan Marseilles, bir an*da yarıya kadar suyun içine gömülüyor.
Gemi hızla batıyor ve he*men herkes, birkaç dakika içinde, kendini suyun içinde buluyor. Filikalara binebilen*ler ancak şanslı bir azınlık. Yolcuların çoğunu, Atlas Ok*yanusu yutuyor.
Denize düşenlerden biri de 'Cihan Şampiyonu' Koca Yu*suf.,.
Koca Yusuf yüzerek bir filikaya yaklaşıyor ve iri elle*riyle, filikanın kenarına tutu*nuyor. Ama Koca Yusuf'un iri elleri, 120 kilogramlık vücu*dunu inanılmaz bir güçle fili*kaya çekmeye çabalarken, filika da yalpalıyor. Filikadakiler, bir anda paniğe kapılıyor*lar... Bu dev adam, filikaya çıkmaya çalışırken, sandalı batırabilir; filikadakilerin hepsi de Atlas Okyanusu'nun dibini boylayabilir!...
Filikaya alınmayan Koca Yusuf, Kanlar içinde Atlas Okyanusu’na tuş olur…
Canlarını kurtarma içgü*düsüyle filikadakiler, Koca Yusuf'un başına ve ellerine küreklerle vurmaya başlıyorlar. Vuru*yorlar, vuruyorlar ve sonunda, bu dev adamı filikadan uzaklaştırmayı ba*şarıyorlar.
Koca Yusuf, el*leri ve yüzü kan içinde, baygın düşüyor ve Okyanus suların*da gözden kayboluyor...
İşte böylece, dünyanın ye*nemediği 'Cihan Pehlivanı' Koca Yusuf'u, 1898 Temmuz'un da, Atlas Okyanusu tuşa getiriyordu...
Greko-Romen stilde güreşen ilk sporcumuz
Koca Yusuf, Deliorman'ın Şumnu yakınlarında, Kareli Köyü'nde dünyaya gelir. Do*ğum tarihi kesin olarak bilin*memekte, 1859 olduğu tah*min edilmektedir. Koca Yu*suf, Avrupa ve Amerika'da yaptığı güreşlerle dünyaya ün salan ve Greko-Romen stilde güreşen ilk sporcumuz olarak tarihe geçmiştir.
Ustasının, Kareli Köyü ya*kınlarındaki Nascı Köyü'nden 'Kel İsmail' olduğu söylenir. Yusuf'a 'Koca' lakabı, onu dönemin ünlü güreşçilerinden 'Küçük Yusuf'tan ayırt edile*bilmek için verilmiştir.
Koca Yusuf'un heybetli bir görün*tüsü vardı
Kolları, diz kapaklarını aşarcasına uzun, kütük gövdeli, elle*ri de çok iriydi. Yaptığı el enseler*den ötürü, rakipleri ona 'Demir Pençe' diye de anarlardı: 1.88 boyun*da, 120 kilo ağırlığındaydı.
Kırkpınar'da yaptığı güreşler, onun ününü ülke ça*pında duyurmuştu
Yusuf'u henüz dünya tanı*madan Kırkpınar'da yaptığı güreşler, onun ününü ülke ça*pında duyurmuştu. Kırkpınar'da zamanın devleri Adalı Halil, Kurtdereli Mehmet Pehlivan, Filibeli Kara Ahmet, Katrancı Rüstem ve Filiz Nurullah'ı yağlı güreşlerde hep mağlup etmişti Koca Yusuf... Kel Aliço ve Hergeleci İbra*him ile yaptığı güreşlerde ise, Koca Yusuf galip gelemedi; ama mağlup da olmadı...
O zamanlar güreş müsabakaları Av*rupa ve Amerika'da çok popülerdi
Yaptığı güreşlerle ünü ya*vaş yavaş Avrupa'ya yayılan Koca Yusuf, 1897 yılında or*ganizatör Doublier tarafından Paris'e götürüldü. O zamanlar güreş müsabakaları Av*rupa ve Amerika'da çok popülerdi.
Boks ringine benzer bir alan*da yapılan gü*reşler, halkın çok ilgisini çeki*yor, uluslararası şöhretler güreşe ilgiyi çoğaltıyor*du. Seyredenlerin bahis oynaması ser*bestti. Yusuf’un Paris’e götürülme nedeniyse, kendisi de güreşçi olan organizatör Doublier’nin şampiyon Fransız güreşçi Fernard Sabes'e duyduğu kindi...
