Cehennem

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
Cehennem

Derin kuyu, ahirette kâfir ve günahkâr kimselerin azap Cekecekleri ceza yeri. Kur'an-ı Kerîm'de inanan ve güzel amel işleyen kimselere Cennet vadedildiği gibi (Kehf, 107); kâfir ve günahkâr kimselere de Cehennem vâdedilmiştir.

18_107.gif


cehennem2.jpg


Kâfir, münâfık ve müşrikler Cehennem'de ebedî kalırlar, orada ölmezler ve azabları hafifletilmez.

Tövbe etmeden günahkâr olarak ölen ve Allah'ın kendilerini affetmediği mü'minler ise Cehennem'de ebedî kalmazlar. Kendilerine günahları kadar azap edilir. Sonra oradan kurtulup Cennet'e girerler ve orada ebedî kalırlar.

Allah Cehennem'i diğer yaratıklardan önce yaratmıştır ve şu anda mevcuttur, yok olmayacaktır. Nitekim şu ayet bu durumu gayet açık ifade eder:

"Artık o ateşten sakının ki, onun tutuşturucu odun insanlarla taşlardır. O kâfirler için hazırlanmıştır. " (Bakara, 24)


3_131.gif


"Kâfirler için hazırlanan ateşten korkun. " (Ali İmran, 131)

İnsanın eğitimi ve iyi davranışlara yönlendirilmesi açısından Cennet ve Cehennem inancının dünya hayatına etkileri açıktır. Kişi, gizli ve açık yaptığı her şeyin karşılığını, bulacağını ve Cehennem'deki cezânın dehşetini hatırladığında, elbette hareketlerine çeki düzen verme ihtiyacını duyacaktır.

Kaynak :Cehennem, M. Sait ŞİMŞEK, Şamil İslam Ansiklopedisi
 
Cehennem Senede İki Kez Nefes Alır

ez-Zuhrî şöyle demiştir: Bana Ebû Seleme ibnu Abdirrahmân tahdîs etti ki, kendisi Ebu Hurayra (r.ânh)'dan, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Cehennem ateşi, Rabbine şikayet arzetti: -Ya Rabbi, bir kısmım bir kısmımı yiyor (yani ben, kendimi yiyorum, izin ver), dedi.

Alİah da, onun iki defa nefes almasına izin verdi.
Nefesin biri kışın, diğeri yazın.

En şiddetli hissettiğiniz sıcak ile sizi en çok üşüten zemherir (işte budur).

(Sahih-i Buhârî, Kitabu Bed'i'1-Halk, B.10, Hds.69, Kitabu Mevakiti's-Salat, B.9, Hds.14; Sahih-i Muslim, Kitabul-Mesadd, B:32, Hds.185-187; Sunen-i Tirmizî, Kitabu Sıfatu'l-Cehennem, B.8, Hds. 2719; Sunen-i İbn Mace, Kitebu'z-Zuhd, B.38, Hds. 17, 4319; Sunen-i Dârimî, Kitabu'r-Rikak, B.119, Hds.2848)

Ebû Hurayra (r.anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

Cehennem 'bir kısım bir kısmımı yiyip bitiriyor' diye Allah’a şikayette bulundu. Allah’ta ona iki sefer nefes almasını takdir etti. Kışın bir nefes, yazın bir nefes; kışın aldığı nefesten dolayı soğuklar ve zemheri meydana geldi. Yazın aldığı nefesten dolayı baskın sıcaklar ve sâm yeli ortaya çıktı.”

(Muslim, Mesacid: Bab 27, 32, Hadis no. 185- 186 (617); İbn Mâce: Zuhd: 17, Tirmizi, Cennet, bab 9, Hadis no : 2592)

ž Tirmizî: Bu hadis sahihtir. Ebû Hurayra’dan değişik şekilde de rivâyet edilmiştir. Mufaddal b. Salih hadisçilere göre hafız değildir.

(...) Bana Harmeletu'bnu Yahya rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti . (Dedi ki) : Bize Hay ve haber verdi. Dedi ki: Bana Yezîd b. Abdillâh b. Usâmete'bni Had, Muhammed b. İbrahim'den, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Hurayra'dan, o da Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)''den naklen rivayet etti ki şöyle buyurmuşlar :

«Cehennem, dedi ki: Yâ Rab! Kendi kendimi yedim. Bana izin ver de bir nefes bari alayım!

Bunun üzerine Allah ona iki nefes için izin verdi. Bir nefes kışın, bir nefes de yazın (alır.) İşte mâruz kaldığınız soğuk, yâhud zemherir cehennemin nefesîndendir. Mâruz kaldığınız sıcak yahut harûr da cehennemin nefesîndendir.»

(Muslim, Mesâcid, bab 32, hadis no : 187)

Bu hadîsi Buhari, «Mevâkitu's - Salât» bahsinde; Nesâî «Kitâbu's - Salât» da tahrîc etmişlerdir.

Cehnnemin, Rabbine şikâyeti, biri hakikat, diğeri mecaz olmak üzere iki vecîhle tasavvur edilebilir.
Kaadî İyâz hakikat olduğuna kaaildir.

Kurtubî dahî: «Bu sözü hakîkata hamletmek imkânsız değildir. Çünkü muhbir-i sâdık olan Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in haddi zâtında caiz bir şeyi haber vermesi te'vîle muhtaç değildir. Binaenaleyh bu sözü hakîkata hamletmek evlâdır.» demişdir.

