Aleyna1
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Ekim 13, 2014
-
- Mesajlar
- 5,966
-
- Tepkime puanı
- 212
-
- Puanları
- 318
Çay Kelimesi İçin Dünyada Neden "Chai" ve "Tee"den Türemiş Benzer Kullanımlar Var?
Dünyadaki neredeyse tüm dillerde çay kelimesini söyleyebilmenin iki yolu vardır, "chai" (çay) veya "tee" (tea). Bunların ikisi de Çinceden gelir, zaten çay da tüm dünyaya Çin'den yayılmıştır.
Burada ilginç olan şey ise kelime bir ülkeye karadan ulaştıysa (İpek Yolu) "chai" olarak geçmiş, eğer deniz yoluyla ulaştıysa "tee" olarak geçmiştir. Bunun nedeni ise çay kelimesinin Çincede iki farklı telaffuzu olması ve chai versiyonunun Çin'in karasal bölgelerinde, tee versiyonunun ise deniz ticaretinin yoğun olduğu sahil bölgelerinde kullanılmasıymış.
Bu yüzden çayın İpek Yolu ile geldiği yerlerde -Anadolu, Mezopotamya gibi- çay olarak, Avrupalı deniz tüccarları vasıtasıyla yayıldığı yerlerde ise -Hollanda, İngiltere, Fransa gibi- tee olarak anılmaya başlamıştır.
Chai ya da tee olarak anılmayan az sayıda dilde ise çay o ülkeye Çin'den gelmemiş, yerel çiftçiler tarafından yetiştirilmeye başlanmıştır. Bu yüzden kendi dillerinde karşılığı vardır.
Rüyada Neden Sert Yumruk Atamayız?
Rüyalarımızda bağıramamamızın, sert yumruk atamamamızın nedenleri var:
Yumruk atmak, koşmak gibi hareketler propriyoseptif geri bildirimiyle koordineli yapılan hareketlerdir. Hareket boyunca bu propriyosepsiyon sinyallerinin kortekse gönderilmesi lazım. Uyku durumunda talamus hem bu sinyal trafiğini hem de motor sinyalleri engellediği için (bunu rüyada yapılan hareketleri gerçekte yapmamamız için) yapıyor.
Bazen uyanıkken de bu sinyal trafiğini engellemeye devam eder, bu da uyku felcine yol açar; halk arasında karabasan denilen şey budur. Eğer uyurken engelleme olmazsa da uyurgezer oluyoruz. Geri bildirim olmaksızın hareket etmeye çalışıyoruz, bu da bu hareket mekanizmasını bozup her şeyi ağır çekimde yapmamıza yol açıyor.
Ağır çekimde koşmak, yumruk atamamak hep bu yüzden aama mesela uçabiliriz, su altında nefes alabiliriz. Çünkü bunlar insan fonksiyonları değil. Bahsettiğimiz sinyal trafiğiyle sinir sisteminin bu hareketleri denetlemek gibi bir şansı yok. O yüzden gerçek dışı şeyleri sınırsızca yapabiliyoruz.
Hasta Olduğumuzda Neden Ateşimiz Yükselir?
Vücudun savunma sisteminin bir tepkisidir. Beyindeki hipotalamus bölgesi vücudun termostatı olarak nitelendirilir ve vücut sıcaklığının düzenlenmesinden sorumludur.
Ateşlenme vücudun hastalık yapıcı etkenlere karşı savunmasına yardımcı olur. Normal vücut sıcaklığında virüslerin ve bakterilerin etkinlikleri genellikle daha yüksektir. Vücut sıcaklığının yükselmesi, sıcaklık değişimlerine karşı duyarlı olan bu mikroorganizmaların çoğalmasını güçleştirir.
Journal of Leukocyte Biology dergisinde yayımlanan araştırmada bilim insanları vücut sıcaklığındaki hafif seviyedeki artışların, virüslerin etki ettiği hücreleri ve kanser hücrelerini yok edebilen hücreler olan T-hücrelerinin oluşumlarını artırdığını belirledi.
Bulutları Oluşturan Su Damlacıkları Nasıl Bir Arada Durur?
Bulutlar, içlerindeki gaz halindeki su moleküllerinin hava soğudukça havada asılı halde bulunan küçük katı parçacıkların üzerinde yoğunlaşmasıyla oluşur. Hava atmosferde yükseldikçe basıncı azalır. Bunun sonucunda genleşirken yani hacmi artarken sıcaklığı düşer. Daha düşük sıcaklıklarda havanın tutabileceği su buharı miktarı da azalır. Doygunluk noktasına ulaşıldığında havada küçük su damlacıkları oluşmaya başlar. Havanın, su molekülleri sıvı hale geçmeden taşıyabileceği kadar su buharı taşıdığı noktaya doygunluk noktası denir. Damlacıkların büyüklüğü birkaç mikro metreyi geçtiğinde bulutlar görülebilir hale gelir.
Bulutların gökyüzünde homojen olarak dağılmak yerine yığınlar şeklinde bir arada bulunmasının, atmosferdeki sıcaklık ve nem dengesizliğinden kaynaklandığı düşünülüyor. Güneş’ten gelen enerjinin gün içinde değişmesi atmosferin sıcaklığında kısa mesafelerde farklılar ortaya çıkmasına neden olur. Bulutların oluşmasında belirleyici bir faktör olan doygunluk noktası atmosferin sıcaklığıyla yakından ilişkilidir. Bunun yanı sıra nem havada homojen dağılmadığı için bulutların oluştuğu bölge ile çevresi arasında bir sınır ortaya çıkar. Bulutların oluştuğu bölge ile çevresi arasındaki bağıl nem farkının büyük olması, bu sınırı belirginleştirirken bulutların çevresindeki bağıl nem miktarının yüksek olması bulutların sınır hattı boyunca yayılmasına neden olur.