Cem Adrian

Konu sahibi son olarak 3275 gün önce görüldü
Herkese hitap etmediği için özel sanatçıdır.
Aşık olduğum bir sesdir.
 
Sevilir,dinlenir.
Ruhuna işler insanın.
Ay lav yu Cem.
 
Cok ozel bir sesi var, bir yetenek..
Her insana hitap etmeyen sarkilar yapiyor, herkese hitap etmesi gerektigini de dusunmuyorum acikcasi..

Aykiri Sorular programinda dunya gorusunden/bakis acisindan bahsetti biraz.
Cogu sanatcida olmayan bir duyarliligi var, o yuzden ayri bir yeri vardir bende..
 
Nereye Gidiyorsun şarkısıyla beni benden her daim alır.
Çok farklı, çok özel, çok harika biridir. Yeri apayrıdır.
 
Imkan bulursaniz Canlı izleyin harika performans o çıplak ses gözlerini kapatıp seyirci ile bi bağ kurması sahnede ki duruşu harika ötesi
Beni en çok ben geldim ve Melis danismend ile yaptığı yalnızlık isimli düeti etkilemiştir ..
Çok severim.
Konser verse de izlesek.
 
O kırpık hala bende sevgılım ve Bana ne yaptın sarkılarını aralıksız saatlerce dınlerım (:
 
Şarkıları ve sesi oldukça güzel, bu tartışılmaz bile ama ben sevemiyorum. :/ 3 oktavdan fazlasını kaldırmıyo benim kafa zaar.
 
"Sana bunları hiç bilmediğin bir yerden yazıyorum
Ben senin hiç görmediğin bir yerden düşüyorum
Gözlerim kapalı her yer karanlık ben senin hiç bilmediğin bir yere yürüyorum
Sana bunları hiç duymadığın bir yerden söylüyorum
Ben senin hiç olmadığın bi yerde duruyorum
Sen benim hiç bilmediğim bi yerde uyuyor
Ben senin hiç bilmediğin bi yerde ölüyor"
 
2. albümü olan "aşk bu gece şehri terk etti" yer alan (nasıl olduğunu tam hatırlamıyorum) sonbahar ve yağmur şarkıları ile tanıdığım güzide şarkıcı.
büyük ihtimalle sotede (bkz: sosyal tesisler) yemek yerken, müzik kutusunda duymuş olmalılıyım.
sonra yurtların arkasındaki spor salonun önüne gidip karanlıkta dakikalarca bu iki şarkıyı dinlerken bulmuştum kendimi.
 
Bende katılırım ozaman.
 
cem adrian kompozisyonu yazarım ben be... gece gece yazasım var zaten, kitap yazamayacağıma göre buraya yazcam. aa hiç yapmadığım şey.
ilk albümünden beri takip ettiğim, şarkılarını sadece dream tv'nin çaldığı o dönemlerini çok severdim. üniversiteyi okuduğum dönemde, okulumuza çok yakın bir yerde yaşardı kendisi, o sokaklarda cem adrian'la anısı olmayan insan sayısı çok azdır. istanbul'dan nefret ettiği için ankara'da yaşamayı seçen ve kendini ankara'ya ait hisseden, sıradan bir ankara insanı gibiydi. ayıptır söylemesi çayını içmişliğimiz vardır, hatta anket yapmışlığım bile var... siz kimsiniz de ay çok işim var diye bizi çevirebiliyorsunuz bee, ben cem adrian'la anket yaptım diye şirkette şov yapıyordum. canım be.
aşk bu gece şehri terk etti albümüyle dikkat çekse de asıl süksesini emir albümüyle yaptı, albüm kapağında çıplak olması onun ilk aykırı çıkışı ve bilenler tarafından dışlanmaya başladığı andı. kayıp çocuk masalları albümüyle de zirveye tırmandı ve o günden sonra ötekileştirilme mevzuları daha da arttı. sesi ve şarkılarından çok gay mi değil mi tartışmaları başladı, herkesin bu muhteşem adamla ilgili öğrenmek istediği tek şey gay olup olmadığıydı. albüm kapağında kendini öpüyordu da... bana göre de en iyi albümüydü, benim en yıkık dönemime denk geldiği için çok sevmiş de olabilirim. siyah bir veda öpücüğü albümü çıktığında, bizzat kendisinin öptüğü albümler tükenmeden almak için koşmuştum. benimki ne bir ergen sevgisi ne de bir laf olsun fanlığıydı, ben düşüncelerini ve tavrını o kadar seviyordum ki daha çok insana ulaşması için desteklemek istiyordum sanki. şeker prens ve tuz kral albümüyle de bana göre gerçek cem adrian'ı son kez dinledik. o güne kadar her şeyini takip ettiğim dinlediğim adamın bu albümünden sonra çıkardığı hiçbir albüm cem adrian albümü değildi. hiçbirinde cem adrian tadı yoktu ve artık cem adrian herkesindi. çok tanındı, çok takip edildi, çok tanınmayı hiç istemeyen biri için çok tanınmak bence sanatını bile etkiledi. evet ben çok tanınsın, sevilsin istiyordum da şarkıları da eskisi gibi olmaya devam etsin istiyordum. insanlığından, merhametinden ve samimiyetinden bir şey kaybettiğine inanmıyorum ama çok bilinir olmanın yorgunluğu o eski sıcaklığını almış götürmüş gibi geliyor. kendime zaman zaman eski albümlerinden terapiler yaparım çünkü çok başkaydı. belki de yaşın ilerlemesiyle o eski ağlaklık denebilecek sözler beni kesmediği için, etkilemediği için yeni albümleri tatsız gelmiştir ama ı-ıh, yok bunu yaşıma bağlayamam tamam vazgeçtim. profesyonel bir cem adrian dinleyicisi olarak kesinlikle eski tadı olmadığına yemin ederek de burayı terk ederim. hee, son çıkardığı kül şarkısını da tamamen yeni şarkılarına olan önyargım yüzünden çok geç dinledim ve onun hakkını teslim edebilirim, çok güzel.
küçük melonun çok sevdiği küçük cem adrian... bir gün bir yerde yine o eski günlerin tadını yaşamak dileğiyle... bu adam çıktığında sivilceleri yeni terlemiş bıyıklarının altından parlıyordu, şimdi antropoza gün sayıyor. ah be. vallahi billahi yaşlandık.
 
Geri