Nevevî de buna benzer sözler söyledikden sonra: «Doğru olan hareket bu sözü hakîkata hamletmekdir.» diyor.
Bu husûsda Aynî de şunları söylemişdir: «Allah'ın kudreti büyükdür. Zîrâ Suleyman (Aleyhisselâm)'in, hudhud'une ilim ve idrâk halk eden Allah,, cehenneme de konuşma âleti halk edebilir. Nitekim hudhud'a ilim halk ettiğini kitâb-ı kerîminde haber vermiş. Cehennemin de «Daha var mı?» diyeceğini hikâye etmişdir.»

Dâvûdî: «Bu hadîs cehennemin düşünüp, anladığına delildir. Filhakika cennetle cehennemden daha çok işiten hiç bir şey olmadığına dâir hadîs vârid olduğu gibi, cehennemin Peygamberimiz Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile konuşacağına keza mu'minle de konuşarak «Geç ey mu'min! Gerçekten nurun alevimi söndürdü.» diyeceği rivayet olunmuşdur. Bu bâbda daha başka sözler de söylenmişdir.

İkinci veçhe göre cehennemin şikâyeti lisân-ı hâl iledir. Kaadî Beyzâvî bu şikâyeti mecaza hamletmiş: «Cehennemin şekvası, galeyanından mecaz olduğu gibi kendi kendini yemesi de cuz'lerinin sıkışıp birbiri üzerine yığılmasından; nefes alması dahî görünen kısmın dışarı çıkmasından mecâzdır demişdir.

«Cehennemde sıcakla, soğuğ'un bir arada bulunması imkânsızdır. Çünkü soğukla sıcak biribirine zıddır; denilemez. Çünkü bâzı hadîslerde vârid olduğuna göre cehennemin bâzı taraflarında ateş, bâzı taraflarında da zemherîr vardır. Zemherîr, şiddetli soğuk demekdir. Sıcakla soğuğun bir yerde bulunması imkânsız değildir, zîrâ Teâlâ Hazretleri iki zıddı bir araya getirmeye muktedirdir. Bir de cehennem, âhiret umûrundandır. Âhiret umurunu, dünyâdakilere kıyâs etmek doğru değildir. Mamafih Arabistan'ın sıcağı; kutupların soğuğu düşünülürse soğukla sıcağın dünyada da bir yerde bulunduğu anlaşılır.

Harûr: Gece ve gündüz devam eden şiddetli sıcakdır. Yalnız gündüz devam edip geceleyin kesilen sıcağa semûm derler. «Harr» sâdece sıcak demekdir. Hadîs-i şerif de: «Ma'rûz kaldığınız harr yahut harûr da cehennemin nefesindendir» denilmişdir. Burada yâ Rftvt şekk etmişdir. Yahut Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu şekilde söylemişdir. Bu takdirde «Ev» kelimesi şekk değil, taksim ifâde etmiş olur.

Sahîh haberlerden anlaşıldığına göre, dünyâ ateşi de Cehennem ateşinden yaratılmışdır. Yalnız İbni Abbâs (Radiyallahû anh) Hazretlerinin beyânına göre üzerine yetmiş defa su serpilmişdir. Zîrâ böyle yapılmasa mahlûkâtın ondan istifâde etmesine imkân kalmazdı. Teâlâ Hazretlerinin ateşi yaratması dünyâ umuru onunla tamam olduğu içindir. Ateş, bize âhireti de hatırlatır. Bizi Allah'ın azabından korkutur.

Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler:

1- Yazın sıcaklar şiddetlenince öğle namazım hava biraz serinleyinceye kadar geciktirmek mustehabdır.

2-Cehennem
hâlen yaratılmışdır. Bu hadîs «Cehennem kıyamet gününde halk edilecekdir.» diyen Mu'tezile taifesi aleyhine delildir.


3-
Şikâyet hayvanlarla, cansız şeylerden de tesavvur olunabilir. Nitekim Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mucizelerinden olmak üzere hurma kütüğünün ve devenin şikâyetde bulundukları rivayet olunmuşdur.


4-
Hadîsde serinliğe te'hîr edilmesi emir buyurulan namaz; öğle namazıdır.
 
Cehennem

Allah, hayatı ve ölümü belirli bir amaçla yaratmış, insanlara doğruyu ve yanlışı öğreten hak kitaplar indirerek bu amacı onlara bildirmiştir. Öğüt almayan ve kendini dünya hayatının geçici ve sahte süslerine kaptıran insanları cehennemle müjdeleyen Allah ‘halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete’ giremeyeceklerini bildirmiştir.

‘… inkar edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar ise; artık onlar da azap için hazır bulundurulurlar.’ (Rum Suresi, 16)

Cehennem, insanın hayal gücünü aşan ve dünyada mümkün olan en büyük acılardan daha fazlasının yaşanacağı azap dolu bir mekândır.

Bu azap dolu yer, Allah'ın sonsuz kudretinin bir tecellisidir ve sonsuza kadar sürecektir.

Ayetlere göre cehennem ateşine küçültücü bir sürüklenme ile sürüklenen cehennem halkı, cehenneme girdiklerinde onun kapıları üzerlerine kapatılacak ve olabilecek en dehşet verici görüntülerle karşılaşacaklardır. Cehennemde azabın hiçbir zaman bitmeyeceğini fark eden insanın yıkımı ve çaresizliği Kuran’da şöyle bildirilir:

‘Fasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: "Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın" denir.’ (Secde Suresi, 20)

Bazı insanlar bir süre cehennemde kaldıktan sonra bağışlanacaklarına inanır ve bunun rahatlığıyla dünya hayatına meyledip gaflet içinde yaşarlar. Oysa Allah ayetlerinde bu kimseler için: ‘Bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklardır.’ (Nebe' Suresi, 23) buyurmuştur.