Doublier, Fransa şampi*yonluğu için, Bordeaux do*ğumlu Fernard Sabes ile karşı*laşmış; Sabes, 1.73 boyunda ve 88 kilo ağırlığındaki Lyonlu ufak tefek Doublier'yı mağlup et*miş ve Fransa'da 'Güreşin Kralı' ol*muştu.
Artık Doubli*er'nin en büyük düşmanı ve raki*bi Sabes idi. Onun yenilmezli*ğine muhakkak son verecekti Doublier.,. İşte bu hırs ve kinle, Türkiye'ye gelip Koca Yu*suf'u, Filiz Nurullah'ı ve Fili*beli Kara Osman'ı Paris'e gö*türdü; Doublier, sokakta da*yak yiyen çocuğun bunu hazmedemeyip ağabeyini çağır*ması gibi, Sabes'in karşısına Koca Yusuf'u çıkaracaktı.
Koca Yusuf, grekoromen öğreniyor
Ama ortada büyük bir so*run vardı: Koca Yusuf, Greko-Romen güreşi bilmiyor*du... Eski güreşçi, yeni menajer Doublier'nin Greko-Romen güreşi Yusuf'a öğret*mekten başka çaresi yoktu!
Doublier, Koca Yusuf'a bacaklardan tutulmayacağını söyleyince, Koca Yusuf hayretler içinde kaldı. Öyle nasıl güreş tutulabilirdi ki?.. Daha sonra, iki güreşçi egzersize başladılar. Bir ara Koca Yu*suf, Doublier'in elini öyle bir yakaladı ki, Doublier elinin kırıldığını zannederek bırak*ması için yalvardı. Böyle sık*manın gereksiz olduğunu söy*ledi Yusuf'a... Yusuf ise, "Biz*de öyle yarım yamalak yaka*lamak olmaz, ya tutarsın ya da tutmazsın" diyerek, Doublier’in elini tekrar yakalayıp kendine doğru çekti ve külçe gibi onu yere attı. Doubliler, Koca Yusuf'a fazla bir şey öğretemeyeceğini anlayarak ça*lışmalara ara verdi ve organi*zatörlük görevine geri dön*dü...
Koca Yusuf-Sabes karşı*laşması, Fransa'da büyük yankı uyandırdı…
Dört saniyelik güreş
Güreş başla*dığında Doublier, her iki gü*reşçiden de daha heyecanlıydı.
Gongla birlikte, ilk atağı Sabes yaptı. Ama Sabes oldu*ğu yerde kaldı; Koca Yusuf ise iki eliyle Sabes'm hamlesini durdurup aynı anda onu ense*sinden yakaladı ve öbür eliyle de işini bitirdi: Koca Yusuf-Sabes karşılaşması, tamı tamı*na 4 saniye sürmüşrü!
Sabes'ten sonra Koca Yu*suf'un rakibi Paul Fournier ol*du. Yusuf için, bu maçın öne*mi büyüktü... Menajeri Doub*lier, "Eğer bu maçı alırsak ge*lecek bizimdir," diyordu. Paul Fournier maçı almak için çok uğraştı; ama Yusuf'un bir el ensesi ile anında yere kapak*landı!
'La Lutte' (Güreş) adlı ki*tabın da yazarı olan Fransız güreşçi Paul Pons ise Yusuf'a iki defa yenildikten sonra, “Ne oldun?..' diyenlere, "Üstüme bir duvar devrildi sandım" ya*nıtını verecekti.
Pons, Yusuf'un el ensesini kitabında şöyle anlatır:
"Onun el enseleri rakibini bir darbede yere seriverir, Yusuf bunu o kadar hakimiyetle uy*gulayabilmektedir ki, ona karşı duracak çok az kişi var*dır. Darbe o kadar önüne ge*çilmez bir şekilde iner ki, in*san kendini derhal yerde bu*lur."
Tam 1.90 boyundaki ve 120 kilo ağırlığındaki Paul Pons, Koca Yusuf'un bu el en*selerinden iki kez nasibini ala*caktır. Yusuf'un savunma gü*cünü ise Pau! Pons, kitabında şöyle anlatacaktır: "Rakibin ataklarını sıfıra indirmede çok ustaydı, bizim güreşçilerimi*zin inceliklerini kavramaktan uzaktı, işini hep sürprizli dar*belerle görürdü."
