Cemaatler
FETÖ'ye karşı yürütülen mücadeleyi takdir ediyor ve sonuna kadar destekliyoruz.
Ancak.
Fetö'nün yerini başka cemaatlar dolduruyor.
AKP iktidarına hâkim olan, devlet kadrolarını cemaatlere terk etme politikası acı bir fatura ortaya çıkartmış ve ne yazık ki Cumhuriyetimiz ağır bedel ödemiştir. Darbeyi 'Allah’ın lütfu' olarak değerlendiren AKP İktidarı, başta Cumhuriyet’in kurucu değerleri ve toplumun farklı kesimlerini dışlayarak, ‘devleti yeni baştan kurmaya başlamıştır.
Daha tehlikeli bir dönem başladı.
AKP polis, alırken kendi adamlarını alıyor. Şimdi FETÖ'den daha tehlikeli bir döneme gidiyoruz. Çünkü FETÖ deşifre oldu, ders alındı. Ordunun içindekiler tasfiye edildi. Ancak bu gidişle, bu tarikat ve cemaat kişileri Emniyet'e dolduruldukça, gelecekte Emniyet Teşkilatı kendilerine göre hiçbir hata yapmadan bu ülkede darbe yapacak hale gelecektir. Polis içindeki cemaatin sadece ismi değişiyor, değişen başka bir şey yok.
Son dönemde dinci hocaların ‘fetvaları’yla sık sık karşılaşıyoruz. Kimisi asansörde halvet olunabileceğini, kimisi elini öpenin cennete gideceğini savunuyor. Toplumda bu ‘fetvalara’ karşı büyük bir tepki varken bu insanlara karşı herhangi bir cezai yaptırımda bulunulmuyor.
Bu meczuplar bilinçli olarak teşvik ediliyor.
Bu söylemleri kullanan kişiler himaye ediliyor. Türkiye’de türeyen yeni meczuplar hükümetin himayesi altında her gün kin ve nefret kusuyorlar. Kafalarından ürettikleri saçma sapan fikirlerle toplumu git gide kutuplaştırıyorlar. Bu son derece tehlikeli bir tablodur. Ama bu tehlikeli tablonun yanında esas tehlikeli olan hükümetin ve yargının buna göz yummasıdır.
Bu gün Cumhurbaşkanı tek başına kalmış durumdadır,Cumhurbaşkanı için çalışıyor gibi görünen insanlar, altını oymaya çalışıyor. ipler AKP ve cemaatların elindedir, Cumhurbaşkanı iktidarını, AKP'yi ele geçirip Anayasa değişiklikleri ve tek adam rejimi ile korumaya çalışıyor, bu da onu ister istemez diktatörlüğe götürüyor.
**
Nur cemaati.
Bu cemaatin örgütlenme biçimi inanılmaz derecede gelişkindir. ser ver ama sır verme politikası izlerler. ekonomik durumu iyi olmayan kişilere yardım etmekten, mahalle karıları arasındaki kavgaları çözmeye kadar her türlü işe el atarlar. amaçları yasal yollardan iktidarı ele geçirmektir, bunun için eğitime büyük önem verirler.
**
Menzil tarikatı.
Bilindiği üzere AKP iktidarının, iktidarda kalmak için işbirliği yaptığı tek cemaat ve tarikat Fethullah Gülen Cemaati değildir. Menzil tarikatı da bu yapılar arasında son dönemde en etkin olanlarındandır. Adıyaman’ın Kahta ilçesinin Menzil köyünde kurulan söz konusu tarikat, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nda da etkili. Emniyet mensuplarının yükselebilmek için Menzil’den referans aldığı iddiaları sürekli dile getiriliyor. Tarikatın etkisini en fazla hissettirdiği bakanlık ise Sağlık Bakanlığı… Menzil’in, özellikle kabine değişikliğiyle görevinden alınan eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ döneminde bakanlıkta kadrolaştığı biliniyor. Türkiye’de en fazla müridi bulunan tarikatlar arasındaki Menzil’in, devlet kadrolarında da gittikçe yaygınlaştığı bilinmektedir.