‘Bu, onların: "Ateş bize sayılı günler dışında kesinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür.’ (Ali İmran Suresi, 24)

Cehennemde Allah'ın ‘Kahhar’ (Kahredici), ‘Cebbar’ (istediğini zorla yaptıran) isimleri tecelli edecek ve bu özel olarak yaratılan azap mekânında insan en büyük acıları yaşayacaktır. Kuran’da cehennemden, canlı gibi bahsedilir. Cehennem, ayetlerde bildirildiğine göre, “insana delicesine susamıştır” (Müddessir Suresi, 29) ve iman etmeyen kişileri sabırsızlıkla beklemektedir.

Ayetlerden anladığımıza göre cehennemde tam anlamıyla sosyal bir hayat yaşanacaktır.

Ancak bu hayatın her anı acıyla dolu olacak, cehennem halkı fiziksel ve psikolojik pek çok eziyet yaşayacaktır.

Gözler dehşet verici ve iğrenç görüntüler görecek; kulaklar korkunç sesler, gürültüler, çığlıklar, inlemeler, duyacak; en pis ve tiksinti verici kokular; en iğrenç tatlar, en dayanılmaz acılar hissedilecektir.

Bedenin her yeri yanacak ancak deriler tekrar tekrar yenilenecek ve azapta hiçbir kesinti ve hafifleme olmadan aynı işkenceler sonsuza kadar devam edecektir.

Bu azabı yaşayanlar yok olmak isteseler de bu bir türlü gerçekleşmeyecektir. ‘Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip-çağırırlar.’ (Furkan Suresi, 13)

Ayetlerden anlaşıldığına göre cehennem; dar, gürültülü, karanlık, dumanlı, pis kokulu, izbe ve tekin olmayan bir mekândır.

Ateşten elbiseleri, en iğrenç yiyecek ve içecekleri, kavurucu sıcaklığı ile insanın hissedebileceği en korkunç duyguların bir arada yaşandığı azap dolu bir hayattır cehennem.

Bu hayatta insanın şuuru tamamen açık olacak, acıkacak, susayacak, konuşacak, pişmanlık duyacak ve o mekândan kurtulmak isteyecek ancak azaplar hiç eksilmeden devam edecektir.

Cehennem ehli acıktığı zaman darı dikeni ve zakkum yiyecek, susadığında ise kaynar su, kan ve irin içecektir. ‘Doğrusu, o zakkum ağacı; Günahkâr olanın yemeğidir.

Pota gibi; karınlarda kaynar-durur; Kaynar-suyun kaynaması gibi.’ (Duhan Suresi, 43–44–45–46) ‘İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.’ (Sad Suresi, 57)

Cehennem halkı azap içinde kıvranırken cennet ehlinden yardım isteyecek ancak yardım görmeyecektir. ‘Ateşin halkı cennet halkına seslenir: ‘Bize biraz sudan ya da Allah’ın size verdiği rızıktan aktarın.’ Derler ki: ‘Doğrusu Allah, bunları inkar edenlere haram (yasak) kılmıştır.’ (Araf Suresi, 50)

Kafirler için hazırlanmış cehennem ateşinin yakıtı insanlar ve taşlardır. Cehennem ehli boyunlarındaki demir halkalar ve zincirlerle sürüklenecek, alınları, böğürleri ve sırtları dağlanacak, tüm bu işkenceleri yaşarken ölmek isteyecek ancak bir türlü ölemeyeceklerdir.

‘Doğrusu Biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık.’ (İnsan Suresi, 4)

Allah’ın tüm uyarılarına rağmen şeytanın yolunu benimseyen insanların ebedi mekânı belli olduğu zaman, son pişmanlıkları asla fayda vermeyecektir. ‘Suçlu-günahkârları, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız" (diye yalvaracakları zamanı) bir görsen.’ (Secde Suresi, 12)

Kendilerini yalan ve hileyle kandıran şeytan ise ‘Şüphesiz ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğinizi görüyorum, ben Allah'tan da korkuyorum’ (Enfal Suresi, 48) diyerek insanları yalnız bırakacaktır. Ve artık iman etmeyenler ve Allah yolunda yaşamayanlar için ‘sabretseler de birdir, sabretmeseler de’. (Tur Suresi, 16)

 
Cehennem ehli ve azabı

Cehennem ehli olanların üzerine mahşer yerinde cehennem ateşi onlar üzerine yuvarlanıp gelir ve onları yakalayıp cehenneme sürükler. Bu sürüklenenlerden kimisi zincirlere vurularak, bukağılarla zebaniler kendilerini cehenneme sürükleyip götürürler.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. O küfredenler, bölük halinde cehenneme sürülür. Sadakallahül azıym.’’ (Zümer suresi,71. ayet)

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Boyunlarına demir halkalar ve zincirler olduğu halde, sıcak suya sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır. Sadakallahül azıym.’’ (mümin suresi,71–72. ayetler)

Cehenneme kimisi guruplar halinde ve kimisi de ikişerli olarak sevk olunacaklardır.
‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. O gün günahkârların zincire vurulmuş olduğunu görürsün. Onların gömlekleri katrandandır, yüzlerini de ateş bürümektedir. Sadakallahül azıym.’’ (ibrahim suresi, 49–50. ayetler)

Kimileri de teker teker alınıp cehennem ateşine atılacaklardır.
‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Suçlular, simalarından tanınır, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. Sadakallahül azıym.’’(rahman suresi, 41. ayet)
Sert ve katı tavırlı acımasız melekler onları böylece perçemlerinden, ayaklarından yakalayıp, onları dürerler, sonra da cehennem ateşinin içine atarlar.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Onu yakalayın da, ellerini boynuna bağlayın; sonra alevli ateşe atın onu. Sadakallahül azıym.’’(hakka suresi, 30–31. ayetler)
Rivayete göre, cehennemliklerin boynuna takılan o ateşten halkalardan sadece bir tanesi dünyaya düşse, dünyayı ve içindekileri birlikte yakıverir.

