Çay var içek mi?

Konu sahibi son olarak 3315 gün önce görüldü
askim-kalbimde-bir-cicek-gel-cay-icek.jpg
 
Sayfami kirletmeseydiniz eyiydi :D
 
En çok yalan söylememeye çalışırken yalan söylüyor insan. Kırmamaya çalışırken kırıyor. Çekip gideceğim diyorum ya hani bazen! Yalan! Bok giderim anasını satayım nereye gidiyorsun. Her sabah alarmla uyan, ayın on beşi geldiğinde boş cüzdanla bankamatik önünde pusuya yat, sonra kocaman hayaller kur! Sevsinler…
A.L
 
vakit gece,

çay sıcak,

dert çok,

Allah kerim. . .
 
Türkü sevmeyen, çay içmeyen, kitap okumayan insanlara gönül vermeyin diye bir furya vardı ya hani Azra, sonuna kadar katılıyorum ben. Düşünsene, denizin kenarına gidip, semaverde çay içemeyeceksin, türkü söyleyemeyeceksin, kitap okuyamayacaksın. Kapı süsü gibi insan, olmasa da olur.
 
Ne İbrettir Kızarmak Bilmeyen Çehren, Bırak Kardeşim Tahsili ; Git Önce Edep, Haya Öğren ..! *
Mehmet Akif Ersoy
 
Ölüyoruz işte. Yavaş yavaş ölüyoruz. Ama bazı geceler farkında olmuyoruz bunun. Hayata kaptırır gibi oluyoruz kendimizi. (Hayata kaptırmak, ne tuhaf laf). Kendimizi olduğumuzdan çok daha güçlü zannediyoruz öyle zamanlarda. Oysa durum tam tersi. O kadar zayıfız ki aslında. Hayatın neon ışıkları kendisine doğru çekiyor bizi. Karşı koyamıyoruz. Kendimizi, herkes gibi bir şey zannediyoruz. Onlar gibi, onlardan biri gibi karışıyoruz aralarına. Aklımızdan geçmeyen şeyler yapıyoruz sonra. İddialı laflar edip, kendimizi vazgeçilmez gibi görüp, öfke,şefkat, kıskançlık, sevgi, nefret gibi zıt hislerden tek bir his yaratıp aklımızın ve kalbimizin kontrolünü o hisse bırakıyoruz.. Sonra bir yerlerde, ağaran şafakla birlikte ağır ağır kendimize gelip, kendi gerçeğimizle yüzleşiyoruz derin bir pişmanlıkla. Ölüyoruz işte. Yavaş yavaş ölüyoruz.. Tek başımıza..
Ali Lidar
 
Unutur gibi olursun bazen. Bir süre. Ondan önce nasıl akıyorsa öyle akıyor gibi gelir hayat. Bir süre. Başka şeylerle uğraşıp, başka şeylerle heyecanlanıp, başka şeylere üzülürsün. Ama bir süre. Oysa hepsi eksiktir. Her neyle meşgulsen tam da onun ortasında geliverir gülüşü aklına. O an aklını kaybedersin. Elinde bir kaldırım taşıyla polis barikatına doğru koşarken ya da tanımadığın insanlarla özgürlük sloganları atarken ya da kırığı sızlayan koluna daha az sızlayan incinmiş kolunla pres yaparken birden bire aklına geliverir. Ve o an başka her şey anlamsızlaşır. Koşarak onun yanına gitmek istersin. Elinden tutmak, alıp onu, kimsenin kimseye değmediği bir yere kaçırıp, dizlerine yatmak istersin bütün yorgunluklarını diz kapaklarına gömüp. Koşamazsın. Öylece kalakalırsın. Taş elinden düşer. Kolunun sızısı donup kalır. Ne ona gidebilirsin ne bulunduğun yerde kalabilirsin.

Ali Lidar
 
Yaptıklarıyla değil yapmadıklarıyla kırar insan sevdiğini. Ve söylediklerinden çok söylemedikleriyle..
 
Dünya boş değil, biliyorsun…”
dedi kafasını kaldırıp biri.
“Ama içimiz boş!” dedi kederle diğeri.

Gökhan Özcan​
 
Sünger Bob: Ya birgün güvenini kırarsam?
Patrick: Sana güvenmek benim tercihim. Yanlış olduğunu kanıtlaman ise senin tercihin..
 
Uyuduğumda uyanacağım gün dünün aynısı olacak. Bugün de bir önceki günün aynısıydı çünkü. Kendimi herkes tarafından aldatılmış salağın teki gibi hisediyorum. Sanki herkes gizli gizli beni izleyip hayvanlar gibi eğleniyor..

Truman Show diye bir film vardı. Jim Carrey'nin. Şimdi uzun uzun filmi anlatamayacağım ama orada bir sahne var. Herkes tarafından kandırıldığını geç de olsa fark eden Truman'ın kafasını yukarı kaldırıp bir kaç saniye bakakaldığı bir sahne. İşte o bakışla bakıyorum günlerdir etrafa...

Bir arkadaşımla konuşuyordum. Nasıl olduğumu sordu. "Bilmem", dedim "mal gibi oldum iyice ya bildiğin gibi değil. Marul gibi bir şey oldum. Marul yani. Sebze işte olsa da olur olmasa da. Mesela bir salata düşün içinde marul varsa yersin ama yoksa fark etmezsin olmadığını. Tadını bile aklına getiremezsin bak düşün bi. Varlığıyla yokluğu fark etmeyen, olsa da olur olmasa da salak bir sebze işte.."

Ait olduğun yeri biliyorsun ama görünmez zincirlerle olduğun yere zincirlenip bırakılmışsın. Kafanın içinde dünya turu yapıyorsun ama tuvaletini yapmak için odadan çıkmaya da üşeniyorsun... Televizyon kumandasına taktığım Duracell pil iki haftada bitti. Ne anlatayım lan ben daha..
 
İşi arsızlığa vurdurup her şeyle eğleniyor gibi görünmek belki de yapılabilecek en doğru şey. Manik çığlıklar atmak, kendinle hayatla ve her şeyle dalga geçebilmek ve o seni komik duruma düşürmeden kendi kendini küçültebileceğin kadar küçültmek mutlu olabilmenin tek reçetesi sanki. Ama bazen.. bazen çok başım ağrıyor işte, uyuyamıyorum.. Başım ağrıdığı için mi uyuyamıyorum yoksa uyuyamadığım için mi başım ağrıyor.
Ali Lidar
 
Geri