Nakşıbendiliğin kolu olan Menzil Tarikatı, “Yolsuzluk Operasyonu” sonrası cemaatlere yönelik, “Ya benimlesiniz ya onlarla” çağrısından sonra Erdoğan’ın yanında taraf tutan ilk dini yapılanma. Özellikle esnaflar arasında örgütlenen Menzil, Adıyaman kökenli bir tarikat olmasına karşın bütün ülkeye yayıldı. Tarikat liderlerine ‘Gavs’ ismini veren Menzilcilerin ‘Minah’ adında bir de başucu eserleri bulunuyor. Tarikatın, “Semerkand Öğrenci Yurdu” adı altında ülke genelinde 150 yurdu bulunuyor.
**
Süleymancılar.
Milli Eğitim’de Gülen yapılanmasından boşalan kadrolar, Süleymancılar tarafından dolduruluyor. Süleymancılar, ülke genelinde iki bin binden fazla olduğu tahmin edilen öğrenci yurtlarında dini eğitim veriyor. Milli Eğitim Bakanlığı ve Süleymancılar arasında imzalanan “Değerler Eğitimi Protokolü” kapsamında gerici ideolojisini okullarda düzenlediği seminerlerde çocuklara aktarıyor.
**
İsmailağa Cemaati
AKP’li bürokratların grubun lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’yla verdiği pozlarla akıllarda kalan İsmailağa Cemaati, 15 Temmuz’un ardından pastadan en büyük pay alan cemaatlerden.
**
Malatyalılar Cemaati
Gülen Cemaati’yle beraber, AKP iktidarından en fazla “nemalanan” grupların başında Malatyalılar geliyor. Gülen Cemaati gibi eğitim ve kadrolaşmaya özel önem veren grup, boşalan kamu kadrolarını doldurma konusunda diğer cemaatlere oranla öne çıkıyor.
Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde TRT ve Dışişleri Bakanlığı’nda kadrolaşan Malatyalılar, İnönü Üniversitesi’nde de çok etkililer. Adını doğduğu Malatya ilinden alan cemaatten habersiz kamuya temizlik işçisi dahi alınamıyor.
**
Hamiyet ve İrfan Vakfı
2006 yılında Ankara’da kurulan Hamiyet ve İrfan Vakfı (AHİ) Gülen-AKP ilişkilerinin bozulmaya başladığı 2013 yılından bugüne etki alanını genişletmeye devam ediyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü’yle protokol imzalayan vakfın, Ankara başta olmak üzere İstanbul, Konya ve İzmir de çok sayıda öğrenci yurdu bulunuyor.
Ankara’nın Batıkent semtinde Büyükşehir Belediyesi tarafından vakfa tahsis edilen büyük bir arazide AHİ’nin öğrenci yurdu bulunuyor. Tabelası olmayan, etrafı yüksek duvarlarla çevrili yurtta ne yapıldığı bilinmiyor.
**
Eğitim Ensar’a teslim
Darbe girişimi ardından ülke genelinde Gülen’e ait okullar ve kurslar kapatılırken, AKP eğitimi vakıflar eliyle yürütmeye devam ediyor.
**
Öğrenciler TÜGVA’ya emanet
AKP’nin öğrencileri “emanet ettiği” bir diğer vakıf ise Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA). AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kurucusu olduğu vakıf, ilkokullardan üniversitelere kadar geniş bir zeminde varlık gösteriyor.
**
İlim Yayma Cemiyeti ve Birlik Vakfı.
MEB’in arka bahçesidir.MEB, Ensar’a olduğu gibi İlim Yayma Cemiyeti ve Birlik Vakfı’na da e-yaygın sistemdeki öğretim programlarını kullanarak her düzeyde öğrenciye yönelik sosyal, kültürel, sportif, mesleki ve teknik kurslar düzenleme olanağı verdi. İlim Yayma Cemiyeti’nin başta İstanbul ve Bursa olmak üzere toplam 142, Birlik Vakfı’nın ise ülke genelinde 200’e yakın öğrenci yurdu bulunuyor.
Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz.
Netice olarak şunu söyleyebiliriz,Türkiyenin geleceği için tek bir klavuz vardır, o da Mustafa Kemal Atatürk'tür.
AKP Türkiye'yi geri dönülmeyecek bir felakete doğru hızla sürüklemektedir.
Şimdi Türkiyemizi kurtarmak için tek umudumuz kalmıştır o da şanlı Türk milletinin atalarına yakışır direncidir.