Charles Bukowski Sözleri - Charles Bukowski Alıntıları

F
  • Kullanıcı Fenerbahçe
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
charles bukowski sözleri, charles bukowski sözleri ekşi, charles bukowski sözleri facebook, charles bukowski şiirleri, charles bukowski quotes


Tamam Yavrum, Meteliğimiz Yok; Ama Yağmurumuz Var

Sera etkisi deyin ne derseniz deyin
Eskisi gibi yağmıyor işte yağmur.
Özellikle büyük kriz zamanındaki
Yağmurlar geliyor aklıma.
Kuruş para yoktu ama bolbol
Yağmur vardı.
Öyle bir gece veya bir gün
Değil,
7 gün ve 7 gece
Yağardı
Ve los angeles'in yağmur ızgaraları
Bu kadar çok yağmuru emebilecek
Şekilde yapılmamıştı
Ve yağmur kalın
Ve kararlı
Ve düzenli yağardı
Ve damlaların çatılara çarpışını
Oradan da oluk oluk
Toprağa akışını duyardınız
Ve dolu,
Büyük buzdan kayalar
Patlayan
Oraya buraya saçılan havada uçuşan;
Ve yağmur
Kısaca
Durmazdı
Ve bütün çatılar akardı -
Evin her tarafına
Tencereler,
Kapkacaklar serilir
Tıp tıp sesleri bütün eve yayılırdı;
Ve kaplar boşaltılır,
Boşaltılır
Ve tekrar boşaltılırdı.
Kaldırımların üstünden geçerdi yağmur,
Bahçelerin içinden; ve merdivenleri tırmanıp
Evlere girerdi.
El bezleri vardı, banyo havluları,
Ve yağmur genelde
Tuvaletlerden girerdi: köpüre köpüre, kahverengi, küçük girdaplarla
Ve külüstür arabalarla dolu olurdu sokaklar
Güneşli bir günde
Marş basmayan arabalarla,
Ve işsiz adamlar
Sanki canlılarmış gibi duran o eski arabaların
Can çekişmelerine bakarlardı
Pencereleri önünden;
İşsizler,
Yenik bir zamanın yenik insanları
Hapsolurdu evlerine
Karıları ve çocukları
Ve kedi köpekleriyle.
Kediler ve köpekler
Dışarı çıkmamak için diretir
Evin garip garip yerlerine
Pisliklerini bırakırlardı.
İşsiz adamlar
Bir zamanlar güzel olan karılarıyla
Evde tıkılıp kalmış olmaktan
Çıldırırlardı.
Korkunç tartışmalar yaşanırdı
Haciz ihtar mektupları
Kondukça posta kutularına.
Yağmur ve dolu, bezelye kutuları,
Yavan ekmekler; kızarmış
Yumurta, rafadan yumurta, haslanmış
Yumurta; fıstık ezmesi
Sandviçleri, ve her tencerede
Görünmez bir tavuk.
Babam, kesinlikle iyi biri olmayan babam
Her yağmurda, en iyi ihtimalle,
Annemi döverdi,
Kendimi üzerlerine atardım,
Bacaklar, dizler,
Çığlıklar
Ta ki
Birbirlerinden
Ayrılana kadar.
"gebertic'em seni, " bağırırdım "bi' kez
Daha vurursan ona öldürürüm seni!"
"çabuk bu **Spam/Adversiting** çocu'unu
Çıkar burdan!"
"hayır, henri, annenin
Yanında kal!"
Evet, bütün evler kuşbir oğlan oltasını
Pencereden sarkıtıp
Bir balık yakalayıp
Kedisini
Beslediğini söyledi.
Hemen hemen herkes
Bir yalan uydurdu.
Gerçek
Fazla acı
Ve utandırıcıydı.
Sonra zil çaldı
Ve tenefüs bitti.
"teşekkür ederim," dedi bayan
Sorenson, "hepsi çok
Hoştu.
Yarına kadar
Yerler
Kurur ve
Kullanılabilecek
Hale gelir."
Çocuklardan bir
Gürültü koptu.
Küçük kızlar
Dimdik ve uslu
Oturuyorlardı,
Çok tatlı ve
Temiz ve
Dikkatli,
Saçları dünyanın bir daha
Asla göremeyeceği bir güneşin
Işıkları altında
Çok güzel
Görünüyordu.
 
