cem adrian kompozisyonu yazarım ben be... gece gece yazasım var zaten, kitap yazamayacağıma göre buraya yazcam. aa hiç yapmadığım şey.
ilk albümünden beri takip ettiğim, şarkılarını sadece dream tv'nin çaldığı o dönemlerini çok severdim. üniversiteyi okuduğum dönemde, okulumuza çok yakın bir yerde yaşardı kendisi, o sokaklarda cem adrian'la anısı olmayan insan sayısı çok azdır. istanbul'dan nefret ettiği için ankara'da yaşamayı seçen ve kendini ankara'ya ait hisseden, sıradan bir ankara insanı gibiydi. ayıptır söylemesi çayını içmişliğimiz vardır, hatta anket yapmışlığım bile var... siz kimsiniz de ay çok işim var diye bizi çevirebiliyorsunuz bee, ben cem adrian'la anket yaptım diye şirkette şov yapıyordum. canım be.
aşk bu gece şehri terk etti albümüyle dikkat çekse de asıl süksesini emir albümüyle yaptı, albüm kapağında çıplak olması onun ilk aykırı çıkışı ve bilenler tarafından dışlanmaya başladığı andı. kayıp çocuk masalları albümüyle de zirveye tırmandı ve o günden sonra ötekileştirilme mevzuları daha da arttı. sesi ve şarkılarından çok gay mi değil mi tartışmaları başladı, herkesin bu muhteşem adamla ilgili öğrenmek istediği tek şey gay olup olmadığıydı. albüm kapağında kendini öpüyordu da... bana göre de en iyi albümüydü, benim en yıkık dönemime denk geldiği için çok sevmiş de olabilirim. siyah bir veda öpücüğü albümü çıktığında, bizzat kendisinin öptüğü albümler tükenmeden almak için koşmuştum. benimki ne bir ergen sevgisi ne de bir laf olsun fanlığıydı, ben düşüncelerini ve tavrını o kadar seviyordum ki daha çok insana ulaşması için desteklemek istiyordum sanki. şeker prens ve tuz kral albümüyle de bana göre gerçek cem adrian'ı son kez dinledik. o güne kadar her şeyini takip ettiğim dinlediğim adamın bu albümünden sonra çıkardığı hiçbir albüm cem adrian albümü değildi. hiçbirinde cem adrian tadı yoktu ve artık cem adrian herkesindi. çok tanındı, çok takip edildi, çok tanınmayı hiç istemeyen biri için çok tanınmak bence sanatını bile etkiledi. evet ben çok tanınsın, sevilsin istiyordum da şarkıları da eskisi gibi olmaya devam etsin istiyordum. insanlığından, merhametinden ve samimiyetinden bir şey kaybettiğine inanmıyorum ama çok bilinir olmanın yorgunluğu o eski sıcaklığını almış götürmüş gibi geliyor. kendime zaman zaman eski albümlerinden terapiler yaparım çünkü çok başkaydı. belki de yaşın ilerlemesiyle o eski ağlaklık denebilecek sözler beni kesmediği için, etkilemediği için yeni albümleri tatsız gelmiştir ama ı-ıh, yok bunu yaşıma bağlayamam tamam vazgeçtim. profesyonel bir cem adrian dinleyicisi olarak kesinlikle eski tadı olmadığına yemin ederek de burayı terk ederim. hee, son çıkardığı kül şarkısını da tamamen yeni şarkılarına olan önyargım yüzünden çok geç dinledim ve onun hakkını teslim edebilirim, çok güzel.
küçük melonun çok sevdiği küçük cem adrian... bir gün bir yerde yine o eski günlerin tadını yaşamak dileğiyle... bu adam çıktığında sivilceleri yeni terlemiş bıyıklarının altından parlıyordu, şimdi antropoza gün sayıyor. ah be. vallahi billahi yaşlandık.