Çığlık

Konu sahibi son olarak 3829 gün önce görüldü
Çığlık. Oldukça basit bir kelime. Çığırmaktan gelmiş. Feryat figan demek işte. Hiç de artistik bir kelime değil. Söylediğinizde dikkatleri üstünüze çekmezsiniz bu kelimeyle. Kimse önünüzde saygıyla eğilmez. Ne bileyim bir "eytişimsel özdekçilik" değil mesela. Ya da "etimsel kütüm"ün yanından geçemez. Şu kelimedeki seksapalite başka hangi kelimede var acaba? Bu kelime öbeğini cümle içinde kullansam tamamlanmışlık hissiyle kendimden geçer, üstün insan mertebesine erişirim.

"Pragmatist bir manifestonun edimsel imgelenmelerine öykünen yaptırımları karakterize eden kuramların tümünü gerçekleyebilme yetisine haiz bir öngörümsel önerme varyantı olarak kabul edilse de,içsel çatışıklıkları pasivize etmenin bilişsel algılanması söz konusu olduğunda pitoresk bir tümevarım sağlayabilecek bir betimlemeyi, en marjinal kulvarlarda, ayrımlanabilir ve determinist bir tarzda angaje edebilme kapasitesine sahip olan nedir?."

Bir şey anladınız mı bundan? Ben de anlamadım merak etmeyin. Anlamadığınız için bir şey de hissedemediniz tabi. İçinizden "Adam yazmış da yazmış, bir şey anlamadım yahu." dediğinizi duyar gibiyim. Aslında değilim. Ben böyle düşündüğüm için söyledim. Çığlık şu kelimelerce saçmalamanın hissettirmediği şeyleri hissettirir size. Çığlık var ya babasıdır tüm kelimelerin. Candır çığlık. Siz hiç çığırdınız mı? Duyan oldu mu çığlığınızı?

Çığlık öyle bir kelimedir ki aslında, adama sabahın köründe bu yazıyı yazdırır. Adam diyince de feminik halimle cinsiyetçilik yapmış oldum iyi mi? Ne yapayım başka hiçbir kelime bu samimiyeti katmıyor.

Siz hiç iki çığlığın arasında kaldınız mı? Hiç tüm insanlığa çığıran bir insana şahit oldunuz mu? Kadere inanan birinin kaderine çığlığını? Hiçbir kelime bu kadar yakışmaz susmaya. Çığlık asıl suskunluktur aslında. Ruhun sesini bastırmaktır çığlık. Ama bu mümkün müdür? Susarak kandıramazsınız kimseyi. Çünkü her insan hayatında bir defa susmuştur. Susuyorsun sanma yani çocuk, duyuyoruz o çığlıkları.

Kavuşamazsan aşık olursun değil, tutunamazsan çığlık atarsın diye değiştiriyorum o sözü. Tutunamadık biz aslında. Ne aşkı becerebildik, ne kavuşmayı. Sadece sustuk biz, çığlıklarımız duyulur ümidiyle. Alıştık sonra. Sevilmemeye alıştık. Sevgisizlik öyle bir şey ki, alışınca yapışıyor insanın üstüne. Bize en yaramayan hal ise, bu alışkanlık hali. Sevgisizlik suskunluğu, suskunluk çığlıkları getirdi.

Kimisi resmini çizer çığlığın, kimisi filmini çeker. Kimisi yazar. Kimisi susar. Susan yanar en çok.

Çığlık annesiz bir çocuğun anne diye ağlamasıydı aslında.
Çığlık deliyle anlaşmaya çalışmaktı.
Çığlık Galilei için engizisyon mahkemesine dünyanın döndüğünü anlatmaktı.
Çığlık masumlar, canı yananlardı.
Çığlık aşık olduğun kadının gözlerine yalvarış, sevdiğin adamın ruhuna yakarıştı.
Çığlık savaştı, çığlık barıştı.
Çığlık bambaşkaydı.
Çığlık bendim, sendin bizdik.
Çığlık bizi ruhumuzdan arındırdı, biz susmaya devam ettik.

 
Eline, yüreğine, çığlığına sağlık.

Afiili kelimelerle yazılmış bütün satırlara kanat takıp uçurabilirken, çığlık kalır yeryüzünden gökyüzüne kanatsız yükselen. Bir anlamı bin anlama dönüşürken insanın en doğal halidir aslında. Hiç bir dil, kelime, yazı yokken çığlık vardı binlerce dilden sonra dünya yok olurken var olacağı gibi.
 
aklıma ilk bu geldi
ciglik-scream-1.jpg
 
Geri