Hergeleci İbrahim Pehlivan Koca Yusuf’u yenmesi için Paris’e getirtilir
Bu arada, "Bir Türk'ü an*cak başka bir Türk yenebilir" düşüncesine uygun olarak, İs*tanbul'dan Paris'e getirilen 'Hergeleci İbrahim Pehlivan' ile Koca Yusuf'un kapışması da dillere destandır.
Koca Yusuf, Hergeleci'yi boyundurukla ezerken, başta Paul Pons olmak üzere, seyir*cinin yardımlarıyla onun elin*den kurtarılan ve ağzından kan gelmekte olan Hergeleci İbrahim Pehlivan, şaşkınlığını gizleyemez.
Hayretle çevresine bakınırken şöyle der: "Abe, sizlere n'oluyor? Bırakın kendi usul*lerimizle güreşimizi yapalım." Ama güreş yarıda kalır.
Yusuf, Amerika yolcusu
Avrupa'da yenmedik gü*reşçi bırakmayan Koca Yusuf, 11 Ocak 1898'de Paris'te, me*najeri Doublier ile Amerika turnesi için sözleşme imzalar. 1 Şubat–31 Haziran 1898 ta*rihleri arasında Amerika'da güreşecek olan Koca Yusuf, bu karşılaşmalardan toplam 30 lira alacak, yemek ve otel masrafları da menajerine ait olacaktır.
1898'in 28 Ocak günü, Ko*ca Yusuf Amerika'ya ayak ba*sar. Bu ülkedeki en önemli gü*reşi, ABD'nin 'Milli Greko-Romen Şampiyonu' Robert ile karşılaşmasıdır, 'Dünya Şampiyonu' da olan Robert, daha önceleri Fransız Paul Pons'u da yen*miştir ve Amerika'da bir milli kahraman olarak gösterilmektedir...
Bu arada Koca Yusuf'un Avrupa'daki başarıları
Ameri*ka'da da büyük ilgi uyandır*mıştır.
Milli şampiyonları Robert'in, Yusuf'u yenmesini seyretmek için Amerikalılar sabırsızlanmaktadırlar. Gü*reş, Madison Square Garden'da yapılacaktır.
Tüm biletler satılır ve Ro*bert lehine müthiş bir tezahü*rat başlar. Güreşi, Yunanlı Pierri ile İngiliz Tom Kanon or*ganize etmişlerdir... Koca Yu*suf efsanesi, onun bu karşılaş*madaki galibiyetiyle, Ameri*ka'da da hızla yayılır.
Karşısına çıkan en ünlü şampiyonları da birer birer mağlup eder
Amerika'da bulunduğu sı*ralarda Yusuf, Robert'dan sonra karşısına çıkan en ünlü şampiyonları da birer birer mağlup eder.
Güreşlerini, ayakta el en*se, kaz kanadı, önden çapraz, boyunduruk, yerde bel kündesi oyunlarını tatbik ederek kazanan Koca Yusuf artık Greko-Romen'de de en bü*yüktür.
1898 Temmuz'unda ana*yurda dönme vakti gelir ve bütün dünyanın önünde diz çöktüğü Koca Yusuf'u, talih*siz bir kaza, Atlas Okyanusu'nda tuşa getirir.
Koca Yusuf'un son güreşi
Koca Yusuf'un son güreşi, Amerika'da Madison Scjuare Garden'da, Amerikalıların 'Milli Greko-Romen Şampiyonu' Robert ile karşılaşmasıdır. İki güreşçi birbirine takdim edildikten sonra Koca Yusuf el enselerine başlar. Robert her el ensede yere kapaklanır; ama çevikliğiyle hemen ayağa kalkar. Amerikalı şampiyon, ringin etrafında dönüp yakalanmamaya çalışır. Hemen tüm güreşlerini 4-60 saniye içerisinde bitirmeye alışmış olan Koca Yusuf sonunda beklediği fırsatı bulur: Punduna getirip rakibini yakalar yakalamaz, ringden 4 metre öteye, seyircilerin arasına fırlatıverir (üstte; bu konuda, dönemin Amerikan basınında 'Müthiş Türk' başlığıyla yayımlanan bir illüstrasyon).