başarısızlıklar. birbiri ardına.
bir ördek göleti dolusu
başarısızlık. sağ kolum
ta omuz başıma kadar
ağrımakta

aynen hipodromdaki gibi.
bara yanaşırsın
gözlerin korkudan
yuvalarından fırlamış
ve dikip bitirirsin:
bar bacaklar kıçlar
duvarlar tavan
program
at pisliği

yaşanacak yalnızca 35 saniyen
kaldığını bilirsin
ve bütün kırmızı ağızlar
öpmek ister seni,
bütün elbiseler yukarı sıyrılıp
bacak göstermek ister sana,
borular
ve senfoniler misali
savaş misali
savaş
savaş misali

sonra barmen uzanır
ve der ki
duyduğuma göre
bir sonraki yarışta
6'yı sokacaklarmış.

sen de
canın cehenneme dersin,
anneannenin evindeki
artık orda bulunmayan
beyaz bir bulaşık bezine döner suratı.

sonra
o da bir şey söyler.

işte kolumu
böyle
incittim.
 
1. "Kadınlara yalan söylemekten çekinmeyin. Yeter ki kendileri için söylendiğini bilsinler."

"Kadınlara yalan söylemekten çekinmeyin. Yeter ki kendileri için söylendiğini bilsinler."
2. "Harikulade düşünceler ve harikulade kadınlar kalıcı değildirler."

"Harikulade düşünceler ve harikulade kadınlar kalıcı değildirler."
3. "Gerçek kadınlar ruhunuzu ele geçirmek isterler, o yüzden ben **Spam/Adversiting**ları tercih ettim."

"Gerçek kadınlar ruhunuzu ele geçirmek isterler, o yüzden ben **Spam/Adversiting**ları tercih ettim."
4. "Basit erkek, bütün bayanlara güzelsin demeyi tercih eder. Basit kadın buna inanır, zor kadın güler ve geçer."

"Basit erkek, bütün bayanlara güzelsin demeyi tercih eder. Basit kadın buna inanır, zor kadın güler ve geçer."
5. "Erkek tahmin etmek ve başarısız olmak için yaratılmış, kadın geri kalan her şey için."

"Erkek tahmin etmek ve başarısız olmak için yaratılmış, kadın geri kalan her şey için."
6. "Her ay kanayıp da ölmeyen canlıya güvenilmez."

"Her ay kanayıp da ölmeyen canlıya güvenilmez."
7. "Her kadın farklıdır. Aslında en iyi ve en kötünün karışımıdırlar. Hem sihir hem de dehşet. Ne olursa olsun varolduklarına memnunum."

"Her kadın farklıdır. Aslında en iyi ve en kötünün karışımıdırlar. Hem sihir hem de dehşet. Ne olursa olsun varolduklarına memnunum."
8. "Erkekler bir futbol maçı izler, bira içer, ya da bovling oynarken, kadınlar bizi düşünüyorlar, bizi kabul edip etmeme, atıp atmama, öldürüp öldürmeme, ya da sadece terkedip etmeme konusunda enine boyuna düşünüp karar veriyorlardır."

"Erkekler bir futbol maçı izler, bira içer, ya da bovling oynarken, kadınlar bizi düşünüyorlar, bizi kabul edip etmeme, atıp atmama, öldürüp öldürmeme, ya da sadece terkedip etmeme konusunda enine boyuna düşünüp karar veriyorlardır."
9. "Hıçkırarak ağlayan bir kadının gözyaşları, ağlatan adamın başına geleceklerinin altına atılacak imzadır."

"Hıçkırarak ağlayan bir kadının gözyaşları, ağlatan adamın başına geleceklerinin altına atılacak imzadır."
10. "İyi bir kadının karşınıza çıkmasını beklemeyin çünkü iyi kadın diye bir şey yoktur."

"İyi bir kadının karşınıza çıkmasını beklemeyin çünkü iyi kadın diye bir şey yoktur."
11. "Kadınlar sizi sevebilir. Fakat bir süre sonra bir şey olur onlara, sizi ölürken izlemek isterler, arabayla sizi ezip suratınıza tükürmek isterler."

