Cellat mezarlarının cellatı varmış
Tarihsel süreç içinde bazı meslek erbabı, uğraştıkları işten dolayı toplumun diğer bireylerinde, bazen öfke, bazen de korkuya neden olmuşlardır.Osmanlı devletinde idam cezasının infazını yerine getiren cellatlar için her ikisini de söylemek mümkündür.
Bu mesleğin mensupları öldükten sonra dahi, diğer insanlarla karıştırılmamışlar ve Eyüp’te Piyer Loti Kahvesi’nin birkaç yüz metre kadar ilerisinde yer alan Karyağdı Baba Tekkesi yakınlarındaki Cellat Mezarlığı’na gömülmüşlerdir.
Eyüp Belediye Arşivi’nde yer alan ve muhtemelen 1950’lerin tarihini taşıyan bir fotoğrafta,Karyağdı Baba Tekkesi yakınlarındaki Cellat Mezarlığı.
Eski devirlerde yerleşimin olmadığı bu yüksek mevkie, inanışa göre, yılın ilk karı düştüğünden, yakınlardaki Bektaşî dergâhına da, ‘Karyağdı Baba Tekkesi’ adı verilmiştir.
Ancak tekkenin asıl adının, Horasanlı Karyağdı Ali Baha’dan geldiğini de hemen belirtelim...
Tekke, yeniçeri ocağının kaldırılması sırasında yıktırılmış olup, bu kalıntıların yaklaşık 150 metre ilerisinde, Osmanlı cellat ocağı mensuplarının ebedî istirahatgâhı yer alır.
Genelde çingene ya da. Hırvat dönmeleri arasından seçilen cellatlar, ülkenin siyasî tarihinde rol alan bazı önemli şahsiyetlerin son anlarında hazır bulunmalarına rağmen, hep gölgede kalmış insanlardır.
Zaten ‘Kara Ali’ ve ‘Hamal Ali’ misali bir kaçının dışında da, gerilerinde, bir isim bile bırakmamışlardır. Osmanlı saray cellatlarının mezarları da, adeta bu sessizliği devam ettirir gibidir...
Cellat Kara Ali ve yamağı Hamal Ali,kurbanlarının önünde tasvir edilmiş.
Belki yaptıkları işin halk nazarında ‘uğursuz’ kabul edilmesinden, belki isimlerine sövülüp beddua edilmesinden çekindikleri için, belki de mezarlarında kurbanlarının akrabaları tarafından rahat bırakılmama endişesinden, mezar taşları düz blok taşlardan ibaret olup, üzerinde yazı ya da nişan bulunmazdı.
Aslında taşların bu özelliği, adeta onların sonlarını da hazırlamıştır, Zira Sultan Abdülmecid zamanında, sarayda cellat bulundurma geleneğine son verilerek ocak dağıtılınca, zaman içinde mezarlık da unutulmaya yüz tutmuştur.
Özellikle 1950’li yıllardan itibaren, bu alana definler yapılmış ve cellatların mezar taşları da bu tarihten itibaren yavaş yavaş yok olmaya başlamıştır.
Bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla, 2004 yılına değin bu alana cenaze gömülmüştür. Yeni mezarlar için gerekli olan alan ise, cellat mezarlarından temin edilmiştir.
Eyüp Belediye Arşivi’nde yer alan fotoğrafla, günümüzdeki mezarlık manzarasının karşılaştırılması, cellat mezarlığının kaderini gayet güzel ortaya serecektir.
Öte yandan, her ne kadar mezarlıkta Osmanlı döneminden kalan az sayıda bazı yazılı ve serpuşlu mezar taşı varsa da, bunların çoğunun başka yerlerden getirilerek bir alana yerleştirildiklerini sanıyorum.
Zira çoğu taşın mezar kısmı yok. Eyüp semtinin Eyüp el-Ensari nedeniyle taşıdığı önem, bu semte gömülme arzusunu kuvvetlendiriyor ve bu da tarihî mezarlıklarımızın ne yazık ki sonunu getiriyor,
Bazılarımızın, ortak mirasımızın yok olması pahasına ‘ahiret saadeti’nin elde edilemeyeceğim anlaması için, bakalım daha kaç tarihî mezarlık alanının ortadan kalkması gerekecek!,.
Cellat mezarlığı hakkında Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi’nde henüz günümüzdeki tahribatı yaşamamış mezar taşları hakkında, ilginç bilgiler verir.
Koçu’ya göre, mezar taşlarının yerden yüksekliği 1.70¬1.90 santim arasında değişmektedir.
Bugün ise, geride kalan mezar taşlarının en büyüğü 1,80 santim yüksekliğindedir. Bunun dışında, aynı alanda, Gülay Bozkurt adını taşıyan mezarın bulunduğu yerin ön ve arka kısmında, sağlam olarak ayakta kalmış üç mezar taşıtının uzunlukları, yaklaşık bir metre kadardır.
Alandaki mezar taşlarının toplam sayısı bir düzineden fazladır. Fakat bunların çoğu ya kırık olduğundan ya da yatay hale gelip üzerleri toprak ve otla kaplandığından, dikkatli bakılmadığı takdirde, görünmez bir haldedir.
Cellatların mezar taşlarının başına gelen en acı olay işe, çevre inşaatlarda kolon alarak kullanılmaları olsa gerek!
