Cehennem Başkalarıdır

Konu sahibi son olarak 3654 gün önce görüldü
pek pişmanlık bilmem ben..biraz da işime gelmez
zayıflar içindir pişmanlık..mantığımla hareket ederim
iç güdülerimle..iç sesimi dinlerim çoğunlukla
pire için yorganda yakar..yorgansızda uyurum ben
ne kimseye eyvallah eder..ne menfaat için eğilirim ben
sen zahmet etme..
egoist gelmiş..yine egoist giderim ben​

[YOUTUBE]uQ3cgBQBcZ0[/YOUTUBE]​
 
L'enfer c'est les autres.

Çok güzel bir sözdür, oldukça derin. Başlık iyi seçilmiş, güzel doldur sayfanı, hayırlı olsun.
 
ve sen..yalan bir dünyanın sanal yüzü
seyirciye oynamak değil bilhakis seyirciyle oynamaktı..ben sadece orkestrana eşlik ettim
oldum olası benim derdim müzikti..
ne senin istediğin şarkıyı çaldım..ne türkünü çağırdım
esasen orkestranda aykırı bir melodiydim..milletin la basmasına ben si basardım
çünkü ne sen umurumdaydın..ne lanet şarkıların
ben bu hayata solo başladım..ve hepte öyle çalıyorum
sen hep yalanlarınla kal..yananlarınla kal​
[YOUTUBE]sdfTnVpUfxI[/YOUTUBE]
 
insan ilişkilerimde özenli olmaya gayret ederim..konuştuklarımla yaptıklarım ve yapmadıklarımla
kimseye limitsiz şans dağıtmıyorum..herkes yerini konumunu kendi belirliyor
elbette sözel ve gözel sınavlarım var benimde..söze hitap etmek yetmez gözede hitap etmelisin..
bu senin karşındakine verdiğin önemi gösterir..tutamayacağın sözleri vermeyecek
uyamayacağın kurallar koymayacaksın..kapasiteni zorlamayacaksın
kimseye öğretmenlik yapmam ben..öğrenip de geleceksin
yada hiç gelmeyeceksin...
 
Güzel bir gökyüzü güzel bir hava ve hiç istenmeyen yalnızlık.Kimi geceler devamı gelmeyen garip sancılar.Kim nerede, nasıl,ne şekilde diye düşünmeyle başlayan şizofrenik duygular.Bazen yazılar tek bir noktaya dağılıyor.Kelimeler elimizde dans ederken o hüzünlü anıları uzaklaştırmak yerine yeniden onları elden geçirip ve yeniden onları karalamak.. Sildiğimiz onca kelime sanki duman olup yok oluyor.Bir yeniside gelmiyor.Belki de dokunmak istemiyorum kelimelere, canımı onlar kanatcak gibi hissediyorum.Hissetmek doğalda peki yaşamak?
Yazmanın bana kazandırdığı çok şey oldu hayatımda.Hep yazdım.Yalnızlığımı veya hassas durumlarımı yazılarıma döktüm çoğu zaman.Bir kurtarıcı gibi.Beni çoğu zaman anladılar.Bir kere yazıp karaladığım yer bir başka sefer gözüme daha da hoş gözüktü.Belki yalnızım içimde dalgalanan bir sevinç duygusu, kim bilir ki ben bilmedikten sonra.
İnsanların bakış açısı,yorumları sadece kendine aittir.Bir kişi hakkında bile yorum yaparken enine boyuna düşünüyor.Ben kelimelerimle oynarken dünya sanki duruyor.
Bu his işte bu ince his, belki de olması gereken hislerin birleşimi.

Hiç değişmedim.Hep aynı kaldım.Hele ki düşüncelerimde.Bir çok insanın yargılamasına müsade ettim.Sonuçta insan düşündüklerinde özgürdür ve gene insan eleştirilerle güçlenir.Eleştiriyi kabul etmeyen insanın ölümle yüzleşmesi daha yakındır bana göre.Ama tek bir eleştiri kabul edilemez, o da kişinin şahsi benliğine aykırı gelebilecek olan.Başta da dedim ben kendimi bilemedikten sonra bir başkası beni nasıl bilebilsin ki.Böyle düşünen insanlar kendilerini bir adım öteye atamayacak kadar geride bırakırlar.Kısaca hayata 1-0 geride başlarlar.Ama onlar yendiklerini sanırlar.Sanmakla,evet oldu demek arasında dağlar kadar fark vardır.

Düşüncelerim düşüncelerime sığmıyor.Aslında düşünmediğim zaman mutsuz oluyorum.Beni gerçekten ben kılan düşündüklerim.İyi veya kötü hiç fark etmiyor.

Şuanda, AVUÇLARIMDA HAYAT BİRİKTİRDİĞİM YERDEYİM.
 