"Kadınlar sizi sevebilir. Fakat bir süre sonra bir şey olur onlara, sizi ölürken izlemek isterler, arabayla sizi ezip suratınıza tükürmek isterler."
12. "Bir kadın size sırtını döndüyse, o kadını unutun."
 
Acı hissetmemek duyguların kesintisi demektir; her çoşku şeytanla pazarlıktır.


***

Afrikaya ilaç göndermeye karar vermiştik; fakat hepsinin üzerinde "tok karnına" yazıyordu.


***

Ağzından bal damlayan arının bile, kıçında iğne var. Ne güveni?


***

Anlatacak çok şeyim olsa da, emin değilim anlaşılmak istendiğimden.


***

Aslında hiç kaybetmedim; sadece sistemin istedikleri kazandı. Meteliksiz olabilirim; ama niteliksiz değilim.


***

Aşk bir emre dönüştüğünde, nefret hazza dönüşebilir.


***

Aşk ne zaman biter biliyor musun? Bitti dediğinde yüreğin acımıyorsa.


***

Aşk, gerçekliğin ilk ışığında yok olacak bir sistir.


***

Ben de küçük şeylerden mutlu olabilirim ama bu kadar bokun arasında o küçük şeyleri çıkarmaya üşeniyorum.


***

Benim hayatım, benim seçimlerim, benim hatalarım, benim sorunlarım, benim yalnızlığım; Yani özetle sizi ilgilendirmez.
 
Bir kaplanı yakalayıp kafese koyabilirsiniz ama onu kırdığınızdan asla emin olamazsınız. İnsanlar daha kolaydır.



***

Bir metropol gazetesi, kötü haber yazmadan önce kendi nabzını ölçer.



***

Bira içmek için buradayız ve hayatlarımızı öyle yaşamalıyız ki ölüm bizi almaya geldiğinde titresin.



***

Cesur bir adam ve bir korkak arasındaki fark şudur; Korkak bir aslan ile kafese girmeden önce iki kez düşünür. Cesur adam ise aslanın ne olduğunu bilmez. O sadece yapmış olduğunu düşünür.



***

Cesur insanın hayal gücü kısıtlıdır. Korkaklık kötü beslenmenin bir sonucudur.



***

Cinsel ilişki; şarkı söylerken ölümün kıçına tekmeye basmaktır.



***

Dengeli insan delidir.



***

Egemenlik gerçekten milletin olduğunda hükümetlere gerek kalmayacak; o zamana kadar boku yedik.



***

En büyük acı, başkaları ile paylaşmaya cesaret edemediğin acıdır.



***

Entellektüel; basit bir şeyi karmaşık söyleyebilen kişidir; sanatçı ise zor bir şeyi kolay...
 
"Ama" dedi Hemingway, "insanlar ümitlerini yitirmemek için entelektüelleşirler."

"Korktukları için entelektüelleşir insanlar, ümitlerini yitirdikleri için değil"

"Ve korkmakla ümitsiz olmak arasındaki fark ..."
Charles Bukowski - Ölüler Böyle Sever
 
Sorun seçimlerini hep iki kötü arasında yapmak zorunda kalmandaydı, ve seçimin ne olursa olsun bir parçanı daha kesiyorlardı. Kesecek bir şeyin kalmayana dek.
Charles Bukowski - Ekmek Arası
 
Dibe vurduğunu sanıp, bir dip daha olduğunu keşfedebiliyordu insan.
Charles Bukowski - Sıradan Delilik Öyküleri
 
"Ahlak kuralları kısıtlayıcıdır ama yüzlerce yıllık insan deneyimine dayanmaktadır. Bazı ahlak kuralları insanları fabrikalarda, kiliselerde esir ve devlete bağlı tutmaya yararken bazıları insanların kendilerini iyi hissetmesini sağlar. Zehirli meyvelerle iyi meyvelerin birlikte bulunduğu bir bahçe gibi. Hangisini seçip yiyeceğinizi ve hangisini bırakacağınızı bilmelisiniz."
Charles Bukowski - Kadınlar
 
"Hayvanlara aşığım. Sorunum insanlarla"
Charles Bukowski - Sıradan Delilik Öyküleri
 