Cehennem ateşinde görevli olan meleklerin kalplerinde ALLAH Azze ve Celle, zerre ağırlığınca acıma hissi yaratmamıştır. Bu bakımdan onlar oldukça acımasızdırlar. ALLAH Azze ve Celle onları yarattığı günden bu yana yüzleri ve suratları hep asıktır, asla gülme nedir bilmezler.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. O cehennemin başında, acımasız, güçlü, ALLAH’IN kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır. Sadakallahül azıym.’’(Tahrim suresi, 6. ayet)

Ellerinde demirden sopalar ve kamçılar vardır. Bununla cehennem ateşine atılanları döverler. Yani cehennemlikler ateşe atıldıktan sonra oradan çıkma girişiminde bulunacaklardır. Çünkü ateş alevleri öylesine yükselecek ki, neredeyse oradan çıkacak konuma gelirler ve bu durumda her çıkma girişimlerinde melekler ellerindeki kamçılarla onları döverek tekrar ateşe sokarlar. Bu durum yıllarca böyle devam eder, ta ki onlar cehennemin dibine düşene dek sürer ve bu azap da böyle devam eder.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Onların başlarının üstünden kaynar su dökülecektir! Bununla, karınlarının içindeki organlar ve derileri eritilecektir! Bir de onlar için demirden kamçılar vardır! Sadakallahül azıym.’’(hac suresi, 19–20–21. ayetler)

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Yoldan çıkanlar ise, onların varacakları yer ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: yalandır deyip durduğunuz cehennem azabını tadın! Denir. Sadakallahül azıym.’’ (secde suresi, 20. ayet)
‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. ızdıraptan dolayı oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve ‘tadın azabı!’ denilir. Sadakallahül azıym.’’ (hac suresi, 22. ayet)
Onların cehennemdeki durumu budur. Onların yiyecekleri, içecekleri ve giysileri ise hepsi azaptır. işte onların da açıklamaları şöyledir. Önce giysileri nelerden ibaret olacak, onu bir görelim. Aslında cehennemliklerin cehennemde giyecekleri elbiseler, cehennem ateşinde kızdırılmış bakır levhalardan oluşacaktır.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Şu iki gurup, rableri hakkında çekişen iki hasımdır: imdi, inkâr edenler için ateşten bir elbise biçilmiştir. Onların başlarının üstünden kaynar su dökülecektir. Bununla, karınlarının içindeki organlar ve derileri eritilecektir. Bir de onlar için demir kamçılar vardır. Sadakallahül azıym.’’ (hac suresi,19–20–21.ayetler)

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Onların gömlekleri katrandandır, yüzlerini de ateş bürümektedir. Sadakallahül azıym.’’ (ibrahim suresi,50. ayet)
Cehennem ehlinin yiyeceklerine gelince, onların cehennemdeki yiyecekleri zakkumdur, deve dikenidir.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Şüphesiz zakkum ağacı günahkârların yemeğidir. O, karınlarda maden eriyiği gibi, suyun kaynaması gibi kaynar. Sadakallahül azıym.’’ (Duhan suresi, 43–44–45–46. ayetler)

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Şimdi, ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı? Biz onu(zakkumu) zalimler için bir fitne(imtihan) kıldık. Zira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır. Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir. Cehennemdekiler ondan yerler. Sadakallahül azıym.’’(Saffat suresi, 62–63–64–65–66. ayetler)

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Sonra siz ey sapıklar, yalancılar! Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz. Karınlarını ondan dolduracaksınız. Sadakallahül azıym.’’ (vakıa suresi, 51–52–53. ayetler)

imam Tirmizi ibn-i Abbas Radıyallahu Anhum’dan rivayet ediyor. Demiş ki; Aleyhisselatu Vesselam efendimiz şöyle buyurdu: ‘’eğer, zakkumdan sadece bir tek damla dünyaya düşseydi, dünya ehlinin tüm yiyeceklerini, hayatını bozar zehir ederdi. Bir de gıdası, yiyeceği sadece zakkumdan ibaret olanların halini düşünün, acaba nasıl olabilecek ki!’’

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur, o ise ne besler ne de açlığı giderir. Sadakallahül azıym.’’ (Ğaşiye suresi, 6–7. ayetler)
Cehennem ehlinin içecekleri ise, kaynar su ve irindir.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Onlar cehennem ile kaynar su arasında dolaşır dururlar. Sadakallahül azıym.’’(rahman,55/44)

irin olayına gelince bu, cehennem ateşinde yananların bedenlerinden akan kan ile karışık maddedir ki, irin demektir. Cehennemliklerin vücudundan akıp giden bu pis ve murdar olan şeyler bir yerde birikir ve cehennemlikler de gelip buradan içerler. Çünkü onlar açlıkla azap olundukları gibi bununla da azap görürler. Açlıkları öyle bir noktaya gelecek ki, yiyecek diye imdat isteyeceklerdir. Onların imdat çığlıklarına zakkum ve deve dikeniyle karşılık verilecektir. O kadar acıkmışlardır ki, yiyecek bir başka şey olmadığından bu şeyleri yemek zorunda bırakılacaklardır. Bunları yerlerken lokmalar boğazlarında düğümlenecek ve kolay bir şekilde boğazlarından geçmeyecektir.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Hiç şüphesiz bizim nezdimizde onlar için hazırlanmış boyunduruklar, yakıcı bir ateş, boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verecek bir azap vardır. Sadakallahül azıym.’’ (Müzzemmil suresi, 12–13. ayetler)