Çok da umursamayacaksın hayatı kıyısından köşesinden yaşayacaksın.Nasıl olsa biri gelip seni çekecektir belki en dibe, belki ortasına belki de en yükseğine hani nefes alabileceğin bir yere ya da nefesinin sonlanacağı bir yere.Gözlerini elbette kapatacaksın dinlenmek için mesela ve yeniden açıcaksın yeni bir umut için yeni bir yaşam için.Her defasında yeniden yeşereceksin, yeniden kendini yenileyeceksin.Yenilediğin her zaman seni kimse alıkoyamacak yaşamından, bir adım gerinde olucaklar.Dokunamayacaklar sana.Kapatacaksın onların çirkinliklerini.Sen sen olucaksın ve o kadar güçlü bir sen olucaksın ki, kimse senin önünde "dur!" diyemeyecek.Çevrende elbette kirli yalanlarla sana yanaşmak isteyen insanlar olucak, seni senin kendini bildiğin çizginin sonuna yönlendirecek insanlar.Geriye dönüp baktığında yüzünün simsiyah olduğunu görüceksin.Karanlıkta kalıp ürkeceksin.Seni durdurmak için elinden geleni ardına koymayan insanlar olucak, düşmeni bekleyenler.Onlara aldırış etmeyeceksin, elinden gelenin en iyisini yapıp onların kirli yalanlarına,sahte gülüşlerine kanmayacaksın.Kanarsan biliyorsun kanatların kanıyor.Böyle bir acıyı defalarca yaşamak artık seni güçsüz yapmayacak,direneceksin.Belki bir ömür belki bir kaç ay belki de bir kaç gün.Ama ayakta kalabilmek için direceksin.Sonra bir gün o aynaya bakacaksın, baktığında bir zamanlar ellerinle kapattığın o simsiyah güzün aydınlanacak.Ve farkedeceksin ki, gülmek en güzel şey.
 
Eski şeyleri sürekli tekrarlamak aslında onları unutmamak üzerine yeniden yeniden okumak, kısaca benliğinden sıyrılamamak sanırım tam da beni tanımlar.Eskiden o kadar güzel sözlerim, o kadar güzel hayallerim vardı ki.Her kitabı okuduğumda beni alıp hayal dünyamın en ücra köşesinde kendi kurmuş olduğum hayallerle beraber kitabın içindeki sihirli sözcüklerle bakmaya zorlardım kendimi.Hani rüyanın içinde rüya görmek hatta gene rüya görmek gibi.Şimdilerde yaşantılar mı havaların alt üst olan duygu değişimleri mi bilemem, fazla yazamaz fazla anlam yükleyemez oldum.Oysaki ben düşlerin sihriydim.Düşler benim için bir yaratılıştı.Hayranlıkla bakılan hayranlıkla baktığım bir kelime avcısı gibiydim.Üstüne perde çektim, kapandı sahne ve teke tek kaldım.Zorluyorum bazen acaba o eski şarkılara anlam yüklediğim o tat geri gelir mi diye.Gelmiyor, gelemiyor.
Bir kıvılcım da yok, onu yakacak.
Bana ha gayret yapabilirsin diye nice sözler duymama ragmen yapamadım, sanki ruhum çekildi.
Kaybettiğim onca şeyin üstüne bir de bunun yüklenmesi beni belirtisiz özne yaptı.
Öğelerimi toplamam gerekli.Belki bugün belki yarın belki yıllarımı alıcak ama toplamalıyım çünkü ciddi anlamda sinir bozucu olmaya başladım...
 
Mutlaka her insanın kendinde beğenmediği bir kaç huyu vardır.İtiraf ediyorum benim de var.Mesela çok çabuk sinirlenirim, kalbim öyle atar ki yanım da olan kişi attığı ritmi duyar hatta görür de.Mesela çok bağlanırım insanlara, hatta bazen öyle olur ki boğarak severim onları.Bu kötü niyetimden değil, bencillik olabilir biraz ama benim olmasını istiyorum çünkü beni seven insanların beni boğmasına bir şey demem ben çünkü bilirim aynı şeyi ben istiyorum.
Bazen kitap sayfalarına karışmış toz olarak görürüm kendimi, bu öyle pis bir şey değildir.Yıllanmış bir şey.Sanki bütün yükü omuzlarına almışta o kitabın arasında sıkışmış bir şey.
Mesela sinirlendiğimi yüz ifademden kimse anlayamaz, elimi tutan anlar.Ellerim sinirlendiğimde buz gibi olur, abartmıyorum.Mesela şuan öyle.Sıcak bir bahar gününde ellerim o kadar soğuk ki...
Kalbim de soğuyor...