Neden hep kötü ile daha kötü arasındaydı seçimlerimiz?
Charles Bukowski - Ekmek Arası
 
İnsanlar adaletsizliği sadece kendi başlarına gelince düşünüyorlar.
Charles Bukowski - Ekmek Arası
 
Üniversite yaşamı yumuşak ve gerçeklerden uzaktı. Dışarda, gerçek dünyada seni nelerin beklediğinden söz etmiyorlardı. Beynini teorilerle dolduruyor, kaldırımların ne kadar sert olduğunu söylemiyorlardı. Üniversite tahsili insanı sonsuza dek mahvedebilirdi. Kitaplar yumuşatıyordu insanı. Kitabını bırakıp sokağa çıktığında kitapların sana söz etmedikleri şeyler bilmek zorundaydın.
Charles Bukowski - Ekmek Arası
 
Acı olmasa şair ne yapar? Daktilo kadar elzemdir şair için acı.
Charles Bukowski - Ölüler Böyle Sever
 
Tabii ki bir insanı sevebilirsiniz, eğer onu yeterince tanımıyorsanız.
Bukowski
 
otur Stirkoff.

sağolun, efendim.

ayaklarını uzatabilirsin.

çok lütufkarsınız, efendim.

Stirkoff, anladığım kadarı ile adalet ve eşitlik gibi konuları irdeleyen yazılar yazıyorsun; coşku ve kurtuluş hakkı üzerine de. doğru mu bu, Stirkoff?

evet, efendim.

dünyada geniş anlamda adalet sağlanabilir mi sence?

hiç sanmam, efendim.

öyleyse bu boktan yazıları neden yazıyorsun? kendini kötü mü hissediyorsun?

son zamanlarda pek iyi değilim, efendim. delirdiğimi düşünüyorum.

fazlaca mı içiyorsun, Stirkoff?

elbette, efendim.

çükünle oynar mısın?

sürekli, efendim.

nasıl?

anlayamadım, efendim?

yani nasıl bir yöntem uygularsın?

dört-beş çiğ yumurta ile yarım kilo kıymayı dar ağızlı bir vazoya döküyorum. müzik olarak da Vaughn Williams ya da Darius Milhaud yeğlerim.

cam mı?

hayır .m.

yahu vazoyu soruyorum, cam mı?

değil, efendim.

hiç evlendin mi?

birkaç kez.

evliliklerinde ters giden neydi, Stirkoff?

her şey, efendim.

hayatının en iyi sevişmesini anlat.

dört-beş çiğ yumurta ile yarım kilo kıymayı…

tamam, tamam!

öyledir, efendim.

daha iyi ve adil bir düzen özleminin aslında çürümeden ve başarısızlık duygusundan kaynaklandığının farkında mısın?

evet, efendim.

baban kötü bir insan mıydı?

bilmiyorum, efendim.

ne demek bilmiyorum?

yani kıyaslamak güç, efendim. sadece bir babam oldu.

benimle kafa mı buluyorsun, Stirkoff.

hayır, efendim: dediğiniz gibi, adalet yoktur.

baban seni döver miydi?

sıra ile döverlerdi, efendim.

hani bir baban vardı?

herkesin bir babası vardır, efendim. ben annemi kastetmiştim. o da kendi payına döverdi.

seni sever miydi?

kendinin bir uzantısı olarak, evet.

sevgi başka nedir ki?

iyi bir şeye değer verecek kadar sağduyulu olmaktır. kan bağı gerekmez. kırmızı bir deniz topu ya da üzerine tereyağı sürülmüş kızarmış ekmek de sevilebilir.

tereyağlı kızarmış ekmeğe AŞIK olabileceğini mi söylüyorsun, Stirkoff?

her zaman değil, efendim. bazı sabahlarda, güneş ışınları belli bir açıdan gelirken belki. aşk habersiz gelir gider.

bir insanı sevmek mümkün mü sence?

iyi tanımadığınız biri ise belki. ben insanları pencereden seyretmeyi severim.

sen bir korkaksın, Stirkoff.

kesinlikle, efendim.

nedir senin korkak tanımın?

bir aslanla silahsız dövüşmeden önce tereddüt eden kimse.

peki cesur kime denir?

aslanın ne olduğunu bilmeyene.

herkes bilir aslanın ne olduğunu.

herkes aslanın ne olduğunu bildiğini sanır, efendim.

budala tanımın nedir?

zaman ve kan ziyan edildiğinin farkında olmayan kimse.

bilge diye kime denir o zaman?

bilge insan yoktur, efendim.