Bu şeyleri yiyince bu defa susuzluk hissedecekler ve su isteyeceklerdir. Boğazlarından geçmeyen lokmanın geçebilmesi için dünyada iken nasıl bunun üzerine su içiyorlar idiyse, orada bunu deneyeceklerdir. Onların bu isteğine kaynar su verilerek veya irin getirilerek karşılık verilecektir. içmek için sunulan şeyi, aşırı susuzluktan ötürü ağızlarına götürdüklerinde güya bununla susuzluklarını giderecekler veya düğümlenen boğazlarının açılmasını sağlayacaklar ama ne çare. Çünkü ağza yaklaştırılan ve yüze yakın gelen bu kaynar su veya irin aşırı kaynar oluşundan ötürü o kişinin yüzünün derisinden parçaların kopup o suyun içerisine düştüğünü göreceklerdir.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Biz zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Susuzluktan imdat diyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri. Sadakallahül azıym.’’ (Kehf suresi, 29. ayet)

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Ardından da o inatçı zorbaya cehennem vardır, kendisine irinli su içirilecektir. Onu yudumlamaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve ona her yandan ölüm gelecek, oysa o ölecek değildir ki azaptan kurtulsun. Bundan ötede şiddetli bir azap da vardır. Sadakallahül azıym.’’ (ibrahim suresi, 16–17. ayetler)

Cehennemlik olan kişi cehennemde kaynar sudan veya irinden içince, boğazından aşağıya inmeye başladığı zaman tüm iç organlarını, bağırsaklarını paramparça kılacaktır, yakıp kavuracaktır.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Hiç bu ateşte baki kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? Sadakallahül azıym.’’ (Muhammed suresi, 15. ayet)

işte onların içeceği budur. Üzerlerine dökülünce onları paramparça hale getirecek bir su.
‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Onların başlarının üstünden kaynar su dökülecektir. Bununla, karınlarının içindeki organlar ve derileri eritilecektir. Bir de onlar için demir kamçılar vardır. Sadakallahül azıym.’’ (hac suresi, 19–20–21. ayetler)

Tirmizi Ebu Hureyre’den rivayet ediyor. Ebu Hureyre demiş ki, ALLAH Resulü Aleyhisselatu Vesselam şöyle buyurdu:
‘’ şüphesiz başlarının üzerinden kaynar su dökülecektir. Böylece kaynar su ta iç organlarına işleyerek karın-mide boşluğuna ulaşacak, ne gibi iç organları varsa tamamını silip götürerek ta ayaklarından dışarı çıkacaktır. işte Sahr yani eritme denen olay budur. Sonra organlar yine eski haline döndürülecektir.’’

Kâfirler cehenneme girdiklerinde, gördükleri azaba dayanabilmeleri için bedenleri öylesine irileştirilip büyütülecektir ki, iki omuzu arasındaki mesafe üç günlük bir yol mesafesi kadar olacaktır. Azı dişi ise adeta dağ büyüklüğünde olacak, derisi ise kalınlığı da yetmiş zira kalınlığında olacaktır. Nitekim yine imam Tirmizi ve Ebu Müslim rivayet ediyorlar. Rivayete göre Ebu Hureyre demiş ki; ALLAH Resulü Aleyhisselatu Vesselam şöyle buyurmuştur:

‘’kâfirin azı dişi Uhud Dağı gibidir. Derisinin kalınlığı ise üç günlük yol mesafesindedir. Ne zaman ki derileri iyice eriyip yok olur, ALLAH onun yerine başka bir deri getirir.’’

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Şüphesiz ayetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir ateşe sokacağız; onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe, derilerini başka derilerle değiştiririz ki acıyı duysunlar! ALLAH daima üstün ve hâkimdir. Sadakallahül azıym.’’ (nisa suresi, 56. ayet)

Cehennem ateş cehennemlikleri çepeçevre; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından, üstlerinden ve altlarından tümüyle kuşatacaktır.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Ateş üzerlerine kapatılmıştır. Sadakallahül azıym.’’ (Hümeze suresi, 8. ayet)

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Biz zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Sadakallahül azıym.’’(Kehf suresi, 29. ayet)
Tirmizi Ebu Said Hudri’den rivayet ediyor. Ebu Said Hudri diyor ki Resulullah Aleyhisselatu Vesselam şöyle buyurdu:
‘’cehennem ateşinin çiti dört duvar kalınlığındadır. Her duvarın kalınlığı da kırk yıllık yoldur.’’

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. O günde azap, onları hem üstlerinden ve hem ayaklarının altından saracak ve ALLAH onlara: ‘yaptıklarınızın cezasını tadın’ diyecektir. Sadakallahül azıym.’’ (Ankebut suresi, 55. ayet)

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Onların üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında da öyle tabakalar var. işte ALLAH kullarını bununla korkutuyor. Ey kullarım! Yalnızca benden korkun. Sadakallahül azıym.’’ (Zümer suresi, 16. ayet)

Nitekim rivayet olunduğuna göre cehennemde öyle yılanlar ve akrepler var ki her biri develer ve katırlar büyüklüğündedir. Bunlar orada cehennemlikleri soktuklarında, acısı tam kırk yıl hissedilir. Bir de bu cezanın yanında cehennem ehlinin öyle bir haykırışları, bağrışları, çığlıkları ve hatta ulumaya benzer sesleri var ki dayanılmaz durumdadır. Hepsi de birbirleriyle mücadele edip dururlar. Her biri diğer arkadaşını suçlar, onun yüzünden başlarına bunun geldiğini söyler. Hatta biri diğerine, beni bu hallere düşüren sensin, derken kimileri de birbirlerine bedduada bulunurlar.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Onlar orada: rabbimiz! Bizi çıkar, önce yaptığımızın yerine iyi işler yapalım! Diye feryat ederler. Sadakallahül azıym.’’ (Fatır suresi, 37. ayet)

