Rutin olcekli bir baslangıc belkide, dozu dusuk yazılmıs, yazıcaklarımın ilk satırları,
Yasam icerisinde yasanılanlar, bazen mecburiyetlikleri doguruyor secimi yapılamayan sart koşulmuş tercihler arasında...
Kaderi Bazen degistiremiyorsun, yada degistirmeye calistigin her yol, aynı kapıya cıkıyor, kader degisir mi bu halde?
Gec yas'da ergenliğe girmek isterken, belkide cocuk olmanın anlamlılıgı insanın icinden cekip gidiyor, bir magazadan bir cift ayakkabı alıp cıkmak gibi birsey, sadece ayaga olup olunmadıgı bakılmıs, rengi cok onemli olmayan basit biri belkide o alısverisi yapan..
80 gunde devr-i alem yapılabilirken, 15 dakikada yapılan degersiz, yitirilmis, anlamsız alınmıs bir anlık karar, nerden bilinebilir ki bu kadar uzun surecegi, yas 35 derken sairimiz, henus yas 20'lerdeydi...
"Bir insan yasayabilmek icin defalarca olmesi gerekir sanırım".. olumden korkusu olanında yasamaya cesareti olamazmıs, sanırım. ozguvenin en siddetli bas agrısı gibi cektim sigaramı..dumanı hala icimde, ne zaman istersem o zaman bırakacağım derken hayat baslıyor en derinden;
"Hırs'ın en sadesi, istemenin ingilizcedeki cesitliliği, cabanın en ulasılmaz gucu, uzaktan el sallıyor, sıkıysa yakala!"
Kendini bilmek, anlamak, tanımak, baskalarının seni anlamaya, tanımaya ve bilmesinden bazen daha degerli oluyor. Hissediyorsun bazen en derinden, konusuyorsun, zaman geciriyorsun, yasıyorsun, paylasıyorsun, kucuk tutulmus hedefler, gerceklesmis daha kocaman hedeflerin yanında bir hic kalsada, bırakılması guc bir cocugun elleri yumusatıyor, insanın kalbini, ve neden bu kadar iyimsersin sorusu dusuveriyor icine kocaman..
Her insanın icinde iyilik melegi yatıyor, kime sorsan ne derdin var, verilmis cevaplar basitlesmis, iyiliğimden, iyimserliğimden kaynaklanıyor cevabı artık sıkıcı geliyor insana.
Ağlayamamak, konusamamak, hatta susamıyorsunda, bi yerden bir yere surekli donup duruyorsun, bunun adı söz konusu anlasılan bir acı değil, insanın kendisi ile yuzlestiği ve vazgecemediği acı bir gerceği ortaya cıkıyor..
Yeniden o cumle aklıma geliyor;
"Hırs'ın en sadesi, istemenin ingilizcedeki cesitliliği, cabanın en ulasılmaz gucu, uzaktan el sallıyor, sıkıysa yakala!"
zevk alıyor insan belkide, Pisman olmuyorsun, dusunmuyorsun, gulumsemeye devam ediyorsun...
İnsanları tanıdıkca ve anlamaya calistikca kocaman travmalarını alırsın, etkileri daha da buyur ve aynı derecede yaralar acarsın, tek bir dogru var, etkiyi aldıgın kisi ile etki ile yarasını actıgın kisiler bambaska farklı kisilerdir. Baskalarının borclarını odeyip durursun.
Ah, ah, kimse kimsenin farkında değil ve herkes herkese cok gec kalıyor.
Yasam icerisinde yasanılanlar, bazen mecburiyetlikleri doguruyor secimi yapılamayan sart koşulmuş tercihler arasında...
Kaderi Bazen degistiremiyorsun, yada degistirmeye calistigin her yol, aynı kapıya cıkıyor, kader degisir mi bu halde?
Gec yas'da ergenliğe girmek isterken, belkide cocuk olmanın anlamlılıgı insanın icinden cekip gidiyor, bir magazadan bir cift ayakkabı alıp cıkmak gibi birsey, sadece ayaga olup olunmadıgı bakılmıs, rengi cok onemli olmayan basit biri belkide o alısverisi yapan..
80 gunde devr-i alem yapılabilirken, 15 dakikada yapılan degersiz, yitirilmis, anlamsız alınmıs bir anlık karar, nerden bilinebilir ki bu kadar uzun surecegi, yas 35 derken sairimiz, henus yas 20'lerdeydi...
"Bir insan yasayabilmek icin defalarca olmesi gerekir sanırım".. olumden korkusu olanında yasamaya cesareti olamazmıs, sanırım. ozguvenin en siddetli bas agrısı gibi cektim sigaramı..dumanı hala icimde, ne zaman istersem o zaman bırakacağım derken hayat baslıyor en derinden;
"Hırs'ın en sadesi, istemenin ingilizcedeki cesitliliği, cabanın en ulasılmaz gucu, uzaktan el sallıyor, sıkıysa yakala!"
Kendini bilmek, anlamak, tanımak, baskalarının seni anlamaya, tanımaya ve bilmesinden bazen daha degerli oluyor. Hissediyorsun bazen en derinden, konusuyorsun, zaman geciriyorsun, yasıyorsun, paylasıyorsun, kucuk tutulmus hedefler, gerceklesmis daha kocaman hedeflerin yanında bir hic kalsada, bırakılması guc bir cocugun elleri yumusatıyor, insanın kalbini, ve neden bu kadar iyimsersin sorusu dusuveriyor icine kocaman..
Her insanın icinde iyilik melegi yatıyor, kime sorsan ne derdin var, verilmis cevaplar basitlesmis, iyiliğimden, iyimserliğimden kaynaklanıyor cevabı artık sıkıcı geliyor insana.
Ağlayamamak, konusamamak, hatta susamıyorsunda, bi yerden bir yere surekli donup duruyorsun, bunun adı söz konusu anlasılan bir acı değil, insanın kendisi ile yuzlestiği ve vazgecemediği acı bir gerceği ortaya cıkıyor..
Yeniden o cumle aklıma geliyor;
"Hırs'ın en sadesi, istemenin ingilizcedeki cesitliliği, cabanın en ulasılmaz gucu, uzaktan el sallıyor, sıkıysa yakala!"
zevk alıyor insan belkide, Pisman olmuyorsun, dusunmuyorsun, gulumsemeye devam ediyorsun...
İnsanları tanıdıkca ve anlamaya calistikca kocaman travmalarını alırsın, etkileri daha da buyur ve aynı derecede yaralar acarsın, tek bir dogru var, etkiyi aldıgın kisi ile etki ile yarasını actıgın kisiler bambaska farklı kisilerdir. Baskalarının borclarını odeyip durursun.
Ah, ah, kimse kimsenin farkında değil ve herkes herkese cok gec kalıyor.