Kalbim hiç olmadığı kadar huzursuz mesela.Anlatamıyorum bile, bütün gün otursam müzik dinlesem ya da kitap okusam bunlar geçmeyecekmiş gibi.
Kalın duvarlarım mı yıkılıyor bilmiyorum ama iyi değilim.Uzun bir aradan sonra bunları yazacağımı kendime bile itiraf edememişken inanmazdım.Hala itiraf edemiyorum ama değişiyorum, öyle bir değişim ki kalbimin atışını bile hızlandırıyor.
Geçer mi diyorum ama sonsuzluğu göremediğimiz gibi ben de göremiyorum bir noktasının olup olmadığını.Virgüllük kısmında bile takılmışım cümlen daha devam etmemiş ki noktalı virgülü görüp noktamı koyayım.


sözün özü, içime öküz oturdu. Ne yapacağımı bilmiyorum, bilsem de çaresi bende değil.N'yapmalı o halde, susmalı.Susup sessizliği dinlemeli...
 
[YOUTUBE]r344WHYSUyo[/YOUTUBE]​
Hepimiz en az bir kere çok eğleniyorum taklidi yapmadık mı?
Her şeye dışardan bakıp içerdeymişiz gibi kahkaha atmadık mı?
Hepimiz en az bir kere çok seviyorum taklidi yapmadık mı?
Eski bir yüzü unutmak için yeni yüzlere bakıp pişman olmadık mı?

Günahsız hayat var mı?
Hatasız biri var mı?

Her şey normal
Hepsi normal bu hayatta
Anladım


Hepimiz en az bir kere çok masumum taklidi yapmadık mı?
Şeytanla iyi dost olup meleklere de arada göz kırpmadık mı?

Günahsız hayat var mı?
Hatasız biri var mı?

Her şey normal
Hepsi normal bu hayatta
Anladım

O kadar zaman kendine eziyet çektirip
Sonra anlıyorsun her şey normal
O kadar zaman eziyet, eziyet çektirip
Sonra anlıyorsun her şey normal

Her şey normal
Hepsi normal bu hayatta
Anladım..
 
Gülüşlerin bozdu oyunumu. Uzattığın ellerine karşı koyamayışlarım alt üst etti kirli beyaz sabahlarımı. Ben beceremem ki yüzüme tebessüm düşürmeyi, öksüz bir kırlangıç yavrusuyum ılık bahar rüzgârlarıyla cenk edemem ki.

Bana bir baksana.
Gücüm yok benim. Sana bir Babil daha yaratamam ben. Uçsuz bucaksız bir sahraya sürgün ettim ben kalbimi hangi kervanın yolu mutluluk bilemem ki.

Benimde umut yıldızlarım olmuştu bir zamanlar. Kaybolduğum yollarda yediğim her tekmeyi hayra yoruşlarım olmuştu. Çelimsiz sevgi sözcüklerine kanıp yelkenlerimi gözümü kırpmadan yakışlarım olmuştu. Kaç kez alabora oldu bu beden biliyor musun?

Yazdım.
Kalemime sürdüm yaşadığım tüm kolpa sevişmeleri. Sayfalarca minyatür zevk çığlıklarını abarta abarta anlattım tanımak istemediğim insanlara. Satır aralarına gizledim tanrımdan af dileyişlerimi. Günahkâr bu beden anlamıyor musun? Ben küçük bir cehennem yarattım tek göz oda dünyamda. Onlar gibi değilim ben. Gönülsüz atan bu kalbe makyaj yapamam ki.

Üstü kapalı yapılan küçümsemelere alışığım ben. Bıyık altı edilen küfürlere, yarım ağız söylenen teselli sözcüklerine aşinayım. Durgun sularda boğulma tehlikesi yaşayan ilk kişi ben değilim ki. Burada öyle bir dünya yaratılmış ki başının üstünde hep bir el. Kimse nefes almanı istemiyor. Ve ben boğuluyorum tüm sahte çırpınışlarıma rağmen. Ölüm belkide tek kurtuluş yoludur. Kim cehennemin daha acı verici olduğunu söyleyebilir ki zaten.


Ama dedim ya.
Karanlık odama ışık tutuşların bozdu oyunumu. Yüzüne yakışmayan gözyaşlarına karşı koyamayışlarım bozdu. Sende onlardan biri misin? Sende umut bağladığım o yalancı yıldızlardan mısın yoksa? Ya kayıp gidersen arkana bakmadan? Bak bu koca ağaçta kalan son yaprak tanesi benim yaşam sevincim. Korkarım her rüzgâr estiğinde. O da düşerse kim bu çıplak bedene sevgisini kazıyabilir ki. Sende o umursamaz sonbahar rüzgârlarından mısın yoksa?