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Orada onlara inim inim inlemek düşer. Yine onlar orada hiçbir iyi haber duymazlar. Sadakallahül azıym.’’( enbiya, 100. ayet)
Bir de cehennemde bunların birbirlerini kötülemeleri vardır.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. inkârcıların liderlerine: işte bu sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur, denildiğinde, liderler: onlar rahat yüzü görmesin, derler. Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir. Liderlere uyanlar ise: hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir! Derler. Yine onlar: rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını iki kat artır! Derler. Sadakallahül azıym.’’(Sad suresi, 59–60–61. ayetler)

‘’işte bu cehennem ehlinin tartışması, şüphesiz bir gerçektir. Sadakallahül azıym.’’ (Sad suresi, 64. ayet)

Bunun sebebi, insanların birçoğunun efendilerine, beylerine ve liderlerine uymaları, büyüklerinin peşinden gitmelerindendir. Oysaki bunların çoğu hem sapıktırlar ve hem başkalarını da saptırmaktadırlar. Bu bakımdan lider ve büyük konumunda bulunanlara genel olarak onlara tabi olanlar tarafından hep kınama gelecektir.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Yüzleri ateşte evirilip çevrildiği gün: eyvah bize! Keşke ALLAH’A itaat etseydik, peygamber’e de itaat etseydik! Derler. Ey rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yoldan saptırdılar, derler. Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanetle rahmetinden kov. Sadakallahül azıym.’’ (Ahzab suresi, 66–67–68.ayetler)

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Kâfirler ateşin içinde birbirleriyle çekişirken zayıf olanlar, o büyüklük taslayanlara: biz size uymuştuk. Şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz? Derler. O büyüklük taslayanlar ise: doğrusu hepimiz bunun içindeyiz. Şüphesiz ALLAH kulları arasında vereceği hükmü verdi, derler. Sadakallahül azıym.’’ (mümin suresi, 47–48. ayetler)

Cehennemliklerin sürekli azap görmeleri ve bir an olsun bu azaba ara verilmemesi sebebiyle, cehennemdeki görevli meleklere seslenecekler ve onlardan kendi ölümlerini isteyecekler ama ölüm nerede, bu hiç mümkün mü?

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. inkâr edenlere de cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabı da onlara biraz olsun hafifletilmez. Sadakallahül azıym.’’ (Ahzab suresi, 36. ayet)

Cehennemdeki görevli melekler yani hazinler, onların ölüm, isteğine ancak bin yıl sonra cevap verirler. Onlara cehennemdeki sorumlu melek malik şu cevabı verir: ‘’siz burada kalıcısınız.’’

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Ey malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin! Diye seslenirler. Malik de: siz böyle kalacaksınız der. andolsun biz size hakkı getirdik, fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz. Sadakallahül azıym.’’ (Zuhruf suresi, 77–78. ayetler)

Artık cehennemde ölmenin söz konusu olmadığını öğrenip ölmekten umutlarını kestikten sonra, kesin olarak ölüm denen olayın bundan böyle olmayacağına kani olurlar. Bu defa, hiç olmazsa bir gün de olsa azabımızı hafifletin, diye seslenecekler ama azapları da hafifletilmeyecektir.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Ateşte bulunanlar cehennem bekçilerine; rabbinize dua edin, bir gün olsun azabı hafifletsin! Diyecekler. Bekçiler de: size peygamberleriniz açık deliller getirmediler mi? derler. Onlar da: getirdiler, cevabını verirler. Bekçiler ise: o halde kendiniz yalvarın derler. Hâlbuki kâfirlerin yalvarması boşunadır. Sadakallahül azıym.’’ (Mü’min suresi, 49–50. ayetler)

Sonra cehennem ehli, umutları kesilince dönüp birbirlerine sabır tavsiyesinde bulunurlar ve ‘’sabredin, çünkü dünyada bir şeye sabredilince, sonunda bir ferahlık kapısı açılıyordu, burada da belki öyle olur’’ derler. Oysa onlara orada sabretmeleri ile sonunda onlara bir ferahlık yoktur ve sabırları bir yarar da sağlamayacaktır ve nitekim şöyle diyecekler:

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü bizim için sığınacak bir yer yoktur. Sadakallahül azıym.’’ (ibrahim suresi, 21. ayet)

Daha sonra cehennemlikler birbirlerine şöyle derler: doğrusu şu cehennem bekçileri var ya, aslında onların ellerinden bir şey gelemez. Dolayısıyla bize de acımazlar. Gelin biz rabbimize dua edelim de belki rabbimiz bize merhamet eder. Sonra hep birlikte yakarırlar:

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Derler ki: rabbimiz! Azgınlığımız bizi alt etti; biz bir sapıklar topluluğu idik. Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha ettiklerimize dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız. Buyurur ki: alçaldıkça alçalın orada! Bana karşı konuşmayın artık! Sadakallahül azıym.’’ (Müminun suresi,106–107–108. ayetler)

Artık bundan böyle umutsuzdurlar. Zaman uzadıkça azapları da artar, ateşin ısısı giderek şiddetlenir. Çünkü ateş onlar ve onların taptıkları put ve sistemlerle veya kibrit taşlarıyla tutuşturulur.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Siz ve ALLAH’IN dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz. Sadakallahül azıym.’’ (enbiya suresi, 98. ayet)
‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. inkâr edip de insanları ALLAH yolundan alıkoyanlar var ya, işte onlara, yapmakta oldukları bozgunculuklar sebebiyle, azaplarını kat kat artıracağız. Sadakallahül azıym.’’ (Nahl suresi, 88. ayet)

işte görüldüğü gibi onlar cehennemde ebedi olarak kalacaklardır. Onların azapları bir an olsun hafifletilmeyeceği gibi, ara da verilmeyecektir.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklar, azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir. Sadakallahül azıym.’’ (Zuhruf suresi, 74–75. ayetler)