Gerçi Ayaspaşa Mezarlığındaki taşların bir kısmının Gümüşsüyü Caddesi üzerinde yer alan bazı apartmanların temelinde kullanıldıklarını biliyorduk, Ama şimdi, cellat mezarlığının da celladı olduğunu kayda geçirmiş olduk
Tarihsel süreç içinde bazı meslek erbabı, uğraştıkları işten dolayı toplumun diğer bireylerinde, bazen öfke, bazen de korkuya neden olmuşlardır.Osmanlı devletinde idam cezasının infazını yerine getiren cellatlar için her ikisini de söylemek mümkündür.
Bu mesleğin mensupları öldükten sonra dahi, diğer insanlarla karıştırılmamışlar ve Eyüp’te Piyer Loti Kahvesi’nin birkaç yüz metre kadar ilerisinde yer alan Karyağdı Baba Tekkesi yakınlarındaki Cellat Mezarlığı’na gömülmüşlerdir.
Eyüp Belediye Arşivi’nde yer alan ve muhtemelen 1950’lerin tarihini taşıyan bir fotoğrafta,Karyağdı Baba Tekkesi yakınlarındaki Cellat Mezarlığı.
Eski devirlerde yerleşimin olmadığı bu yüksek mevkie, inanışa göre, yılın ilk karı düştüğünden, yakınlardaki Bektaşî dergâhına da, ‘Karyağdı Baba Tekkesi’ adı verilmiştir.
Ancak tekkenin asıl adının, Horasanlı Karyağdı Ali Baha’dan geldiğini de hemen belirtelim...
Tekke, yeniçeri ocağının kaldırılması sırasında yıktırılmış olup, bu kalıntıların yaklaşık 150 metre ilerisinde, Osmanlı cellat ocağı mensuplarının ebedî istirahatgâhı yer alır.
Genelde çingene ya da. Hırvat dönmeleri arasından seçilen cellatlar, ülkenin siyasî tarihinde rol alan bazı önemli şahsiyetlerin son anlarında hazır bulunmalarına rağmen, hep gölgede kalmış insanlardır.
Zaten ‘Kara Ali’ ve ‘Hamal Ali’ misali bir kaçının dışında da, gerilerinde, bir isim bile bırakmamışlardır. Osmanlı saray cellatlarının mezarları da, adeta bu sessizliği devam ettirir gibidir...
Cellat Kara Ali ve yamağı Hamal Ali,kurbanlarının önünde tasvir edilmiş.
Belki yaptıkları işin halk nazarında ‘uğursuz’ kabul edilmesinden, belki isimlerine sövülüp beddua edilmesinden çekindikleri için, belki de mezarlarında kurbanlarının akrabaları tarafından rahat bırakılmama endişesinden, mezar taşları düz blok taşlardan ibaret olup, üzerinde yazı ya da nişan bulunmazdı.
Aslında taşların bu özelliği, adeta onların sonlarını da hazırlamıştır, Zira Sultan Abdülmecid zamanında, sarayda cellat bulundurma geleneğine son verilerek ocak dağıtılınca, zaman içinde mezarlık da unutulmaya yüz tutmuştur.
Özellikle 1950’li yıllardan itibaren, bu alana definler yapılmış ve cellatların mezar taşları da bu tarihten itibaren yavaş yavaş yok olmaya başlamıştır.
Bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla, 2004 yılına değin bu alana cenaze gömülmüştür. Yeni mezarlar için gerekli olan alan ise, cellat mezarlarından temin edilmiştir.
Eyüp Belediye Arşivi’nde yer alan fotoğrafla, günümüzdeki mezarlık manzarasının karşılaştırılması, cellat mezarlığının kaderini gayet güzel ortaya serecektir.
Öte yandan, her ne kadar mezarlıkta Osmanlı döneminden kalan az sayıda bazı yazılı ve serpuşlu mezar taşı varsa da, bunların çoğunun başka yerlerden getirilerek bir alana yerleştirildiklerini sanıyorum.
Zira çoğu taşın mezar kısmı yok. Eyüp semtinin Eyüp el-Ensari nedeniyle taşıdığı önem, bu semte gömülme arzusunu kuvvetlendiriyor ve bu da tarihî mezarlıklarımızın ne yazık ki sonunu getiriyor,
Bazılarımızın, ortak mirasımızın yok olması pahasına ‘ahiret saadeti’nin elde edilemeyeceğim anlaması için, bakalım daha kaç tarihî mezarlık alanının ortadan kalkması gerekecek!,.
Cellat mezarlığı hakkında Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi’nde henüz günümüzdeki tahribatı yaşamamış mezar taşları hakkında, ilginç bilgiler verir.
Koçu’ya göre, mezar taşlarının yerden yüksekliği 1.70¬1.90 santim arasında değişmektedir.
Bugün ise, geride kalan mezar taşlarının en büyüğü 1,80 santim yüksekliğindedir. Bunun dışında, aynı alanda, Gülay Bozkurt adını taşıyan mezarın bulunduğu yerin ön ve arka kısmında, sağlam olarak ayakta kalmış üç mezar taşıtının uzunlukları, yaklaşık bir metre kadardır.
Alandaki mezar taşlarının toplam sayısı bir düzineden fazladır. Fakat bunların çoğu ya kırık olduğundan ya da yatay hale gelip üzerleri toprak ve otla kaplandığından, dikkatli bakılmadığı takdirde, görünmez bir haldedir.
Cellatların mezar taşlarının başına gelen en acı olay işe, çevre inşaatlarda kolon alarak kullanılmaları olsa gerek!
Gerçi Ayaspaşa Mezarlığındaki taşların bir kısmının Gümüşsüyü Caddesi üzerinde yer alan bazı apartmanların temelinde kullanıldıklarını biliyorduk, Ama şimdi, cellat mezarlığının da celladı olduğunu kayda geçirmiş olduk
Önder Kaya-Popüler Tarih-2006