Anla beni.
Korkak adımlarımın tek sebebi dilimde yanıp duran geçmişimin kalıntılarıdır. Her “bu sefer geleceğim o olsun, son olsun, sonsuz olsun” dediğimde bir kez daha düştüm ben o sırat köprüsünden. Huysuz yakarışlarımı karamsarlığıma yorma sakın. Ben alışık değilim tenime konan ıslak dudak namelerine. Huylanırım, utanırım, beceremem…

Severim.
Delicesine bağlanırım ben. Hayatını hayatım sayar öyle yaşarım. Bana bak. Sakın çekip gitmelerini yanına alıp gelme bu kalbe. Döktüğün her gözyaşının nedeni ben olmalıyım sadece. Geçmişini alıp gelme. Sor. Aklında ki tüm soru işaretlerine kurban et beni. Hesabını sormadığın hiçbir geçmiş kalmasın aklında. Vur. Kafana yatmayan ne varsa, tüm suçlarımı, yanlışlarımı, yalanlarımı hiç çekinmeden vur yüzüme. İlerde keşkelere bağlayacaksan geçmişini gelme.


Gözlerinde ararım mutluluğu her defasında. Bir küçük nem zerresi görmeye dayanamam. Bu son firar edişim karanlık odamdan. Bu son yalnızlığı zikredişim.
 
Burada dur !​
[YOUTUBE]e78q4Wa37q8[/YOUTUBE]​
 
Bilenin acısıyla cahilin acısı aynı olmaz; ama aynı şey sevinç ve mutluluk için de geçerlidir.

Adam oyunu dışarıdan izliyor fakat “Şöyle oynanmalı, böyle oynanmalı!” diye de ahkâm kesmekten geri kalmıyor. “Öyleyse, gel sen oyna!” dediğinde ise o adamın yerinde yeller esiyor.

Sabit fikirli insanların, galiba “Her şey değişir.” Evrensel yasasından haberleri yok!

Bazen söz tükenir. Ne yapmalı, nokta mı koymalı? Hayır! İki nokta üst üste koyup eylemle devam etmeli. İnanmazsanız tarihteki devrimlere bakınız!

Her devrimden sonra, bir başka devrimin hazırlık dönemi başlar.

Egonu yendiysen başka bir zafer kazanmasan bile kahraman sayılırsın.

Kapıyı hızlı çarparak gittiyse, bil ki geri dönmeyi düşünmüyor demektir. Hiç olmazsa şimdilik…

Geçmişi unuttuysan, o kendini sana hemen bir hata yaptırarak hatırlatır.

Sömürücü; hak, adalet, eşitlik, özgürlük, demokrasi gibi kavramları diline pelesenk etmiştir.

Eline güç geçireni uzaktan iyi izleyin. Bakalım ne yapacak ve eskiye göre ne kadar değişecek?

”Özgürüz!” diye bağırdığımıza bakmayın; teknoloji hepimizi esir aldı, köleleştirdi. Baksanıza, hepimiz teknoloji ürünleri için ömrümüzü tüketir olduk.

Bir toplumda iyi ve merhametli insanlar aynı zaman cesur da olamazlarsa; kötü ve acımasız insanların sayısı hızla artar.

Fark edilmiyor musun? Demek ki farklı bir şey yapmıyorsun.

Yazar, eserinde yarattığı kahramanını kolay kolay öldürmez. Çünkü yazarken onunla gülmüş, onunla ağlamıştır; öldürürse onunla ölemeyeceği için ihanet ettiğini zanneder.

Kendinizi iyi hissetmediğiniz zaman da gülümserseniz, biraz sonra kendinizi iyi hissetmeye başlarsınız.
 
Ben herkes gibi değilim, asla da olmam. Fikirler büyük, kafalar cok küçük. Insanlarin beyni benim içimi acıtan şeyleri anlamayacak kadar ufacık..
 
Bazı şeyler için artık sabrım yok;
Ukala biri haline geldiğim için değil, aksine hayatımda artık beni mutsuz eden ya da üzen şeylerle vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim bir noktaya ulaştığım için..
Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere ve hangi türden olursa olsun talep ve beklentilere artık sabrım yok.. Benden hoşlanmayan insanları memnun etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybettim..
... Artık yalan söyleyen ve beni yönetmek isteyen insanlara bir tek dakika bile harcamak istemiyorum.. Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda bulunmak istemiyorum.. Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok.. Aynı şekilde boş dedikodulara da bulaşmak istemiyorum.. Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan nefret ediyorum..
Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan bir dünyaya inanıyorum, bu nedenle katı ve toleransı olmayan olan insanlardan kaçınıyorum..
Arkadaşlıkta sadakatsizlikten ve ihanetten hoşlanmıyorum.. Birisine nasıl iltifat edileceğini ya da cesaretlendirmek için ne diyeceğini bilmeyen insanlarla bir arada olamıyorum.. Abartılar beni sıkıyor..
Ve her şeyin de üzerinde, sabrımı hak etmeyen hiç kimseye sabrım yok!..
 
Geri