Onlar için cehennemde; tarif edilemeyecek derecede bir nefes alış verişleri var ki adeta anırmaya benzeyen bir hırıltı ile nefes alıp verirler. Dilleri ise on km.den daha fazla uzayıp sarkmıştır, insanlar üzerine basa basa geçip giderler.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Bedbaht olanlar ateştedirler, orada onların öyle feci nefes alıp vermeleri vardır ki. Rabbinin dilediği hariç, onlar gökler ve yer durdukça o ateşte ebedi kalacaklardır. Sadakallahül azıym.’’ (Hud suresi,106–107. ayetler)

imam Tirmizi rivayet etmiştir. ibn-i Ömer’den yapılan bu rivayete göre, demiş ki; ALLAH Resulü Aleyhisselatu Vesselam şöyle buyurmuştur: ‘’şüphesiz cehennem ateşi içerisinde kâfir, dilini bir ve iki fersah kadar yerden sürüyüp çekecek ve insanlar da üzerine basıp geçerler.’’
imam Buhari, Ebu Müslim ve imam Tirmizi Numan bin Beşir’den rivayet ediyorlar, demiş ki; ALLAH Resulü Aleyhisselatu Vesselam şöyle buyurdu: ‘’cehennem ehli içerisinde azabı en hafif olan kimse, ateşten bir çift takunya ve bu takunyalara bağlı bir çift kemeri bulunan kişidir. işte ateşten bu ayakkabı ve kemerinin etkisiyle adeta ateş üzerinde tencerenin fokur fokur kaynaması gibi, beyni öylesine kaynar. Bu kimse, kendisi dışında başka bir kimsenin onun kadar azap çektiğini kabul etmez. Oysaki kendisi cehennemlikler arasında azabı en hafif olan kimsedir.’’

Bu azap, ALLAH Azze ve Celle’nin kâfirler ile münafıklar için Hazırladığı bir azaptır. Ancak bu ümmetin isyankâr olanlarına gelince, bunlardan her biri, dünyada işledikleri suçları oranında azap göreceklerdir. Bunlardan kimisi daha sırat üzerinden geçerken azap görecekler –ki bunlar asi olanlar arasında sayıları en çok olan kimselerdir-. Bir de büyük günah işleyenler ile farz ibadetleri terk edenler vardır. Bunlar bu halde ölüp giden kimselerdir. Dünyada iken yaptıklarına pişmanlık duyup da tövbe de etmemişlerdir. işte bu kimseler de cehennem ateşi içerisinde oldukça uzun bir müddet azap çekecekler, bu, onların binlerce senesine mal olacaktır.

Kâfirlerle münafıklar bir de cehennemden çıkmamak kaydıyla sonu gelmemek surette hep cehennemde ebedi olarak kalacaklardır.

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Onların yüzleri sanki karanlık geceden bir parçaya bürünmüştür. işte onlar da cehennem ehlidir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Sadakallahül azıym. (yunus suresi, 27. ayet)

‘’ Bismillahirrahmanirrahıym. Birbirlerine gösterilirler, fakat herkes kendi derdindedir. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtuluş için, oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın. Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o cehennem alevlenen bir ateştir. Sadakallahül azıym.’’ (Mearic suresi, 11–12–13–14–15. ayetler)
(Ahiret Günü Abdulkadir Mutlakurrahbavi)

 
Cehennem Ateşi ve Azabı

cehennem1.jpg


Ateş, insan cismine çok büyük acı ve ızdırap verdiği için ahirette kâfir ve münâfıkların cezası ateşle verilecektir. Böylelikle Cehennem, Allah’ın tutuşturulmuş ateşinin ismidir,

İşte Cehennem’in en açık vasfı ateş olduğu için bazen, Cehennem yerine ateş manasına “nâr” kullanılır:

“Şüphesiz ki münâfıklar nâr’ın en aşağı tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı bulamazsın.”(Nisâ, 145).

Cehennem’de görülecek azabın miktar, şiddet ve şekillerini ancak Allah ve Rasûlü’nün bizlere bildirmesiyle ve bildirdikleri kadarıyla bilebiliriz.

Kur’an-ı Kerîm’de belirtildiğine göre;

a-Cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatır:

“Cehennem inkâr edenleri şüphesiz çepeçevre kuşatacaktır.”(Tevbe, 49)

b-Cehennem ateşi sönmez:

“Biz sapık kimseleri kıyamet günü yüzü koyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Varacakları yer Cehennem’dir. Onun ateşi ne zaman sönmeye yüz tutsa hemen alevini artırırız. ”
(İsrâ, 97)

c-Cehennem dolmak bilmez:

“O,gün Cehennem’e: “doldun mu?”deriz. O! ” Daha var mı?” der. ”(Kaf, 30)

d- Kaynarken çıkardığı ses:

“Rablerini inkâr eden kimseler için Cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür. Oraya atıldıkları zaman onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler. Nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. İçine her bir topluluğun atılmasında bekçileri onlara: “size bir uyarıcı gelmemiş miydi” diye sorarlar. Onlar evet, doğrusu bize bir uyarırı geldi; fakat biz yalanladık ve Allah hiç bir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içerisindesiniz, demiştik ” derler. ”
(Mülk, 6-9)

e- “Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır. ”(Mü’minün, 104)

f- “Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar. ”
(Mü’min, 70-72).

g- İnkâr edenlere ateşten elbiseler kesilmiştir. Başlarına kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve derileri eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir. Orada uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler, her defasında oraya geri çevrilirler. Ve kendilerine “yakıcı azabı tadın”denir.(Hâcc, 19-22).

h- Derileri yandıkça azabı tatmaları için yeniden başka derilerle değiştirilir.(Nisâ, 56).

i- Ölümü isterler fakat azabları devamlıdır, ölmezler.(Zuhruf,74-77; Fatır,36).