öyleyse budala da yoktur. gece olmazsa gündüz olmaz. siyah olmazsa beyaz olmaz.

özür dilerim, efendim. ben her şeyin neyse o olduğu kanısındayım. başka şeylere bağımlı olmaksızın.

o dar ağızlı vazolara fazla girip çıkmışsın sen, Stirkoff. her şeyin zaten olması gerektiği gibi olduğunu anlamıyor musun? yanlış diye bir şey yoktur.

anlıyorum, efendim. olan olmuştur.

kelleni vurdursam ne dersin?

bir şey diyemem, efendim.

demek istediğim şu: kelleni vurdursam ben İRADE sense HİÇ olursun.

başka bir şey olurdum, efendim.

benim SEÇİMİM doğrultusunda.

ikimizin de, efendim.

rahat et! rahat et! uzat ayaklarını.

çok lütufkarsınız, efendim.

hayır, ikimiz de lütufkarız.

elbette, efendim.

demek delirdiğini hissediyorsun, Stirkoff? peki delirdiğini hissettiğin zaman ne yaparsın?

şiir yazarım.

şiir delilik midir?

şiir olmayan her şey deliliktir.

yani.

çirkinlik deliliktir.

çirkin nedir?

kişiye göre değişir.

delilik gerekli midir?

vardır.

gerekli midir?

bilmiyorum, efendim.

çok şey biliyormuş havalarındasın, Stirkoff. bilgi nedir?

mümkün olduğunca az şey bilmektir

ne demek o?

bilmiyorum, efendim?

bir köprü inşa edebilir misin?

hayır.

silah üretebilir misin?

hayır.

ikisi de bilgi ürünüdür.

köprü köprüdür. silah da silah.

kelleni vurduracağım, Stirkoff.

sağolun, efendim.

niye?

beni motive ettiğiniz için. motivasyon sıkıntısı çekiyorum, efendim.

ben ADALET'im.

belki.

Ben ÜSTÜN'üm. işkenceye yatıracağım seni. çığlıklar atacaksın. ölümünü dileneceksin.

şüphesiz efendim.

ben senin efendinim, anlamıyor musun?

beni yönetebilirsiniz. ama yapacağınız şeyler yapılabilir şeyler olmaktan öteye gitmeyecektir.

zekice konuşuyorsun ama işkence altında bu kadar zeki olamayacaksın.

sanmıyorum, efendim.

bana bak. Darius Milhaud, Vaughn Williams dinlemek de ne oluyor? Beatles'ı duymadın mı?

onları herkes bilir, efendim.

onları sevmez misin?

onlardan nefret etmem.

nefret ettiğin bir şarkıcı var mı?

şarkıcılardan nefret edilmez.

şarkı söylemeye çalışan birinden?

Frank Sinatra.

neden?

hasta bir toplumun hastalığının depreşmesine neden olduğu için.

gazete okur musun?

sadece bir gazete.

hangisi?

AÇIK KENT.

GARDİYAN! BU ADAMI İŞKENCE ODASINA GÖTÜRÜN. HEMEN İŞKENCEYE BAŞLAYIN!

efendim, son bir istekte bulunabilir miyim?

evet.

vazomu yanıma alabilir miyim?

hayır, bana lazım.

efendim?

el koyuyorum. zapta geçsin. gardiyan bu sersemi derhal götür! ve bana biraz şey getir…

ne, efendim?

altı yumurta ile yarım kilo kıyma.

gardiyan mahkümu dışarı çıkarır. kral öne eğilip düğmeye basar. Vaughn Williams çalmaya başlar teypte. bitli bir köpek güneşin altında titreşen harikulade bir limon ağacına işerken dünya dönmeye devam eder.

* * *

Charles Bukowski, pis moruğun notları'ndan, Çeviri: Avi Pardo
 
Geri