Peygamberimizin (sav) ifadesine göre:

“Cehennem ateşi (miktarca ve sayıca) dünya ateşleri üzerine altmış dokuz derece fazla kılınmıştır. Bunlardan her birinin harareti bütün dünya ateşinin harareti gibidir. ”

Cezalar, işlenen suçlar cinsinden olacaktır. Dilleriyle suç işleyenlerin cezaları dillerine; elleriyle günah işleyenlerin cezaları ellerine vs. tatbik edilecektir.

arkadaşlar mahşer günü efendimizin sancağı altında buluşalım cennet bahçelerinde beraber dolaşalım inş.rabbim bizleri cehennem ateşinden ve azabından korusun inş.selam ve dua ile.
 
CENNETİN AYET-İ KERİMELERLE ANLATILIŞI

Cennet, mü’min ve muttakiler için mükâfat olarak hazırlanmış ebedi kalacakları bir meskendir.” Tevbe 72, Furkan 15
“Genişliği göklerle yer kadardır.” Âl-i İmran 133, Hadid 21
“Orası güvenilir bir makamdır.” Duhan 51“Altından ırmaklar akar.” Bakara 25, Âl-i İmran 15, 136, Nisa 57
“Cennette elbiseler ipek ve atlastan olup yeşil renkli, altın ve incilerle bezenmiş haldedir.” Hac 23, Fatır 33, Duhan 53

“Cennette altın ve gümüş bilezikler takılacaktır.” Kehf 31, Fatır 33, İnsan 21
“Cennet ehli oraya babalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla birlikte girer.” Ra’d 23, Yasin 56
“Cennette hurilerden eşler vardır. O huriler ki yeni bir yaratılışla yaratılmış, bakire, göğüsleri tomurcuklaşmış, yalnızca kocalarına bakan ve onlara âşık, saklı inciler gibi iri gözlü, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyaz, otağlar içinde ve tertemiz, yaşıt sevgililer halinde olcaktır.” Vakıa 22, 23, 35, 37, Nebe 33, Saffat 48, 49, Rahman 72, Nisa 57
“Oranın yemişi ve gölgesi süreklidir.” Ra’d 35
“Berrak, içene lezzet veren, sersemletmeyen ve sarhoş etmeyen içkileri vardır.” Saffat 46, 47
“Çeşitli meyveler vardır.” Yasin 57, Zuhruf 73“Cennet ehlinin canlarının istediği kuş etleri vardır.” Vakıa 21
“Cennette acıkmak ve susamak yoktur.” Ta-Ha 118, 119
“Orada ehlinin canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey vardır.” Zuhruf 71
“Bahçeler ve üzüm bağları vardır.” Nebe 32

“Gölgeleri ehlinin üzerine sarkar, meyveleri de kolayca koparılacak şekildedir.” İnsan 14
“Orada boş laf ve kötü söz işitilmez, sadece selam işitilir.” Vakıa 25, 26, Meryem 62“Orada yorulmak yoktur.” Hicr 48, Fatır 35
“Orada ölmek de, azap da yoktur.” Saffat 58, 59, Duhan 56
“Orada korkmak ve üzülmek yok, sevinmek vardır.” Fussilet 30
“Orada ne yakıcı sıcak görülür, ne de dondurucu soğuk.” İnsan 13
“Bozulmayan sudan, sütten, şaraptan ve baldan ırmaklar vardır.” Muhammed 15“Çağlayarak akan sular vardır.” Vakıa 31
“Yükseklerde kurulmuş döşekler ve mücevherlerle süslenmiş tahtlar vardır.” Vakıa 15, 34, Ğaşiye 13
“Tertemiz hizmetçiler, saçılmış inci gibi vildanlar vardır.” Tur 24, Vakıa 17
“Kalplerden kin sökülüp atılmıştır.” A’raf 43“Yiyecek ve içecekler altın tepsi ve kadehlerle sunulur.” Zuhruf 71
“Sıra sıra dizilmiş yastıklar ve serilmiş halılar vardır.” Ğaşiye 15, 16
“Cennetin neresine bakılsa bir nimet ve büyük bir mülk vardır.” İnsan 20
“…Onlar Adn cennetlerinde tahtlar üzerine kurularak orada altın bileziklerle bezenecekler…” Kehf 31“Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaadetti. ALLAH’IN RIZASI İSE HEPSİNDEN BÜYÜKTÜR…” Tevbe 72

Cennetteki kokuların güzelliğinden bahsedilen bir hadis ise şöyledir:
... Derken şimal (kuzey) rüzgarı eser de onları yüzlerine ve elbiselerine en güzel koku nevilerini serper. [Tezkireti'l Kurtubi, s. 325/562]
Bir hadiste de kokusu ile dikkat çekilen bitkilerden şöyle söz edilmektedir:
Muhakkak ki kına (boyası ve kokusu) cennet kokularının reisidir... Allah Teala cenneti yarattığı zaman onu (güzel) fesleğen kokusu ile kuşattı, fesleğeni de kına (kokusu) ile çepeçevre kuşattı... [Tezkireti'l Kurtubi, s. 342/619]
Hadislerde bahsedilen fesleğen güzel kokusu ile bilinen bir bitkidir. Ancak bizim bildiğimiz, tanıdığımız kokular da cennette çok daha farklı, çok hoşumuza gidecek şekildedir. (En doğrusunu Allah bilir.)
 
Geri